Euro
8.96
Dolar
7.43
BIST 100
1,471.39
Altın
1,729.43
Ekonomi, arşiv

Otomotivde ithalat ve ihracat dengeli değil

Bakan Işık "Diyorlar ki 'otomotiv sektöründe ithalat ve ihracat dengeli'. Öyle değil. Biz hazır otomobil alımında ithal bağımlısıyız ama otomotiv yan sanayisinde ihracatçıyız" dedi.

27.02.2014
Otomotivde ithalat ve ihracat dengeli değil

İSTANBUL/KOCAELİ

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Gebze'deki Otomotiv Yan Sanayi İhtisas Organize Sanayi Bölgesi'nde (TOSB) kurulan Ömür-Dayanım İnovasyon Merkezi'nin (OTAM) açılış töreninde yaptığı konuşmada, sanayicilerin ülkenin kahramanları olduğunu belirterek, her türlü tartışmanın aslında bedelini sanayicilerin, iş adamlarının ve büyük oranda da KOBİ'lerin ödediğini ama bugüne kadar hiçbir engelin sanayicileri yıldırmadığını söyledi.

Türkiye'nin dünyaya örnek modellerinden birinin organize sanayi bölgeleri (OSB) olduğuna, şu anda pekçok Avrupa ve dünya ülkesinin OSB'lerin güzel uygulamalarını Türkiye'de gördüklerine dikkati çeken Işık, "Bizim dünya çapında tutan modellerimizden bir tanesidir OSB'ler. Hele hele ihtisas OSB'leri, daha da takdir edilen yapıya geldi" diye konuştu.

Işık, OSB'lere kesinlikle arazi rantına müsaade etmeyeceklerini vurgulayarak, talep toplandığı sürece yeni OSB kurulmasının önünü açtıklarını kaydetti. 

Sanayiciler yatırım yaparken sermayeyi arazi için değil, üretimde kullanmasını istediklerini dile getiren Işık, "Bu noktada gereken çalışmayı yürütüyoruz ama büyük gururla görüyoruz ki OSB'lerimiz dünyaya örnek olma noktasına geldi" ifadesini kullandı. 

Işık, taşıt araçlarıyla ilgili gelinen noktanın daha ötesine gidebilmek için Ar-Ge ve inovasyona yatırım yapmaları gerektiğini belirterek, şöyle konuştu:

"Aslında Türkiye'nin gidişatını özetleyen, örneklendiren sektör, otomotiv yan sanayi sektörümüz. Diyorlar ki 'otomotiv sektöründe ithalat ve ihracat dengeli'. Hayır, öyle değil. Biz hazır otomobil alımında ithal bağımlısıyız. Her 100 otomotivden 78'ini ithal ediyoruz ama otomotiv yan sanayisinde net ihracatçıyız ama ihracatımızın katma değerini arttırmak durumundayız. Artık daha fazla nitelikli üretim yapıp, daha fazla ihracat ve daha fazla karlılık getirmek durumundayız. Bunun da yolu hiç kuşkusuz araştırma, geliştirme ve inovasyondan geçiyor. Bu noktada Türkiye'de çok güzel gelişmeler var. Artık teknokentler OSB'lerimizin içinde de kuruluyor. Artık üniversitelerimiz sanayicimizin ayağına gelmeye başladı. O eskiden burnundan kıl aldırmayan üniversite anlayışı yerini 'Evet, biz de bu ülkenin kalkınmasında, gelişmesinde, ilerlemesinde sorumluluk almalıyız' anlayışına bıraktı. Bu, çok sevindirici."

Faizler seçimlerle birlikte  düşecek 

Işık, bu yıl 3.'sü düzenlenen "İSO İnovasyon Ödül Töreni"nde yaptığı konuşmada da siyasi istikrarın ülkenin büyümesinde ve kalkınmasındaki önemine işaret ederek, Türkiye ne zaman siyasi istikrarı yakaladıysa, o zaman büyüme ve sıçramayı da yakaladığını dile getirdi.

