Epstein belgelerinde yeni isimler: Tepkiler, istifalar ve yalanlamalar
ABD'de kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurma suçlamasıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'a ilişkin açıklanan yeni belgelerde, kamuoyunda tanınmış kişilerin isimlerinin yer alması tartışmaları derinleştirdi.
Ankara
ABD Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi Üyesi Demokrat Robert Garcia, Jeffrey Epstein'a ilişkin belgelerin tamamının açıklanmamasını "akıl almaz ve son derece endişe verici" şeklinde niteledi.
- 3 milyon yeni Epstein belgesi yayımlandı
- Yeni yayımlanan belgeler Epstein'ın Mossad bağlantılarını yeniden gündeme taşıdı
- Robert Koleji yönetim kurulu üyesi, Epstein'den bağış toplamak için yardım istemiş
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.
🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı
Garcia ve Demokrat Kongre Üyesi Alexandria Ocasio-Cortez, yayımlanan belgelere ilişkin ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformu hesaplarından paylaşımda bulundu.
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche'nin, 6 milyon sayfa belge içerisinden yaklaşık 3 milyondan fazla belgeyi açıkladıkları ifadesine ilişkin Garcia, "Bu durum akıl almaz ve son derece endişe verici." diye yazdı.
Garcia, ABD Adalet Bakanı Pam Bondi'ye, mağdurları koruyarak belgelerin tamamını Komite'ye teslim etmesi çağrısında bulundu.
Alexandria Ocasio-Cortez de yayımlanan belgelerin bütün dosyaların sadece küçük bir kısmı olduğunu ifade ederek, "Bu, yasanın tüm dosyaların yayımlanmasını gerektirdiği halde, yayımlamaya 'istekli oldukları' kısım." ifadesini kullandı.
Öte yandan Cumhuriyetçi Kongre Üyesi Thomas Massie ile birlikte Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası'na öncülük eden Demokrat Kongre Üyesi Ro Khanna, Adalet Bakanlığı'na yazdıkları dilekçeyi ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformu hesaplarından paylaşarak, belgelerin tamamının yayımlanmasını istedi.
Musk'tan yayımlanan belgelerin "hiçbir şey ifade etmediği" değerlendirmesi
ABD'li milyarder Elon Musk, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformu hesabından yayımlanan yeni belgelere ilişkin değerlendirmede bulundu.
Kendisinin sürekli bu konuda suçlanan kişilerin kamuoyu önünde yargılanma çağrısı yaptığını hatırlatan Musk, "(Belgelerde bahsedilen) En az bir şüpheli tutuklanana kadar Epstein dosyalarının kısmi yayımlanması hiçbir şey ifade etmiyor." açıklamasını yaptı.
Musk'ın, Karayipler'deki adalara gezi düzenlemek için Epstein ile iletişime geçtiği iddia edildi
ABD'li iş insanı Elon Musk'ın, reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlarıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'a ait Karayipler bölgesindeki adalara gezi düzenlemek için kendisiyle iletişime geçtiği iddia edildi.
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili 3 milyondan fazla yeni dosyayı daha kamuoyuyla paylaştıklarını bildirmesi sonrası ABD basını, belgelerin detaylarını incelemeye aldı.
CNN'in Bakanlığın yayınladığı belgelere dayandırdığı haberine göre Musk, 13 Aralık 2013'te gönderdiği e-postada Epstein'e hitaben, "Tatillerde Britanya Virjin Adaları/St. Bart's bölgesinde olacağım. Ziyaret için uygun bir zaman var mı?" ifadesini kullandı.
Epstein da iki gün sonra verdiği yanıtta yeni yılın başlarının uygun olacağını belirterek, "1'i-8'i arası herhangi bir gün. Duruma göre karar verin. Sizin için her zaman yer var." ifadesini kullandı. Başka bir e-postada ise Epstein, "(Yıl başı sonrası Ocak ayının) 2'si veya 3'ü mükemmel olur. Gelip sizi alacağım." dedi.
Musk, verdiği yanıtta ise önce yıl başı sonrası 2 Ocak gecesi Los Angeles'a geri uçması gerektiğini bildirdi ancak ayrılışını bir gün erteleyebileceğini belirterek, Epstein'e "2'sinde adanıza ne zaman gelmeliyiz?" diye sordu.
CNN haberinde, söz konusu e-postalardan Musk'ın nihayetinde ziyaret edip etmediği net anlaşılmadığı ancak yazışmaların ikili arasında "daha önce ortaya çıkmamış bir iletişim düzeyini gösterdiği" savunuldu.
Musk daha önce Epstein'in Karayipler bölgesinde cinsel istismar ve fuhuş ağı dahil faaliyetleri için sahip olduğu adaları ziyaret ettiği iddialarına karşı yaptığı açıklamada, "Epstein beni adasına götürmeye çalıştı ve ben reddettim" demişti.
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Blanche, 30 Ocak'ta düzenlediği basın toplantısında, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili 3 milyondan fazla yeni belgeyi yayımlayarak, kamuoyunun erişimine açtıklarını söylemişti.
Ulusal basında Epstein'ın, Karayipler bölgesinde ABD'ye ait Virgin Adaları'nda yer alan "Little St. James" ve "Great St. James" adalarının cinsel istismar ve fuhuş ağı dahil faaliyetleri için satın alarak kullandığı ve bu adaların, kamuoyunda " Epstein'in Karayipler'deki suç adaları" olarak tanındığı aktarılmıştı.
Musk'tan, Epstein hakkında "doğruyu söyleyenlere" açılacak davaların masraflarını karşılama sözü
Amerikan Futbol Ligi'nin (NFL) şampiyonluk mücadelesi Super Bowl maçının devre arasında Epstein mağdurlarının yer aldığı ve "gerçeği" talep ettikleri reklam yayımlandı.
Reklamda, Epstein'e ilişkin belgelerin tamamının yayımlanmamasına ve bazı isimlerin gizli tutulmasına tepki gösterildi.
ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki bir kullanıcı, reklamı paylaşarak Epstein mağdurlarının, gizlenen bu isimleri "açıklayabileceğini" ve dava açılmasından korkanların Kongre'deki destekçileri aracılığıyla bu isimleri paylaşabileceğini savundu.
Musk da bu paylaşıma yanıt vererek, "Bu konuda gerçeği açıklayan ve bu yüzden hakkında dava açılan herkesin savunma masraflarını karşılayacağım." ifadesini kullandı.
Bill Gates de Epstein dosyalarında kendisini konu eden iddiaları yalanladı
Dosyalarda yer alan bazı e-postalarda, Gates'in "Rus kızlarla" yaşadığı ilişkilerin ardından cinsel yolla bulaşan bir hastalığı o dönemki eşi Melinda'dan gizlemeye çalıştığı iddialarına yer verildi.
Gates'in sözcüsü, BBC'ye yaptığı açıklamada, iddiaların "asılsız ve saçma" olduğunu, Gates'in söz konusu suçlamalarla herhangi bir ilgisinin bulunmadığını belirtti.
Bahsi geçen e-postaların Epstein'ın kendi kurgusu olduğunu savunan sözcü, "Bu belgeler, Epstein'ın Gates ile sürdürmek istediği ilişkiyi devam ettirememesinden duyduğu rahatsızlığı ve onu karalamak için ne kadar ileri gidebildiğini göstermektedir." ifadesini kullandı.
Epstein belgelerinde adı geçen Bill Gates, onunla vakit geçirmekten pişmanlık duyduğunu söyledi
ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'le ilgili soruşturma dosyalarında sıkça adı geçen Microsoft'un kurucu ortağı ve eski Üst Yöneticisi (CEO) Bill Gates, "Epstein ile vakit geçirmekten pişmanlık duyduğunu" belirtti.
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche'ın, Epstein'e yönelik soruşturma kapsamında 3 milyondan fazla yeni dosyanın kamuoyuyla paylaşıldığını bildirmesinin ardından Epstein'in yazışmalarında yeni detaylar dikkati çekiyor.
Bunlardan biri de Epstein'in Gates hakkındaki yazışmaları oldu.
Gates, Avustralya merkezli 9 News sitesine verdiği röportajda, Epstein belgelerinde isminin geçmesi ve hakkında medyada yer alan iddialara yönelik yanıt verdi.
Epstein ile 2011'de tanıştığını ve o tarih itibarıyla 3 yıl boyunca birlikte birçok akşam yemeği yediklerini aktaran Gates, "Odak noktası her zaman çok zengin insanları tanıması ve onlardan küresel sağlık için para alabileceğini söylemesiydi. Geriye dönüp baktığımda, bu bir çıkmaz sokaktı." dedi.
Gates, Epstein ile geçirdiği vakti "aptallık" şeklinde niteleyerek, onu tanıdığı için pişmanlık duyduğunu söyledi.
Özellikle son açıklanan belgelerden sonra kendisi hakkında medyada dolaşan iddialar sorulduğunda Gates, "Görünüşe göre Jeffrey kendine bir e-posta yazmış. Bu e-posta asla gönderilmemiş. E-posta yanlış. Bu yüzden orada ne düşündüğünü bilmiyorum. Bana bir şekilde saldırmaya mı çalışıyordu? Ama onunla geçirdiğim her dakika bana bunu hatırlatıyor, pişmanım ve yaptığım için özür diliyorum." ifadelerini kullandı.
Dosyalarda yer alan bazı e-postalarda, Gates'in "Rus kızlarla" yaşadığı ilişkilerin ardından cinsel yolla bulaşan bir hastalığı o dönemki eşi Melinda'dan gizlemeye çalıştığı iddialarına yer verilmişti.
Epstein bağlantıları tartışılan Gates, Hindistan'daki bir zirvedeki konuşmasını iptal etti
Microsoft'un kurucu ortağı ve eski Üst Yöneticisi (CEO) Bill Gates'in, Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'deki bir yapay zeka zirvesindeki konuşmasını iptal ettiği bildirildi.
CNN'in haberine göre, Gates Vakfı tarafından yapılan açıklamada, Gates'in "Hindistan Yapay Zeka Etki Zirvesi"ndeki açılış konuşmasının iptal edildiği belirtildi.
Açıklamada, "Dikkatli bir değerlendirmenin ardından, yapay zeka zirvesinin temel önceliklerine odaklanılmasını sağlamak amacıyla, Gates açılış konuşmasını yapmayacaktır." ifadesi kullanılırken, konuşmanın iptaline dair bir neden sunulmadı.
Gates'in adının, ABD Adalet Bakanlığının Epstein ile ilgili yayımladığı soruşturma dosyalarında birden fazla kez geçtiği belirlenmişti.
Dosyalarda yer alan Şubat 2011 tarihli bir yazışma da Epstein'in Microsoft'un kurucu ortağı ve eski CEO'su Bill Gates ile bağlantılarına yönelik soru işaretlerini artırmıştı.
Belgelerde, ismi gizlenen bir gönderici, Epstein'e yolladığı e-postada, "Bill Gates'e sorduğun 'Fakir insanlardan tamamen nasıl kurtuluruz?' sorusu üzerinde çok düşündüm ve bu konuda bir cevabım, yorumum var." yazmıştı.
Göndericinin bunu telefonda tartışmak istemesi üzerine Epstein, "Her zaman arayabilirsin." yanıtını vermiş ve yazışmanın devamında, "Ayrıca martta benim için bir günlüğüne geri gelecek, yani ona daha fazla soru sorabilirsin." ifadesini kullanmıştı.
Gates, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Epstein ile geçirdiği vakti "aptallık" şeklinde nitelendirmiş ve onu tanıdığı için pişmanlık duyduğunu söylemişti.
Dosyalarda yer alan bazı e-postalarda, Gates'in "Rus kızlarla" yaşadığı ilişkilerin ardından cinsel yolla bulaşan bir hastalığı o dönemki eşi Melinda Gates'ten gizlemeye çalıştığı iddialarına yer verilmişti.
Epstein mağdurları, yeni açıklanan belgelerde isimlerin gizli tutulmasına tepki gösterdi
The New York Times gazetesinin haberine göre, Epstein mağdurlarından oluşan 18 kişilik grup, yaptıkları ortak açıklamada, açıklanan belgelerin Epstein'ın "suç ortaklarını sorumlu tutmak için" yeterli olmadığını söyledi.
ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı oluşturduğu iddiasıyla yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'ın mağdurları, kendilerinin kimliklerinin açıklanması ancak "istismar eden erkeklerin" isimlerinin gizli kalmasına tepkilerini ifade etti.
Mağdurlar, "Bir kez daha, mağdurların isimleri ve kimlik bilgileri ifşa edilirken, bizi istismar eden erkekler gizli kalmaya ve korunmaya devam ediyor. Bu çok çirkin bir durum." ifadelerini kullandı.
"Bu iş burada bitmedi." diyen mağdurlar, "tüm failler nihayet hesap verene kadar" mücadelelerine devam edeceklerini vurguladı.
ABD Temsilciler Meclisi üyeleri Thomas Massie ve Ro Khanna, ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche'a yazdıkları mektupta, mağdurların ifadelerini belgeleyen raporlar da dahil olmak üzere şu ana kadar yayımlanan belgelerdeki "sansürlemenin kapsamı ve tutarlılığı" ile ilgili endişelerini ifade etti.
Massie ve Khanna, tüm sansürlenmemiş belgeleri incelemek üzere Adalet Bakanlığı ile resmi bir toplantı talep etti.
Epstein soruşturmasında paylaşılan yeni dosyalarda eski Prens Andrew'un fotoğrafları yer aldı
Reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlarıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'a ilişkin açıklanan yeni belgelerde, İngiltere'de "Prens" ünvanı geri alınan Andrew Mountbatten-Windsor'un fotoğrafları yayımlandı.
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche'ın, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili 3 milyondan fazla yeni dosyayı daha kamuoyuyla paylaştıklarını bildirmesinin ardından, belgeler arasında eski Prens Andrew'un yer aldığı fotoğraflar ve e-postalar dikkati çekti.
İngiliz kamu yayıncısı BBC, Mountbatten-Windsor'un yer aldığı fotoğrafları paylaşırken, eski prensin fotoğrafların birinde yerde yatan ve tamamen giyinik bir kadının karnına dokunduğu, diğer bir fotoğrafta ise yine aynı kadının yerde olduğu, kendisinin de "dört ayak" şeklinde doğrudan kameraya baktığı ifade edildi.
Fotoğrafların nerede ve ne zaman çekildiklerinin belirsiz olduğunu aktaran BBC, Epstein'ın, Mountbatten-Windsor'ı 26 yaşındaki Rus bir kadınla akşam yemeğine davet ettiğine ilişkin e-posta yazışmalarının da paylaşıldığını belirtti.
The Guardian ise açıklanan yeni belgelere göre, eski Prens Andrew'un, Epstein'ın ev hapsinden serbest bırakılmasının ardından onu Buckingham Sarayı'nda görüşmeye davet ettiğini öne sürdü.
Açıklanan belgelerde Mountbatten-Windsor'un 2010'da Epstein ile e-posta aracılığıyla haberleştiği ve bir yazışmada Mountbatten-Windsor'un, "Buraya, BP'ye gelirsen çok memnun olurum. Kiminle gelmek istersen gel, saat 16.00'dan 20.00'ye kadar burada olacağım." ifadelerini kullandığı belirtildi.
The Guardian, "BP" harflerinin Buckingham Sarayı'nın (Buckingham Palace) kısaltması olabileceğine işaret etti.
Buckingham Sarayı, eski Prens Andrew hakkındaki incelemede, polise destek vermeye hazır olduklarını açıkladı
Buckingham Sarayı, eski Prens Andrew'un, reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlarıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein ile gizli ticari ve siyasi bilgileri paylaşıp paylaşmadığına ilişkin yürütülen inceleme kapsamında, polise destek vermeye hazır olduklarını bildirdi.
Buckingham Sarayı Sözcüsü tarafından yapılan yazılı açıklamada, polis tarafından yürütülen incelemenin, İngiltere Kralı 3. Charles'ın kardeşi Andrew Mountbatten-Windsor'un "Ticaret ve Yatırım Özel Temsilcisi" olarak görev yaptığı döneme ilişkin iddiaları kapsadığı belirtildi.
Açıklamada, "Bu iddialar, doğrudan Mountbatten-Windsor tarafından ele alınması gereken hususlardır ancak Thames Valley Polisi tarafından tarafımıza başvurulması halinde, beklendiği üzere kendilerine destek vermeye hazırız." denildi.
Kral Charles'ın, kardeşi Mountbatten-Windsor'un davranışlarına ilişkin ortaya çıkan iddialar karşısında "derin endişe" duyduğunu daha önce açıkça ifade ettiği hatırlatılan açıklamada, Kral'ın istismar mağdurlarıyla dayanışma içinde olduğu kaydedildi.
İngiltere'de polis, Kral'ın kardeşinden Epstein'e gönderilen ticari ve siyasi sırları inceleyecek
İngiltere'de polis, Kral 3. Charles'ın kardeşi Andrew Mountbatten-Windsor'ın Ticaret ve Yatırım Özel Temsilcisi olduğu 2001-2011 arasında ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein ile gizli ticari ve siyasi bilgileri paylaşıp paylaşmadığını inceleyecek.
Mountbatten-Windsor'un Epstein'le gizli ticari ve siyasi bilgileri paylaştığı şüphesiyle monarşi karşıtı Republic grubu Thames Valley Polis Teşkilatı'na ihbarda bulundu.
Thames Valley Polisi'nden yapılan açıklamada, "Bu konuda bir ihbar aldık ve prosedürler gereği bu ihbardaki bilgileri inceleyeceğiz." ifadeleri kullanıldı.
Mountbatten-Windsor, 2001-2011 arasında İngiltere'nin Ticaret ve Yatırım Özel Temsilciliği görevini yürütmüş, bazı ülkelere resmi ziyaretler gerçekleştirmişti.
ABD Adalet Bakanlığı'nın yayımladığı Epstein belgelerinde Mountbatten-Windsor'un 2010'da yaptığı Vietnam, Çin ve Hong Kong ziyaretlerine ilişkin kendisine gönderilen raporları Epstein'e yönlendirdiği ortaya çıkmıştı.
Aynı yıl atılan başka bir e-postada ise Mountbatten-Windsor'un Afganistan'ın yeniden inşası sürecinde ortaya çıkacak yatırım fırsatlarına ilişkin kendisine verilen brifing notlarını Epstein'e yolladığı görülmüştü.
İngiltere'de özel temsilciler memur olarak kabul edilmezken, Resmi Sırlar Yasası'nın 1911 ve 1989 tarihli düzenlemelerine göre sır saklama sorumluluğu taşıyor.
Özel temsilcilerin sır saklama yükümlülüğü, görevleri sona erse dahi devam ediyor. Mountbatten-Windsor'un ziyaretlerine ilişkin sırlar, Dışişleri Bakanlığı tarafından 2065'te açıklanacak.
İngiltere Başbakanı Starmer, eski Prens Andrew'un ABD Kongresi'nde ifade vermesi gerektiğini söyledi
Japonya ziyaretinin ardından ülkesine dönerken basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Starmer, İngiltere'de "Prens" ünvanı geri alınan Andrew Mountbatten-Windsor'un fotoğraflarının Epstein soruşturmasında paylaşılan yeni dosyalarda yayımlanmasına ilişkin konuştu.
Starmer, eski Prens Andrew'un ABD Kongresi'nde ifade vermesi gerektiğini anlatarak, "İfade verme konusunda her zaman şunu söyledim, bilgisi olan herkes, kendilerinden hangi biçimde istenirse istensin, bu bilgiyi paylaşmaya hazır olmalı." diye konuştu.
Bu yaklaşımın mağdur odaklı olmanın bir gereği olduğunu vurgulayan Starmer, "Bunu yapmaya hazır değilseniz, mağdur odaklı olamazsınız. Epstein'ın mağdurları birinci öncelik olmalı." değerlendirmesinde bulundu.
Starmer, Andrew Mountbatten-Windsor'un özür dilemesi gerekip gerekmediğine ilişkin soruya ise bunun "Andrew'un meselesi" olduğunu bildirdi.
Jeffrey Epstein'a ilişkin açıklanan yeni belgelerde, İngiltere'de "Prens" ünvanı geri alınan Andrew Mountbatten-Windsor'un fotoğrafları yayımlanmıştı.
Eski prensin fotoğrafların birinde yerde yatan ve tamamen giyinik bir kadının karnına dokunduğu, diğer bir fotoğrafta ise yine aynı kadının yerde olduğu, kendisinin de "dört ayak" şeklinde doğrudan kameraya baktığı görülmüştü.
İngiltere Kralı Charles, kardeşinin ünvanlarını geri almıştı
Epstein kurbanlarından Virginia Giuffre'nin cinsel istismarla suçladığı Mountbatten-Windsor, hakkındaki tüm iddiaları reddetse de 2019'da tüm resmi Kraliyet görevlerinden çekildiğini açıklamıştı.
Ekim 2025'te Giuffre'nin iddialarının yer aldığı kitabın yayımlanmasıyla söz konusu iddiaların, Kraliyet Ailesi ve Kral Charles'ı meşgul ettiğini belirten Mountbatten-Windsor, "Prens" hariç tüm Kraliyet ünvanları, rütbe ve nişanlarını bırakacağını duyurmuştu.
Ancak Kral Charles, bir adım ileriye giderek "Prens" ünvanını da almış, kardeşinin bundan böyle "Andrew Mountbatten-Windsor" olarak hayatına devam edeceğini açıklamıştı.
Mountbatten-Windsor'ın yaşadığı Windsor Kalesi'ndeki Royal Lodge malikanesinin de elinden alınabileceği belirtilmişti.
İngiltere Kralı'nın adı Epstein belgelerinde geçen kardeşi, kraliyet konutundan taşındı
İngiltere basınında yer alan haberlerde, ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'le ilişkisi nedeniyle tüm ünvanlarını kaybeden Mountbatten-Windsor'un Londra yakınlarındaki Windsor Kalesi'nde bulunan Royal Lodge malikanesinden taşındığı belirtildi.
Haberlerde, dün malikane ve saray çevresinde ata binerken görüntülenen Mountbatten-Windsor'un yıllardır şahsi konutu olarak kullandığı malikaneden ayrılarak Londra'ya yaklaşık 200 kilometre uzaklıktaki Sandringham Sarayı'ndaki bir eve geçici olarak yerleştiği aktarıldı.
Mountbatten-Windsor'un bu evden kısa süre sonra ayrılacağı ve halihazırda tadilatta olan başka bir eve geçeceği ifade edilen haberlerde, bu evin ise Sandringham Sarayı'nda yer alan Marsh Farm adlı çiftlik evi olacağı bilgisi paylaşıldı.
Kral Charles'ın şahsi mülkü olarak bilinen Sandringham Sarayı'ndaki çiftlik evinin masrafları da Kral Charles tarafından ödenecek.
Epstein bağlantılı e-posta, Prens Andrew ile Virginia Giuffre'nin fotoğrafının gerçek olduğuna işaret ediyor
ABD Adalet Bakanlığının, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili kamuoyuyla paylaştığı yeni belgelerde yer alan ve Epstein'ın eski kız arkadaşı ve hüküm giymiş suç ortağı Ghislaine Maxwell'den gönderildiği değerlendirilen e-posta, 2015'te Epstein'a iletilmiş "taslak açıklama" başlığını taşıyor.
E-postada, "2001'de Londra'daydım. (Sansürlenmiş), aralarında Prens Andrew'un da bulunduğu arkadaşlarımdan bazılarıyla tanıştı. Sanırım arkadaşlarına ve ailesine göstermek istediği için bir fotoğraf çekildi." ifadeleri yer aldı.
Ayrıca, e-postada Maxwell'in, kendi evinde "uygunsuz herhangi bir şeyden haberdar olmadığı" yönünde ifadeler kullandığı da yer aldı. Metinde adı karartılan kişinin kimliği açıkça belirtilmese de detayların Epstein kurbanlarından Giuffre'yi işaret ettiği değerlendiriliyor.
"Bu e-posta Virginia'nın aklandığını gösteriyor"
Söz konusu fotoğraf, Andrew Mountbatten-Windsor'un kolunu Virginia Giuffre'nin beline doladığı kare olarak biliniyor. Eski prens, daha önce fotoğrafın montajlanmış olabileceğini öne sürmüş ve Giuffre ile hiç tanışmadığını savunmuştu.
Virginia Giuffre, Andrew Mountbatten-Windsor’un kendisiyle ergenlik çağındayken üç kez cinsel ilişkiye girdiğini iddia etmişti. Mountbatten-Windsor ise suçlamaları reddetmiş, 2022’de herhangi bir suçu kabul etmeden açılan sivil davayı milyonlarca sterlinlik anlaşmayla sonuçlandırmıştı.
Giuffre'nin ailesi, BBC'nin Newsnight programına yaptığı açıklamada, söz konusu e-postanın Virginia'nın iddialarını doğruladığı değerlendirmesinde bulundu.
Giuffre'nin kardeşi Sky Roberts, "Bu e-posta Virginia'nın aklandığını gösteriyor. Tüm bu süre boyunca yalan söylemiyordu. Kız kardeşimizle gurur duyduğumuz bir an." dedi.
Andrew Mountbatten-Windsor, 2019'da verdiği röportajda, Giuffre ile tanıştığını reddetmiş ve fotoğrafın gerçekliğini sorgulamıştı. Eski Prens, söz konusu tarihte Surrey'nin Woking kentindeki bir pizzacıda bulunduğunu öne sürmüştü.
Tüm ünvanları elinden alınmıştı
Mountbatten-Windsor'un Epstein'le yakın ilişkisi, ABD Adalet Bakanlığı'nın yayımladığı belgelerde yer almış, Epstein mağduru Virginia Giuffre ise henüz 17 yaşındayken o dönemde Prens olan Andrew'le ilişkiye girdiğini iddia etmişti.
İddiaları reddeden Mountbatten-Windsor, Kraliyet Ailesi'ne zarar vermemek adına York Dükü dahil tüm ünvanlarından feragat etmişti. Ancak geçen yılın son aylarında artan baskılar ve yeni açıklanan belgeler neticesinde Kral Charles tarafından "Prens" ünvanı da elinden alınmıştı.
Mountbatten-Windsor'un 2003'ten beri kaldığı malikaneye cüzi bir yıllık kira ödemesi ve 75 yıllık kullanım hakkını 1 milyon sterline alması da bu dönemde gündeme gelmişti.
Royal Lodge malikanesini kiralaması, Kraliyet gelirleri ve Mountbatten-Windsor'un masraflarının halk tarafından vergiler yoluyla karşılanmasına gelen tepkilerin ardından konu parlamentoda da ele alınmıştı.
Liberal Demokratlar'ın lideri Ed Davey'nin, "Royal Lodge'la ilgili ifşaatlar göz önüne alındığında vergi mükelleflerinin çıkarlarını korumak için Kraliyet Mülkleri'ni inceleme konusunda hemfikir misiniz? Mevcut Royal Lodge sakini de dahil herkesin ifadeye çağırılacağı bir soruşturma komisyonu oluşturulmasını destekliyor musunuz?" sorusuna, Başbakan Keir Starmer, "Kraliyet Mülkleri söz konusu olduğunda uygun bir inceleme yapılması önemlidir. Kesinlikle destekliyorum." yanıtını vermişti.
