Ülkelere uygulanan "yaptırımlar" her yıl 564 bin kişinin hayatını kaybetmesine neden oluyor
Dünya genelinde uygulanan geniş kapsamlı yaptırımlar her yıl 564 bin kişinin hayatını kaybetmesine neden olurken, bu sayının savaşlardan kaynaklanan yıllık can kayıplarına eş değer olduğu ifade ediliyor.
İstanbul
Birleşmiş Milletler (BM) ve Avrupa Birliği (AB) gibi küresel örgütlerin yanı sıra ABD ve İngiltere gibi ülkeler, uzun yıllardır insan hakları ihlalleri, nükleer silah geliştirme faaliyetleri, terör örgütlerine verilen destek ve ikili ilişkilerde yaşanan gerilimler gibi gerekçelerle çok sayıda ülkeye yaptırım uyguluyor.
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.
🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı
Hedef alınan ülkenin davranışlarını askeri güç kullanmadan değiştirmek amacıyla uygulanan yaptırımlar, diplomatik, siyasi ve ekonomik bir baskı aracı olarak devreye sokuluyor.
En çok uygulanan yaptırım türleri arasında "ticaret engelleri, banka hesaplarının dondurulması, hükümet yetkililerine yönelik yurt dışına seyahat etme yasağı" gibi maddeler yer alıyor.
Dünya çapında en fazla yaptırıma maruz kalan ülkeler arasında Rusya, İran, Kuzey Kore, Suriye, Venezuela, Afganistan ve Küba öne çıkıyor.
"The Lancet" adlı sağlık dergisinin 2025'te yayımladığı makaleye göre, her yıl 564 bin kişi yaptırımlar nedeniyle hayatını kaybediyor.
Söz konusu araştırmanın yazarlarından ABD merkezli Ekonomi ve Politika Araştırmaları Merkezi (CEPR) Kıdemli Araştırma Görevlisi Francisco Rodriguez, ABD, BM ve AB tarafından uygulanan yaptırımların ülkeler üzerindeki etkilerine ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
En çok çocuklar ve yaşlılar etkileniyor
Rodriguez, araştırma kapsamında 152 ülkeden 1971-2021 dönemindeki verileri analiz ettiklerini belirterek, bu bulgular doğrultusunda tek taraflı ve ekonomik yaptırımların, savaşlar kadar ölümcül olduğu sonucuna ulaştıklarını bildirdi.
Yaptırımlardan en çok etkilenen grupların 5 yaş altındaki çocuklar ve yaşlılar olduğuna dikkati çeken Rodriguez, "Bunu biraz daha açık ve belki de kaba şekilde ifade edeyim. Bir çocuğu veya yaşlı bir insanı aç bırakmak, yetişkin bir erkeği aç bırakmaktan çok daha kolaydır. Yetişkin bir erkek, çok olumsuz koşullarda hayatta kalabilir." dedi.
Rodriguez, yaşlıların ve 5 yaş altındaki çocukların yetersiz beslenme ve ilaçsız kalmaya karşı savunmasız olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:
"İlaç kıtlığı gerçekten kilit bir unsur çünkü 20-30 veya 40 yaşlarında ve hayatlarının baharında olan yetişkinlerin büyük kısmı ilaca ihtiyaç duymaz ya da ilaç kullanmaz. Ancak kırılgan bir grup olan çocuklar ve anneleri, erken yaşlardan itibaren ilaca ihtiyaç duyabilir. Elbette yaşlılar da hayatta kalabilmek için düzenli olarak ilaç kullanmak zorundadır. Bu nedenle ilaç kıtlığı, toplumun bu uç gruplarını orantısız biçimde etkileme eğilimindedir."
ABD yaptırımları "rejim değişikliğini" hedefliyor
ABD yaptırımlarının sağlık göstergeleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve güçlü bir olumsuz etki yarattığını belirten Rodriguez, ancak BM yaptırımları için aynı kesinlikte bir sonuca ulaşamadıklarını dile getirdi.
Rodriguez, BM yaptırımlarında "etki yok" denilemeyeceğini ancak elde edilen verilerin, bu etkinin tesadüfi olmadığını gösterecek kadar güçlü olmadığını vurguladı.