Siyasi istikrara yönelik ne zaman olumsuz algılar oluştuysa ülkenin kazanımlarının bir kısmını vermek durumunda olduğuna dikkati çeken Işık, artık herkesin siyasi istikrarın ülkenin kalkınması açısından önemli olduğunu bildiğini, siyasi istikrara yönelik tehditleri de çok temkinli ve dikkatlice izlediğini ifade etti.

Son olayların da, siyasi istikrara yönelik hamleleri de Türkiye'nin büyük bir kararlılıkla geçireceğini belirten Işık, "Şu anda faizlerimiz bir miktar yükselmiş durumda. Ama inanıyorum ki seçimlerle birlikte yerini tekrar daha düşük faize, daha stabil kur noktasına taşıyacak ve biz kaldığımız yerden devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

"Ar-Ge Merkezleri Performans Endeksi hazırladık"

Üniversiteler olmazsa kendilerinin de hedeflere kısa vadede ulaşma imkanı olmadığını kaydeden Işık, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bizim arzumuz bundan sonra üniversite sanayi işbirliğinin, benden önceki bakan arkadaşımın dediği gibi, nikahlanması. Ben bunu Katolik nikahına dönüştürmemiz lazım demiştim. Üniversite ile sanayi Katolik nikahı ile evlenmeli ve artık birbirlerinin ayrılmaz parçaları haline gelmeli. Son dönemde önemli gelişmeler var. Biz de kamu olarak bu birlikteliği destekliyoruz. Tüm mekanizmalarımızı önümüzdeki sürecin hassasiyeti açısından üniversite sanayi işbirliğine göre oluşturuyoruz. İstiyoruz ki Türkiye'deki üniversiteler birinci kuşak üniversite olarak kalmasın. Üniversiteler sadece eğitim fonksiyonu icra etmesin. Bakın dünya 1850'lere kadar birinci kuşak üniversiteleri yaşadı ama, 1850'lerden sonra ikinci kuşağa geçti. Yani eğitimin yanına araştırmayı ekledi. Bizim halen üniversitelerimizin bir kısmı birinci kuşak üniversite statüsünde. Üçüncü kuşak üniversiteyi, hatta dördüncü kuşak üniversiteyi konuşuyor dünya. Yani eğitim, araştırma, teknoloji üretme ve disiplinler arası yoğun çalışma... Bunu üniversitelerimizin yakalaması önemli.

Artık Türkiye, 'Benim param yok, benim kapıma gelmeyin' diyen bir ülke değil. Aksine benim şu anda bakanlık olarak sorumluluğumda olan TÜBİTAK'ın, KOSGEB'in ve bakanlığımızın, büyük bir kısmı hibe olmak üzere, doğrudan verdiği destek rakamı bu yıl 1 milyar 576 milyon lira. Korkuyorum, harcayamayacağız tamamını. İstiyorum ki, paramız yetmesin ve biz diyelim ki, 'Bu bize yetmedi, kaynak alalım bütçeden'. Çalışmalar ve gelişmeler çok güzel. Şu anda 154 tane Ar-Ge merkezimiz var ve Ar-Ge Merkezleri Performans Endeksi'ni hazırladık. 4 martta Kocaeli'nde bunun tanıtımını yapacağız. Oraya da ilk 500 firmamızı davet ettik. İlk 500 firma içerisinde Ar-Ge merkezi olan firma sayısı 68, bu az bir rakam. Bu rakamı süratle yükseltmek durumundayız. Şu anda bizim ihracatımızdaki kilogram ortalama fiyatımız 1,58 dolar. AB'nin ortalaması 3 dolar civarında, Almanya ise 7 dolar civarında. Ancak bugün buraya gelmeden önce Kocaeli'ndeki bir sanayi tesisimizi ziyaret ettim, ihraç ettikleri ürünlerin kilogram fiyatı ortalama 25 avro. Bu çok güzel bir şey."

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
İlgili konular
Bu haberi paylaşın