Mountbatten-Windsor'un eski eşi Sarah Ferguson'un da Epstein'le arkadaşlığı ortaya çıkmış, Ferguson'un onursal başkanı olduğu pek çok vakıf, eski York Düşesiyle ilişkisine son vermişti.
Kendi kız çocuklarını Epstein adasına götürdüğü ortaya çıkan Ferguson'un adını taşıyan Sarah Vakfı ise kapanma kararı almıştı.
Prens William ve Prenses Kate, Epstein belgelerindeki ifşaatlardan "derin endişe" duyuyor
Kensington Sarayı Sözcüsü tarafından yapılan ve konuya ilişkin ilk kamuoyu bilgilendirmesi niteliğindeki açıklamada, Prens William ve Prenses Kate'in, Epstein'a ilişkin belgelerde yer alan ifşaatlar karşısında "düşüncelerinin mağdurlara odaklandığı" belirtildi.
Açıklamada, "Prens ve Prenses'in, devam eden ifşaatlardan derin endişe duyduğunu teyit edebilirim." ifadesi kullanıldı.
Öte yandan, açıklamada, Epstein ile bağlantıları nedeniyle yeniden gündeme gelen Galler Prensi William'ın amcası Andrew Mountbatten-Windsor hakkında herhangi bir değerlendirmede bulunulmadı.
Epstein dosyasındaki yeni belgelerde Norveç, Danimarka ve İsveç'ten kraliyet isimleri yer alıyor
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche'ın, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili 3 milyondan fazla yeni dosyayı daha kamuoyuyla paylaştıklarını bildirmesinin ardından, belgelerdeki Norveç, Danimarka ve İsveç'ten kraliyet isimleri dikkati çekti.
Norveç'te yayın yapan NRK, yeni belgelerde Prenses Mette-Marit'in adının yüzlerce kez geçtiğini vurgulayarak, 2011'deki bir e-posta yazışmasında prensesin Epstein'ın ismini internette araştırdığını kendisiyle paylaştığını aktardı.
Norveç Veliaht Prensesi Mette-Marit de Norveç medyasına yaptığı açıklamada, Epstein'ın yaptıklarından sorumlu olduğunu ifade ederek, "Epstein'ın geçmişini daha iyi araştırmadığım ve nasıl bir insan olduğunu yeterince çabuk anlamadığıma yönelik sorumluluğu üstleniyorum. Bundan dolayı derin üzüntü duyuyorum." dedi.
Epstein'a ilişkin yanlış kararlar aldığını aktaran Prenses, "Epstein ile herhangi bir şekilde iletişim kurduğum için pişman olduğumu belirtmek isterim. Bu durum son derece utanç verici." diye konuştu.
Norveç Veliaht Prensesi Mette-Marit, 2019'daki açıklamasında da Epstein ile buluşmasından pişmanlık duyduğunu aktarmış, 2013'te iletişimini kestiğini öne sürse de prensesin 2014'te Epstein ile Florida'da bir araya geldiği ortaya çıkmıştı.
Norveç'te, Epstein ile ilişkisi ortaya çıkan eski Başbakan Jagland hakkında soruşturma başlatıldı
Norveç'teki ekonomik suçlarla mücadele kurumu Okokrim, ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlamasıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'le yakın ilişkisi ortaya çıkan eski Norveç Başbakanı ve Nobel Komitesi Başkanı Thorbjorn Jagland hakkında soruşturma başlattı.
Okokrim'in resmi internet sitesinden, Epstein soruşturması kapsamında kamuoyuyla paylaşılan belgelerde, Epstein ile yakın ilişkisi olduğu ortaya çıkan eski Başbakan Jagland hakkında açıklama yapıldı.
Açıklamada, "Okokrim, ağır yolsuzluk şüphesiyle eski Başbakan, Norveç Nobel Komitesi Başkanı ve Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland hakkında soruşturma başlattı." ifadelerine yer verildi.
Jagland hakkında soruşturma açılması için makul gerekçelerin bulunduğu belirtilen açıklamada, diğer hususların yanı sıra bu kişinin görevinden dolayı hediye, seyahat ve kredi alıp almadığının da soruşturulacağı kaydedildi.
Açıklamada, Jagland'ın uluslararası bir kuruluşun eski başkanı olması dolayısıyla dokunulmazlığa sahip olduğu, bu kapsamda Okokrim'in, Norveç Dışişleri Bakanlığı'ndan onun dokunulmazlığının kaldırılması için harekete geçmesini istediği aktarıldı.
Obama'ya Nobel takdim eden eski Norveç Başbakanı Jagland'ın, Epstein ile yakın ilişkisi ortaya çıkmıştı
Epstein soruşturması kapsamında kamuoyuyla paylaşılan belgelerde, 2009'da eski ABD Başkanı Barack Obama'ya Nobel Barış Ödülü'nü takdim eden ve 2009-2015'te Nobel Komitesi Başkanlığını yürüten eski Norveç Başbakanı Jagland'ın, Epstein ile yakın ilişkisi bulunduğu ortaya çıkmıştı.
Adı, 2 binden fazla belgede yer alan Jagland'ın Epstein'a gönderdiği bir e-postada, "Tiran'da (Arnavutluk) olağanüstü güzel kızlarla birlikteydim. Ürdün, Filistin ve İsrail'e gidiyorum. Perşembe günü döneceğim." ifadelerini kullanıyor.
Bir diğer e-postada, Jagland'ın, Epstein'in, cinsel istismar ve fuhuş ağı dahil faaliyetleri için satın alarak kullandığı Ada'ya ziyaretinin planlandığı da görülüyor.
1996-1997'de Norveç Başbakanı olarak görev yapan Jagland, 2009-2019'da Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği'ni de üstlenmişti.
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Epstein belgelerinde adı geçen Jagland'ın dokunulmazlığını kaldırdı
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Norveç'in talebi üzerine, ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurmakla suçlandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'e ilişkin yeni belgelerde adı geçen Norveç'in eski Başbakanı ve eski Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland'ın dokunulmazlığını kaldırdığını açıkladı.
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinden yapılan açıklamada, eski Avrupa Konseyi Genel Sekteri Jagland'ın dokunulmazlığının kaldırılması kararının, Norveç makamlarının siyasetçi hakkında yolsuzluk soruşturması yürütme talebi üzerine alındığı belirtildi.
Danimarka Kralı ve İsveç Prensesinin de adı geçiyor
Epstein dosyasına ilişkin açıklanan yeni belgelerde adının 2 kez geçtiği ifade edilen Danimarka Kralı Frederik'e ilişkin kraliyet açıklama yaptı.
Kraliyet, ulusal basınla paylaştığı açıklamada, Kral Frederik'in Epstein ile hiç tanışmadığını kaydetti.
Yeni açıklanan belgelerde ise Kral Frederik'in prens olduğu dönemde Epstein'ın iş bağlantılarından bir iş adamı ile görüştüğü ve bir kez özel bir akşam yemeğine katıldığı iddia edildi.
Belgelerde adı geçen bir diğer ismin ise İsveç Prensesi Sofia olduğu aktarıldı.
İsveç medyası, Prenses Sofia'nın 2012'de Epstein özel davetlisi olarak New York'ta bir film gösterimine katıldığını ifade etti.
İsveç Kraliyet Sarayı ise daha önce yaptığı açıklamada, Prenses Sofia'nın 2005'te Epstein ile birkaç kez görüştüğünü ancak 20 yıldır onunla hiçbir temasının olmadığını belirtmişti.
Epstein dosyasındaki yeni belgelerde adı geçen Slovak diplomat istifa etti
Slovak basınında yer alan haberlere göre, kamuoyuyla paylaşılan yeni Epstein belgelerinde Slovakya Başbakanı Robert Fico'nun Dışişleri ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Lajcak'ın da adı geçiyor.
Lajcak'ın Epstein ile yazışmalarının sık sık kişisel nitelik içerdiği ve bu görüşmelerde "kadınlar ve jeopolitik meseleler" dahil birçok konuda sohbet ettikleri görülüyor.
Epstein'ın, dönemin Slovakya Dışişleri Bakanı olan Lajcak'ı evine de davet ettiği ifade ediliyor. Yazışmalarda ikilinin, Slovakya seçimlerinden de sık sık bahsettiği kaydediliyor.
Lajcak, "360.sk" haber sitesine yaptığı açıklamada, Başbakan Fico ile ABD Başkanı Donald Trump'ın eski danışmanı Steve Bannon arasında bir görüşme ayarlamadığını ve "kadınların" hiçbir zaman sohbetin bir parçası olmadığını savunarak, iddiaları reddetti.
Başbakan Fico, Lajcak'ın istifasını kabul etti
Slovakya Haber Ajansı'na (TASR) göre, Slovakya muhalefet partileri, yeni Epstein belgelerinde adı geçmesi üzerine Lajcak'ın istifasını isteyen ortak bir açıklama yaptı.
Bunun üzerine Lajcak, istifa mektubunu Başbakan Fico'ya sundu. Fico da bu istifayı onayladığını açıkladı.
Fico, yaptığı açıklamada, Lajcak'ın istifa ederek önemli bir diplomat olduğunu kanıtladığını söyledi.
Başbakan Fico, Lajcak'ın istifasıyla Slovakya'nın diplomasi ve dış politika alanında bir deneyim kaynağını kaybettiğini ifade etti.
Belgelerde Hindistan Başbakanı Modi'nin ismi de yer aldı
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche'ın, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili 3 milyondan fazla yeni dosyayı daha kamuoyuyla paylaştıklarını bildirmesinin ardından, belgelerde Hindistan Başbakanı Modi'nin ismi dikkati çekti.
Modi'nin isminin geçtiği 9 Temmuz 2017 tarihli belgede, "Hindistan Başbakanı Modi, ABD Başkanı'nın yararına İsrail'de dans edip şarkı söyledi. Birkaç hafta önce görüşmüşlerdi. İşe yaradı." ifadeleri öne çıktı.
Öte yandan NDTV televizyonunun haberine göre, Hindistan, Modi'nin Temmuz 2017’de İsrail’e yaptığı resmî ziyarete yönelik ifadelerin "hüküm giymiş bir suçlunun değersiz düşüncelerinden ibaret" olduğunu belirterek tepki gösterdi.
Modi'nin Temmuz 2017'de İsrail'e gerçekleştirdiği ziyaret, Hindistan ile İsrail arasındaki diplomatik ilişkilerin 1992'de başlamasının ardından Hindistan Başbakanı'nın yaptığı ilk ziyaret olarak kayıtlara geçmişti.
ABD Başkanı Trump, belgelerin kendisini suçlamadığını aksine akladığını savundu
ABD Başkanı Donald Trump, Florida'ya seyahati sırasında Air Force One uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili 3 milyondan fazla yeni dosyanın kamuoyuyla paylaşılmasına ilişkin konuştu.
Beklentilerin aksine belgelerin kendisi aleyhine bir durum ortaya koymadığını savunan Trump, belgelerde gazeteci Michael Wolff'un Epstein ile kendisine siyasi açıdan zarar vermek amacıyla hareket ettiğinin görüldüğünü ifade etti.
Trump, "Kendim görmedim ama çok önemli bazı kişiler bana, bunun yalnızca beni aklamakla kalmadığını, aynı zamanda insanların, o radikal solun, umduğunun tam tersi bir tablo ortaya koyduğunu söyledi." diye konuşarak, Wolff'a ve gerekirse Epstein'in mirasına dava açabileceklerini belirtti.
Trump'tan "Demokratlar gibi Epstein adasına gitmedim" savunması
ABD Başkanı Trump, sosyal medya hesabından, Epstein dosyasına ilişkin yeni açıklanan belgeler hakkında değerlendirme yaptı.
Trump, "Jeffrey Epstein ile dostane bir ilişkim olmadığı gibi, Adalet Bakanlığı tarafından yeni açıklanan bilgilere göre, Epstein ve Michael Wolff adında sahtekar bir yazar, bana komplo kurmuşlardır." ifadesini kullandı.
Kendisini hedef alan açıklamaları yapanları dava edeceğini belirten Trump, "Ben Epstein'in böceklerin istila ettiği adasına hiç gitmedim ancak bu sahtekar Demokratların ve bağışçılarının neredeyse tamamı gitti." değerlendirmesinde bulundu.
Belgelerde Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un ismi de yer aldı
Emmanuel Macron'un ismi cumhurbaşkanı seçildiği 2017 öncesinde ve sonrasındaki çok sayıda belgede geçerken, bu belgelerde Epstein'ın Macron'un birçok konuda kendisinden yardım istediğini iddia ettiği görüldü.
Epstein 17 Eylül 2018 tarihinde Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) Borge Brende'ye vereceği bilginin gizli olduğunu belirterek gönderdiği e-postada şu ifadelere yer verdi:
"Macron'dan: 'Bu zorlukların daha iyi üstesinden gelmek için yönetişimin, uluslararası kurumların, taahhütlerin ve kamu ile özel paydaşlar arasındaki ilişkilerin biçimini ve sosyo-ekonomik araçları yeniden düşünmemiz, inşa etmemiz ve icat etmemiz gerektiğine inanıyoruz. Daha ilerlemeci bir geleceği teşvik için hangi sosyo-ekonomik yenilikleri desteklersiniz?'"
Ayrıca Birleşik Arap Emirlikleri'nden iş adamı Sultan Ahmed bin Sulayem'in 22 Mart 2016'da Epstein'a gönderdiği e-postada Elysee Sarayında öğle yemeği yediğini ve o dönem Maliye Bakanı olan Macron ile "Fransa'daki işleriyle ilgili iyi bir görüşme yaptığını" belirttiği ortaya çıktı.
Epstein'ın 30 Ağustos 2018 tarihindeki e-posta yazışmasında ise Macron'un kendisinden "kurumlar, politikalar, bilim dahil hemen hemen her konuda fikir istediğini" iddia ederek, Macron'dan "Avrupa'ya liderlik etmek istiyor, belki dünyaya." diye bahsediyor.
Macron'un Epstein ile bağlantısına Fransız siyasetçiden tepki
Fransız Vatanseverler (Patriotes) Partisi lideri Florian Philippot ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, "Macron'un cumhurbaşkanlığı döneminde ve öncesinde Epstein ile doğrudan veya dolaylı iş ilişkilerine" tepki gösterdi.
Philippot, Macron'un Epstein ile bağlantısının "Fransız ulusal güvenliğini tehlikeye attığını" belirterek, soruşturma açılması çağrısında bulundu.
Fransa Cumhurbaşkanı Macron adının da geçtiği Epstein dosyaları için ABD yargısını adres gösterdi
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Wine Paris sergisi ziyaretinde gazetecilere yaptığı açıklamada Epstein belgelerine ilişkin olarak, "(ABD) Yargı sistemi işini yapmalı, bu kadar." ifadelerini kullandı.
Epstein mağdurlarını düşündüğünü dile getiren Macron, "bu davanın özellikle ABD’yi ilgilendirdiğini" yineleyerek hakikatin açığa çıkarılması gerektiğini belirtti.
Fransa Ulusal Meclis Başkanı Epstein belgeleri ile ilgili komisyon kurulmasına sıcak bakmıyor
Fransa Ulusal Meclis Başkanı Yael Braun-Pivet Europe 1 kanalına yaptığı açıklamada mecliste Epstein davası ile ilgili bir soruşturma komisyonu kurulması talebini değerlendirdi.
Braun-Pivet, solcu Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) partisinin talep ettiği soruşturma komisyonunun "yargı sistemiyle yarış halinde olmaması" gerektiğini savunarak, dava ile gerçekleri ortaya çıkarmak için doğru adresin yargı sistemi olduğunu söyledi.
LFI partisi, eski bakanlar ve Macron dahil Fransız siyaset ve sanat camiasından isimlerin yer aldığı yeni Epstein dosyalarına ilişkin mecliste bir soruşturma komisyonu kurulmasını istemişti.
Epstein belgelerinde adı geçen eski Fransız bakandan, yönettiği enstitüden istifa etmesi istendi
Fransız siyasetçiler, ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'le ilgili kamuoyuyla paylaşılan belgelerde adı geçen eski Fransa Kültür Bakanı Jack Lang'dan Paris'teki Arap Dünyası Enstitüsü (IMA) başkanlığı görevinden ayrılmasını talep etti.
Fransa'da farklı partilerden siyasetçiler, Epstein ile daha önce görüştüğü anlaşılan Lang'ın yönettiği IMA'dan istifa etmesini istedi.
Avrupa Parlamentosunun (AP) Fransız üyesi Marion Marechal konuk olduğu Sud Radio'nun programında, Epstein ile olan bağlantıları göz önünde bulundurulunca Lang'ın IMA'daki görevinden istifa etmesi gerektiğini savundu.
Provence-Alpes-Cote d'Azur Bölgesi Başkanı ve eski IMA Başkanı Renaud Muselier, Le Parisien gazetesine yaptığı açıklamada, söz konusu enstitünün Fransa ve Arap ülkelerine hizmet ettiğini belirtti.
Muselier, "Ancak şu aşamada, Jack Lang'ın konumunun Enstitü için son derece zararlı olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle zorla istifa ettirilmesinin yerine, kendiliğinden gitmesini istiyorum." ifadelerini kullandı.
Sosyalist Partinin (PS) Genel Sekreteri Oliver Faure ise kamu yayıncısı Franceinfo'ya yaptığı açıklamada, Lang'ın yönettiği IMA'yı korumak için istifa etmeyi düşünmesi gerektiğini dile getirdi.
Lang'ın kızı, yönetici olduğu sendikadan istifa etmişti
Bağımsız medya kuruluşu Mediapart'ın Epstein'e ilişkin açıklanan yeni belgelere dayandırdığı haberde, Epstein'in 2016'da "vergi cenneti" olarak da bilinen ABD'ye ait Virgin Adaları'nda kurduğu şirketin hisselerinin yarısının Lang'ın kızı Caroline Lang'a ait olduğu ortaya çıkmıştı.
Epstein dosyasındaki belgelerde adı 900'den fazla kez geçen Caroline Lang, bu olayın ortaya çıkmasının ardından Bağımsız Yapımcılar Sendikasındaki (SPI) genel sekreterlik görevinden istifa etmişti.
Fransa'daki Ulusal Mali Savcılık, Epstein'le iletişimde olduğu ortaya çıkan Lang ve kızı Caroline Lang hakkında dün "ağırlaştırılmış vergi kaçakçılığına dayalı para aklama" suçundan soruşturma açmıştı.
Epstein belgelerinde adı geçen eski Fransız Bakan, Dışişleri Bakanlığına çağrılacak
Fransa Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot'nun talimatı üzerine Lang, 8 Şubat'ta Bakanlığa çağrılacak.
Ulusal basındaki haberlere göre, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'a yakın kaynaklara göre Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık Ofisinin talimatı üzerine Lang'ın Epstein dosyasıyla ilgili belgeler hakkında sorulara yanıt vermesi için Bakanlığa gelmesi istendi.
Lang'ın ismi, Epstein belgelerinde 600'den fazla kez geçiyor
Eski Fransa Kültür Bakanı Lang'ın adı, Epstein dosyası kapsamında yayımlanan belgelerde 600'den fazla kez yer alıyor.
Belgelere göre Lang, Epstein'e Paris'te farklı kültürel geziler önerirken, Epstein ise eski Fransız Bakan'a Fas'a gitmesi için Nisan 2017'de uçağını ödünç veriyor.
Bir başka e-postada ise Lang'ın çocukların dini ve cinsellik eğitimi hakkında Epstein'e sorular sorduğu görülüyor.
Epstein'in Mart 2019'da ABD Başkanı Donald Trump'ın eski danışmanı Steve Bannon'a gönderdiği bir mesajda, Paris'teki Louvre Müzesi'nin önünde Lang ile yan yana çektirdikleri bir fotoğraf da yer alıyor.
Paris'teki Arap Dünyası Enstitüsü (IMA) Başkanı Lang, 4 Şubat'ta konuk olduğu Fransız BFMTV kanalında arkadaşlarının yapacağı bir film için Epstein'den para istediğini belirtmişti.
"Benim tanıdığım Jeffrey çekici, sanat tutkunu bir adamdı." diyen Lang, Epstein'in suç işlemiş olduğunu öğrendiği andan itibaren kendisiyle her türlü iletişime son verdiğini savunmuştu.
Fransa'da farklı partilerden siyasetçiler, Epstein ile daha önce görüştüğü anlaşılan Lang'ın yönettiği IMA'dan istifa etmesini istemişti.
Fransa Kültür Bakanı Lang, yönettiği enstitüden istifa etti
ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlamasıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein ile ilgili paylaşılan belgelerde adı geçen eski Fransa Kültür Bakanı Jack Lang, başkanı olduğu Arap Dünyası Enstitüsündeki (IMA) görevinden istifa etti.
Fransa Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada Lang'ın, Bakanlığa bağlı Arap Dünyası Enstitüsü Başkanlığı görevinden istifa ettiği bildirildi.
Açıklamada, Bakan Jean-Noel Barrot'un, Lang'ın istifasını onayladığı kaydedildi.
Eski Kültür Bakanı Jack Lang'ın istifa ettiği Arap Dünyası Enstitüsü (IMA) Başkanlığına, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un danışmanlarından Anne-Claire Legendre getirildi.
IMA'nın ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan yapılan açıklamada, Fransız devletinin teklifi üzerine Legendre'in Enstitünün yönetim kurulu üyesi olarak atandığı ve oy birliğiyle IMA'nın başkanı seçildiği bildirildi.
Macron'a Afrika ve Orta Doğu konusunda danışmanlık yapan diplomat Legendre, IMA başkanlığı görevine getirilen ilk kadın oldu.
Legendre, basına yaptığı açıklamada, "Benim görevim bu kuruma sükunet getirmek. Başkan Lang, bu kurumun bütünlüğünü korumak için istifasını sundu." ifadelerini kullandı.
Lang’ın bu adımı atmasının yönetim kurulu üyelerince beklendiğini belirten Legendre, kamuoyunun IMA'ya yeniden güven duyması için kurum adına bir yol haritası belirlenmesi gerektiğini vurguladı.
Fransa Dışişleri Bakanlığı ise yolsuzluk iddialarının ardından IMA'daki başkanlık görevinden istifa eden Lang'ın yerine yeni bir isim arayışına girmişti.
Legendre, 2021-2023'te daha önce Fransa Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü olarak da görev yapmıştı.
Epstein belgelerinde adı geçen eski Fransız bakan ve kızı hakkında ön soruşturma
Ulusal basındaki haberlere göre, Epstein'le iletişimde olduğu ortaya çıkan Lang ve Caroline Lang hakkında dün ön soruşturma başlatıldı.
Fransa'daki Ulusal Mali Savcılıktan yapılan açıklamada, söz konusu ön soruşturmanın "ağırlaştırılmış vergi kaçakçılığına dayalı para aklama" suçundan açıldığı belirtildi.
Savcılık, ön soruşturmanın Mediapart internet sitesinin Lang ve kızı Caroline Lang'le ilgili ortaya çıkardığı olaylar ve Epstein ile olası mali bağlarla ilgili olduğunu bildirdi.
Fransa: Epstein dosyasıyla ilgili her şey aydınlığa kavuşturulmalı
Hükümet Sözcüsü Maud Bregeon, başkent Paris'teki Bakanlar Kurulu Toplantısı'nın ardından düzenlediği basın toplantısında Epstein dosyasıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Bregeon, Fransa'da soruşturma yürütmenin hükümet veya basının değil, yargının işi olduğunu savunarak, Epstein dosyası hakkında "Bizim tutumumuz çok açık. Tabii ki bu korkunç ve çok yönlü meseleyle ilgili her şey aydınlatılmalı." ifadesini kullandı.
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot'un Epstein dosyalarında adı geçen Fransız diplomat Fabrice Aidan'la ilgili yasal süreç başlattığını anımsatan Bregeon, mağdur olan kadınları konuşmaya ve yargıya başvurmaya çağırdıklarını kaydetti.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un partisi Rönesans'ın Genel Sekreteri ve eski Başbakan Gabriel Attal ise konuk olduğu France Inter radyosunda, parlamentodaki tüm siyasi grupların her yıl bir soruşturma komisyonu başlatma hakkı olduğunu ifade etti.
Attal, bir siyasi grubun bu konuda bir soruşturma komisyonu başlatması halinde, buna karşı çıkmayacağını belirtti.
Fransız BFMTV kanalının haberine göre, eski İsveçli model Ebba Karlsson, Epstein dosyasına ilişkin belgelerde adı binlerce kez geçen İsveçli Daniel Siad hakkında "cinsel saldırı ve insan ticareti" suçları gerekçesiyle 10 Şubat'ta Paris Savcılığı'na şikayetçi oldu.
Karlsson, Siad'la 1990'lı yıllarda İsveç'in başkenti Stockholm'de tanıştıklarını ve kendisine Fransa'da çalışmayı teklif ettiğini anlatarak, Siad tarafından götürüldüğü Cannes kentinde bir evin kulübesinde cinsel saldırıya uğradığını iddia etti.
Siad'ın kendisini tanıttığından farklı bir isminin olduğu sahte bir pasaportunu çantasında bulduğunu belirten Karlsson, tanıdığı bir kişiyle sokakta konuştuğu için Siad'ın kendisini öldürmekle tehdit ettiğini savundu.
Karlsson, o dönem bir model ajansının patronu olan Gerald Marie tarafından da ofisinde cinsel saldırıya uğradığını ileri sürerek, yaşları 14 ile 17 arasında değişen kızlarla birlikte Marie'nin evine bir iş görüşmesi için davet edildiğini belirtti.
Kendisini "model keşifçisi" olarak tanıtan Siad'ın söz konusu modelleri Epstein için işe aldığından şüphe ediliyor.
Macron, Epstein belgelerinde adı geçen Fransız diplomatla ilgili her şeyin açıklığa kavuşturulmasını istedi
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Belçika'nın Alden Biesen Kalesi'nde yapılan gayriresmi AB Liderler Zirvesi öncesinde basın mensuplarına açıklama yaptı.
Epstein ile ilgili belgelerde adı geçen Fransız diplomat Aidan ile ilgili gerçeklerin "neden daha önce ortaya çıkmadığını anlamak istediğini" belirten Macron, Fransa Dışişleri Bakanlığının hakkında soruşturma başlattığı Aidan ile ilgili "her şeyin açıklığa kavuşturulmasını" istedi.
Fransız diplomat hakkında çok sayıda iddia ve iç soruşturma olmasına rağmen Aidan’ın Fransız hükümeti için çalışmayı sürdürmesine ilişkin bir soruya Macron, bunun "kabul edilemez" olduğu yanıtını verdi.
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, Bakanlık Başsekreteri olarak görev yapan ancak kişisel nedenlerden dolayı izne çıkan, özel sektörde de faaliyetler yürüten Aidan hakkında "adalet sisteminin çalışmalarına katkı sunmak amacıyla Fransız diplomat hakkında idari soruşturma ve disiplin soruşturması açıldığını" duyurmuştu.
ABD'de yayımlanan belgelerde Epstein'in Fransız siyasetçilere yakın Colom ile görüştüğü ortaya çıktı
Epstein dosyasıyla ilgili ABD'de paylaşılan belgeler, eski Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin eski danışmanı Colom'un, Epstein ile 2013-2018 yılları arasında yakın iletişimde olduğunu ortaya koydu.