ABD yaptırımlarının çoğu zaman rejim değişikliğini hedeflediğine işaret eden Rodriguez, "ABD'nin yapmaya çalıştığı şey, meşru olarak görmediği veya jeopolitik bir düşman olarak gördüğü hükümetin siyasi istikrarını zayıflatmaya çalışmaktır. Bunun amacı, halkın desteğini zayıflatmak ve halk ayaklanması, devrim ya da belki de ordunun sadakatinde bir değişiklik yaratarak o hükümeti iktidardan uzaklaştırmaktır." ifadelerini kullandı.
Rodriguez, BM tarafından uygulanan yaptırımların BM Güvenlik Konseyinin (BMGK) onayından geçmesi gerektiğine dikkati çekti.
Konseydeki 5 ülkenin veto yetkisine sahip olduğunu aktaran Rodriguez, bu durumun herhangi bir ülkeye karşı doğrudan "rejim değişikliği" hedefleyen bir kararın çıkmasını son derece zorlaştırdığını belirtti.
Francisco Rodriguez, "Mesela Kuzey Kore örneğinde, BM yaptırımlarının rejim değişikliğini hedeflemediği oldukça aşikar. Kuzey Kore hükümetinin, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması'nı (NPT) ihlal eden nükleer silah geliştirme ve test etme politikalarında veya kararlarında bir değişiklik hedefliyorlar." diye konuştu.
Yaptırımların birçok farklı istisna ve muafiyetle tasarlanabileceğini kaydeden Rodriguez, BM'nin yaptırım uygularken ülkedeki sağlık koşulları üzerinde yaratabileceği etkiler konusunda çok dikkatli davrandığını ve insani yardım sektörlerinin etkilenmemesi için yeterli istisnalar oluşturduğundan emin olmak istediğini söyledi.
Rodriguez, "Oysa ABD'nin durumuna baktığınızda ABD, insani istisnalar olduğunu iddia etse de ayrıntılı olarak incelediklerinde, ABD'nin istisnalarının çoğunun sadece kağıt üzerinde olduğu görülmektedir." dedi.
2020'li yıllarda yaptırımlar nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı artabilir
70'li yılların başından 2010'lu yılların sonuna kadar küresel ölçekte aşılama ve temel hijyen uygulamalarının yaygınlaşması gibi halk sağlığı alanında yaşanan gelişmeler sayesinde yaptırımların "ölümcül" etkisinin eskisi kadar kuvvetli olmadığını anlatan Rodriguez, sağlık alanındaki bu gelişmelerle toplumların daha dirençli hale geldiğini kaydetti.
Rodriguez, ABD, AB ve BM yaptırımlardan ötürü hayatını kaybedenlerin sayısının ilerleyen zamanlarda daha da artacağını düşündüğünü belirterek, "Muhtemelen 2020'li yıllar, geriye dönüp baktığımızda 2010'lu yıllara göre daha fazla ölümün yaşandığı bir dönem olacak." diye konuştu.
Yaptırımlar, "bir şey yapma zorunluluğundan" kaynaklanıyor
Francisco Rodriguez, ABD ve AB tarafından uygulanan yaptırımların çoğu zaman kamuoyu baskısı ve iç siyasi dinamikler nedeniyle ortaya çıkan "bir şey yapma zorunluluğu" hissinden kaynaklandığını belirtti.
Yaptırımların askeri müdahale ile etkisiz kalmak arasında tercih edilen bir araç haline geldiğine işaret eden Rodriguez, "Bence bu karar vericilerin çoğu, yaptırım uygulamaktan başka bir alternatifleri olmadığını düşünüyor çünkü diğer seçenek, hiçbir şey yapmamak olurdu ve bunun da siyasi olarak kabul edilemez olduğunu düşünüyorlar." görüşlerini paylaştı.
Sivil nüfus hedef alınıyor
Rodriguez, "Sivil halkı kasıtlı olarak hedef almak, bugün uluslararası hukukta bir 'savaş suçu' olarak kabul edilmektedir ancak yaptırımlar da bu özelliğe sahiptir." dedi.
Yaptırımlar sonucu hayatını kaybedenlerin büyük ölçüde siviller olmasının üzerinde durulması gerektiğinin altını çizen Rodriguez, "Yaptırımlar, muharipleri hedef almamaktadır. En azından yaptırımların etkileri, araştırmamızın da ortaya koyduğu gibi muharipler tarafından doğrudan hissedilmemekte ancak bu ülkelerdeki genel nüfus tarafından hissedilmektedir." değerlendirmesinde bulundu.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
