İran Devrim Muhafızları Ordusu, devletin güvenlik, siyaset ve ekonomi mimarisinde merkezi rol üstleniyor
ABD'nin ardından Avrupa Birliği (AB) tarafından da "yabancı terör örgütü" ilan edilen İran Devrim Muhafızları Ordusu, salt askeri güç olmasının ötesinde ekonomik ve siyasi güce sahip bir kurum olarak dikkati çekiyor.
Ankara
Devrim Muhafızları, sahip olduğu şirket ve kurumlarla İran dış politikasını, gelir kaynaklarını ve stratejik harcamaları kontrol ediyor. İran'a "azami baskı" politikası izleyen ABD 2019'da, AB ise dün Devrim Muhafızları Ordusunu terör listesine aldı.
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.
🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı
Bir halk milis gücü olarak 1979'daki İran Devrimi'nin ardından rejimin güvenliğini sağlamak amacıyla İran ordusundan ayrı teşkil edilen askeri yapı, devrim lideri Humeyni'nin talimatıyla 5 Mayıs 1979'da kuruldu.
İran ordusunun yanında ikinci bir ordu olan Devrim Muhafızları Ordusunun ana rolü ulusal güvenliği sağlamak; iç ve sınır güvenliğinden, kanun uygulamasından ve ayrıca İran'ın füze güçlerinden de sorumlu.
Operasyonları asimetrik savaşa ve geleneksel olmayan görevlere yönelik olan Devrim Muhafızlarının, düzenli İran ordusunun daha geleneksel rolünü tamamlamak üzere tasarlandığı belirtiliyor.
Devrim Muhafızları Ordusu ile düzenli ordu iki güç olarak ayrı ayrı faaliyet gösteriyor ve farklı operasyonel rollere odaklanıyor.
Komutanlığını Tümgeneral Muhammed Pakpur'un üstlendiği Devrim Muhafızları Ordusu, kara, hava, deniz kuvvetlerinin yanı sıra sayıları milyonu aşan Besic adı verilen gönüllü milis teşkilatı hariç yaklaşık 250 bin askerden oluşuyor.
Ülke dışında askeri-istihbari operasyonlar gerçekleştiren Tümgeneral İsmail Kaani'nin komutanlığını üstlendiği Kudüs Gücünü de bünyesinde barındıran Devrim Muhafızları Ordusu, İran'ın balistik füze gibi en stratejik programını da yürütüyor.
Kara Kuvvetleri
Muhtemel bir savaş veya kriz durumunda İran Ordusu Kara Kuvvetlerinden bağımsız şekilde hareket edebilmek üzere yapılandırılan Devrim Muhafızları Kara Kuvvetleri Komutanlığı, aynı zamanda düzenli orduya destek sağlamakla görevli bulunuyor.
100 bini aşkın aktif personeliyle ülkenin kara sınırlarının güvenliğini üstlenen bu kuvvet, sınır bölgelerinde konuşlu birlikleri, hızlı müdahale kapasitesi ve asimetrik savaş tecrübesiyle öne çıkıyor.
Devrim Muhafızları Kara Kuvvetleri, iç güvenlikten sınır ötesi tehditlere karşı caydırıcılığa kadar geniş bir görev alanına sahip.
Dağlık ve zorlu coğrafyalarda operasyon yapabilme kabiliyeti, yerel unsurlarla koordinasyon ve düzensiz harp tecrübesi, bu kuvveti İran’ın savunmasında önemli bir unsur haline getiriyor.
Hava-Uzay Kuvvetleri
Devrim Muhafızları Ordusu Hava-Uzay Kuvvetleri, İran’ın savunma doktrininin merkezinde yer alan balistik füze ve uzun menzilli caydırıcılık kapasitesinden sorumlu ana unsur olarak öne çıkıyor.
İran’ın özellikle hava savunması ve füze teknolojileri alanındaki askeri kabiliyetlerini koordine ediyor. İran envanterinde, kısa ve orta menzilli balistik füzeler bulunduğu belirtiliyor.
Hava-Uzay Kuvvetleri bünyesinde geliştirilen füze sistemleri arasında 300 ila 3 bin kilometre menzile sahip Şahab, Siccil, Kadr, Kıyam, Aşura, Sumar, Hurremşehr ve Hayberşiken gibi modeller yer alıyor.
Bu füzeler, farklı menzil ve görev profilleriyle İran’ın bölgesel caydırıcılık kapasitesinin en önemli parçası olarak değerlendiriliyor.
İsrail ile Haziran 2025'te yaşanan 12 günlük savaş sırasında da Hava-Uzay Kuvvetleri, envanterindeki füze kapasitesiyle İran’ın savunma mimarisindeki merkezi rolüyle öne çıktı.
