Ankara
Yeniköy Kemerköy Enerji, kuruluşunun 10'uncu yılında Milas'ın 24 köyünde yürüttüğü kapsamlı saha çalışmasını bir kitap projesine dönüştürdü.
Şirketten yapılan açıklamaya göre, "Anlatılan, Aktarılan, Yaşayan Hikayeleriyle Bizim Köylerimiz" adlı kitap, bölgenin sözlü tarihini, kültürel hafızasını ve kırsal yaşamın dönüşümünü köy sakinlerinin anlatımlarıyla kayıt altına alıyor.
Yeniköy Kemerköy Enerji, 10'uncu yılı vesilesiyle faaliyet gösterdiği coğrafyaya farklı bir perspektiften yaklaşarak bölgenin hafızasına katkı sunacak bir kitap projesine imza attı.
Saha çalışmasında 24 köy ziyaret edildi, köylerin hafızasını yaşatan en eski sakinleriyle, muhtarlarla, zeytin üreticileriyle, halı dokuyan kadınlarla ve bölge sakinleriyle bire bir görüşmeler gerçekleştirildi.
- Kırsal yaşam yıllar içinde çok boyutlu olarak dönüştü
Saha çalışmaların ürünü olan "Anlatılan, Aktarılan, Yaşayan Hikayeleriyle Bizim Köylerimiz" kitabı, yalnızca bir kurumsal yayın değil, sözlü tarih niteliği taşıyan kapsamlı bir çalışma olarak öne çıkıyor.
Karya'dan Osmanlı'ya uzanan çok katmanlı geçmişi, zeytinlikleri, halıcılık geleneği ve Yörük kültürüyle Ege'nin en karakteristik havzalarından biri olan Muğla'nın Milas ilçesinin geçmişte tütün, zeytin ve dokumacılıkla şekillenen köy ekonomisi, zamanla yeni üretim alanları ve farklı istihdam imkanlarıyla çeşitleniyor.
Kitap, Bağdamları'ndan Türkevleri'ne uzanan coğrafyada köy isimlerinin ardındaki hikayeleri, dayanışma kültürünü, üretim alışkanlıklarının dönüşümünü ve yerel hafızanın bugüne nasıl taşındığını bütüncül bir çerçevede ele alıyor. Bu yönüyle kırsalın durağan değil, değişim içinde süreklilik üreten yapısını görünür kılıyor.
- "Bu kitapta duyduğumuz her cümle, bir yaşamın özeti gibiydi"
Açıklamada görüşlerine yer verilen Yeniköy Kemerköy Enerji Genel Müdür Yardımcısı Burak Işık, çalışmanın şirketin bölgeye bakış açısını yansıtan önemli bir adım olduğunu belirtti.
Faaliyet gösterilen coğrafyayla kurulan ilişkinin yalnızca ekonomik değil, sosyal ve kültürel bir boyutu olduğuna dikkati çeken Işık, "Bu projede amacımız köyleri anlatmak değil, köylerin kendilerini anlatmalarına alan açmaktı. Görüşmelerde duyduğumuz her hikaye, bir ailenin, bir yaşam biçiminin ya da bir köy kültürünün izlerini taşıyordu. Bir köyün hafızası, yalnızca geçmişi değil, bugünü ve yarını da taşır. Bu kitapta duyduğumuz her cümle, aslında bir yaşamın özeti gibiydi. Biz sadece o sesi görünür kılmaya çalıştık. Her köy, kendi sesiyle Milas'ın geleceğine iz bıraksın istedik." değerlendirmesinde bulundu.
Işık, Sosyal Etki Planı ile yerel paydaşlarla sürdürülebilir ilişkiler kurulmasını, sosyal risklerin erken aşamada tespit edilmesini ve kamulaştırma sürecinin de şeffaf bir iletişimle yürütülmesini amaçladıklarını ifade etti.
Kamulaştırma sürecinin yalnızca üretim faaliyetleriyle sınırlı olmadığını belirten Işık, şunları kaydetti:
"Enerji arz güvenliğinin sağlanması için maden sahasındaki rezerve ulaşmak büyük önem taşıyor. Bu kapsamda yürütülen kamulaştırma sürecini yalnızca hukuki bir uygulama olarak değil, sosyal etkileri dikkatle yönetilmesi gereken çok boyutlu bir süreç olarak ele alıyoruz. Sosyal Etki Planı kapsamında 6 köyde yaklaşık 134 haneyi kapsayan bir etki alanı üzerinde çalışma yaptık. Amacımız yerel topluluklarla açık iletişim kurarak, yaşlılar ve evde bakım ihtiyacı duyanlar gibi hassas gruplara destek sağlayacak projeler geliştirmek."
"Bizim Köylerimiz" kitabının Yayın Koordinatörü Leyla Atay da kırsal belleğin dönüşümünü içeriden bir bakışla ele almaya çalıştıklarını belirterek, "Köylerde yaptığımız görüşmelerde fark ettik ki her anlatı, geçmişe ait bir hatıra olmanın ötesinde, bu toprakların nasıl değiştiğini gösteren güçlü bir tanıklık. Yaşlıların hafızasında saklı kalan anılar ve gündelik hayatın içinden süzülen küçük ayrıntılar, Milas'ın tarihini ete kemiğe bürüdü. Kitapta yer alan her anlatının, bölgenin kültürel mirasını yaşatıp gelecek kuşaklara aktarmak adına önemli bir adım olduğuna inanıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.