Colom, Epstein'e Eylül 2013'te gönderdiği bir e-posta aracılığıyla, eski Fransa Cumhurbaşkanı adayı Bruno Le Maire'in cumhurbaşkanlığı adaylığı için fon toplamak istediğini belirterek bu konuda ABD'li milyardere danıştı.
Ayrıca Colom, Ekim 2013'te Epstein'e yazdığı e-postada kendisine yardımcı olanlara karşı sadık kaldığını, bu nedenle 5 yıl boyunca Sarkozy'nin yanında durduğunu belirtti.
Clinton ve Sarkozy arasında "gizli bir görüşme" ayarlanması talebi
Epstein'in aynı ay Sarkozy'yle tanışmak istediğini belirtmesi üzerine Colom, "Soracağım. (Sarkozy) Eğlenceli olabilir. Ve artık İngilizce konuşabiliyor." şeklinde cevap verdi.
Colom, yaklaşık bir ay sonra gönderdiği bir diğer e-postada ise Epstein'den, ABD'nin New York eyaletinde eski ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ve Sarkozy arasında "gizli bir görüşme" ayarlamasını talep etti.
Epstein ve Colom yazışmalarındaki ırkçı ifadeler dikkati çekti
Epstein ve Colom arasındaki yazışmalarda ırkçı ifadelerin de yer alması dikkati çekerken, ikisi arasındaki Haziran 2013 tarihli yazışmalarda Epstein, "kız dolu bir akvaryumla" Karayipler'deki adasında olduğunu belirtti.
Epstein, kadınları "karidese" benzeterek, "Bazıları karides gibidir, başını atarsınız, gövdesini saklarsınız." ifadesini kullandı.
Colom "beyaz kadınları tercih ettiğini" yazarken, Epstein ise "Siyah bir karidesin kokusunu tahmin bile edemiyorum." şeklinde yanıt verdi.
İngiltere'nin eski Washington Büyükelçisi, Epstein bağlantıları nedeniyle İşçi Partisi üyeliğinden istifa etti
İngiltere'nin eski Washington Büyükelçisi Lord Peter Mandelson, ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein ile bağlantılarına ilişkin yeni iddiaların ardından İşçi Partisi üyeliğinden istifa etti.
Eski Kabine Bakanı ve Büyükelçi Mandelson, İşçi Partisi Genel Sekreteri'ne gönderdiği istifa mektubunda, Epstein ile bağlantılarının yeniden gündeme gelmesi nedeniyle "daha fazla utanç yaratmak istemediğini" belirterek, parti üyeliğinden ayrılma kararı aldığını bildirdi.
Peter Mandelson, mektubunda, "20 yıl önce bana yapıldığı iddia edilen ve hatırlamadığım ya da kaydını tutmadığım mali ödemelere ilişkin, doğru olduğuna inanmadığım suçlamalarla yeniden ilişkilendirildim. Bunların tarafımca araştırılması gerekiyor." ifadelerini kullandı.
Bu süreçte İşçi Partisi'ne zarar vermek istemediğine işaret eden Mandelson, bu nedenle parti üyeliğinden istifa ettiğini duyurdu.
Mandelson, şunları kaydetti:
"Sesleri çok daha önce duyulması gereken kadınlar ve kız çocukları için bir kez daha özür dilemek istiyorum."
Epstein bağlantılı Peter Mandelson krizi sonrası İngiltere Başbakanı Starmer üzerindeki baskı artırıyor
İşçi Partili çok sayıda milletvekili, Mandelson'ın atanmasına ilişkin belgelerin yayımlanması yönünde alınan kararın ardından hükümetin tutumuna tepki gösterirken, bazı vekiller söz konusu belgelerin içeriğinin Başbakan Starmer'ın liderliğini de tartışmaya açabileceğini savunuyor.
Epstein dosyalarının yalnızca Peter Mandelson'ı değil, Starmer liderliğindeki hükümetin karar alma süreçlerini de mercek altına aldığı, parti içi baskının ilerleyen günlerde daha da artabileceği değerlendiriliyor.
"Belgelerin tamamı ortaya çıktığında liderlik tartışması kaçınılmaz hale gelebilir"
İngiliz basınına konuşan parti kaynakları, Mandelson'un Epstein ile ilişkilerinin bilindiği halde diplomatik bir göreve getirilmesinin "savunulamaz" olduğunu ifade ederken, yayımlanacak belgelerin parti içinde yeni güven krizini tetikleyebileceği değerlendirmesinde bulundu.
Muhalefet sıralarının yanı sıra iktidardaki İşçi Partisi içinde de rahatsızlığın arttığına dikkat çeken bazı milletvekilleri, Starmer'ın parlamentodaki haftalık "Başbakan'a Sorular" oturumunda, Mandelson'un Epstein ile ilişkileri konusunda kendisine doğru bilgi verilmediğini söylemesinin "dönüm noktası" olduğunu belirtti.
Bir İşçi Partili milletvekili, İngiliz basınına yaptığı değerlendirmede, "Belgelerin tamamı ortaya çıktığında liderlik tartışması kaçınılmaz hale gelebilir." ifadesini kullanırken, başka bir milletvekili ise parti tabanında ciddi güven erozyonu yaşandığını bildirdi.
İşçi Partisi milletvekili Paula Barker, BBC Radio 4'te yayımlanan Today programında yaptığı açıklamada, Starmer'ın Mandelson'ın Epstein ile süregelen ilişkisini bildiğini kabul etmesini "hayal kırıklığı" ve "rahatsız edici" olarak nitelendirdi. Milletvekili Barker, "Açıkçası ülkenin daha iyisini hak ettiğini düşünüyorum." ifadesini kullandı.
Öte yandan, Sağlık Bakanı Wes Streeting de BBC'ye yaptığı açıklamada, Mandelson'un atanmasına ilişkin belgelerin "azami şeffaflıkla" yayımlanacağını, ancak ulusal güvenlik ve diplomatik ilişkileri zedeleyebilecek unsurların kapsam dışında tutulacağını söyledi.
Epstein'ın Mandelson'a 75 bin dolar ödeme yaptığına dair kayıtlar yer aldı
ABD Adalet Bakanlığı tarafından geçen cuma günü yayımlanan yeni belgelerde, Epstein'ın 2003 ve 2004'te Mandelson'a üç ayrı işlemle toplam 75 bin dolar ödeme yaptığına dair kayıtlar yer almıştı. Belgelerde her biri 25 bin dolarlık bu ödemelerin Epstein'a ait banka hesaplarından gönderildiği öne sürülmüştü.
Mandelson, yeni belgelerin yayınlanmasının ardından yaptığı açıklamada, bunların doğruluğundan emin olmadığını belirterek, Epstein'ı tanımış olmaktan ve onun 2008'deki mahkumiyetinin ardından aralarındaki ilişkiyi sürdürmüş olmaktan dolayı pişmanlık duyduğunu bildirmişti. Mandelson, mağdurlardan "kayıtsız şartsız özür dilediğini" ifade etmişti.
Kenya ve Pakistan'da görev yaptı
Diplomasi kariyerine 1997'de başlayan Turner, farklı görevlerde bulunduktan sonra 2007'de eski Başbakan Gordon Brown'ın Orta Doğu Özel Sekreterliğini üstlenmişti.
Devamında Nairobi Büyükelçiliği yaptıktan sonra eski Başbakan Theresa May'in Ulusal Güvenlik Danışman Yardımcılığı ve Uluslararası İlişkiler Danışmanı olarak görev yapan Turner, 2019'da İslamabad Büyükelçisi olmuştu.
Pakistan'daki görevi 2023'te biten Turner, Dışişleri Bakanlığı Siyasi Direktörü olarak görev yaparken Ekim 2025'te İngiltere'nin BM Daimi Temsilcisi olarak atanmış ancak bu göreve başlamamıştı.
ABD'de 9 Eylül 2025'te ortaya çıkan yazışmalarda, İngiltere'nin Washington Büyükelçiliğine Şubat 2025'te başlayan Peter Mandelson'ın Epstein'a, "En iyi dostum" diye hitap ettiği ortaya çıkmıştı.
Mandelson'ın Epstein'a gönderdiği doğum günü mesajında, "Gelsin diye saatlerce beklerdiniz. Çoğu zaman etrafınızda olduğuna alıştığınızda birden yine yalnız kalırdınız. Onun yerine eğlendirmeniz gereken bazı ilginç arkadaşlarıyla baş başa kalırdınız." ifadeleri yer almıştı.
Başbakan Keir Starmer, ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı oluşturduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Epstein ile ilişkisi ortaya çıkan Mandelson'ı 11 Eylül 2025'te görevden almıştı.
Epstein dosyalarındaki yazışmalar, Mandelson'un Rusya vizesi için yardım teklif ettiğini ortaya koydu
ABD Adalet Bakanlığı tarafından paylaşılan Epstein ile ilgili soruşturma dosyalarındaki yazışmalara göre, Epstein, Kasım 2010'da Moskova'ya kısa süreli seyahat planladığı sırada Mandelson'a e-posta göndererek, Rusya vizesi alamadığını ve bu konuda yardıma ihtiyacı olduğunu belirtti.
Epstein'in mesajına saatler içinde yanıt veren Mandelson, vize konusunda destek olabileceğini bildirdi ve ertesi gün bir yakınının vizelerle ilgilendiğini aktardı.
Belgelerde, Epstein'in Rusya'ya gitme sebebine dair Mandelson'un bilgi sahibi olup olmadığına ilişkin bir ifadeye rastlanmadı.
Belgeler, Moskova seyahatinin vize işlemlerindeki gecikmeler nedeniyle iptal edildiğini ve Epstein'in ekibinin Mandelson'un çevresine "yardımları için teşekkür ettiğini" ortaya koydu.
Ünlü tanıtımcı Siegal'ın Epstein'e e-postası dikkati çekti
Peggy Siegal, Epstein'e gönderdiği bir e-postada Kenya'nın başkenti Nairobi'ye gitmek üzere olduğunu belirtiyor.
Epstein'i seyahatinde nerelere gideceğine ilişkin bilgilendiren Siegal, "Sana başka bir hayat deneyimi için ne kadar teşekkür etsek az. Maasai savaşçıları bizi yemezse Somalili korsanlar yiyecek." ifadesi e-postada yer aldı.
Siegal'ın e-postasında "Senin için bir ya da iki küçük bebek getirebilirim. Kız mı erkek mi? Tam Madonna gibi." ifadesi öne çıktı.
Belgelerde, Melania'nın yönetmeni Ratner'ın fotoğrafı yer aldı
ABD Başkanı Donald Trump'ın eşi Melania Trump hakkında çekilen belgeselin yönetmeni Brett Ratner'ın Epstein ile birlikte görüntülendiği fotoğraflar, yeni yayımlanan belgelerin arasında yer aldı.
Fotoğraflarda, Ratner'ın, Epstein ve kimliği gizli iki kadınla birlikte bir koltukta sarılarak oturduğu görülüyor.
Söz konusu görüntülerin çekildiği tarihe dair bilgi paylaşılmadı.
Siegal ve Ratner, konuya ilişkin açıklama yapmadı.
Netanyahu, Epstein'in İsrail için çalışmadığını savundu
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak ile Epstein arasındaki ilişkiyi ileri sürdü.
Epstein ile Barak arasındaki "alışılmadık derecede yakın ilişkinin" Epstein'in İsrail için çalıştığı anlamına gelmeyeceğini savunan Netanyahu, eski Başbakan Barak'ın 20 yıl önceki seçim yenilgisinin etkisinde kalarak yıllardır "İsrail demokrasisini baltalamak için çalıştığını" iddia etti.
Netanyahu, Barak'ı İsrail hükümetini baltalamak için faaliyetlerde bulunmakla da suçladı.
Epstein, ölmediği ve İsrail'e çalıştığı iddiaları
Epstein'in İsrail için çalıştığı ve ölmediği yönündeki iddialar son günlerde kamuoyunda yer alıyor.
Bu iddialara Epstein'in YouTube ve Fortnite isimli oyundaki kullanıcı adı "littlestjeff1" gerekçe gösteriliyor.
Kamuoyuyla paylaşılan dosyalarda yer alan ve Epstein’in sık sık oyun içi satın alımlar yaptığını gösteren belgelerde “Fortnite Tracker” adlı sitede “littlestjeff1” adıyla kullanılan hesabın, oyunun 3 Aralık 2023’te başlayan ve 8 Mart 2024’e kadar süren bölümüne yükseldiği öne sürülüyor.
İddialar, Epstein'in Fortnite hesabının, ölümünden 4 yıl sonra İsrail'den aktif kullanıldığına işaret ediyor.
Eski İsrail Başbakanı Barak, Trump'ı İsrail basınına konuşmaya ikna etmek için Epstein'den yardım istemiş
Belgelerde, eski İsrail Başbakanı Eski İsrail Başbakanı Ehud Barak'ın 2016'da gönderdiği bir e-posta da yer aldı.
Barak, ABD Başkanı Donald Trump'ın İsrail basınına röportaj vermesini sağlamak için Epstein'i ikna etmeye çalıştığı e-postada Kanal 2'nin Hillary Clinton ile bir röportaj ayarladığını belirterek, Trump'ın Kanal 10'da benzer bir röportajla ilgilenip ilgilenmediğini sordu.
Barak'ın, İsraillilerin ve özellikle İsrail'deki ABD vatandaşlarının büyük çoğunluğunun bu röportajı izleyeceğini kaydederek "ABD'ye önde gelen sunucularını, yetenekli ve pozitif bir (sarışın) bayanı göndermeye hazırlar." ifadesini kullanması dikkati çekti.
İsrail basını, yazışmanın 2016 yılında Clinton ile Trump arasındaki seçim yarışı sırasında yaşandığını, bu girişimin hiçbir zaman hayata geçmediğini ve "sarışın kadın"ın Trump ile röportaj yapma fırsatı bulamadığını kaydetti.
Barak'ın Epstein ile mahkumiyetinden sonra dahi yakın bağları olduğu belirtildi.
Epstein ile Ehud Barak, Tony Blair'e ödendiği öne sürülen "yüksek danışmanlık meblağlarını" konuştu
ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlarıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein ile eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, eski İngiltere Başbakanı Tony Blair'e danışmanlık faaliyetleri karşılığında ödendiği öne sürülen "yüksek meblağları" konuştu.
ABD Adalet Bakanlığının, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili kamuoyuyla paylaştığı yeni belgelerde yer alan ses kaydında, Epstein ile Barak'ın, görevlerinden ayrılan siyasetçilerin nasıl gelir elde edebileceğine dair değerlendirmelerde bulunduğu dikkati çekti.
Kaydın ne zaman alındığına ilişkin resmi açıklama yapılmazken, bazı basın organları, görüşmenin 2013'ün başlarında gerçekleşmiş olabileceğini aktardı.
Ses kaydında, Epstein'ın, Blair'in danışmanlık faaliyetlerinden yüksek gelirler elde ettiğini dile getirdiği, bu paraların tamamının Blair'e gitmediği, bir kısmının başka kişi ya da taraflara aktarıldığı ifade edildi.
Kayıtta, söz konusu diğer taraflara ilişkin ise somut bilgiye yer verilmedi.
"Tony'ye verilen çok büyük rakamlar duyuyorum"
Kayıtta, Barak'ın, "iş modeli" ifadesini kullanarak Epstein'e, "hükümetlerle yapılan sözleşmelerden nasıl para kazanıldığını" sorduğu duyuldu. Barak, Blair'in Kazakistan hükümetine danışmanlık karşılığında yılda yaklaşık 11 milyon dolar kazandığı yönünde duyumlar aldığını söyledi.
Epstein, kayıtta, Blair için "Tony garipleşti." ifadesini kullanarak, "Tony'nin para konusunda ne yaptığını bilmiyorum. Tony'ye verilen çok büyük rakamlar duyuyorum. Burada 5 milyon, orada 10 milyon. Tony, yılda 30 milyon dolar kazanmıyor." dediği duyuldu.
Barak ise Blair'in bu gelirlerin bir kısmını "başkalarına bıraktığını" öne sürdü.
Blair'in, 1997-2007 döneminde İngiltere Başbakanı görevini yürüttükten sonra "Tony Blair Associates" adlı şirketi aracılığıyla hükümetler dahil çeşitli müşterilere danışmanlık hizmeti verdiği, bu şirketi 2016'da kapatarak "Tony Blair Küresel Değişim Enstitüsü"nü kurduğu biliniyor.
Enstitü, bazı basın kuruluşlarına yaptığı açıklamada, ses kaydında dile getirilen rakamların "gerçek dışı" olduğunu savundu.
Barak'ın, Epstein'le Rusya'dan İsrail'e 1 milyon göçmen "ihtiyacını" konuştuğu ortaya çıktı
ABD Adalet Bakanlığı'nın Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili kamuoyuyla paylaştığı yeni belgelerde yer alan ses kaydında, Barak'ın Epstein ile Ortodoks Hahambaşılığının Yahudiliğin tanımı üzerindeki tekelinin kırılması yoluyla Yahudiliğe geçişlerin kolaylaştırılması üzerine konuşması dikkati çekti.
Barak ve Epstein arasındaki telefon görüşmesinin ne zaman gerçekleştiğine ilişkin resmi açıklama yapılmadı.
Ses kaydında, Barak'ın Epstein'a "Putin'e hep şunu söylerdim: 'İhtiyacımız olan sadece bir milyon daha.' (Sovyetler Birliği'nden göçenler), İsrail'i dramatik bir şekilde değiştirdi. O bir milyon Rus." dediği duyuldu.
"Yahudiliğe, kiltesel geçişin önünü açmamız gerekiyor"
Kayıtta, Barak, Ortodoks Hahambaşılığı'nın Yahudiliğin tanımı üzerindeki tekelinin kırılması gerektiğini savunarak, Epstein'a "Sofistike ve incelikli bir biçimde, Yahudiliğe kitlesel geçişin önünü açmamız ve kapıları açmamız gerekiyor." dedi.
İsrail'in kuruluşunun ardından yaşanan göç dalgasında dönemin yöneticilerinin seçici davranmadığını söyleyen Barak, "Şimdi ise daha seçici olabiliriz. Yahudiliğe geçiş konusunda daha açık fikirli bir yaklaşımla rahatlıkla bir milyon kişiyi daha hazmedebiliriz." ifadelerini kullandı.
Ehud Barak'ın 2015-2016 yıllarında Epstein ile birden fazla kez görüştüğü basına yansımış ve Epstein'ın New York Manhattan'daki malikanesine girerken görüntülenmişti.
Epstein-Blair temasları
Tony Blair, Epstein ile 2002'de İngiltere Başbakanlık Ofisi 10 Numara'da bir kez görüştüğünü daha önce kabul etmiş, bu görüşmenin ardından herhangi bir temaslarının olmadığını savunmuştu.
Ses kayıtlarında ve sızdırılan e-postalarda ise Epstein'ın, Blair ile yakın ilişki içinde olduğu yönünde ifadeler yer alıyor.
Belgelerde Putin'in yerine kimin geçebileceğinin tartışıldığı ortaya çıktı
11 Ocak 2012 tarihli belgede, o dönemde Rusya Parlamentosunun alt kanadı Duma üyesi olan İlya Ponomarev'in, "Devlet Başkanına karşı ayaklanmanın ana organizatörlerinden" olduğu öne sürüldü.
Belgede, "Eğer öldürülmezse, Putin'in yerini alıp kendisi başkan olabilir (er ya da geç olacak)." ifadesi kullanıldı.
Rus basınında yer alan haberlere göre, Haziran 2016'da Ukrayna'dan oturum izni alan Ponomarev, 2019'da Ukrayna vatandaşı oldu.
Ponomarev'in hakkında Rusya'da açılmış davalar bulunuyor.
Öte yandan belgelerde Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin ismi de yer aldı.
Epstein'a 2019'da gelen e-postalardan birinde, "Zelenskiy, yardım arıyor. Putin, (Zelenskiy'nin) İsrailliler tarafından yönetildiğini söyleyerek küçümseyici tavır sergiliyor." ifadesi kullanıldı.
Epstein'in Putin ile görüşmeye çalıştığı ortaya çıktı
ABD Adalet Bakanlığı tarafından, Epstein hakkındaki soruşturma kapsamında yayınlanan 3 milyondan fazla yeni belgeye göre Epstein, Putin ile bir araya gelmek için girişimlerde bulundu.
Belgeler, birçok üst düzey Rus yetkilinin Epstein ile doğrudan yazışmalar yaparak görüştüğünü ve Epstein'in yıllar boyunca değişik isimler üzerinden Putin ile bir görüşme ayarlamaları için defalarca girişimlerde bulunduğunu ortaya koydu.
Epstein'ın özel e-postalarında, 2010'lu yıllarda eski Norveç Başbakanı Thorbjorn Jagland üzerinden Putin ile görüşme ayarlanması için birçok defa yazışmalar yapıldığı ve Jagland ile bu çabaların 2018’e kadar aralıklarla devam ettiği görüldü.
Adalet Bakanlığı dosyaları ayrıca, Epstein’in, Rusya Federal Güvenlik Hizmetleri Akademisi'nin üst düzey mezunlarından Sergey Belyakov, Kremlin'e yakın isimlerden Rus milyarder Oleg Deripaska ve Rusya’nın eski Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Vitaly Churkin gibi üst düzey isimlerle de irtibatta olduğunu gösterdi.
ABD Adalet Bakanlığı dosyalarında tüm girişimlere rağmen Epstein'in Putin ile herhangi bir görüşme gerçekleştirdiğine dair bir kayıt bulunmuyor.
Yayınlanan Epstein dosyalarında Putin'in adı 1000'den fazla kez geçiyor, ancak bu referansların büyük çoğunluğu kişisel ilişkiden ziyade Putin hakkındaki haber kupürleri ve medya özetlerinden oluşuyor.
Norveç Başbakanı, Epstein ile iletişime geçen Norveçlilere "pişman olmalısınız" mesajı verdi
Norveç'te yayın yapan NRK'ye konuşan Başbakan Jonas Gahr Store, daha önce kamuoyuyla paylaşılmayan belgelerde ortaya çıkan yeni bilgileri tepkiyle karşıladığını belirtti.
Norveç Veliaht Prensesi Mette-Marit'in Epstein ile görüşmesinden pişmanlık duyduğu yönünde açıklama yaptığını anımsatan Store, "Ben de buna katılıyorum. Ayrıca Jagland da pişman olmalı." dedi.
Jagland da Norveç basınına yaptığı açıklamada, "Başbakana katılıyorum. Epstein ile iletişim kurduğum için pişmanım. Şimdi bildiklerimi o zaman bilseydim asla temas kurmazdım." diye konuştu.
Prenses Mette-Marit ise 31 Ocak'ta yaptığı açıklamada, "Epstein'ın geçmişini daha iyi araştırmadığım ve nasıl bir insan olduğunu yeterince çabuk anlamadığıma yönelik sorumluluğu üstleniyorum. Bundan dolayı derin üzüntü duyuyorum." ifadelerini kullanmıştı.
Norveç Ekonomik Suçlarla Mücadele Kurumu, Epstein belgelerine ilişkin soruşturma başlatmayı değerlendiriyor
Belgelerde eski Başbakan Thorbjorn Jagland, Norveç'in Amman Büyükelçisi Mona Juul ve eşi Terje Rod Larsen ile eski Dışişleri Bakanı ve mevcut Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Başkanı Borge Brende'nin isimleri de yer aldı.
Norveç'teki ekonomik suçlarla mücadele kurumu Okokrim Başkanı Pal Lonseth, ulusal medyaya yaptığı açıklamada, "Epstein belgelerini gördük ve içerikler doğrultusunda bir soruşturma başlatmak için değerlendirme yapıyoruz." dedi.
Belgelerde çok sayıda Norveçlinin bulunmasının soruşturma açılması için ana neden olup olmadığı sorusu üzerine Lonseth, "Evet bu da sebeplerden birisi." değerlendirmesini yaptı.
Lonseth, Epstein belgelerinde Norveç Veliaht Prensesi Mette-Marit'in de yer almasına ilişkin yorum yapmazken, "Bizim şu an ilgilendiğimiz durum belgelerde ortaya çıkanlar ve bu belgeleri kendimiz incelemek istiyoruz. Bu bağlamda herhangi bir kişi galerisi sunmayacağız." ifadelerini kullandı.
Bu arada, Prenses Mette-Marit ve eski Başbakan Jagland, Epstein ile ilişki kurdukları için pişman olduklarını söylemiş, Büyükelçi Juul da görevinden uzaklaştırılmıştı.
Dünya Ekonomik Forumu Başkanı Brende, Epstein bağlantısı incelemesinin ardından istifa etti
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) Borge Brende, ABD'de kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurmakla suçlanan ve hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein ile geçmişteki bağlarına yönelik başlatılan bağımsız soruşturmanın ardından istifa etti.
WEF’den yapılan açıklamada, Brende'nin 8,5 yıllık görev süresinin ardından istifa ettiği belirtildi.
Brende ise istifasına yönelik yaptığı açıklamada, Epstein ismini zikretmekten kaçınırken, 8,5 yıllık görev süresinin oldukça verimli geçtiğini savundu.
Forumun geleceğine odaklanması gerektiğini belirten Brende, şu ifadeleri kullandı:
"Kapsamlı bir değerlendirme sürecinin ardından, Başkanlık ve CEO’luk görevimden ayrılma kararı aldım. Forumun yürüttüğü kritik çalışmalara herhangi bir dikkat dağınıklığı yaşamadan odaklanabilmesi adına, görevi devretmek için en doğru zamanın bu olduğuna inanıyorum. Meslektaşlarımın ve ortaklarımızın sunduğu olağanüstü işbirliği için minnettarım."
Öte yandan, WEF Mütevelli Heyeti Eş Başkanları Andre Hoffmann ve Larry Fink, forumun Yönetim Kurulu Denetim ve Risk Komitesinin, Brende ve Epstein arasındaki etkileşimlerin bağımsız incelemesini tamamlandığını bildirdi.
Açıklamada, Brende'nin Epstein ile ilişkisine dair daha önce kamuoyuna yansıyanların ötesinde "yeni bir endişe verici bulguya rastlanmadığı" ifade edildi.
Öte yandan, Brende’nin ayrılığı sonrası yönetim boşluğu yaşanmaması için WEF’in kıdemli isimlerinden Alois Zwinggi geçici Başkan ve CEO olarak atandı. Mütevelli Heyeti, forumun yeni başkanını belirlemek üzere resmi bir süreç başlatacaklarını ve bu geçiş dönemini yakından yöneteceklerini duyurdu.
Macron bağlantılı gizli yazışmalar ortaya çıkmıştı
WEF’in söz konusu incelemesi, ABD Adalet Bakanlığı tarafından paylaşılan belgelerde Brende’nin isminin Epstein ile olan iletişim kayıtlarında geçmesinin ardından gelmişti.
Bağımsız inceleme süreci, Brende'nin Epstein ile gerçekleştirdiği üç iş yemeğinin ve mesajlaşmaların mahiyetini netleştirmeyi hedefliyordu. Ortaya çıkan belgelerdeki en dikkat çekici unsur ise Epstein’in 17 Eylül 2018'de Brende’ye gönderdiği "gizli" ibareli e-posta oldu.