Deniz Kuvvetleri
Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri de İran ordusundan ayrı bir komuta yapısına sahip olup özellikle Basra Körfezi ve küresel enerji taşımacılığı açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nda faaliyet gösteriyor.
Bu kuvvet, dar ve yoğun deniz trafiğine sahip bölgede sürat botları, kıyı konuşlu füze sistemleri, deniz mayınları ve insansız deniz araçları gibi unsurlarla asimetrik deniz harp doktrinini esas alıyor. Amaç, İran’ın deniz yetki alanlarını korumak ve olası tehditlere karşı caydırıcılık sağlamak olarak tanımlanıyor.
ABD donanmasının bölgede sürekli varlık göstermesi, Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetlerini İran’ın savunma stratejisinde daha da kritik bir konuma taşıyor.
Karşılıklı olarak birbirlerini terör örgütü ilan eden iki tarafın Basra Körfezi’ndeki temas ve devriye faaliyetleri, zaman zaman gerginliğin yükselmesine yol açarken, olası bir krizde deniz hattındaki angajmanın nasıl yönetileceği bölgesel güvenlik açısından yakından izleniyor.
Kudüs Gücü
Devrim Muhafızları Ordusunun ülke dışındaki askeri ve istihbari faaliyetlerinden sorumlu Kudüs Gücü, İran’ın bölgesel güvenlik ve caydırıcılık stratejisinin temel unsurlarından biri olarak görülüyor.
3 Ocak 2020'de ABD'nin düzenlediği saldırı sonucu Bağdat'ta öldürülen Tümgeneral Kasım Süleymani'nin öncülüğünde gelişen Kudüs Gücü, askeri operasyonların yanı sıra istihbarat toplama, stratejik planlama ve müttefik unsurlarla koordinasyon gibi çok boyutlu görevler yürütüyor.
Bu yönüyle Kudüs Gücü, İran’ın sınır ötesi güvenlik yaklaşımında merkezi rol üstleniyor.
Kudüs Gücü’nün en ayırt edici özelliklerinden biri, hiyerarşik olarak arada herhangi bir sivil ya da askeri kurum bulunmaksızın doğrudan İran lideri Ali Hamaney’e bağlı olması.
Bu doğrudan bağlılık, birime hızlı karar alma ve sahada esnek hareket etme kabiliyeti sağlarken, İran dış politikasının askeri-güvenlik boyutunun şekillenmesinde de etkili olmasına imkan tanıyor.
Bu yapı sayesinde Kudüs Gücü, Dışişleri Bakanlığından bağımsız bir operasyonel alan içinde hareket edebiliyor ve Tahran’ın stratejik önceliklerini sahaya yansıtan kilit bir aktör olarak konumlanıyor.
Buna rağmen Kasım Süleymani'nin öldürülmesinin ardından yerine gelen Tuğgeneral İsmail Kaani döneminde Kudüs Gücü'nün bölgesel etkinliğinin önceki döneme kıyasla azaldığı değerlendirmeleri yapılıyor.
Aralık 2024'te Suriye'deki Beşşar Esed rejiminin devrilmesi, İran açısından yalnızca bir müttefikin kaybı değil, Süleymani'nin bizzat inşa ettiği bölgesel stratejinin de büyük zarar görmesi anlamına geldi.
İran savunma doktrininde gönüllü seferberlik modeli: Besic
İran'da Kasım 1980'de Irak Savaşı sırasında Humeyni'nin seferberlik ilanıyla Devrim Muhafızları bünyesinde kurulan Besic, savaş durumunda milyonlarca kişiden oluşan bir güce ulaşabiliyor.
Besic örgütünün literatüründe, "20 milyonluk ordu", İran'ın devrim lideri Humeyni tarafından bu sayıda üyeyi toplama ve örgütlemenin nihai hedefi olarak ilan edilen bir sembol olarak ortaya atıldı.
Son yıllarda, Besic komutanlarının, üye sayısının bu tavanı aştığını ve 25 milyonu geçtiğini iddia eden açıklamalarda bulunmaları da dikkati çekiyor.
Meşruiyeti, Anayasa'nın 151'inci maddesine dayanan Besic, hemen hemen her yaştan üyeye sahip.
İlk yıllarda vatanı savunma amacıyla kurulan Besic, yıllar geçtikçe muhafazakarların toplum üzerinde kurduğu otoritenin kontrol aracı haline geldi.
Besic üyelerinin görevleri arasında "rejime karşı isyanların bastırılması olmak üzere iç güvenliğin sağlanması ve kanunların uygulanması" da yer alıyor.
Devrim Muhafızları Ordusunun ekonomik gücü
Savunma bütçesinden en büyük payı alan Devrim Muhafızları Ordusu, bütçeden ayrılan pay dışında ülke genelinde sahip olduğu ulaşım, enerji, altyapı ve telekomünikasyon sektörlerindeki şirketlerinden de önemli gelir elde ediyor.