Söz konusu mesajda Epstein’in, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a atfedilen küresel yönetişim ve sosyo-ekonomik yeniliklerle ilgili soruları doğrudan WEF Başkanı’na ilettiği görülüyor. Epstein'in e-postasında, Macron'un uluslararası kurumların yeniden inşasına dair görüşlerini aktararak, Brende'den bu konudaki önerilerini sorduğu kaydedildi.
Epstein, Borge Brende'ye vereceği bilginin gizli olduğunu belirterek, gönderdiği e-postada şu ifadelere yer verdi:
"Macron'dan: Bu zorlukların daha iyi üstesinden gelmek için yönetişimin, uluslararası kurumların, taahhütlerin ve kamu ile özel paydaşlar arasındaki ilişkilerin biçimini ve sosyo-ekonomik araçları yeniden düşünmemiz, inşa etmemiz ve icat etmemiz gerektiğine inanıyoruz. Daha ilerlemeci bir geleceği teşvik için hangi sosyo-ekonomik yenilikleri desteklersiniz?"
Her yıl dünya liderlerini İsviçre'nin Davos kasabasında bir araya getiren forumun en tepe isminin Epstein davası belgelerinde yer alması, uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırırken kurumun tarafsızlığı tartışmalarını da yeniden gündeme taşıdı.
Epstein belgelerinde adı geçen Norveç'in Amman Büyükelçisi Juul istifa etti
ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlamasıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'e ilişkin açıklanan yeni belgelerde adı geçmesi sonrası görevden uzaklaştırılan Norveç'in Amman Büyükelçisi Mona Juul'un istifa ettiği bildirildi.
Norveç Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide, Epstein ile ilişkisi ortaya çıkan Juul'un, büyükelçilik görevinden ayrıldığını belirtti.
Eide, Epstein belgelerinin, Juul hakkında bir dizi ayrıntıyı ortaya çıkardığını ve Bakanlığının, büyükelçilik görevinden istifa etmesine rağmen Juul hakkındaki soruşturmayı sürdüreceğini vurguladı.
Bakan Eide, "Bu doğru ve gerekli bir karar. Bu karar, Dışişleri Bakanlığı ile yapılan görüşmelerin ardından alındı. Cinsel istismar suçlusu Epstein ile olan ilişkisi Juul'un ciddi bir muhakeme yeteneğinden yoksun olduğunu ortaya çıkardı. Bu görevin gerektirdiği güveni yeniden tesis etmeyi zorlaştırıyor." açıklamasını yaptı.
Eide, bu kararın Juul'un, büyükelçi olarak ülkeye geri dönemeyeceği anlamına geldiğini ifade etti.
Şu anda bakanlık bünyesinde yapılan soruşturmanın, gerçekleri tam olarak anlamak için gerekli olduğunu bildiren Eide, konuyu son derece ciddiye aldıklarını vurguladı.
Norveç Nobel Enstitüsü Direktörü'nden Epstein'la ilişkisi ortaya çıkan eski Nobel Komitesi Başkanı hakkında açıklama
Norveç Nobel Enstitüsü Direktörü Kristian Berg Harpviken, eski Norveç Başbakanı ve Nobel Komitesi Başkanı Thorbjorn Jagland'ın, reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan Jeffrey Epstein'dan önemli miktarda maddi menfaat elde etmişse, bu durumun etik kurallarına aykırı olduğunu bildirdi.
Norveç'te yayın yapan NRK televizyonunun haberine göre, Harpviken, düzenlediği basın toplantısında, Epstein ile yakın ilişkileri ortaya çıkan eski Norveç Başbakanı ve aynı zamanda eski Nobel Komitesi Başkanı da olan Jagland hakkında açıklamalarda bulundu.
Harpviken, "Eğer Thorbjorn Jagland, Jeffrey Epstein'dan önemli miktarda maddi menfaat elde etmişse, bu bizim etik kurallarımıza aykırıdır." dedi.
Henüz durum netleşmemişken Jagland hakkında yargıda bulunmak istemediğini dile getiren Harpviken, eski Norveç Dışişleri Bakanı'nın Epstein'la ilişkileri hakkında tam bir açıklama yapmadığını aktardı.
Harpviken, "Epstein'ın birçok yönden bilgi alışverişinde bulunduğu ve nüfuzu olan kişileri etkilemek istediği için bir ağ kurmakla ilgilendiğini düşünüyorum. Bu nedenle Norveç Nobel Komitesi Üyesi olarak son derece dikkatli olmak gerekiyor." diye konuştu.
Bu konunun gündeme geldiği için Nobel Barış Ödülü'nün itibarını korumak adına konuyu ciddiye almak zorunda olduklarını vurgulayan Harpviken, mevcut prosedürleri de gözden geçirip bunları güçlendirme ihtiyacını ele alacaklarını kaydetti.
Harpviken, Komite üyelerinin pahalı hediyeler almasının yaygın olup olmadığı sorusuna, "Bu çok nadir görülen bir durum çünkü böyle bir şey yapılmamalı." yanıtını verdi.
Norveç'ten "Epstein belgeleri sonrası eski Başbakan Jagland'ın dokunulmazlığının kaldırılması" başvurusu
ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'a ilişkin yeni belgelerin kamuoyuyla paylaşılması sonrası hakkında yolsuzluk soruşturması açılan Norveç'in eski Başbakanı Thorbjorn Jagland'ın dokunulmazlığının kaldırılması için Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesine başvuru yapıldı.
Norveç Dışişleri Bakanlığı İletişim Danışmanı Ane Jorem, konuya ilişkin Norveç'te yayın yapan NRK televizyonuna açıklama yaptı.
Jorem, Epstein belgelerinde adı geçmesi sonrası hakkında yolsuzluk soruşturması yürütülen eski Başbakan ve Avrupa Konseyinin eski Genel Sekreteri Jagland'ın dokunulmazlığının kaldırılması için Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesine başvuru yaptığını bildirdi.
Hakkında soruşturma yürütülen Jagland, bir dönem Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği yaptığı için dokunulmazlığa sahip.
Jagland'ın dokunulmazlığının kaldırılması kararının, 11 Şubat'ta Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinde ele alınması bekleniyor.
Epstein'da adı geçen Norveçli diplomatlara soruşturma açıldı
Öte yandan Norveç'teki ekonomik suçlarla mücadele kurumu Okokrim, Epstein belgelerinde adı geçen diğer diplomatlara yönelik soruşturma açıldığını doğruladı.
Okokrim'den yapılan yazılı açıklamada, geçen hafta Norveç'in eski Amman Büyükelçisi Mona Juul ve eşi eski diplomat Terje Rod-Larsen hakkında da soruşturma açıldığı belirtildi.
Açıklamada, Juul'un "ağır yolsuzluk", Rod-Larsen'in ise "yolsuzluğa iştirak etmekle" suçlandığı ifade edildi.
Mahkeme kararı üzerine başkent Oslo'da bir dairede ve ayrıca bir tanığın evinde arama yapıldığı aktarılan açıklamada, konuya ilişkin kapsamlı soruşturmanın sürdürüldüğü kaydedildi.
Norveç hükümetinden yapılan açıklamada, Norveç Finansal Denetim Temyiz Kurulu Başkanı Kare Idar Moljord'un istifa ettiği bildirildi.
Açıklamada, Moljord'un, kurumun toplumsal misyonuna ve itibarına zarar gelmemesi için görevinden ayrıldığı belirtildi.
Norveç basınındaki haberlerde, Epstein belgelerinde adı geçen Moljord'un, Rod-Larsen'in 2018'de bir evi, "karşılığının yarı fiyatına" satın almasında rol oynadığı ifade ediliyor.
Haberlerde, ev sahibinin bu anlaşmayı yapması için "tehdit edildiği" iddialarına da yer veriliyor.
Obama'ya Nobel takdim eden eski Norveç Başbakanı Jagland'ın, Epstein ile yakın ilişkisi ortaya çıkmıştı
Epstein soruşturması kapsamında kamuoyuyla paylaşılan belgelerde, 2009'da eski ABD Başkanı Barack Obama'ya Nobel Barış Ödülü'nü takdim eden ve 2009-2015'te Nobel Komitesi Başkanlığını yürüten eski Norveç Başbakanı Thorbjorn Jagland'ın, Epstein ile yakın ilişkisi bulunduğu ortaya çıkmıştı.
Adı, 2 binden fazla belgede yer alan Jagland'ın Epstein'a gönderdiği bir e-postada, "Tiran'da (Arnavutluk) olağanüstü güzel kızlarla birlikteydim. Ürdün, Filistin ve İsrail'e gidiyorum. Perşembe günü döneceğim." ifadelerini kullanıyor.
Bir diğer e-postada, Jagland'ın, Epstein'in, cinsel istismar ve fuhuş ağı dahil faaliyetleri için satın alarak kullandığı Ada'ya ziyaretinin planlandığı da görülüyor.
1996-1997'de Norveç Başbakanı olarak görev yapan Jagland, 2009-2019'da Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği'ni de üstlenmişti.
Norveç Başbakanı Store, ülkesinden çok sayıda ismin Epstein belgelerinde yer almasına ilişkin konuştu
Norveç Başbakanı Jonas Gahr Store, ülkede yayın yapan NRK'ye yaptığı açıklamada, Epstein soruşturması kapsamında yayımlanan belgelerde çok sayıda Norveçli ismin yer almasına ilişkin değerlendirmede bulundu.
Epstein soruşturmasının zengin insanların siyasi gücü nasıl satın alabildiğini gösterdiğini belirten Store, "Norveç ile olan bağlantıların soruşturulduğu bu dönemde tam şeffaflık çok önemli." değerlendirmesini yaptı.
Store, Epstein soruşturmasının son derece ciddi olduğuna işaret ederek, "Acımasız bir gerçeklik. Elinde güç bulunduran insanların neler yapabileceklerini görmesi insanlar için şok edici oldu." dedi.
Çok sayıda Norveçlinin Epstein ile ilişki kurduğunun ortaya çıktığına dikkati çeken Store, bunun hükümete olan güveni sarstığını belirtti.
Store, Norveç Parlamentosunun (Storting) Epstein'e ilişkin bir soruşturma komitesi kuracağını duyurarak, "En önemlisi gerçekleri ortaya koymak." diye konuştu.
Epstein ile ilişkisi olduğu ortaya çıkan Norveçli eski diplomat Terje Rod-Larsen'ın 1990'lı yıllardan bu yana Norveç'i temsil eden bir görev üstlenmediğini ifade eden Store, Rod-Larsen'in eşi Norveç'in eski Amman Büyükelçisi Mona Juul'un da nitelikleri nedeniyle görevde bulunduğunu ancak tüm bunların şimdi sorgulandığını söyledi.
Store, Rod-Larsen'in New York merkezli düşünce kuruluşu Uluslararası Barış Enstitüsü (IPI) başkanlığını yürüttüğü dönemde Epstein ile yakın iletişim halinde olduğu ve kurumu çıkarları için kullandığına dair çıkan bilgileri değerlendirerek, "O dönem Dışişleri Bakanı olarak görev yaptım. Dönemimle alakalı soru gelecek olursa cevaplamaya hazırım. Yaptıklarımın arkasında duracağımı düşünüyorum." dedi.
Norveç Başbakanı Store, Norveç’teki ekonomik suçlarla mücadele kurumu Okokrim’in, Epstein ile ilişkisi nedeniyle soruşturma yürüttüğü eski Başbakan Thorbjorn Jagland hakkında ortaya çıkardığı bilgileri de rahatsız edici bulduğunu kaydetti.
Trump, Epstein dosyası kapsamında Clinton'a yönelik soruşturmadan rahatsız olduğunu söyledi
Reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurmakla suçlanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Epstein'e ilişkin soruşturma dosyaları, bunların bir kısmının kamuoyuyla paylaşılmasının ardından ABD'de yeniden tartışmaların merkezine yerleşti.
Trump, NBC Nightly News programına verdiği röportajda, Epstein dosyası kapsamında eski ABD Başkanı Clinton hakkında yürütülen incelemeye değindi.
Soruşturmadan rahatsızlık duyduğunu dile getiren Trump, "Bill Clinton'a karşı birilerinin harekete geçmesi beni rahatsız ediyor. Onu severim, hala da severim." dedi.
Trump, Clinton'ın kendisine yaklaşımını olumlu bulduğunu ve geçmişte kendisine yönelik soruşturmaları hatırlatarak, bu tür süreçlerin kişileri yıprattığını belirtti.
Eski ABD Başkanı Bill Clinton ile eşi eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, ABD Temsilciler Meclisi Denetim Komitesinin Epstein dosyalarına ilişkin soruşturması kapsamında ifade vermeyi kabul etmişti.
Komite Başkanı James Comer, Bill Clinton'ın 27 Şubat'ta, Hillary Clinton'ın ise 26 Şubat'ta kapalı oturumda, görüntülü ve tutanaklı şekilde ifade vereceğini açıklamıştı.
Belgelerde eski ABD Başkanı Clinton'ın ekibine ait olduğu düşünülen e-posta yazışmaları ortaya çıktı
CNN'in ABD Adalet Bakanlığının cuma günü yayımladığı Epstein dosyalarına ilişkin analiz haberinde, Clinton'ın ekibinin, Maxwell ile yürüttüğü e-posta yazışmalarına yer verildi.
Haberde yer verilen uçuş kayıtlarında, Clinton'ın ekibiyle birlikte Epstein'ın özel jetiyle en az 16 kez uçtuğu, bu seyahatlerde genellikle Epstein ile Maxwell'in onlara eşlik ettiği ve uçuşların bazılarının birden fazla durağı olan kapsamlı uluslararası seyahatler olduğu görüldü.
E-postalarda Clinton'ın ekibindeki çalışanların isimlerinin karartıldığı, alıcı veya gönderici kısımlarında yalnızca "WJC" ibaresinin görüldüğüne işaret edilen haberde, bu ifadenin Clinton'ın başkanlık sonrası ofisi "William J. Clinton'ın" olarak değerlendirildiği belirtildi.
Yazışmaların içeriği
Yazışmaların büyük bölümünün eski başkanın seyahat ve yemek düzenlemeleri ile son dakika davetlerine ilişkin olduğu ve bazı yazışmalarda müstehcen ifadelerin yer aldığı görüldü.
Maxwell, Nisan 2003'teki bir e-postada, Clinton'ın ofisi olduğu düşünülen bir e-posta adresine, "Yemeğe geliyor olmana sevindim. JE, Clinton'ın da gelmek isteyip istemeyeceğini soruyor. Bana haber ver." mesajını gönderdi.
Aralık 2001'deki başka bir e-postada ise Clinton'ın ekibinin, İskoçya seyahati sırasındaki bir golf organizasyonunu ayarlamak için Maxwell'den Prens Andrew'un telefon numarasını istediği dikkati çekti.
Ayrıca, Maxwell'in Clinton'ın bir çalışanına gönderdiği e-postada, kendisini "yakışıklı" bulduğunu belirterek cinsel içerikli ifadeler kullandığı görüldü.
Öte yandan, belgelerde Maxwell'in doğrudan Clinton'a e-posta gönderdiğine ya da Clinton'ın Maxwell'e yazdığına ilişkin bir kanıta yer verilmedi.
"Clinton hayatında yalnızca iki kez e-posta gönderdi"
Clinton'ın Sözcüsü Angel Urena, yaptığı açıklamada, Clinton'ın Epstein dosyalarındaki e-postaların hiçbirini göndermediğini belirterek, "(Gönderenin) Kim olduğunu doğrulayamam, sadece kim olmadığını söyleyebilirim: Bill Clinton." ifadelerini kullandı.
Clinton'ın hayatında yalnızca iki kez e-posta gönderdiğini ve bunun da başkanlık döneminde olduğunu vurgulayan Urena, birini, Dünya yörüngesindeyken eski astronot ve Senatör John Glenn'e, diğerini ise Adriyatik'te görev yapan ABD askerlerine gönderdiğini söyledi.
Eski ABD Başkanı Bill Clinton ve eşi, Epstein soruşturmasında Kongre'de ifade vermeyi kabul etti
Eski ABD Başkanı Bill Clinton ve eşi Hillary Clinton'ın, reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı oluşturduğu iddiasıyla yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein ile ilgili Kongre'de yürütülen soruşturma kapsamında ifade vereceği bildirildi.
Clinton'ın sözcüsü Angel Urena, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformu üzerinden komiteye yönelik yaptığı paylaşımında, konuyla ilgili açıklamada bulundu.
Bill Clinton ile Hillary Clinton'ın "iyi niyetle müzakere ettiğini" belirten Urena, ikilinin Epstein ile ilgili Kongre'de yürütülen soruşturma kapsamında ifade vereceğini bildirdi.
Urena, "Yemin altında bildiklerini size anlattılar, ama siz umursamadınız. Ancak eski Başkan (Bill Clinton) ve eski Dışişleri Bakanı (Hillary Clinton) orada olacaklar. Herkese uygulanacak bir emsal oluşturmayı sabırsızlıkla bekliyorlar." ifadelerini kullandı.
Denetim Komitesi Başkanı Cumhuriyetçi James Comer ise Clintonların ifade vermeyi kabul etmelerinin tek nedeninin haklarındaki "Kongre'ye itaatsizlik" suçlamaları olduğunu savunarak, henüz kesin bir anlaşma sağlanmadığını belirtti.
Ellerinde yazılı bir belge olmadığını belirten Comer, teklife açık olduklarını ancak bunun "ne söylediklerine bağlı" olduğunu ifade etti.
Çiftin ne zaman ifade vereceğine ilişkin henüz bilgi paylaşılmadı.
Bill ve Hillary Clinton çifti, 13 Ocak'ta, Epstein davasına ilişkin Kongre'de yürütülen soruşturmada kendilerine gönderilen celbe uymayacaklarını ve ifade vermeye gitmeyeceklerini açıklamıştı.
Denetim Komitesi Başkanı Comer de Clinton çiftinin ifade vermeye gelmemesine karşın "Kongre'ye itaatsizlik" suçlamasıyla dava açacağını bildirmişti.
Temsilciler Meclisi Denetim Komitesinin, Clinton çiftinin soruşturmada ifade vermeyi reddetmesi üzerine "mahkemeye itaatsizlik"ten yargılanmaları konusunda yaptığı oylamada, ABD'nin 42. Başkanı Bill Clinton 8'e karşı 34 oyla, eşi ve eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ise 15’e karşı 28 oyla "mahkemeye itaatsizlik"ten suçlu bulunmuştu.
Comer, daha sonra çiftin avukatı tarafından yapılan ve Bill Clinton'ın yazılı tutanaklı bir mülakata katılması ile Hillary Clinton'ın yeminli bir beyan sunması yönündeki teklifi reddederek, her ikisinin de komite önünde yeminli ifade vermesi gerektiğini belirtmişti.
Eski ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'dan, Epstein soruşturması öncesinde açık oturum çağrısı
Eski ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, ülkede reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein dosyaları kapsamındaki soruşturmaya ilişkin açıklama yaptı.
ABD Temsilciler Meclisi Denetim Komitesindeki Cumhuriyetçilerle "altı ay boyunca iyi niyetle işbirliği yaptıklarını" ifade eden Clinton, verdikleri bilgilerin dikkate alınmadığını savundu.
Clinton, "Yemin altında bildiklerimizi onlara anlattık. Onlar ise tüm bunları görmezden geldiler. Hedeflerini değiştirdiler ve hesap verebilirliği, dikkatleri başka yöne çekmek için bir araç haline getirdiler." değerlendirmesinde bulundu.
Komite Başkanı James Comer'a soruşturma çerçevesinde kapalı oturum yerine kamuoyuna açık bir oturum yapılması çağrısında bulunan Clinton, "Kamuoyunun önünde, kameralar önünde yapılan bir duruşmadan daha şeffaf bir şey olamaz. Orada olacağız." ifadelerini kullandı.
Eski ABD Başkanı Bill Clinton ile eşi eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, ABD Temsilciler Meclisi Denetim Komitesinin Epstein dosyalarına ilişkin soruşturması kapsamında ifade vermeyi kabul etmişti.
Komite Başkanı James Comer, Bill Clinton'ın 27 Şubat'ta, Hillary Clinton'ın ise 26 Şubat'ta kapalı oturumda, görüntülü ve tutanaklı şekilde ifade vereceğini açıklamıştı.
ABD Başkanı Donald Trump, Jeffrey Epstein'e ilişkin dosyalar kapsamında eski Başkan Bill Clinton'a yönelik yürütülen soruşturmadan rahatsızlık duyduğunu ifade etmişti.
ABD Ticaret Bakanı Lutnick, Epstein ile öğle yemeği yediğini doğruladı
ABD Ticaret Bakanı Howard Lutnick, ABD Senatosunun Ödenekler Komitesi'nde "Ticaret Bakanlığında Geniş Bant Dağıtım Finansmanının Gözden Geçirilmesi" isimli oturumda konuştu.
Oturumda söz alan Senatör Chris Van Hollen, Lutnick'in reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlamasıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan Jeffrey Epstein ile bağlantısına değindi.
Van Hollen, "Mesele Epstein ile bağlantılı olarak herhangi bir yanlışlık yapmanız değil, onunla olan ilişkinizin boyutunu Kongre'ye, Amerikan halkına ve onun eylemlerinin mağdurlarına tamamen yanlış tanıtmış olmanız." dedi.
Lutnick'in 2005 yılında eşiyle birlikte karşılaştığında "Epstein'in cinsel imalarının kendisini iğrendirdiğini" söylediğini ve sonrasında bir daha Epstein ile bir şey yapmadığını ima ettiğini kaydeden Van Hollen, ancak bunun doğru olmadığının ortaya çıktığını belirtti.
Van Hollen, "Epstein dosyalarından yakın zamanda ortaya çıkan bilgiler, ifadelerinizin en iyi ihtimalle son derece yanıltıcı olduğunu gösteriyor. Dosyalar, Epstein ile sonraki 13 yıl boyunca, 2008'de bir reşit olmayan kız çocuğunun ve bir sekreterin fuhuşa teşebbüsten mahkum edildikten çok sonra bile etkileşimde bulunduğunuzu gösteriyor. Bu, şu anda yürüttüğünüz göreve uygunluğunuzu ve bu komite ve Kongre önündeki güvenilirliğinizi sorgulatıyor." değerlendirmesinde bulundu.
"Adada öğle yemeği yedik"
Lutnick de Senato'da durumu açıklığa kavuşturmaktan memnuniyet duyduğunu belirterek, Epstein ile New York'ta yanındaki eve taşındığında tanıştığını anlattı.
Daha sonra geçen 14 yılda hatırlayabildiği kadarıyla Epstein ile altı yıl sonra ve ondan bir buçuk yıl sonra "iki kez" görüştüğünü ve bir daha görüşmediğini kaydeden Bakan Lutnick, "Muhtemelen, milyonlarca belgenin arasında, beni onunla ilişkilendiren belki 10 e-posta vardır. 14 yıllık bir süre boyunca onunla hiçbir ilişkim olmadı. O kişiyle neredeyse hiçbir bağlantım yoktu." dedi.
Aile tatili için teknedeyken Epstein ile öğle yemeği yediğini doğrulayan Lutnick, eşi, dört çocuğu ve dadıları ile başka bir çift ve çocuklarının da orada olduğunu ifade etti.
Lutnick, "Adada öğle yemeği yedik, bu doğru, bir saat boyunca ve tüm çocuklarım, dadılarım ve eşimle birlikte oradan ayrıldık." diye konuştu.
Adayı ziyaret ettiğinde uygunsuz bir şey görüp görmediğine dair soru üzerine Lutnick, gördüğü tek şeyin adada Epstein için çalışan personeller olduğunu dile getirdi.
"Saklayacak bir şeyim yok"
Lutnick, Epstein'ın New York'taki evinde akşam yemeği yiyip yemediği sorusuna da "Hayır." yanıtını verdi.
Dosyanın eksiksiz olmasını sağlamak için, Epstein ile ilgili sahip olduğu tüm kayıtları paylaşmaya hazır olup olmadığı sorusu üzerine de Lutnick, "Kesinlikle, saklayacak hiçbir şeyim yok." ifadesini kullandı.
ABD Ticaret Bakanı Lutnick, Epstein bağlantıları nedeniyle istifa çağrılarıyla karşı karşıya
ABD Adalet Bakanlığının Epstein hakkındaki soruşturma kapsamında kamuoyuyla paylaştığı belgeler, Lutnick'in Epstein ile 2018'e kadar iletişimde olduğunu gösterdi.
Epstein ile ilişkisinin ortaya çıkması üzerine hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi Partilerinden isimler Lutnick'e istifa çağrısında bulundular.
Epstein ile ilişkisi konusunda yalan söylediği iddiası
Bu isimlerden Temsilciler Meclisi'nin Cumhuriyetçi üyesi Thomas Massie, CNN televizyonuna verdiği röportajda, belgelerin Lutnick'in Epstein'in adasına gittiğini ve onunla iş yaptığını gösterdiğini belirtti.
Tüm bunların Epstein'in cinsel suçlardan suçlu bulunmasından yıllar sonra gerçekleştiğine işaret eden Massie, "Cevaplaması gereken çok şey var. Ama gerçekten, başkanın işini kolaylaştırmalı ve istifa etmeli." ifadelerini kullandı.
Temsilciler Meclisi'nin Demokrat üyesi Robert Garcia, ABD merkezli X sosyal medya platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, Lutnick'in Epstein ile ilişkisi hakkında yalan söylediğini ileri sürerek, "Epstein ile 2005'ten sonra hiçbir etkileşiminin olmadığını söyledi, ancak şimdi birlikte iş yaptıklarını biliyoruz. Lutnick istifa etmeli veya görevden alınmalı. Ve sorularımızı yanıtlamalı." değerlendirmesinde bulundu.
Demokrat Senatör Adam Schiff de yaptığı açıklamada, Lutnick'in Amerikan halkına Epstein ile olan bağlantıları hakkında yalan söylediğini savunarak, istifa çağrısı yaptı. Schiff, "Lutnick'in hüküm giymiş bir çocuk cinsel istismarcısı ile yaptığı iş anlaşmaları hakkındaki yalanları, muhakeme ve ahlak anlayışı hakkında ciddi endişeler uyandırıyor. Lutnick'in bizim ticaret bakanımız olarak görev yapmaya hakkı yok ve derhal istifa etmeli." ifadelerini kullandı.
E-posta yazışmaları Epstein ile ilişkisini gösteriyor
ABD Ticaret Bakanı Lutnick, geçen yıl ekim ayında katıldığı "Pod Force One" adlı podcast programında, 10 yıldan uzun bir süre boyunca New York'ta komşusu olduğu Epstein'in 2005'te evine yaptığı bir ziyaretten sonra bir daha aynı ortamda bulunmadığını söylemişti. Lutnick, "Ne sosyal, ne iş, ne de hayırseverlik için onunla aynı odada bulunmadım. O adam oradaysa, ben gitmezdim çünkü iğrenç biri." ifadelerini kullanmıştı.
Ancak ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan belgeler arasında yer alan e-postalar, bakan olmadan önce finansal hizmetler şirketi Cantor Fitzgerald'ın Üst Yöneticisi olan Lutnick ile Epstein'in buluşmalar ayarladığını ortaya koyuyor.
Bu e-postalardan birinde 1 Mayıs 2011'de Lutnick ile içki programı planlandığı görülürken, Aralık 2012'ye ait bir yazışma Lutnick'in Epstein'in özel adası olan Little St. James'i ziyaret etmeyi planladığını gösteriyor.
Lutnick 19 Aralık 2012'de yazdığı e-postada, eşi, çocukları ve arkadaşlarıyla tekneyle Karayip bölgesini ziyaret edeceğini belirterek, "Cumartesi öğleden sonra erken saatlerde St. Thomas'a iniyoruz ve pazartesi günü bir ara St. Bart's/Anguilla'ya gitmeyi planlıyoruz. Nerede bulunuyorsun? Pazar akşamı yemek uygun olur mu?" ifadelerini kullanıyor.
Yazışmalarda ismi gizli tutulan bir kişi de e-postaya cevaben, 20 Aralık 2012'de Epstein'in "Cumartesi veya pazar öğle yemeğine gelir misiniz? Haritaya göre Little St. James, Christmans Cove'un arkasında." mesajını iletiyor. Epstein'ın asistanı tarafından Lutnick'e 24 Aralık 2012'de gönderilen e-postada da Epstein'ın "Sizi görmek güzeldi." mesajı yer alıyor.
Belgeler iş ilişkisine işaret ediyor
Ayrıca belgeler, Lutnick'in Epstein ile 2014'e kadar birlikte iş yaptığını da gösteriyor.
Lutnick ve Epstein'in AdFin Solutions adlı bir reklam teknolojisi şirketinin hisselerini satın almak üzere 28 Aralık 2012 tarihli bir belgeye imza attıkları görülüyor. Söz konusu belgeyi Epstein, Southern Trust Company adına, Lutnick ise CVAFHI adlı bir limited şirketi adına imzaladığı dikkati çekiyor.
Kasım 2017 tarihli e-posta yazışmaları da Epstein'in UJA-Federation of New York tarafından düzenlenen ve Lutnick'in onurlandırıldığı UJA Wall Street Akşam Yemeği etkinliği için 50 bin dolarlık bağış yapılması talimatını verdiğini ortaya koyuyor.
Mayıs 2018 tarihli e-postalar ise Lutnick ve Epstein'in Frick Collection adlı sanat müzesinin genişleme planına ilişkin şikayetlerini içeriyor. Lutnick, Epstein'e gönderdiği e-postada binanın "güneş ışığını ve manzarayı" engelleyeceği konusunda uyarıyor.
Belgelerde ismi geçen İsveçli BM temsilcisi Rubinstein istifa etti
İsveç'teki Expressen gazetesi, Epstein dosyasında adı geçen Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiserliğinin (UNHCR) İsveç'teki temsilcisi Joanna Rubinstein'in görevinden istifa ettiğini duyurdu.
UNHCR İsveç'in İletişim Sorumlusu Ulrika Belin de istifa haberini Expressen'e doğrulayarak, "Joanna, kendisi görevinden ayrılmayı seçti." ifadesini kullandı.
Rubinstein ise Expressen'e Epstein ile sadece bir kez görüştüğünü belirterek, "Ailemle birlikte tatildeydik, Epstein tarafından davet edildik. Sosyal bir etkinlikti. Onunla ilk ve tek karşılaşmam bu oldu." açıklamasında bulundu.
Yeni paylaşılan belgelerde Rubinstein'in, Epstein ile 2012'deki e-posta yazışmaları paylaşıldı. Rubinstein'in "Cennet gibi bir yerde harika öğle yemeği için teşekkür ederim. (Epstein) Sizinle nihayet şahsen tanışmak, benim için ayrı bir mutluluktu." ifadelerini kullandığı belirtildi.
İngiltere Başbakanı'ndan Epstein'den para alan Lord'a istifa etmesi ve ABD'de ifade vermesi çağrısı
İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ın, İngiltere'nin eski Washington Büyükelçisi Lord Peter Mandelson'ın, ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein ile ilişkisi nedeniyle ABD Kongresinde ifade vermesi ve Lordlar Kamarası üyeliğinden istifa etmesi gerektiği görüşünde olduğu belirtildi.
İngiltere Başbakanlık Sözcüsü, Epstein ile bağlantıları nedeniyle Şubat 2025'te atandığı Washington Büyükelçiliği görevinden Eylül 2025'te alınan ve ABD'de geçen hafta yayımlanan son Epstein belgelerinde hakkında yeni iddialar ortaya çıkan Mandelson ile ilgili açıklama yaptı.
Son belgelerin yayımlanmasıyla İşçi Partisinden istifa eden Mandelson'ın ABD Kongresinde konuyla ilgili ifade vermesi gerektiğini belirten Sözcü, "Başbakan (Starmer), bilgi sahibi olan herkesin bildiklerini paylaşması gerektiğine inanıyor." dedi.
Sözcü, bunu yapmaya hazır olmayanların kurbanları merkeze alan bir yaklaşımda olmadığına işaret ederek, "Başbakan, Mandelson'ın artık Lordlar Kamarası üyesi olmaması gerektiğini düşünüyor." ifadesini kullandı.
Starmer'ın Mandelson'ı Lordlar Kamarası üyeliğinden alma yetkisi olmadığına dikkati çeken Sözcü, Başbakan'ın, Lordlar Kamarasına disiplin süreçlerini modernize etmesi çağrısı yaptığının altını çizdi.
Eski Başbakan Yardımcısı, Bakan ve Büyükelçi Mandelson, Epstein'in kendisine 2003 ve 2004'te toplam 75 bin dolar ödediğini gösteren belgeler ve bazı fotoğraflarının ABD Adalet Bakanlığı tarafından geçen cuma yayımlanmasının ardından dün akşam İşçi Partisi üyeliğinden istifa etmişti.
Mandelson, "daha fazla utanç yaratmak istemediğini" belirttiği istifa mektubunda söz konusu ödemeleri hatırlamadığını kaydetmişti.
İngiltere Başbakanı, Epstein’le bağlantılı Mandelson’ı elçi olarak atadığı için pişman olduğunu söyledi
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, ABD Adalet Bakanlığının reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein belgelerinde ismi geçen İngiltere'nin eski Washington Büyükelçisi Peter Mandelson'ı bu göreve atadığı için pişman olduğunu söyledi.
Starmer, İngiltere Parlamentosu'ndaki haftalık "Başbakan'a Sorular" oturumunda, Mandelson'un büyükelçi olarak ABD'de görev yaptığı dönemde Epstein ile ilişkileri konusunda ekibine defalarca yalan söylediğini belirtti.
Başbakan Starmer, "Ekibime, büyükelçi olarak atanmasından önce ve görev süresi boyunca Epstein ile ilişkisi sorulduğunda defalarca yalan söyledi." ifadesini kullandı.
Mandelson'ı büyükelçi olarak atadığı için pişmanlık duyduğunu dile getiren Starmer, "O zaman bugün bildiklerimi bilseydim, hükümetin yakınından bile geçmezdi." dedi.
"Mandelson ülkemize, parlamentomuza ve partime ihanet etti"
İngiliz Başbakan, Mandelson'un 2008 küresel mali krizine verilen yanıt sürecinde hassas bilgileri sızdırdığının ortaya çıkmasının da "son derece öfke verici" olduğunu belirterek, "Mandelson ülkemize, parlamentomuza ve partime ihanet etti." diye konuştu.
Starmer, ekibine Mandelson'ın asalet unvanının geri alınması için yasa tasarısı hazırlamaları ve gelecekte bu unvana sahip fakat itibarını yitirmiş isimlerin görevden alınması için daha kapsamlı bir yasa tasarısı hazırlamaları talimatı verdiğini bildirdi.
Başbakan, Mandelson'un Kraliyet Danışma Konseyi'nden (Privy Council) çıkarılması için de İngiltere Kralı 2. Charles'tan talepte bulunduğunu aktardı.
Öte yandan Starmer, Mandelson'un atanması öncesinde yapılan güvenlik soruşturmasında Epstein ile süregelen ilişkisinin tespit edildiğini doğruladı.
Starmer, Mandelson'a ilişkin tüm belgelerin yayımlanacağını, ancak ulusal güvenlik ve uluslararası ilişkileri etkileyebilecek unsurların kapsam dışında tutulacağını kaydetti.
Epstein dosyalarındaki yeni belgelerde eski Güney Afrika Cumhurbaşkanı Zuma'nın ismi de yer aldı
ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlarıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'a ilişkin açıklanan yeni belgelerde eski Güney Afrika Cumhurbaşkanı Jacob Zuma'nın ismi de yer aldı.
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche'ın, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili 3 milyondan fazla yeni dosyayı daha kamuoyuyla paylaştıklarını bildirmesinin ardından, belgelerde Zuma'nın ismi de dikkati çekti.
Belgelerde yer alan e-posta yazışmalarında, Zuma'nın 2010'da İngiltere'ye yaptığı resmi devlet ziyareti sırasında Jeffrey Epstein ile bir akşam yemeğinde bir araya geldiği iddia edildi.
Epstein'in yakın çevresinden Mark Lloyd tarafından gönderilen ve 5 Mart 2010 tarihini taşıyan bir e-postada, "Güney Afrika Cumhurbaşkanı Jacob Zuma için yarın akşam Ritz Oteli'nde küçük bir akşam yemeği organize etmem istendi." ifadesinin yer aldığı görüldü.
Söz konusu yazışmalarda, yemeğe "ortama cazibe katması" amacıyla Rus bir modelin de davet edilmesinin önerildiği ve Epstein'in bu organizasyonla bizzat ilgilendiği öne sürüldü.
ABD Adalet Bakanlığı, mağdur bilgilerini içeren bazı Epstein dosyalarını geçici olarak kaldırdı
ABD Adalet Bakanlığı, reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlamasıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein ile ilgili yayımlanan bazı dosyaları, "bazı mağdurların bilgilerini içerdiği" gerekçesiyle geçici olarak kaldırdı.
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, bazı Epstein belgelerinin kamuoyunun erişiminden geçici olarak kaldırıldığı duyuruldu.
Açıklamada, söz konusu belgelerin kaldırılmasına gerekçe olarak "kurbanlardan bazılarının bilgilerini içermesini" gösterdi.
Kurbanlar ve avukatlarının tepkisini çeken hassas bilgilerin yayınlanması "teknik veya insan hatası" olarak nitelendirilen açıklamada, söz konusu dosyaların geçici olarak kaldırıldığı ve hassas bilgilerin gizleneceği kaydedildi.
Epstein belgelerinde adı geçen Norveç'in Amman Büyükelçisi Juul görevden uzaklaştırıldı
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche'ın, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili 3 milyondan fazla yeni dosyayı kamuoyuyla paylaştıklarını bildirmesinin ardından, belgelerdeNorveç'in Amman Büyükelçisi Mona Juul'un da ismi yer aldı.
Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide, ülkede yayın yapan NRK'ye yaptığı açıklamada, "Soruşturma açıklığa kavuşana kadar Juul büyükelçi olarak görev yapmayacak. Bu kararı kendisiyle istişare dahilinde aldık." dedi.
Büyükelçi Juul'ın, Epstein ile ilişkisini incelediklerini aktaran Eide, soruşturma devam ettiği için daha fazla ayrıntı vermek istemediğini söyledi.
Juul da NRK'ye yaptığı değerlendirmede, "Epstein ile olan iletişimim konusunda tamamen açık olmak istiyorum. Dışişleri Bakanlığı ile diyalog halindeyim ve eksiksiz bir açıklık sağlamak için tam işbirliği yapıyorum." diye konuştu.
Epstein ile eşi Terje Rod Larsen'in iletişim halinde olduğunu aktaran Juul, "Epstein ile bağımsız hiçbir sosyal veya profesyonel ilişkim olmadı. Epstein ile bağlantı kurmada aracı olmadım veya aracılık etmedim." dedi.
Norveç'teki Liberal Parti Başkanı Guri Melby ise Epstein belgelerinde ismi geçen Juul'un büyükelçilik görevinden istifa etmesi çağrısında bulundu.
Epstein-Rothschild yazışmalarında Hitler diyaloğu dikkati çekti
Belgelerde, 31 Aralık 2018 tarihli Epstein ile Ariane de Rothschild imzasını kullanan kişi arasındaki e-postalar yer alıyor.
E-postalara göre, Epstein, Adolf Hitler'in, çok yoksul olduğu dönemde Guttman, Esptein ve Rothschild aileleri tarafından finanse edilen evsizler ve muhtaç insanların kaldığı bir barınakta yaşadığını öne sürüyor.
Ariane de Rothschild adını kullanan kişi ise yanıt olarak, "Cömertliğin ödüllendirilmediğini veya komplo teorisinin hala var olduğunu söylemenin bir yolu olsun ya da olmasın, bu oldukça acınası bir durum..." ifadesini kullanıyor.
Epstein ise bunun yüzde yüz doğru olduğunu savunarak, Hitler'in kıyafetleri ve sanat eserlerini sattığını; Guttman, Esptein ve Rothschild aileleri başta olmak üzere Yahudiler tarafından finansa edilen bir sığınakta yaşadığını yineliyor.
Bunun komplo teorisi olmadığını belirten Epstein, "Epstein" ailesinin Viyana'da banker olduğunu söylüyor.
Ariane de Rothschild ise bunun doğru olduğunu bildiğini ifade ederek, ara ara "Rothschild ailesinin daha fazla güç kazanmak için Hitler'i kitlesel imha konusunda desteklediğinin ve bunu planladığının" söylendiği iddiasında bulunuyor.
Epstein belgelerinde adı geçince istifa eden Slovak diplomat kendini "aptal" hissediyor
ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlarıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'a ilişkin açıklanan yeni belgelerde adı geçmesi sonrası istifa eden Slovak diplomat Miroslav Lajcak, mesajları tekrar okuduktan sonra kendisini "aptal" gibi hissettiğini belirtti.
Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili kamuoyuyla paylaşılan yeni belgelerde, Epstein ile yaptığı mesajlaşmalarının açığa çıkması sonrası istifa eden Lajcak, konuya ilişkin Radio Slovakya'ya açıklamalarda bulundu.
Lajcak, mesajları tekrar okuduktan sonra kendisini "aptal" gibi hissettiğini söyledi.
Dışişleri Bakanlığı görevindeyken Epstein'le yaptığı görüşmeler dahil herhangi bir suça bulaşmadığını dile getiren Lajcak, bu görüşmeleri hatırlamadığını, dolayısıyla mesajların gerçekliğini doğrulayamadığını veya reddedemediğini belirtti.
Lajcak, Slovakya Başbakanı Robert Fico'ya siyasi bir darbe yapılmasını önlemek için istifa ettiğini aktardı.
Miroslav Lajcak, o dönem, "tanınmış politikacılar arasında kabul gören" birisi olduğu için Epstein'ı "birçok kapı açabilecek değerli bir bağlantı" olarak gördüğünü vurgulayarak, “Ancak bu beni sorumluluktan kurtarmaz. Kötü bir karar verdim ve uygunsuz bir iletişim kurdum. Bu mesajlar, aptalca erkek egolarının bir yansımasından başka bir şey değildi. Kendini beğenmiş erkeklerin şakaları." ifadelerini kullandı.
Birisinin cinsel istismarcıyla iletişim kurmasının onun da böyle olduğu anlamına gelmediğini kaydeden Lajcak, Epstein ile iletişiminin "eylemlerle değil, sözlerle sınırlı" olduğunun altını çizdi.
Muhalefet partisinden Epstein'ın Slovakya bağlantıları nedeniyle suç duyurusu
Slovakya Haber Ajansına (TASR) göre, muhalefetteki İlerici Slovakya partisinden milletvekilleri Beata Jurik ve Zuzana Stevulova, Başsavcılığın önünde basın toplantısı düzenledi.
Jurik, "Jeffrey Epstein, artık ölü ancak onun iğrenç sapıklar ağı hala işlemeye devam ediyor. Bu kişilerin adalete hesap vermesi gerektiğini düşünüyoruz. Ve Slovakya'daki kurbanlar da adalete kavuşmalı." dedi.
Slovakya Ulusal Meclisi Genel Kurulu'na, Epstein'ın Slovakya'daki cinsel istismar kurbanlarını destekleyen bir karar tasarısı sunacaklarını dile getiren Jurik, bunun bir "siyasi manevra" olmadığını söyledi.
Stevulova ise mağdurların, bu konuyu dile getirmekten korkmamaları gerektiğini vurgulayarak, ilgili makamları, "Lajcak'ın güvenlik soruşturmasını incelemeye ve varsa iptal etmeye" çağırdı.
Lajcak, istifa etmişti
Epstein'a ilişkin açıklanan yeni belgelerde adı geçen Fico'nun Dışişleri ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Lajcak, 31 Ocak'ta istifa etmişti.
Lajcak'ın Epstein ile yazışmalarının sık sık kişisel nitelik içerdiği ve bu görüşmelerde, "kadınlar ve jeopolitik meseleler" dahil birçok konuda sohbet ettikleri görülmüştü.
Epstein'ın, dönemin Slovakya Dışişleri Bakanı olan Lajcak'ı evine de davet ettiği ifade edilmişti.
Londra Polisi, Epstein'le ilişkisi ortaya çıkan İngiliz Lord hakkında soruşturma başlattı
Londra Metropolitan Polisi, ABD Adalet Bakanlığının reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein belgelerinde ismi geçen eski bakan, eski büyükelçi ve Lord Peter Mandelson hakkında inceleme başlattı.
Epstein'le olan ilişkisinin ortaya çıkmasının ardından Eylül 2025'te 7 ay önce atandığı İngiltere'nin Washington Büyükelçiliği görevinden alınan Mandelson, geçen hafta İşçi Partisinden istifa etmesinin ardından bugün de Lordlar Kamarası üyeliğinden istifa etti.
Lordlar Kamarası Başkanı Michael Frosyth, bugün yapılan parlamento oturumunda, "Foy Baronu" unvanıyla Lordlar Kamarası üyesi olan Mandelson'un yarından geçerli olmak üzere üyelikten çekildiği bilgisini paylaştı.
Mandelson'un büyükelçilikten sonra sahip olduğu son kamu görevinden de çekilmesinin ardından İngiltere Kabine Ofisi, 72 yaşındaki politikacı hakkındaki belgeleri Londra Metropolitan Polisine teslim etti.
Kabine Ofisi'nden yapılan açıklamada, ABD Adalet Bakanlığının açıkladığı belgeler ışığında bir inceleme yapıldığı ve bunların arasında 2008 krizi sonrası ekonomik istikrarı sağlamak için yapılan resmi faaliyetlerle ilgili piyasa hassasiyetine yönelik belgelerin yer aldığı belirtildi.
Açıklamada, "Bu bilgilere yalnızca resmi görevde bulunan kişilerin erişimi vardı. Bunların, mali fayda sağlama potansiyeli bulunan kişilere ulaşmasını engelleyecek sıkı kullanım koşulları vardı. Görünüşe göre bu güvenlik önlemleri ihlal edildi. Bu bilgiler ışığında Kabine Ofisi bu materyalleri polise sevk etti." ifadeleri kullanıldı.
Londra polisi, eski Büyükelçi'nin soruşturması kapsamında iki adreste arama yaptı
Londra Metropolitan Polisi Teşkilatında Yardımcı Komiser Hayley Sewart, yaptığı yazılı açıklamada, merkezi uzman suçlar birimine bağlı ekiplerin, Wiltshire ve Camden bölgelerindeki iki adreste arama kararı uyguladığını bildirdi.
Sewart, bu aramaların, "kamu görevinde suistimal" suçlamalarına ilişkin yürütülen ve devam eden soruşturma kapsamında yapıldığını belirterek, soruşturmanın 72 yaşındaki bir erkekle bağlantılı olduğunu kaydetti.
Şüpheli hakkında şu aşamada herhangi bir gözaltı işlemi yapılmadığını ifade eden Sewart, soruşturmanın sürdüğünün altını çizdi.
Mandelson'a bakanlık veren eski Başbakan Brown: "Affedilemez ve vatanseverlikten uzak"
İngiltere'de 2007-2010 yılları arasında kurduğu hükümetinde Mandelson'a çeşitli bakanlıklar veren eski Başbakan Gordon Brown da elindeki bazı bilgileri Londra Polisiyle paylaştığını açıkladı.
Brown, yaptığı yazılı açıklamada, "Bugün, Lord Mandelson'ın piyasa hassasiyeti taşıyan gizli hükümet bilgilerini Amerikalı iş insanı Jeffrey Epstein'e ifşa etmesiyle ilgili soruşturmaya dair bilgileri, Londra Metropolitan Polis Şefi Mark Rowley'e ilettim. Bu, tüm hükümet ve ülke, birçok insanın geçim kaynaklarını mahveden küresel finans krizini ele almaya çalışırken yapılan affedilemez ve vatanseverlikten uzak bir eylemdir." ifadelerini kullandı.
Bu konuda geçen yıl Kabine Ofisi ile bir görüşme yaptığını ve bu görüşme kayıtlarını da polise ilettiğini vurgulayan Brown, "Konu artık polisin elinde." dedi.
Kabine Ofisi'nin ve Brown'un elindeki belgeleri teslim etmesinin ardından Londra Metropolitan Polisi, Mandelson'la ilgili soruşturma başlattıklarını duyurdu.
Londra Metropolitan Polisi Özel Uzmanlık Suçları Birimi yetkilisi Ella Marriott, yaptığı yazılı açıklamada ABD'de yayımlanan belgelerin ardından çok sayıda "Kamu görevinde usulsüzlük" ihbarı aldıklarını kaydetti.
Marriott, "Londra Metropolitan Polisi, 72 yaşındaki eski bir bakan hakkında kamu görevinde usulsüzlük soruşturması başlattı. Soruşturmanın parçası olarak bize sunulan tüm bilgileri değerlendirmeye devam edecek ve şu anda bu konuda daha fazla yorum yapmayacağız." ifadelerini kullandı.
Epstein'den 75 bin dolar aldığı ortaya çıkmıştı
ABD'de 9 Eylül 2025'te ortaya çıkan yazışmalarda, İngiltere'nin Washington Büyükelçiliğine Şubat 2025'te başlayan Mandelson'ın Epstein'a, "En iyi dostum" diye hitap ettiği ortaya çıkmıştı.
Mandelson'ın Epstein'a gönderdiği doğum günü mesajında, "Gelsin diye saatlerce beklerdiniz. Çoğu zaman etrafınızda olduğuna alıştığınızda birden yine yalnız kalırdınız. Onun yerine eğlendirmeniz gereken bazı ilginç arkadaşlarıyla baş başa kalırdınız." ifadeleri yer almıştı.
Yazışmaların ardından görevden alınan Mandelson'la ilgili geçen hafta ortaya çıkan belgelerde ise Epstein'den 75 bin dolar aldığı ortaya çıkmış, Mandelson'un reşit olmadığı belirtilen kız çocuklarıyla uygunsuz fotoğrafları yayımlanmıştı.
Mandelson, bu para transferini hatırlamadığını açıklamıştı.
Belgelerde, Tibet'in ruhani lideri Dalai Lama'nın ismi 150'den fazla yerde geçiyor
Söz konusu dosyalarda Tibet'in ruhani lideri Dalai Lama'nın da ismi birçok yerde görülüyor.
Dosyaların yayınlandığı sitede, Tibetli ruhani liderin ismi 157 defa geçerken 2012'de atılan bir mailde Epstein, ismi bilinmeyen birine Dalai Lama'nın da katılacağı bir etkinliğe gideceğini belirtiyor.
Epstein'e yollanan 2015'deki bir mailde ise, mail sahibi Dalai Lama'nın öğrencilerinden biriyle tanışma fikrini ortaya atarak bu kişinin kendilerini Dalai Lama ile buluşturabileceğinden bahsediyor.
Epstein de ertesi gün yolladığı bir mailde, Dalai Lama'yı akşam yemeği için "ayarlamaya çalıştığını" vurguluyor.
Konuya ilişkin Dalai Lama'nın ofisinden henüz bir açıklama yapılmadı.
Tibet'in statüsü
Himalaya Dağları'nın kuzeyindeki 2,5 milyon kilometre genişliğindeki Tibet Platosu, deniz seviyesinden ortalama 4 bin 380 metre yüksekliğiyle "dünyanın çatısı" olarak adlandırılıyor.
Tarih boyunca yarı göçebe Tibet halkının yurdu olan bölge, 1951'de imzalanan 17 Nokta Anlaşması ile Çin Halk Cumhuriyeti egemenliğine girmişti. Pekin yönetimi, bunu "Tibet'in barışçıl özgürleşmesi" olarak adlandırmıştı.
Tibet'in ruhani lideri Dalai Lama, 1959'daki bağımsızlık yanlısı ayaklanmanın başarısız olmasının ardından bölgeyi terk etmiş ve Hindistan'ın kuzeyindeki Dharmsala kentine yerleşerek sürgündeki Tibet meclisi ve hükümetini kurmuştu.
Çin, sürgündeki Tibet yönetimini tanımıyor ve 2010'dan bu yana Dalai Lama'nın temsilcileriyle hiçbir temasta bulunmuyor. Pekin yönetimi, Tibet'in 13. yüzyıldan bu yana Çin'in parçası olduğunu ve ayrı bir varlığının bulunmadığını öne sürerek, sürgündeki hükümeti ayrılıkçılıkla suçluyor.
Dalai Lama ve destekçileri ise Tibet'in, tarihin büyük bölümünde fiilen bağımsız olduğunu savunuyor.
Kuzey Makedonya, Epstein belgelerinde geçen "insan beyni örnekleri" iddiası üzerine soruşturma başlattı
Kuzey Makedonya Savcılığı, ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlarıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'a ilişkin açıklanan yeni belgelerde yer alan, "Kuzey Makedonya'dan ABD'ye bilimsel amaçlarla insan beyin örnekleri gönderilmiş olabileceği gerekçesiyle" soruşturma başlattı.
Savcılıktan yapılan yazılı açıklamada, Epstein'a ilişkin açıklanan yeni belgelerde yer alan "Kuzey Makedonya'dan ABD'ye bilimsel amaçlarla insan beyin örnekleri gönderilmiş olabileceği" iddiası sonrası soruşturma başlatıldığı ifade edildi.
Açıklamada, soruşturmanın insan dokularının işlenmesi, dondurulması ve uluslararası taşınması süreçleri ile bu işlemlerde yasal ve etik standartlara uyulup uyulmadığına odaklanıldığı belirtildi.
Dosyanın, Organize Suç ve Yolsuzlukla Mücadele Temel Savcılığına teslim edildiği vurgulanan açıklamada, “Savcılık, yetkili makamlar, kurumlar ve sağlık kuruluşlarından resmi bilgi toplama yönünde adımlar atarak, insan dokuları ve biyomateryallerle olası yasa dışı işlemler ile izin ve onayların alınmasında ihmaller veya suistimaller olup olmadığını tespit etmesi gerekmektedir.” ifadelerine yer verildi.
Öte yandan söz konusu iddialar sonrası, Kuzey Makedonya Sağlık Bakanlığı, "bilimsel araştırma faaliyetlerinin sıkı yasal düzenlemelere tabi olduğunu ve bakanlığın bu çalışmaların yürütülmesinde doğrudan yetkisinin bulunmadığını" bildirdi.
Bu arada, davaya ilişkin yayımlanan belgelerde yer alan bir mesajda, Epstein'ın, Kuzey Makedonya'dan temin edilen insan beyninin de kullanıldığı bir bilimsel araştırma hakkında bilgilendirildiği ifade ediliyor.