Bu şirketlerin başında Hatemul Enbiya Yapı Karargahı geliyor. Bu kurumu ABD ile bazı Avrupa ülkelerinin yaptırım listesine aldığı hava yolu şirketi Mahan Air ve ABD yaptırımlarını aşabilmek için önemli role sahip olan ve Kudüs Gücü'ne bankacılık hizmetleri veren Ensar Bankası izliyor.
Enerji şirketi Oryantal Oil Kiş, inşaat alanında faaliyet gösteren Kaim Yapı Karargahı gibi şirketler de Devrim Muhafızları Ordusunun büyük şirketleri olarak öne çıkıyor.
Bu şirketlerden en büyüğü, 1980-1988 arasındaki İran-Irak Savaşı'nda tahrip olan yerleşim birimlerinin altyapısını onarmada rol üstlenen önemli ihale ve projeleri yürütmek için tesis edilen Hatemul Enbiya Yapı Karargahı.
Humeyni'nin ölümünden birkaç ay sonra 14 Aralık 1989'da ülkenin eski Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi Rafsancani'nin talebi üzerine Ali Hamaney'in talimatıyla kurulan şirket, Devrim Muhafızlarına önemli yatırım ve imar işlerinde proje sunma ve ihalelere girme yolunu açtı.
Kurum, bu çalışmalarını İran Anayasası'nın 148'inci maddesindeki, "Silahlı güçler, barış zamanında imar ve yatırım işlerinde kullanılabilir." maddesine dayandırıyor.
Yaklaşık 5 bin yüklenici firmayla işbirliği yapan kurumda, 150 binden fazla kişinin istihdam edildiği belirtiliyor.
Total, Shell ve Hyundai gibi şirketler 2000'li yıllarda Basra Körfezi'ndeki Güney Fars Petrol sahasından ayrıldıktan sonra bu yerler, Hatemul Enbiya Yapı Karargahına devredildi.
Devrim Muhafızları, ülke genelinde sahip olduğu şirketler ve ekonomideki rolü nedeniyle bazı kesimler tarafından ülkede "ekonomik tekel" oluşturduğu gerekçesiyle eleştiriliyor.
Özellikle eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani döneminde bu eleştiriler sıkça dile getirildi. Ruhani, birçok kez başta Devrim Muhafızları Ordusuna olmak üzere Silahlı Kuvvetlere ekonomik faaliyetlerini sonlandırma çağrısında bulundu.
İran Devrim Muhafızları, bütçeden aldığı pay ve şirket gelirlerinin yanı sıra uygun gördüğü gibi harcayacağı bağımsız özel fonları ve yardımlaşma vakıflarını da bünyesinde bulunduruyor. Bunların arasında ABD'nin yaptırım listesine aldığı Besic Yardımlaşma Vakfı da yer alıyor.
Devrim Muhafızları Ordusunun siyasetteki etkisi
Başlangıçta devrimi ve İslam Cumhuriyeti’nin ideolojik yapısını korumak amacıyla kurulan Devrim Muhafızları Ordusu, zamanla askeri rolünün ötesine geçerek siyasal alanda etkili bir aktör haline geldi.
Eski ve aktif mensuplarının parlamentoda, yerel yönetimlerde ve üst düzey bürokraside görev alması, bu etkinin somut göstergeleri arasında yer alıyor.
İran lideri Hamaney'e doğrudan bağlı olan yapısı sayesinde hükümetlerden bağımsız hareket edebilen Devrim Muhafızları, özellikle iç güvenlik, dış politika ve bölgesel stratejiler konusunda karar alma süreçlerinde önemli bir ağırlığa sahip.
Eski Devrim Muhafızları Ordusu Hava Kuvvetleri Komutanı Muhammed Bakır Kalibaf, Tahran Belediye Başkanı olarak görev yaptıktan sonra İran Meclis Başkanı oldu.
Mevcut Tahran Belediye Başkanı Ali Rıza Zakani de Devrim Muhafızları kökenli bir siyasetçi olarak parlamentoda milletvekilliği yaptı.
Geçen dönem Meclis Dış Politika Komisyonu Başkanı olarak görev yapan Mücteba Zünnuri de Devrim Muhafızları mensubuydu. Bir diğer Devrim Muhafızları kökenli isim Ahmed Vahidi ise farklı dönemlerde hem Savunma Bakanı hem İçişleri Bakanlığı görevlerini üstlendi.
Bunun gibi örnekler, Devrim Muhafızları kökenli askerlerin İran siyasetinde yasama, yürütme ve idari alanlarda aktif roller üstlendiğini ortaya koyuyor.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