Harvard Profesörü Nowak'ın, yeni belgelerde Epstein adasına seyahat planladığı ortaya çıktı
Epstein'e ilişkin soruşturma dosyaları, bir kısmının daha kamuoyuyla paylaşılmasının ardından, tartışmaların merkezindeki milyarderin Harvard Üniversitesindeki bağlantılarına yönelik soru işaretlerini artırdı.
Dosyalar arasında yer alan Şubat 2014 tarihli yazışmada, Prof. Nowak adına planlanan seyahate ilişkin detayların tartışıldığı görülüyor.
İsmi gizlenen gönderici, Nowak'a yolladığı e-postada, "Selam, Martin. İşte Jeffrey'nin adasına gitmek için biletlerin burada." ifadelerini kullanıyor.
Nowak'a, Anna Yermakova isimli birinin eşlik edeceğini belirten gönderici, uçakta oturacakları yerlere ilişkin bilgileri veriyor.
Nowak, seyahat planlarını içeren e-postayı, "Her şey iyi görünüyor. Çok teşekkürler." şeklinde yanıtlıyor.
E-postalara eklenen seyahat detaylarında, ikilinin Massachusetts eyaletine bağlı Boston kentinden uçakla ABD'ye ait Virgin Adaları'nda Epstein'in sahip olduğu adalara yakın Saint Thomas Adası'na varacağı, iki gün sonra da geri döneceği bilgisi yer alıyor.
Nowak için benzer seyahat planlarının 2012'de de yapıldığı, Epstein'in yazışmalara bizzat dahil olduğu görülüyor.
Ulusal basındaki haberlerde Epstein'in, Karayipler bölgesinde ABD'ye ait Virgin Adaları'nda yer alan "Little St. James" ve "Great St. James" adalarının cinsel istismar ve fuhuş ağı dahil faaliyetleri için satın alarak kullandığı ve bu adaların, kamuoyunda "Epstein'in Karayipler'deki suç adaları" olarak tanındığı aktarılmıştı.
"Ona işkence ettin mi?"
Belgelere göre, Epstein ve Nowak arasında dikkati çeken bir yazışma da Mart 2014'te yapıldı.
Nowak Epstein'e, "Casusumuz görevini tamamladıktan sonra yakalandı." diye bilgi veriyor.
Epstein'in de buna karşılık "Ona işkence ettin mi?" diye soruyor.
Mossad'a ilişkin belgelere yoğun karartma
ABD Adalet Bakanlığının, Epstein dosyalarında uyguladığı sansürler tartışma konusu olmaya devam ederken, bir belgedeki karartmalar da dikkati çekti.
Larry Brayboy isimli birinin Kasım 2018'de gönderdiği e-postada, Epstein'in, ABD Başkanı Donald Trump'ın ve eski ABD Başkanı Bill Clinton'ın adının İsrail istihbarat teşkilatı Mossad ile anıldığı görüldü.
Başlığı, "MOSSAD bağlantısı Trump Epstein Clinton Cinayet Çocuk Cinsel İstismarı Açığa Çıktı" olan bu e-posta, gönderildiği kişilerin adları siyah şeritlerle kapatılarak kamuoyuyla paylaşıldı.
Maxwell'in yeğeninin "dilek listesi"
Dosyalarda, Epstein'in eski kız arkadaşı ve hüküm giymiş suç ortağı Ghislaine Maxwell'e Nisan 2002'de gönderilen bir e-posta da yer alıyor.
Maxwell'in yeğeni olduğu anlaşılan gönderici, mesajında "pis şeyler yapmak istediği" aktrislerden oluşan "dilek listesi"ni paylaşıyor.
Gönderici, henüz "tamamlanmamış" listesindeki oyuncuları Natalie Portman, Jennifer Love Hewitt ve Denise Richards şeklinde sıralıyor.
Maxwell de yeğeninden gelen e-postaya, "Dilek listeni aldım. İstediğin zaman genişlet." yanıtını veriyor.
Epstein dosyasında yeni detaylar ortaya çıkıyor
ABD Adalet Bakanlığının Epstein ile ilgili soruşturma dosyalarının bir kısmını kamuoyuyla paylaşması, tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Dosyalar arasında yer alan, Epstein'in Fransız diplomat Olivier Colom'a 2013'te gönderdiği e-postada, "Karayipler'deki adamdayım, kızlarla dolu bir akvaryumla birlikte." ifadeleri bulunuyor.
Kadınların farklı deniz canlılarına benzetildiği görüşmede, Epstein'den gönderilen başka bir e-postada, "Hayır, bazıları karides gibidir, kafasını atarsın ve gövdesini saklarsın." mesajına yer veriliyor.
İngiliz girişimci Nicole Junkermann da ismi soruşturma dosyalarında yer alanlar arasında.
Junkermann tarafından Epstein'e 2010'da gönderilen bir e-postada, "Benden bir çocuk sahibi olur musun? Bunu yapmak için en iyi yer neresi?" ifadeleri yer alıyor.
Epstein'e yönelik soruşturma kapsamında kamuoyuyla paylaşılan 3 milyondan fazla yeni dosya, özellikle sosyal medya kullanıcılarının hedef tahtası haline gelmiş durumda.
Epstein'den Bill Gates'e "fakir insanlardan kurtulma" sorusu
Dosyalarda yer alan Şubat 2011 tarihli bir yazışma da Epstein'in Microsoft'un kurucu ortağı ve eski Üst Yöneticisi (CEO) Bill Gates ile bağlantılarına yönelik soru işaretlerini artırdı.
İsmi gizlenen bir göndericinin, Epstein'e yolladığı e-postada, "Bill Gates'e sorduğun 'Fakir insanlardan tamamen nasıl kurtuluruz?' sorusu üzerinde çok düşündüm ve bu konuda bir cevabım/yorumum var." yazdığı görülüyor.
Göndericinin, bunu telefonda tartışmak istemesi üzerine Epstein, "Her zaman arayabilirsin." yanıtını veriyor.
Epstein, yazışmanın devamında, "Ayrıca martta benim için bir günlüğüne geri gelecek, yani ona daha fazla soru sorabilirsin." ifadesini kullanıyor.
Gates, dün yaptığı açıklamada, Epstein ile geçirdiği vakti "aptallık" şeklinde nitelendirmiş ve onu tanıdığı için pişmanlık duyduğunu söylemişti.
Dosyalarda yer alan bazı e-postalarda, Gates'in "Rus kızlarla" yaşadığı ilişkilerin ardından cinsel yolla bulaşan bir hastalığı o dönemki eşi Melinda Gates'ten gizlemeye çalıştığı iddialarına yer verilmişti.
Belgelerde adı geçen yazar Chopra'dan açıklama
Hindistan asıllı yazar Deepak Chopra, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformu hesabından yaptığı açıklamada, hakkında medyada yer alan haberlerle ilgili üzüntü duyduğunu bildirdi.
Chopra, yaptığı açıklamada, "Şunu açıkça belirtmek istiyorum, Hiçbir zaman suç teşkil eden veya istismara yönelik herhangi bir eyleme karışmadım, bunlara katılmadım. Kurduğum tüm temaslar sınırlıydı ve istismar faaliyetleriyle ilgisi yoktu." ifadesini kullandı.
Dosyalar arasında yer alan, Chopra'nın 8 Mart 2017'de Epstein'e gönderdiği bir e-posta sosyal medyada dikkati çekmişti.
Söz konusu e-postada Chopra'nın, "Tanrı bir kurgudur. Tatlı kızlar gerçektir." ifadelerini kullandığı görülmüştü.
"Zeki insanlar Yahudi"
Epstein’a Masha Drakova isimli birinden atılan mailde ise, "Zeki insanları bulmak için kriterler buldum. Ne kadar Yahudi olursan o kadar akıllı olursun. Sen yüzde 98 Yahudi olduğunu söyledin, çok akıllısın. Eski patronum yüzde 78 Yahudi. O da çok akıllı, ama senden daha az akıllı." ifadeleri kullanıldı.
Drakova, "yüzde 99,3 Yahudi olan" yakın bir arkadaşı ve iş ortağı olduğunu belirterek, onun "inanılmaz zeki" olduğunu iddia ediyor.
"Daha fazla Yahudi bulunmasında kaynak bulma işleminin" akrabalar aracılığıyla yapılabileceğini vurgulayan Drakova, bu kişilere DNA testi yaptırılmasını öneriyor.
Drakova, "yüzde 98 Yahudi olan" herkes için bir etkinlik düzenlenmesini ima ederek, bunların hiçbirinin dindar olmadığını kaydediyor.
Epstein dosyasında "İnsan avı" iddiası
Dosyalarda yer alan alıcısı ve göndericisi gizli 11 Aralık 2002 tarihli e-postada "Adada kızlar için hazine avından bahsedebilir miyiz... 4 Ocak'ta orada olacağız... Bana özel telefon numaranı ver... Beni özledin mi??? Sevgiler. Sevgiler." ifadeleri bulunuyor.
Yılı belli olmayan 1 Ocak tarihli, göndericisi ve alıcısı gizli, "çulluk avı sona erdi, ay kriketleri çantada" konulu e-postada ise, "Tahmin et ne oldu? Onlar zenci." ifadelerine rastlanıyor.
Ayrıca, 24 Ekim 2016 tarihli, alıcısı ve göndericisi gizli e-postada "Anladım! Harika bir yaşlı adam ve harika bir av! Bankacılarım dikkatli olmalı..." mesajına yer veriliyor.
Aynı konuşmada e-posta adresi gizlenen ancak altında Fransız Banker Ariane de Rotschild'ın ismi yazan başka bir mesajda, "Teşekkürler. Heyecan verici bir av..." ifadeleri bulunuyor.
Söz konusu e-postaların yer aldığı dosyalar, sosyal medya kullanıcılarının dikkatini çekerek birçok paylaşımda kullanıldı.
Epstein ve Rupert Murdoch ilişkisi
İsmi bilinmeyen bir kişinin Epstein'a 18 Ağustos 2012 tarihinde yolladığı e-postada Epstein'ın "Ian, Rupert Murdoch ve eşinin yanında kalıyor... benim durumum bu." yazdığı görüldü.
E-postada ismi sansürlenen kişinin ise Epstein'ın da Murdoch'un yanında kalıp kalmadığını sorguladığı gözlemlendi.
Epstein dosyasındaki belgelerde bilim insanı Hawking'in cinsel istismar iddialarına karışması dikkati çekti
ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'le ilgili kamuoyuyla paylaşılan belgelerde adı geçen bilim insanı Stephen Hawking'in, Epstein ile arkadaş olma olasılığı ve cinsel istismar iddialarına karışması dikkati çekti.
ABD Adalet Bakanlığının kamuoyuyla paylaştığı Epstein ile ilgili soruşturma dosyalarının birçoğunda bilim insanı Hawking'in adı da yer alıyor.
Uluslararası basında çıkan haberlere göre, Hawking'in ismi Epstein dosyasında 200'den fazla yerde geçiyor.
Dosyalarda yer alan Haziran 2015 tarihli bir e-postada, ismi belirsiz kişinin Epstein'den, bilişsel psikolog ve yazar Steven Pinker'ın röportaj talebi için Hawking'in iletişim bilgilerini istediği bir mesaj yer alıyor.
Kasım 2013 tarihli bir başka e-postada ise ABD'li iş insanı Steven Sinofsky Epstein'e, Microsoft için televizyon reklamı yapan kişilerin Hawking'e seslendirme yapması için teklifte bulunmak istediklerini belirtiyor.
Sinofsky, Epstein'e gönderdiği e-postada bu konuda ne düşündüğünü ve yardım etmek isteyip istemediğini soruyor.
ABD'li bilim insanı Roger Schank'ın Epstein'e gönderdiği Aralık 2014 tarihli e-postada ise "Hawking, Al'ın (artificial intelligence-yapay zeka) ne olduğu hakkında hiçbir fikri olmadan Al'dan korkuyor; endişelenme Steve." ifadesi yer alıyor.
Siyasi danışman James P. McGee'nin 15 Mart 2018 tarihinde Epstein'a Hawking'in hayatını kaybetmesi nedeniyle ulaştığı gözlemlenirken, McGee Epstein'a yolladığı e-postada "Uzun zaman oldu ama Stephen Hawking'in vefatı nedeniyle taziyelerimi sunmak istedim. Birlikte çalıştığınızı ve geçmişte senin bazı konferanslarına katıldığını biliyorum." ifadelerini kullanıyor.
İsmi sansürlenmiş başka bir kişinin de Epstein'a aynı konudan ulaştığı görülürken, bu kişi Epstein'a 14 Mart 2018'de yolladığı e-postada "Cenazesine katılacak mısın? O benim en sevdiğim astronomumdu ve görünüşe göre haylaz biriydi de." ifadelerine yer veriyor.
Mesajlaşmalar Hawking'in Epstein ile arkadaş olduğu yönünde
Belgelerde yer alan 2018 tarihli ve Hawking'in ölümünden bir gün sonra atıldığı anlaşılan bir mesajda, Epstein'a Hawking'in ölümünden dolayı başsağlığı dilendiği görülüyor.
2017 tarihli alıcısı belli olmayan bir mesajlaşmada ise Epstein'in "Hawking benim adama geldiğinde ve hayalinin dalış yapmak olduğunu söylediğinde, kafasını yüksek sırtlı bir sandalyeye bantladım ve onu özel bir denizaltıya bindirdim, çok eğlenceliydi." ifadelerini kullandığı görülüyor.
Belgelerde eski kız arkadaşı ve hüküm giymiş suç ortağı Ghislaine Maxwell'e "ortak savunma" başlığıyla gönderdiği bir e-postada Epstein, Maxwell'in Bill Clinton ile Ehud Barak'ın adaya hiç gelmediğini bildiğini belirtiyor.
Aynı e-postaya göre Epstein'in, Stephen Hawking'in "herhangi bir cinsel ilişkiye karışmadığı bilgisinin" Maxwell'de bulunduğu ifadesini mahkemeye sunmayı planladığı anlaşılıyor.
Hawking'e dair cinsel istismar iddiası
Amerikalı iş adamı Andrew Farkas, 11 Ocak 2015'te Epstein'e yolladığı e-postada, Hawking hakkında cinsel istismar iddiaları olduğunu kaydederek, "Şaka yapmıyorum, yerel gazeteler Stephen Hawking'in adada reşit olmayan kızlarla cinsel ilişkiye girdiğini öne sürüyorlar." ifadesini kullanıyor.
E-postalardan birinde ise Epstein bilinmeyen bir kişiye, mağdur ettikleri kişilerden olduğu tahmin edilen bir kadının Hawking ile "cinsel ilişkiye" girdiğini söylediği mesajını yolluyor.
Başka bir e-postada Epstein ile Lawrence Krauss arasındaki konuşmada Epstein, Krauss'a suçlamaları reddetmesi ve bunun yayınlanmaması durumunda olayın "görünür" hale geleceği uyarısını yapıyor.
Krauss ise Karayipler'deki bir adada Hawking ile "cinsel ilişki partilerine" katıldıkları gibi "asılsız" iddialar olduğunu savunuyor.
Krauss, başka bir mailinde Ben Smith isimli gazeteciye, hakkında yanlış olduğu ortaya çıkan bir iddiadan yola çıkan muhabirlerinin buna rağmen çevresini rahatsız ettiğini ima ediyor.
Epstein'i "daha fazla şeytanlaştırmayı reddetmesinden sonra suçlamalara maruz kaldığını" ima eden Krauss, Smith'e kendisini savunan uzun bir e-posta yolluyor.
Krauss, yakın çevresinin bu konuda "tacize uğradığını" savunarak e-postasını "Yazıklar olsun." ifadesiyle bitiriyor.
Epstein, Bill Clinton ve Hawking'e yönelik iddiaları tartışıyor
Dosyalar içerisinde Epstein ile eski kız arkadaşı ve hüküm giymiş suç ortağı Ghislaine Maxwell arasındaki yazışma da Hawking bağlantılarına yönelik şüpheleri artırdı.
Epstein, Ocak 2015'te Maxwell'e, ismi gizlenen birinin ortaya attığı suçlamalara ilişkin e-posta gönderiyor.
Bunlardan "en güçlüsünün" mağdurlardan birinin eski ABD Başkanı Bill Clinton ile akşam yemeği yediği iddiası olduğunu belirten Epstein, bir yenisinin de Hawking'in Virgin Adaları'nda reşit olmayan kişilerin cinsel istismarında yer alması olduğunu ifade ediyor.
Epstein, bu iddiaların sahte olduğunu kanıtlayabilecek herhangi bir kişiye "ödül verilmesine" yönelik kampanya başlatılmasını öneriyor.
Maxwell'in bu fikri uygun bulmaması üzerine de Epstein, şaka yaptığını savunuyor.
Ulusal basında Epstein'in, Karayipler bölgesinde ABD'ye ait Virgin Adaları'nda yer alan "Little St. James" ve "Great St. James" adalarının cinsel istismar ve fuhuş ağı dahil faaliyetleri için satın alarak kullandığı biliniyor.
Epstein ve Hawking'in Dallas'taki kulüpte görüldüğü iddiası
Dosyalar arasında, ABD Federal Soruşturma Bürosuna (FBI) ait olduğu görülen Ağustos 2019 tarihli bir belge de bulunuyor.
Belgeye göre ismi gizlenmiş bir muhbir, görüşme yaptığı bir FBI ajanına Epstein davasına ilişkin bilgi veriyor.
Muhbir, ABD'nin Texas eyaletine bağlı Dallas kentinde erkeklere özel bir kulüpte 2011'de pek çok tanınmış ismi gördüğünü söylüyor.
Bunlar arasında Epstein ve Hawking bulunduğunu belirten muhbir, kulüpte bazı "Rusya bağlantılarını" ve şarkıcı Michael Jackson'ı da gördüğünü ifade ediyor.
Muhbir, Epstein'in mağdurlarının sadece kız olmadığını vurguluyor.
Epstein'in ABD'li yönetmen Woody Allen'ın Beyaz Saray ziyareti için aracı olduğu ortaya çıktı
ABD Adalet Bakanlığının Epstein ile ilgili soruşturma dosyalarının bir kısmını kamuoyuyla paylaşmasının ardından ABD'li yönetmen Allen ile Epstein arasındaki bağlantının yeni ayrıntılarına ulaşıldı.
Kayıtlarda, Allen ve eşi Soon-Yi Previn ile Epstein'in New York'ta komşu olduğu ve üçlünün akşam yemeklerinde sık sık bir araya geldiği görülüyor.
Belgeler, Epstein'in, eski ABD Başkanı Barack Obama yönetimi döneminde Beyaz Saray Danışmanı Kathryn Ruemmler aracılığıyla çift için Beyaz Saray turu talep ettiğini ortaya koydu.
Yazışmalarda Epstein'in Mayıs 2015'te Ruemmler'a gönderdiği bir e-postada, "Soon-Yi'yi Beyaz Saray'a götürebilir misin? Woody'nin siyasi açıdan çok hassas olduğunu varsayıyorum." yazdığı, Ruemmler'ın da "İkisine de Beyaz Saray'ı gösterebileceğime eminim." şeklinde cevap verdiği görülüyor.
Associated Press ajansının (AP) Beyaz Saray kayıtlarına dayandırdığı haberinde de Allen, Previn ve Ruemmler'ın Obama'nın Hawaii'de bulunduğu sırada 27 Aralık 2015'te pazar günü söz konusu ziyareti gerçekleştirdiği belirtiliyor.
E-postalarda ayrıca Epstein'in, Allen'ın film gösterimlerine birçok kez katıldığı ve filmlerini kurgulama sürecini izlemek üzere temaslarda bulunduğu ortaya çıktı.
Epstein dosyalarında Belçika’ya uzanan temas ve siyasi etki iddiaları
The Brussels Times, reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein dosyalarında Belçika'yla ilgili iddiaları derledi.
Prens Laurent’in adının bir e-posta yazışmasında geçmesinin ardından Belçika’da 2018’de yaşanan hükümet krizine ilişkin dikkati çekici bir iddia da ortaya çıktı.
Buna göre, ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk dönemindeki danışmanlarından Steve Bannon'un, Epstein ile yaptığı yazışmalarda 2018’de Belçika hükümetinin düşmesinde rol oynadığı öne sürüldü.
Belgelerde Bannon'un Brüksel’de 8 Aralık 2018'de yaptığı konuşmadan söz edip hükümetin bu konuşmadan 5 saat sonra düştüğü iddiasına yer verildi.
Belçika’da 2018’de yaşanan hükümet krizi, esas olarak BM Küresel Göç Mutabakatı konusunda koalisyon ortakları arasında çıkan anlaşmazlıktan kaynaklanmıştı. Başbakan Charles Michel’in mutabakatı desteklemesi üzerine, koalisyonun en büyük ortağı olan Flaman milliyetçi N-VA partisi hükümetten çekilmiş ve Michel azınlık hükümetiyle devam etmek zorunda kalmıştı.
Koalisyonun dağılmasının ardından parlamentoda destek bulamayan Michel, Aralık 2018’de istifasını sunmuş, böylece hükümet düşmüştü.
Brüksel'de temas arayışı
Belgelerde ayrıca Epstein’in Avrupa’da akademik kurumlar, araştırma projeleri ve çeşitli girişimler üzerinden bağlantılar kurmaya çalıştığını gösteren yazışmalar da yer aldı.
Yazışmalarda Epstein’in özellikle bilimsel araştırma, teknoloji ve eğitim alanlarında faaliyet gösteren kurumlarla temas kurma girişimlerinden söz edildiği görüldü.
Bu çerçevede Epstein’in Belçika’da da temas arayışında olduğu, Brüksel merkezli akademik ve uluslararası çevrelere ulaşmaya çalıştığı anlaşıldı.
Prens Laurent’in Epstein bağlantısı
Belgelerde ilk olarak Epstein’in bir yardımcısına, prensin iletişim bilgilerini ilettiği görülmüştü.
Dosyalarda, Epstein ile Belçika kraliyet ailesi arasında kurumsal veya düzenli bir temas olduğuna dair bir bulgu yer almazken Prens Laurent, iddiaların ardından Belçika resmi haber ajansı Belga’ya yaptığı açıklamada Epstein’in davetlerini reddettiğini ve onunla herhangi bir etkinliğe katılmadığını belirtmişti.
Laurent, geçmişte Epstein ile iki kez kısaca görüştüğünü ancak bu görüşmelerin sosyal çevreler aracılığıyla gerçekleştiğini ve herhangi bir ortak faaliyet içermediğini ifade etmişti. Belçika makamları tarafından konuya ilişkin açılmış bir soruşturma bulunmadığı da bildirilmişti.
Epstein'in intihar ettiği iddia edilen gecenin kamera kayıtlarında yeni bir kişi tespit edildi
ABD merkezli CBS kanalının uzman görüşleriyle desteklediği analiz haberinde, Adalet Bakanlığının Epstein'le ilgili paylaştığı son belgelerin, milyarder iş adamının intihar ettiği iddia edilen gece, daha önceki resmi raporların aksine turuncu elbiseli bir kişinin daha olay mahallinde bulunduğunu ortaya koyduğu belirtildi.
Haberde, "Adalet Bakanlığı tarafından yeni yayımlanan uzman görüşleriyle desteklediği analiz haberinde, Jeffrey Epstein'in ölüm gecesine ait güvenlik kamerası kayıtlarını inceleyen müfettişlerin, 9 Ağustos 2019'da saat 22.39 civarında Epstein'in hücresinin bulunduğu izole ve kilitli kata doğru merdivenlerden yukarı çıkan turuncu renkli bir cisim gözlemlediklerini gösteriyor." ifadelerine yer verildi.
Federal Soruşturma Bürosu (FBI) yetkililerinin Epstein'in tutuklu bulunduğu Metropolitan Cezaevi'ndeki videonun inceleme raporlarında yer alan "L Katı merdivenlerinden yukarı doğru turuncu bir şeyin çıktığı görülüyor. Muhtemelen o kata çıkarılan bir mahkum olabilir." ifadesinin, yetkililer tarafından "daha önce bildirilmemiş bir şeye işaret ettiği" ve Adalet Bakanlığı müfettişlerinin raporuyla çeliştiği vurgulanan haberde, şunlar kaydedildi:
"Yeni kayıtlar, o akşam geç saatlerde Epstein'in kaldığı katın yakınındaki faaliyetler hakkında daha fazla soru işareti uyandırıyor."
Adalet Bakanlığının belgelerinde aynı saat ve dakikadaki kayıt incelenmiş ve söz konusu şahıs için turuncu "çarşaf veya yatak takımı" taşıyan "kimliği belirsiz" bir cezaevi memuru olabileceği yorumuna yer verilmişti.
Cezaevindeki nöbetçi memurlara turuncu elbiseli kişi hakkında soru sorulmadı
Adalet Bakanlığı ve FBI raporları incelendiğinde, Epstein'in öldüğü gece nöbetçi olduğu tespit edilen görevlilere son kayıtlarda bahsi geçen turuncu elbiseli kişiyle ilgili hiçbir sorunun yöneltilmediği ortaya çıktı.
Ayrıca raporlarda, olay gecesi Epstein'in hücresinin bulunduğu katta nöbetçi olan Tova Noel isimli kadın görevlinin, binadaki mahkum sayısının gecenin bir bölümünde bir kişi eksik çıkmasıyla ilgili 2019 yılında sorgulandığı tespit edildi.
Noel, ifadesinde, aynı gece binadaki mahkum sayısının saat 22.00 ile 03.00 arasında 73 olan mahkum sayısını 72 olarak kaydetmesiyle ilgili "muhtemelen yanıldığını" ve sayının değiştiğini hatırlamadığını belirtti.
Eski FBI Başkan Yardımcısı Dan Bongino da geçen yaz Fox News kanalına verdiği bir röportajda, Epstein'in ölüm gecesi, aynı katta bir güvenlik görevlisinin dışında kimsenin bulunmadığını, "görüntülerin gayet açık" olduğunu iddia etmişti.
O gece kayıt yaptığı bilinen tek kamera, Epstein'in hücresine giden merdiveni kısmen gizleyecek şekilde konumlandırılmış, diğer açıdaki kameranın ise kayıt yapmadığı öne sürülmüştü.
Reşit olmayan kız çocuklarına fuhuş tuzağı kurmaktan hükümlü Jeffrey Epstein'in şüpheli şekilde öldüğü hapishaneyle ilgili paylaşılan son görseller, olay gecesi yaşananlar ve Epstein'in ölüm sebebiyle ilgili şüpheleri gidermek yerine daha da artırdı.
Epstein'in küçük kardeşi Mark Epstein, uzun zamandır ağabeyinin cinayete kurban gittiğine inanıyor.
Epstein'in diplomasız çalıştığı okulun eski müdürü ile eski ABD Adalet Bakanı'nın baba-oğul bağı tartışma konusu
ABD Adalet Bakanlığının paylaştığı Epstein ile ilgili soruşturma dosyaları arasında yer alan belgede Epstein'in, 1974'te Manhattan'daki Dalton School'da fizik ve matematik öğretmeni olarak çalışmaya başladığının, aynı yılın haziran ayına kadar okulun müdürlüğünü Donald Barr'ın yaptığının ve görevi sırasında "birkaç alışılmadık işe alım gerçekleştirdiğinin" bilindiği belirtiliyor.
Belgede Barr hakkında, "Ancak Epstein'in işe alınmasında doğrudan bir rolünün olup olmadığı belli değil." ifadesi kullanılıyor.
Epstein'in Barr'ın okuldan ayrılmasından üç ay sonra "yeterlilik belgesi olmamasına rağmen okulda ders vermeye başladığı" ve "reşit olmayan öğrencilere karşı uygunsuz davranışlarda bulunduğunun iddia edildiği" kaydediliyor.
ABD ve İngiliz basınında ise Epstein'in Dalton School'daki öğretmenlik kariyerinin önünü açan kişinin Donald Barr olduğuna ilişkin haberler bulunuyor.
Sosyal medyadaki birçok kullanıcı da daha sonra Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) haline gelen ABD Stratejik Hizmetler Ofisi (OSS) yetkilisi olarak çalışan Barr'ın, alımdan kısa süre önce müdürlük yaptığı okulda Epstein'in öğretmen olarak çalışmasının şüpheli bir durum olduğu yorumunu paylaşıyor.
Donald Barr'ın oğlu William Barr'ın, Epstein'in öldüğü tarihte adalet bakanı olması da dosyaların kamuya açılmasının ardından sosyal medyada çok konuşulan bir konu haline geldi.
Bir sosyal medya kullanıcısının, "Ağustos 2019'da Epstein'in 'yüksek güvenlikli' hapishane hücresinde ölü bulunmasından sadece birkaç saat sonra dönemin Adalet Bakanı William Barr, onun intihar ettiğini açıkladı. Herhangi bir soruşturma yürütülmeden erken bir açıklama yapıldı." şeklindeki yorumunun birçok kişi tarafından paylaşılması dikkati çekiyor.
Epstein'in hala yaşadığına dair iddialar
Sosyal medyada, tutuklu olduğu New York Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesi'ndeki hücresinde 10 Ağustos 2019'da ölü bulunan Epstein'in hala hayatta olduğuna dair iddialar da ortaya atıldı.
Bu iddialara Epstein'in YouTube ve Fortnite isimli oyundaki kullanıcı adı "littlestjeff1" gerekçe gösteriliyor.
Kamuoyuyla paylaşılan dosyalarda yer alan ve Epstein’in sık sık oyun içi satın alımlar yaptığını gösteren belgelerde “Fortnite Tracker” adlı sitede “littlestjeff1” adıyla kullanılan hesabın, oyunun 3 Aralık 2023’te başlayan ve 8 Mart 2024’e kadar süren bölümüne yükseldiği öne sürülüyor.
İddialar, Epstein'in Fortnite hesabının, ölümünden 4 yıl sonra İsrail'den aktif kullanıldığına işaret ediyor.
"Sanırım onu değiştirdiler"
Belgelerin arasında tarih kısmı Epstein'in ölümünden 4 gün sonrasını gösteren rapor da sosyal medyada şüphe uyandırdı.
Mahkeme celbi üzerine oluşturulduğu öne sürülen raporda Epstein'in öldüğü 10 Ağustos 2019 gününden anonim kişinin sözlerine yer veriliyor.
Söz konusu kişi, "Dün gece 0415 sayımından sonra onu düz kelepçeleyip tekerlekli sandalyeyle revire götürdüler ama triyajdaki tek bir hemşire dahi onunla konuştuğunu söylemiyor. Sonra bir kamyonetin geldiğini öğrendik. Yargıç kararı yoksa hafta sonları tahliye yapmıyoruz. Sonrasında öğrendik ki tek kişilik hücreye alınmış ve kendini asmış. Mesele şu: Kamyonet kayıtlara giriş yapmadı ve plaka numarasını da kaydetmemişiz. Kapıdan içeri alan nöbetçinin dediğine göre kamyonetin arkasında yeşil asker üniformalı biri de varmış. Millet, şu anda titriyorum, sanırım onu değiştirdiler." ifadelerini kullanıyor.
Bu ifadelerin, "Roberto Grijalva" isimli cezaevi görevlisinin "4chan" adlı çevrim içi forumda yaptığı yorumun aynısı olduğu öne sürülüyor.
Ağustos 2019 tarihli belgede de Grijalva'nın, Epstein'in ölümünden bir gün önce New York Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesi'nde nöbette olduğu görülüyor.
ABD'li Senatör Graham'ın ismi 100'den fazla belgede yer alıyor
ABD Adalet Bakanlığının paylaştığı Epstein ile ilgili soruşturma dosyaları arasında yer alan bir belgede, ABD'li Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham'ın da konuşmacılar arasında olduğu Senato Yargı Komitesinin, FBI denetimi hakkında düzenlediği duruşmanın dökümü yer alıyor.
Dosyadaki 9 Ekim 2018 tarihli bir başka belgede, Richard Kahn adlı şahsın Epstein'e, Washington Examiner'de yayımlanan "Lindsey Graham, Trump'ın kabinesine katılmaya 'hiç ilgi duymuyor'" başlıklı haberin linkini gönderdiği görülüyor.
Benzer olarak 5 Aralık 2018 tarihli belgede, Epstein'den Jabor Y isimli şahsa gönderilen e-postada, Fox News'da yayımlanan "Lindsey Graham, Muhammed bin Selman'ı sert bir şekilde eleştirerek, ABD'nin ona Cemal Kaşıkçı konusunda göz yumamayacağını söyledi" başlıklı haberin linki bulunuyor.
Ayrıca 3 Ağustos 2020 tarihli, Steve Baer'den Alan Dershowitz'e gönderilen e-postada, "bilgilendirme" kısmına gizli ve açık şekilde çok fazla kişinin eklendiği görülüyor.
Graham'ın da "bilgilendirme" kısmındaki isimler arasında yer aldığı e-postada, şu ifadeler yer alıyor:
"Alan? Epstein ve onun misafirperverliğinden yararlananlar (Clinton, Barak, Wexner, Maxwell, Andrew, Trump, Dersh vb.) için yaptığın (mükemmel) savunma çalışmasının yanı sıra bariz tuzak/şantaj operasyonlarında herhangi bir operasyonel rolün oldu mu? Şimdi, Yaradan'la barışmak için iyi bir zaman olduğunu düşünmüyor musun? Tartışmaktan memnuniyet duyarım. Shalom."
Zuckerberg'in adı Epstein dosyalarında
ABD Adalet Bakanlığının kamuoyuyla paylaştığı Epstein ile ilgili soruşturma dosyalarında, Meta'nın kurucusu ve CEO'su Mark Zuckerberg'in adı da 300'ü aşkın belgede yer alıyor.
Dosyada yer alan 20 Mayıs 2012 tarihli belgede, Epstein, ismi belirsiz bir kişiden gönderilen "Mark Zuckerberg, Priscilla Chan ile evlendi" başlıklı haberin linki ve "İnanamıyorum, çok üzücü. Onun (Priscilla Chan) yerinde ben olabilirdim. Haha." mesajına, "O (Zuckerberg) eşcinsel." yanıtını veriyor.
Aynı kişiden gönderilen "Emin misin? mesajı üzerine Epstein, "Bencil domuz." ifadesini kullanıyor.
Dosyadaki 5 Ağustos 2015 tarihli başka bir belgede, Epstein'in asistanından Zuckerberg'e, "Merhaba Andrea. Jeffrey Epstein, geçen pazar gecesi Baume Restaurant'ta Reid Hoffman/Peter Thiel'in düzenlediği akşam yemeğine katıldı. Partide Mark, Jeffrey'den kendisine iletişim bilgilerini göndermesini istedi...Lütfen aşağıdaki bilgileri Mark'a iletir misin?" mesajını içeren bir e-posta gönderiliyor.
Aynı tarihte akşam saatlerinde Epstein'in, Zuckerberg'e attığı e-postada, Reid Hoffman ile yediği akşam yemeğinden, fonladığı bilim dallarından, paranın nasıl kullanılacağından, bazı dünya liderlerine çiftliğinde karmaşık finansal sistemde servet yönetimini anlattığından söz ederek, yazışmayı "Thiel, bu hafta sonu çiftliğe gelebilir, siz de gelebilirsiniz. Oldukça sıra dışı ve özel bir yer." ifadesiyle bitirdiği görülüyor.
Epstein belgelerinde, insan ticaretiyle mücadele eden kuruluşun İngiliz üyesine "kadın gönderildiği" yer aldı
The Times gazetesinin haberine göre, ABD Adalet Bakanlığının paylaştığı Epstein ile ilgili soruşturma dosyaları arasında yer alan belgelerde, insan ticaretiyle mücadele eden "Not For Sale" adlı sivil toplum kuruluşunun yönetiminde yer alan İngiliz iş insanı Lea ile Epstein arasındaki bağlantılara dair yazışmalar tespit edildi.
Yazışmalarda, Epstein'ın, Lea ile görüşmesi için bazı kadınları yönlendirdiği ve bu buluşmaları organize ettiği görüldü. Yazışmalar, Epstein'ın bir kadını Lea ile akşam yemeği yemesi için ayarladığını, kadına ne giyeceği konusunda tavsiyede bulunduğunu ve söz konusu buluşmanın hem "iş hem de sosyal" amaç taşıdığını ifade ettiğini gösterdi.
Belgelerde yer alan e-postalarda, söz konusu kadının Epstein'e, buluşmanın "iş mi yoksa özel görüşme mi" olduğu yönünde soru sorduğu, Epstein'ın ise "ikisi de" yanıtını verdiği görüldü. Aynı yazışmalarda Epstein'ın, Lea için "zengin ve çevresi sınırlı" gibi ifadeler kullandığı da kayıtlara geçti.
Epstein, bazı sosyal etkinliklerde kadınların katılımını organize ediyordu
Epstein belgeleri, Lea'nın 2009 yılı sonlarında Epstein ile tanıştığını, 2010 yılında düzenli temaslarının sürdüğünü ve iki isim arasında 2016'ya kadar aralıklı iletişim bulunduğunu ortaya koydu. Ayrıca, Epstein'ın, Lea için Palm Beach ve New York'ta düzenlenen bazı sosyal etkinliklerde kadınların katılımını organize ettiği yönünde ifadeler de yer aldı.
Yazışmalara göre, Epstein'ın yakın çevresinde yer alan eski manken ajansı yöneticisi Jean-Luc Brunel'den, Lea için çok sayıda modelin davet edildiği yemek organizasyonu ayarlamasını istediği, Brunel'in de bu talebi yerine getirdiği görüldü.
Dosyalarda, Lea'nın Epstein'ın suç geçmişi ve faaliyetlerinin kapsamı hakkında o dönemde ne bildiğinin net olmadığına dikkat çekildi.
Lea, 2011'de ticari ve cinsel amaçlı sömürüyle mücadeleyi hedefleyen ABD merkezli "Not For Sale" adlı kuruluşun yönetim kuruluna atanmıştı. Kuruluş, zorla çalıştırma ve ticari cinsel sömürüyle mücadele kapsamında 12 ülkede faaliyet yürütüyor.
Özel sermaye şirketi Lion Capital'in kurucularından olan Lea, AllSaints başta olmak üzere birçok küresel markaya yatırım yapan iş insanı olarak biliniyor.
İngiliz basını, konuya ilişkin görüş almak üzere Lea ile temasa geçildiğini, ancak haberin yayımlandığı ana kadar yanıt alınamadığını bildirdi.
Jean-Luc Brunel, reşit olmayanlara yönelik cinsel istismar ve insan ticareti suçlamaları kapsamında tutuklu bulunduğu sırada 2022'de cezaevinde ölmüştü. kanıta ulaşılamadığını, aralarında hükümet yetkilileri, ünlüler ve iş insanlarının da bulunduğu kişilerin suçuna ortak olduğu gerekçesiyle örtbas amacıyla öldürüldüğü öne sürülen Epstein'in ise aslında hücresinde intihar ettiği sonucuna varıldığını açıklamıştı.
ABD'de Kongre üyeleri, Epstein dosyalarını sansürsüz şekilde inceleyebilecek
ABD Adalet Bakanlığının gönderdiği mektuba göre, Kongre üyeleri, Epstein hakkındaki soruşturma kapsamında yayınlanan 3 milyondan fazla belgenin sansürsüz hallerine 9 Şubat'tan itibaren erişebilecek.
Kongre üyelerinin sansürsüz belgeleri incelemek için 24 saat öncesinde bakanlığa bildirimde bulunmaları gerekirken, belgeleri yalnızca bakanlıktaki bilgisayarlarda inceleyebilecekler.
Belgeleri inceleyecek Kongre üyelerinin not almalarına izin verilirken, elektronik kopya oluşturmalarına ise müsaade edilmeyecek.
Dosyalarda yeni isimler göze çarpıyor
ABD Adalet Bakanlığının, Epstein hakkındaki soruşturma kapsamında yayınlandığı belgelerde, avukat ve eski Beyaz Saray Danışmanı Kathy Ruemmler'in ismi yer alıyor.
Dosyadaki 19 Eylül 2014 tarihli e-postada, asistan Lesley Groff'un Epstein'e, Ruemmler'in 24-25 Eylül'de New York'ta olacağı ve eski Norveç Başbakanı Thorbjorn Jagland ve eski İsrail Başbakanı Ehud Barak'la ayarlanan toplantılara katılmaktan memnuniyet duyacağına dair bir hatırlatma mesajı gönderdiği görülüyor.
15 Temmuz 2014'te ise Groff, Epstein'e "Kathy Ruemmler 18 Temmuz Cuma günü 12.30'da öğle yemeğine gelecek." ifadelerini içeren bir e-posta yolluyor.
Ayrıca 22 Nisan 2015'te ismi belirsiz bir kişi, Jojo Fontanilla'ya gönderdiği başka bir e-postada, "Jojo, Jeffrey'nin Kathy Ruemmler'a götürmeni istediği bir hediyesi var... lütfen beni görmeye gel..." mesajını iletiyor.
New York Giants'ın başkanı Tisch ve Epstein ilişkisi
Dosyalarda, Amerikalı film yapımcısı, iş adamı ve Amerikan Futbolu Ligi (NFL) takımı New York Giants'ın başkanı Steve Tisch'in Epstein ile konuşmaları da yer aldı.
Tisch'in 26 Nisan 2013 tarihinde Epstein ile e-posta yoluyla yaptığı konuşmada, "Az önce asistanının arkadaşıyla öğle yemeği yedim. Çok tatlı bir kız. Onun hakkında bir şey biliyor musun?" dediği görüldü.
Konuşmada, Epstein Tisch'e bahsettiği kişiyi tanımadığını ancak soracağını söylerken, Tisch'e müstehcen bir şekilde tanımladığı başka bir kadınla iletişime geçip geçmediğini sordu.
Tish, bu e-postaya verdiği cevapta Epstein'a kişi hakkında "Profesyonel mi yoksa sivil mi?" sorusunu yöneltti.
Birçok kişi, suçunu kabul etmesinin ardından Epstein ile konuşmaya devam etmiş
The Wall Street Journal'ın dosyalara dair yaptığı analizde, birçok önemli ismin, Epstein'ın Haziran 2008'de suçlu olduğunu kabul ettikten sonra bile kendisiyle iletişim kurdukları saptandı.
Analizde, ünlü dilbilimci Noam Chomsky, Moda ajansı Next Models'ın kurucusu Faith Kates, Avukat David Schoen, İngiltere'nin eski Washington Büyükelçisi Peter Mandelson, Psikolog ve bilim insanı Stephen Kosslyn, Prens Andrew, İngiliz iş insanı Richard Branson, Avukat ve eski Beyaz Saray Danışmanı Kathy Ruemmler, ABD Başkanı Donald Trump'ın eski danışmanı Steve Bannon'ın Epstein ile bu tarihten sonra konuştuğu görüldü.
Chomsky’nin eşi, Epstein ile bağlantıları nedeniyle özür diledi
Chomsky, Epstein ile bağlantılarına ilişkin yazılı açıklamasında, Epstein’in davasıyla ilgili manipülatif anlatı oluşturduğunu, eşi Noam’ın ise buna “iyi niyetle inandığını" savundu.
Epstein'e yöneltilen suçlamaların kapsamını 2019 yılına kadar bilmediklerini öne süren Chomsky, “Geçmişini iyice araştırmadığımız için dikkatsizdik. Bu, ciddi bir hataydı ve bu yargı hatası için ikimiz adına da özür diliyorum. Yardımsever bir arkadaş gibi görünen ama gizli bir şekilde suçlu, insanlık dışı ve sapkın davranışlar sergileyen biriyle bağlantı kurduğumuzu fark etmek, ikimiz için de son derece rahatsız ediciydi." ifadelerini kullandı.
Fortnite'tan oyun platformundaki "littlestjeff1" hesabına ilişkin açıklama
Fortnite adlı oyunun ABD merkezli X şirketine ait sosyal medya platformundaki resmi hesabından, ‘littlestjeff1’ kullanıcı adının oyun platformunda aktif olmasının Jeffrey Epstein’in hayatta olduğuna kanıt olarak sunulmasına yönelik iddialara ilişkin bir açıklama yapıldı.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Bu, bir Fortnite oyuncusunun yaptığı hileydi. Birkaç gün önce, mevcut bir Fortnite hesabı sahibi, YouTube'da 'littlestjeff1' adının ortaya çıkmasının ardından, kullanıcı adını tamamen alakasız bir ad olan 'littlestjeff1' olarak değiştirdi. 'Fortnite Tracker' yalnızca mevcut adınızı gösterir, önceki değişiklikleri göstermez. Epic (Epic Games oyun şirketi) hesap sisteminde, kamuya açık belgede atıfta bulunulan kişinin e-posta adreslerine ilişkin herhangi bir kaydımız bulunmamaktadır. Kamuya açık belgenin yayınlanmasından bu yana, insanlar benzer görünümlü e-posta adresleri ve kullanıcı adlarıyla Fortnite hesapları oluşturmuştur."
Kamuoyuyla paylaşılan dosyalarda yer alan ve Epstein’in sık sık oyun içi satın alımlar yaptığını gösteren belgelerde "Fortnite Tracker" adlı sitede "littlestjeff1" adıyla kullanılan hesabın, oyunun 3 Aralık 2023’te başlayan ve 8 Mart 2024’e kadar süren bölümüne yükseldiği öne sürülmüştü.
Der Spiegel: Epstein’in suç ortağı Maxwell Almanya’da düzenlenmiş basın kartına sahipti
Alman Der Spiegel dergisinin haberinde, ABD Adalet Bakanlığının kamuoyuyla paylaştığı Epstein ile ilgili soruşturma dosyalarında Alman Gazeteciler Birliğince (DJU) düzenlenmiş bir basın kartı kopyasının yer aldığı belirtildi.
Buna göre Maxwell’in dünyanın en büyük gazeteciler birliği olan Uluslararası Gazeteciler Federasyonu'nun (IFJ) basın kartına sahip olduğu aktarılan haberde, basın kartında isminin altında "DJU in Ver.di, Germany" yazdığı, DJU'nun Birleşmiş Hizmet Sektörü Sendikasına (Ver.di) bağlı olduğuna işaret edildi.
Haberde, Marion Ghislaine Noelle Maxwell adına düzenlenmiş basın kartında, Maxwell’in bir vesikalık fotoğrafı ve geçerlilik süresi olarak da 15 Eylül 2017 tarihi yazıldığı vurgulanarak, "Jeffrey Epstein’in suç ortağı Maxwell Almanya’da düzenlenmiş uluslararası basın kartına sahipti." ifadesi kullanıldı.
Maxwell'in basın kartına sahip olmasının sorulara yol açtığına dikkati çekilen haberde, DJU’nun basın kartını sadece üyelerine verdiğinin, bunun ön şartının da gazetecilik yapmak olduğunun altı çizildi. Haberde, Maxwell’in ise gazeteci olarak, özellikle de Almanya’da çalıştığının bilinmediği ifade edildi.
Derginin haberinde, Maxwell’in Boston'daki bir UPS şubesinde kimlik olarak söz konusu basın kartı ile İngiltere ehliyetini ibraz ettiği için bu belgelerin Epstein soruşturma dosyalarında yer aldığı aktarıldı.
Maxwell’in DJU’ya üye olup olmadığının bilinmediği, Ver.di’nin bir temsilcisinin DJU’nun prensip olarak kimin üye olup olmadığına ilişkin bilgi vermediğini söylediği aktarılan haberde, 2017'ye kadar geçerli olan basın kartının 2015 veya 2016’da düzenlenmesi gerektiğinden dolayı Maxwell'in başvurusuna ilişkin verilerin de mevcut olmadığının varsayıldığı kaydedildi.
Haberde, Epstein'ın eski kız arkadaşı ve hüküm giymiş suç ortağı Maxwell'in babasının medya baronu Robert Maxwell olduğu anımsatıldı.
Almanya'da Yeşiller Partisi, hükümetten Epstein dosyalarına ilişkin inceleme başlatmasını istedi
Yeşiller Milletvekili Irene Mihalic, Alman Yayıncılar Ağı'na (RND) yaptığı açıklamada, Alman hükümetinin de Epstein'e ve Almanya'da olası mağdurlara ilişkin inceleme yapması gerektiğini belirterek, Alman devletini temsil eden siyasetçilerin, kamu görevlilerinin veya kişilerin dosyalarda ne ölçüde yer aldığının kapsamlı bir şekilde açıklığa kavuşturulmasını istedi.
Mihalic, gündemde olan suçların iğrenç olduğunu ve bunların cezasız kalmaması gerektiğini vurgulayarak, Alman hükümetinin Epstein dosyalarına ilişkin duyarsız bir tutum sergilediğini, bunun "tehlikeli veya en azından ihmalkarlık olduğunu" söyledi.
Hükümete harekete geçme çağrısında bulunan Mihalic, yaşananların ciddiyetine uygun bir şekilde kamuya açık belgelerin sistematik olarak proaktif bir şekilde incelenmesini talep etti.
Avrupa Parlamentosu (AP) Yeşiller Milletvekili Sergey Lagodinsky de Handelsblatt gazetesine yaptığı açıklamada, olayın Avrupa’da da incelenmesini isteyerek, sınır ötesi suçlarda, kara para aklama veya siyasi nüfuz kullanımı konularında somut kanıtların bulunması halinde bunların ulusal bir mesele olarak kalmaması gerektiğini kaydetti.
Epstein'in hüküm giymiş suç ortağı, “susma hakkını” kullanacak
Maxwell, vereceği ifadede ABD Anayasası'nın 5. maddesine (Fifth Amendment) atıfla “susma hakkını” kullanacak.
Maxwell'in avukatı, ABD Temsilciler Meclisi Gözetim ve Hükümet Reformu Komitesinde ifade vermesi beklenen müvekkilinin “susma hakkını” kullanmayı planladığını bildirdi.
Temsilciler Meclisi Gözetim ve Hükümet Reformu Komitesi, Maxwell'i 9 Şubat'ta ifade vermeye çağıracağı açıklamasında bulunmuştu.
Maxwell, Epstein'e yardım etmekten suçlu bulunarak 20 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.
Tibet'in ruhani lideri Dalai Lama, Epstein ile bağlantısının bulunmadığını savundu
Dalai Lama'nın ofisinden söz konusu iddialara ilişkin açıklama yapıldı.
Açıklamada, "(Dalai Lama'nın) Jeffrey Epstein ile hiçbir zaman tanışmadığını ya da kendi adına kimsenin onunla görüşmesi ya da etkileşimde bulunmasına hiçbir zaman izin vermediğini kesin olarak teyit edebiliriz." ifadesine yer verildi.
ABD Adalet Bakanlığının açıkladığı belgelerde Epstein'in, Dalai Lama'yı akşam yemeği için ikna etmeye çalıştığı görülüyor.
İngiltere'de "Epstein" krizi Başbakanlık Genel Sekreteri McSweeney'in istifasını getirdi
İngiltere Başbakanlık Genel Sekreteri Morgan McSweeney, ABD'li Jeffrey Epstein'la ilişkisi ortaya çıkan Peter Mandelson'u Washington Büyükelçisi olarak Başbakan Keir Starmer'a önerdiğini belirterek, görevinden istifa etti.
McSweeney, yaptığı yazılı açıklamada, "Dikkatli bir değerlendirmenin ardından hükümetteki görevimden istifa etmeye karar verdim. Mandelson'un ataması yanlış bir karardı. Partimize, ülkemize ve siyasete olan inanca zarar verdi." ifadesini kullandı.
"Bana sorulduğunda Başbakana atamayı yapmasını tavsiye ettim. Bu tavsiyenin tüm sorumluluğunu üzerime alıyorum" diyen McSweeney, bu dönemde yapılacak en onurlu davranışın istifa etmek olduğunu dile getirdi.
McSweeney, gururla ayrılırken istifayı gerektiren durumun pişmanlığını da yaşadığına işaret ederek, "Her zaman sorumlulukları kabul etme zamanı geleceğine ve daha büyük bir hedef doğrultusunda istifa etmek gerektiğine inandım." dedi.
ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'ın mağduru kız çocuklarının ve kadınların sesinin uzun yıllardır duyulmadığını kaydeden McSweeney, büyükelçi atamalarında izlenen sürecin yeniden yapılandırılması gerektiğini de sözlerine ekledi.
Başbakan Starmer'ın İletişim Direktörü Tim Allan da istifa etti
Allan, yaptığı yazılı açıklamada, "Yeni bir Başbakanlık Ofisi 10 Numara ekibinin kurulabilmesi için görevimden ayrılmaya karar verdim. Başbakan'a ve ekibine başarılar diliyorum." ifadelerini kullandı.
Eylül 2025'te bu göreve başlayan Allan'ın istifası, Başbakanlık Genel Sekreteri Morgan McSweeney'nin dün görevinden ayrılmasının ardından geldi.
Eski Başbakan Tony Blair döneminde 1992-1998 yıllarında da görev yapan Allan, Starmer liderliğindeki hükümetten ayrılan dördüncü iletişim direktörü oldu.
Söz konusu istifa, Epstein'le bağlantıları ortaya çıkan İngiltere'nin eski Washington Büyükelçisi Peter Mandelson krizine ilişkin tartışmaların gölgesinde, Başbakan Starmer üzerindeki siyasi baskının arttığı dönemde gerçekleşti.
İngiltere Başbakanlık Genel Sekreteri McSweeney, dün yaptığı açıklamada, Epstein'la bağlantıları ortaya çıkan Mandelson'u Washington Büyükelçisi olarak Başbakan Starmer'a önerdiğini belirterek, görevinden istifa etmişti.
Epstein'dan 75 bin dolar aldığı ortaya çıkmıştı
ABD'de 9 Eylül 2025'te ortaya çıkan yazışmalarda, İngiltere'nin Washington Büyükelçiliğine Şubat 2025'te başlayan Mandelson'ın Epstein'e, "En iyi dostum" diye hitap ettiği ortaya çıkmıştı.
Mandelson'ın Epstein'e gönderdiği doğum günü mesajında, "Gelsin diye saatlerce beklerdiniz. Çoğu zaman etrafınızda olduğuna alıştığınızda birden yine yalnız kalırdınız. Onun yerine eğlendirmeniz gereken bazı ilginç arkadaşlarıyla baş başa kalırdınız." ifadeleri yer almıştı.
Yazışmaların yayımlanmasının ardından Mandelson görevden alınırken, ABD Adalet Bakanlığı, ocak sonunda Epstein'le ilgili yeni belgeler yayımlamıştı.
Bu belgelerde ise Mandelson'un Epstein'den 75 bin dolar aldığı ortaya çıkmış, ayrıca reşit olmadığı belirtilen kız çocuklarıyla çekilmiş uygunsuz fotoğrafları paylaşılmıştı.
Tony Blair ve Gordon Brown hükümetlerinde (1997-2010) bakanlık yapan Mandelson, bu para transferini hatırlamadığını açıklamıştı.
Mandelson'un Ticaret Bakanı olduğu ve 2008 krizinin etkilerinin sürdüğü dönemde Epstein'le piyasa için hassas hükümet bilgilerini paylaştığı da ortaya çıkmış, Brown, bu hareketi "affedilemez ve vatanseverlikten uzak" olarak nitelemişti.
Son olarak Mandelson'u Washington Büyükelçisi olarak atayan Starmer, Mandelson'un 2008 sonrasında da Epstein'le ilişkide olduğunu bilmesine rağmen onu atadığı için özür dilemiş, ilişkinin derinliği konusunda Mandelson'ın yalan söylediğini öne sürmüştü.
Belgelerde ABD'nin eski Meksika Büyükelçisi'nin, kız çocuğunu hamile bıraktığı iddia edildi
Belgeler arasında Ken Turner tarafından Temmuz 2019'da gönderilen e-postada ABD'nin eski Meksika Büyükelçisi Wayne hakkındaki iddialar dikkati çekti.
Turner'ın e-postasına göre eski Büyükelçi Wayne, 2014'te Meksika'daki ABD Konsolosluğuna ait tesiste Epstein tarafından düzenlenen partiye katıldı.
Partide Wayne'in 11 yaşındaki kız çocuğunu hamile bıraktığını, kızın dünyaya getirdiği erkek çocuğunun DNA'sının Wayne'inkiyle yüzde 100 eşleştiğini savunan Turner, bu suç nedeniyle Wayne'in 2017'de Meksika'da müebbet hapis cezasına çarptırıldığını belirtti.
Turner, ABD Dışişleri Bakanlığı ile Meksikalı yargıç arasında yapılan anlaşmayla Wayne'in cezaevine girmekten kurtulduğu, eski ABD deniz piyadesinin onun yerine cezaevinde yattığını iddia etti.
Wayne hakkında Meksika'da halen geçerli yakalama kararının bulunduğunu savunan Turner, cezasını çekmekten kaçtığını ve bu nedenle arandığını ileri sürdü.
UCLA profesörü ile Epstein arasında yeni doğan bebekler hakkında yazışma
Belgeler arasında Eylül 2017'de Epstein ile California Üniversitesinden (UCLA) Profesör Mark Tramo arasında geçen yazışma şüphe uyandırdı.
Epstein'e gönderdiği e-postada Tramo, "Bugün bir yerde okudum, yeni doğanlar, başka bir kadının sesinden ziyade kendi annelerinin sesinin kaydedildiği bir ses kaydını dinlediklerinde emziği daha sert emiyormuş." ifadelerini kullandı.
Tramo, aynı e-postada Epstein'in "kendisi ve diğer pek çok kişi için yaptığı her şeyin" takdir edilmesi gerektiğini belirtti.
E-postanın gün yüzünde çıkmasının ardından sosyal medyada pek çok kullanıcı, Tramo'ya karşı gerekli adımların atılması konusunda UCLA'ya çağrı yaptı.
Belgelerde sülfürik asit alımına yönelik ödeme de yer aldı
Belgeler arasında 2018 tarihli para transferinin bulunması da sosyal medyada yaygın olarak paylaşıldı.
Gemini Seawater Systems adlı şirkete 4 bin 373 dolarlık ödeme yapıldığı görülen belgede, ödemenin amacının "nakliye sigortası ücreti, sülfürik asit, yakıt, iletkenlik probları için malzeme, pH ve kablo alımı" olduğu ifade edildi.
Belgede bu kimyasalların hangi amaçla alındığına ilişkin herhangi bir detay yer almadı.
Alibaba'nın kurucusunun ismi ve görüntüleri yansıdı
Çin'in önde gelen teknoloji şirketlerinden Alibaba'nın kurucusu Jack Ma'nın, Epstein ile ilgili belgelerde görüntüsünün yer aldığı ortaya çıktı.
Belgelere yansıyan e-postalarda çok kez adı geçen Ma, 2017 tarihli bir yazışmaya ilişkin paylaşılan karede yüzü sansürlenen bir kadınla poz verirken görülüyor.
Epstein mağdurlarından hakikat çağrısı
Epstein mağduru kadınlar, Amerikan Futbolu Ligi'nin (NFL) şampiyonluk mücadelesi Super Bowl öncesi yayınlanan videoda kalan belgelerin paylaşılması talebinde bulundu.
3 milyon belgenin hala kamuoyuyla paylaşılmadığı bilgisinin yer aldığı videoda, ağızları "sansürlenen" mağdurlar, dosyalarda üstü karalanan kısımlara atıfta bulundu.
Küçüklük fotoğrafları ile kamera karşısına çıkan kadınlar, "Gerçeği bilmeyi hak ediyoruz." mesajını verdi.
Videoda ayrıca, "ABD Adalet Bakanı Pam Bondi'ye gerçeğin ortaya çıkma zamanının geldiğini söyleyin." ifadesi yer aldı.
ABD'li 2 Kongre üyesi, Epstein dosyalarında sansürlenen 6 ismin "suçla ilişkilendirilebileceğini" belirtti
Temsilciler Meclisi'nin Cumhuriyetçi üyeleri Thomas Massie ile Ro Khanna, dün, Epstein hakkındaki belgelerin sansürsüz halini inceledi.
The Hill'in haberine göre Massie, Adalet Bakanlığı binası önünde gazetecilere yaptığı açıklamada, "Oraya girdik ve iki saat kaldık. Milyonlarca dosya var, değil mi? Sadece birkaç saat içinde dosyaların sunuluş biçimine göre suçla ilişkilendirilen, isimleri sansürlenmiş 6 erkek tespit ettik." dedi.
Khanna da "suçla ilişkilendirilebilecek" en az 6 kişinin adını tespit ettiklerini aktararak "Bu bir cadı avı değil. Bir kişinin dosyalarda yer alması, onun suçlu olduğu anlamına gelmez. Ancak çok güçlü bazı kişilerin reşit olmayan kızlara tecavüz ettiği ya da bu kızların bulunduğu adaya, çiftliğe veya eve bilerek gittiği açık. Mesele sadece Epstein ve Maxwell ile sınırlı değil." ifadelerini kullandı.
Kongre üyesi Khanna, bazı belgelerin, Adalet Bakanlığına dahi sansürlü şekilde ulaştığını belirtti.
Massie ve Khanna, söz konusu kişilerin isimlerini açıklamazken, bu kişilerden birinin yabancı bir ülkede üst düzey yetkili, diğerinin ise kamuoyunda tanınmış bir isim olduğunu kaydetti.
Şarkıcı Chappell Roan, kurucusunun adı Epstein dosyalarında geçen menajerlik şirketiyle yollarını ayırdı
ABD'li müzisyen Chappell Roan, Jeffrey Epstein belgelerinde adı geçen Casey Wasserman'ın kurucusu olduğu menajerlik şirketi Wasserman ile ilişiğini kestiğini duyurdu.
Roan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Wasserman ajansıyla yollarını ayırma kararına ilişkin açıklamalarda bulundu.
Bugünden itibaren Casey Wasserman'ın kurucusu olduğu Wasserman ajansı tarafından temsil edilmeyeceğini bildiren Roan, "Hiçbir sanatçı, ajans veya çalışanın kendi ahlaki değerleriyle derinden çelişen eylemleri savunması veya göz ardı etmesi beklenmemeli." ifadesini kullandı.
Roan, sanatçıların kendi değerleriyle örtüşen, güvenlik ve haysiyetlerini destekleyen temsil hakkına sahip olduğunu belirterek, kararının sektörde anlamlı değişim yaratmanın sorumluluk ve liderlik gerektirdiğine dair inancını yansıttığını kaydetti.
2028 Los Angeles Olimpiyat Oyunları'nın başkanlığını yapacak Wasserman'ın belgelerde, Epstein'in eski kız arkadaşı ve suç ortağı Ghislaine Maxwell ile çok sayıda "samimi" yazışmalarda bulunduğu görülüyor.
Wasserman ise daha önce yaptığı açıklamada, Maxwell ile 20 yıldan daha önce yaptığı yazışmalardan derin üzüntü duyduğunu ve bu yazışmaların, Maxwell'in "korkunç suçlarının" gün yüzüne çıkmadan çok uzun zaman önce olduğunu belirtmişti.
ABD'de Temsilciler Meclisi üyesi Khanna, Epstein belgelerinde sansürlenen 6 ismi açıkladı
ABD'de Temsilciler Meclisi üyesi Ro Khanna, Jeffrey Epstein dosyalarının sansürsüz versiyonlarını incelemesinin ardından, belgelerde geçen 6 ismi açıklayarak kamuoyuyla paylaşılan belgelerin yüzde 70 ila 80 sansürlendiğini ifade etti.
Khanna, belgeleri incelemesinin ardından Temsilciler Meclisi kürsüsünden yaptığı konuşmayı, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından paylaştı.
Bir diğer Temsilciler Meclisi üyesi Thomas Massie ile önceki gün ABD Adalet Bakanlığına gidip, belgeleri incelediklerini belirterek "Orada yaklaşık iki saat geçirdik ve dosyaların yüzde 70 ila yüzde 80'inin hala sansürlenmiş olduğunu öğrendik." ifadesini kullandı.
Khanna, belgelerde adı geçen 6 "zengin ve güçlü" kişinin Adalet Bakanlığınca "herhangi bir sebep olmaksızın" gizlendiğini vurgulayarak bu isimlerin Les Wexner, Sultan Ahmed bin Sulayem, Salvatore Nuara, Zurab Mikeladze, Leonic Leonov ve Nicola Caputo olduğunu aktardı.
Belgeleri inceledikleri iki saat içinde dahi 6 ismi ortaya çıkarabildiklerine işaret eden Khanna, 3 milyon belge sansürsüz şekilde incelendiğinde daha çok ismin ortaya çıkabileceğinin altını çizdi.
Khanna, Federal Soruşturma Bürosunun (FBI) Adalet Bakanlığına sansürlenmiş dosyaları gönderdiğini belirterek "Hepsi sansürlenmiş. Bu, biraz zorlama. Tüm Kongre üyelerini Adalet Bakanlığının 'sansürlenmemiş' dosyalarını görmeye davet ediyorlar ancak FBI'dan gelen tüm dosyalar sansürlenmiş durumda." ifadelerine yer verdi.
Temsilciler Meclisi üyesi Massie ise X hesabından yaptığı paylaşımda, Epstein belgelerinde yer almanın suçluluğu kanıtlamadığını ancak Leslie Wexner'in, 2019 tarihli bir FBI belgesinde Epstein'le birlikte "çocuk cinsel istismarı suçunda" ortaklık yaptığının belirtildiğini kaydetti.
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche de X hesabından yaptığı açıklamada, Adalet Bakanlığının mağdur olmayan tüm isimleri sansürsüz hale getirdiğini, örneğin Wexner'in adının Epstein dosyalarında zaten defalarca geçtiğini ve Adalet Bakanlığının "şeffaflığa bağlı" olduğunu vurguladı.
Fransa Dışişleri Bakanlığı, Epstein dosyalarında adı geçen Fransız diplomatla ilgili soruşturma başlattı
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, Epstein dosyalarında adı geçen Fransız diplomat Fabrice Aidan'la ilgili yasal süreç başlattıklarını duyurdu.
Barrot, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, Fransız diplomat Aidan ile ilgili iddialar hakkında Cumhuriyet Savcılığına şikayette bulunduğunu bildirdi.
Fransa Dışişleri Bakanı, Bakanlık Baş Sekreteri olarak görev yapan ancak kişisel nedenlerden dolayı izinde bulunan, özel sektörde de faaliyetler yürüten Aidan hakkında “adalet sisteminin çalışmalarına katkı sunmak amacıyla Fransız diplomat hakkında idari soruşturma ve disiplin soruşturması açıldığını” kaydetti.
Çalıştığı özel şirket, Fransız diplomatı işten uzaklaştırdı
Hakkında çeşitli suçlar içeren iddialar ve Epstein ile bağlantıları basına yansıyan Fabrice Aidan, çalıştığı enerji şirketi Engie’den uzaklaştırıldı.
Şirket tarafından yapılan açıklamada, “Bazı medya kaynaklarında yer alan ve dikkatimize sunulan, (Fransız diplomatın) şirkette işe başlamasından önceki döneme ilişkin hususlar nedeniyle Fabrice Aidan’ın görevini askıya alma kararı aldık.” ifadeleri kullanıldı.
200 belgede adı geçiyor
ABD Adalet Bakanlığınca yayımlanan yeni Epstein belgelerinin yaklaşık 200’ünde Fransız diplomatın ismi geçiyor. Belgeler, Fransız diplomatın 2010-2017 döneminde özellikle New York’ta Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde görev yaptığı süre boyunca Epstein ile düzenli ve diplomatik bilgi aktarımına dayalı birçok görüşme yaptığını gösteriyor.
ABD Federal Soruşturma Bürosunun (FBI), Fransız diplomatın New York’taki görev süresinde çocuk pornografisi sitelerini izlediğine ilişkin şüphelerin bulunduğunu BM’ye bildirdiği, bu kapsamda BM’nin Fransız diplomat hakkında iç soruşturma açtığı ve bunun üzerine Fabrice Aidan’ın aniden görevinden ayrılarak Fransa’ya döndüğü de basına yansıyan iddialar arasında.
ABD Kongre üyeleri, eski Prens Andrew'u Epstein ile ilişkisi hakkında Kongre'de ifade vermeye çağırdı
ABD'de Temsilciler Meclisi üyeleri Ro Khanna ve Teresa Leger Fernandez, Jeffrey Epstein ile yakın ilişkisi olan eski Prens Andrew'un, ABD Kongresinde ifade vermesi gerektiğini belirtti.
Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Khanna, BBC'ye yaptığı açıklamada, İngiliz Kraliyet Ailesi'nin Epstein konusunda "şeffaf olmadığını" söyledi.
Khanna, eski Prens Andrew'un ABD'ye gitmesinin "uygun olacağını" belirterek, Kraliyet Ailesi'nin konuya ilişkin bildiklerini ve atacakları adımları açıklamaları ve mağdurlara tazminat ödemesi gerektiğini ifade etti.
Temsilciler Meclisi üyesi Teresa Leger Fernandez de İngiltere Kralı 3. Charles'ın, kardeşi Andrew Mountbatten-Windsor'u soruları yanıtlaması için ABD Kongresine yönlendirmesi gerektiğini belirtti.
Fernandez, konuya ilişkin İngiltere'de de bir soruşturma başlatılması çağrısında bulundu.
Öte yandan, Buckingham Sarayı 9 Şubat'ta eski Prens Andrew'un, Epstein ile gizli ticari ve siyasi bilgileri paylaşıp paylaşmadığına ilişkin yürütülen inceleme kapsamında polise destek vermeye hazır olduklarını açıklamıştı.
Tüm ünvanları elinden alınmıştı
Mountbatten-Windsor'un Epstein'la yakın ilişkisi, ABD Adalet Bakanlığının yayımladığı belgelerde yer almış ve Epstein mağduru Virginia Giuffre, henüz 17 yaşındayken o dönemde Prens olan Andrew'le ilişkiye girdiğini iddia etmişti.
İddiaları reddeden Mountbatten-Windsor, Kraliyet Ailesi'ne zarar vermemek adına "York Dükü" dahil tüm ünvanlarından feragat etmişti. Ancak 2025'in son aylarında artan baskılar ve yeni açıklanan belgeler neticesinde İngiltere Kralı 3. Charles tarafından "Prens" ünvanı da elinden alınmıştı.
ABD'deki okullara fotoğraf hizmeti veren şirketin Epstein ile bağlantılı olabileceği gündemde
ABD'de "reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurmak" suçlamasıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'e ilişkin açıklanan belgelerde, okullara fotoğraf hizmeti veren Lifetouch'ın bağlı olduğu ana şirketin eski Üst Yöneticisi (CEO) Leon Black'in isminin geçmesi sebebiyle Epstein ile bağlantısı tartışılıyor.
ABD Adalet Bakanlığının Epstein soruşturması kapsamında paylaştığı belgelerdeki detaylar, kamuoyuna yansıtılmaya devam ediyor.
ABD'de okullara fotoğraf hizmeti veren Lifetouch'ın bağlı olduğu ana şirketin eski CEO'su Black'in ismi de Epstein dosyalarında geçiyor, bu durum sosyal medyada tepkilere yol açtı.
Belgelerde Black tarafından yapılmış birçok banka işlemi ve toplamda 8 binden fazla atıf olduğunu belirten sosyal medya kullanıcıları, Lifetouch'ın çektiği fotoğrafların Epstein ve çevresi tarafından kötü amaçlarla kullanılmış olabileceğini vurguluyor.
Öte yandan Lifetouch şirketinden yapılan açıklamada, çekilen fotoğrafların hiçbir zaman üçüncü tarafla paylaşılmadığı bildirildi.
Epstein'in sahte pasaportu
Belgeler arasında Federal Soruşturma Bürosunun (FBI) sunumunda üzerinde Epstein'in fotoğrafı olan Avusturya pasaportu dikkati çekiyor.
Pasaportun 1982-1983 tarihlerinde kullanıldığı belirtilen belgelerde, bunun 2019'da Epstein'in kefaletle serbest kalması konusunda aleyhine kullanılan delillerden biri olduğu ifade edildi.
Pasaportun üzerindeki sahte ismin "Marius Robert Fortelni" olduğu ve ayrıca Fransa, İngiltere ve Suudi Arabistan damgalarının bulunduğu görülüyor.
Hindistan Petrol Bakanı Puri, Epstein ile görüşmüş
Hindistan Petrol ve Doğal Gaz Bakanı Hardeep Singh Puri, Epstein ile 3-4 kez bir araya geldiğini ancak herhangi bir yanlış yapmadığını savundu.
Hindustan Times’ın haberine göre Puri, görüşmelerin ABD’de Uluslararası Barış Enstitüsü (IPI) için çalışırken resmi heyetin parçası olarak gerçekleştirildiğini belirtti.
Epstein ile görüşmelerinin 2014-2017 yıllarında olduğunu ve toplamda üç veya dört kez görüştüklerini kaydeden Puri, "Epstein’in adasını ziyaret etmedim ve onun nasıl birisi olduğunu anladığımda temasımı kestim." ifadelerini kullandı.
NDTV’ye verdiği röportajda ise Puri, "Herhangi bir yanlış yapmadım ve görüşme talebinde bulunan Epstein oldu." dedi.
Öte yandan, Epstein’in 2014 yılında LinkedIn kurucu ortağı Reid Hoffman’a gönderdiği e-postada Puri’den söz ettiği, Puri’nin de Hoffman’a yanıtında Epstein’in insan zevkinden şüphe duymadığını belirttiği ortaya çıktı.
Yale Üniversitesi, belgelerdeki profesöre yönelik inceleme başlattı
Belgeler arasında Epstein ile Yale Üniversitesinden Profesör David Gelernter arasında geçen yazışmalar, üniversite yönetimini harekete geçirdi.
Gelernter, Ekim 2011'de Epstein'e gönderdiği e-postada bir iş için önerdiği Yale öğrencisini "ufak tefek, güzel görünümlü sarışın" şeklinde tanımlıyor.
Üniversitenin öğrenci gazetesi Yale Daily News'ün haberine göre, yazışmaların gün yüzüne çıkmasının ardından Gelernter hakkında inceleme başlatıldı.
İnceleme tamamlanana kadar ders vermekten menedilen Gelernter'in, 4 Şubat'ta Mühendislik ve Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı'na gönderdiği e-postada ise Epstein ile yazışmalarını savunduğu ortaya çıktı.
Gelernter, e-postada Epstein'e önerdiği öğrenci hakkında, "Onu, beğeneceğini düşündüğüm bir iş için tavsiye ediyordum. Bir referans mektubuna gerçekten önem verdiğinizde olası patronun alışkanlıklarını göz önünde bulundurursunuz." ifadelerini kullandı.
Epstein'in "kızlara takıntılı" olduğunu belirten Gelernter, yazışmadaki tanımlamaları yapmamış olması halinde dahi Epstein'in sonradan söz konusu öğrencinin dış görünüşü hakkındaki detayları isteyeceğini savundu.
Gelernter, ayrıca 2009 ila 2015'te yoğun yazışma trafiğinin sürdürdüğü Epstein ile bağlantılarından da pişmanlık duymadığını belirtti.
İncelemenin başlatılmasından önce bilgisayar bilimleri alanında ders veren Gelernter, "Unabomber" adıyla bilinen Ted Kaczynski'nin 1993'te düzenlediği bombalı saldırılardan birinde yaralanmasıyla da tanınıyor.
Epstein'in FedEx hesabında 2024'te faaliyet görüldüğü iddiası
İrlanda merkezli "The Ditch" internet sitesinin haberine göre, Epstein’e ait FedEx hesabının 2024’te aktif olduğu iddia edildi.
Haberde, hesabın Epstein'in ölümünden sonra da gönderiler için kullanıldığı, adres defterinde "diplomatik meseleler için stratejik danışman" kabul edilen İsrailli askeri subay Danny Grossman’ın bulunduğu belirtildi. Ayrıca, iki yıldan kısa süre önce yapılan sevkiyatlardan birinin Epstein’in özel jetini işleten ancak artık faaliyette olmayan şirkete, 20 Mayıs 2024’te ise Georgia eyaletinin Kennesaw kentindeki Plan D’ye gönderildiği öne sürüldü.
Haberde, Plan D şirketinin Epstein’in özel jetini işletmek için kurulduğu ve şu anda feshedilmiş olduğu belirtilerek, ABD Başkanı Donald Trump’ın 2024 başkanlık seçim kampanyası sırasında bu jeti kullandığı bildirildi.
FedEx hesabında eski muhasebecisi Bella Klein’ın yöneticisi olarak listelendiği, Epstein’in ise hesap sahibi olarak yer aldığı ifade edildi.
Ayrıca, hesapta Epstein’in eski kız arkadaşı Ghislaine Maxwell, eski manken ajansı yöneticisi Jean-Luc Brunel ve ABD’li milyarder Les Wexner gibi tanınmış kişilerin adres ve iletişim bilgilerinin bulunduğu kaydedildi.
ABD Temsilciler Meclisi üyesinden, Kongre üyelerinin açtığı Epstein belgelerinin kayda alındığı iddiası
ABD'de Temsilciler Meclisi Üyesi Nancy Mace, Temsilciler Meclisi üyelerine sansürsüz bir şekilde erişime açılan Jeffrey Epstein soruşturmasına ilişkin dosyalarda, Adalet Bakanlığının, üyelerin hangi belgeleri aradığını, açtığını ve incelediğini sistem üzerinden kayıt altına aldığını öne sürdü.
Mace, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformu hesabından konuya ilişkin açıklamada bulundu.
Adalet Bakanlığının, sansürsüz şekilde Epstein belgelerinde incelemede bulunan Kongre üyelerinin açtıkları ve inceledikleri belgeleri takip ettiğini iddia eden Mace, sistemi incelemeyi başardığını ancak bu takip sistemi ve yöntemini açıklamayacağını ifade etti.
Epstein belgelerinde adı geçen Goldman Sachs bankasının avukatı istifa edecek
Financial Times gazetesinin haberine göre, ABD'nin eski başkanlarından Barack Obama'nın eski Beyaz Saray danışmanı olarak da görev alan Ruemmler, 30 Haziran itibarıyla Goldman Sachs'daki görevini bırakma kararı aldı.
Ruemmler, gazeteye yaptığı açıklamada, Epstein'i tanımış olmaktan pişmanlık duyduğunu belirtti.
Goldman Sachs Üst Yöneticisi (CEO) David Solomon, yaptığı açıklamada, "O, hepimizin arkadaşı oldu ve özlenecek. Onun istifasını kabul ediyorum ve kararına saygı duyuyorum." ifadelerini kullandı.
Belgelerde, Ruemmler'in 2018'de Epstein'e "Jeffrey amca" diye hitap ettiği ve 2014-2019 döneminde Epstein ile iletişim kurduklarına ilişkin yazışmalar ortaya çıkmıştı.
Epstein'den lüks el çantaları ve kürk montlar aldığı belirtilen Ruemmler'in, bunları Epstein'in 2008'de tutuklanmasından ve tacizci olarak bilinmesinden sonra gerçekleştiği ortaya çıkmıştı.
Epstein belgelerinde adı geçen Pritzker, Hyatt Hotels'teki Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinden istifa etti
Epstein belgelerinde adı geçen, Hyatt oteller zincirinin varisi milyarder iş insanı Tom Pritzker, Hyatt Hotels şirketinin Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinden istifa ettiğini duyurdu.
The New York Times'ın (NYT) haberine göre, ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlamasıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein ile ilgili paylaşılan belgelerde birçok kez adı geçen Pritzker, Epstein ile bağlantısı nedeniyle görevinden ayrılan en son isim oldu.
Pritzker, Hyatt Yönetim Kuruluna gönderdiği mektupta, görevinden derhal ayrıldığını belirterek, "İyi bir yönetim sergilemek, Hyatt'ı korumak anlamına da gelmektedir, özellikle derin pişmanlık duyduğum, Jeffrey Epstein ve Ghislaine Maxwell ile ilişkim bağlamında." ifadesini kullandı.
İkili ile iletişimi sürdürmekle "çok kötü bir karar" verdiğine işaret eden Pritzker, Epstein ve Maxwell'den daha önce uzaklaşmamak için "hiçbir mazereti olmadığını" da kaydetti.
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan Epstein belgelerinde, Pritzker'ın, Epstein ile Haziran 2008'de suçlu olduğunu kabul ettikten sonra bile düzenli olarak iletişim halinde olduğu ve ikilinin yemek ve randevuları teyit etmek için sık sık yazıştığı ortaya çıkmıştı.
Hillary Clinton, ABD Başkanı Trump yönetimini Epstein belgelerini "örtbas etmekle" suçladı
Eski ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Başkan Donald Trump yönetimini, ülkede reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlamasıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein ile ilgili paylaşılan belgeleri örtbas etmekle suçladı.
Clinton, BBC'ye verdiği mülakatta Epstein belgelerine ilişkin değerlendirmede bulundu.
Trump yönetimini belgeleri "örtbas etmekle" suçlayan Clinton, belgelerin açıklanması çağrısında bulundu. Clinton, "(Trump yönetimi) Ağırdan alıyor." dedi.
Clinton, Eski İngiltere Kraliçesi Elizabeth'in unvanları alınan oğlu Andrew Mountbatten-Windsor'un Kongre komitesi karşısına çıkması gerektiğini söyleyerek "Bence istenen herkes ifade vermeli." diye konuştu.
Kendisinin Epstein ile daha önce tanışmadığını ve bağlantıları olmadığını savunan Clinton, Epstein'ın eski kız arkadaşı ve suç ortağı Ghislaine Maxwell ile birkaç etkinlikte bir araya geldiği bilgisini verdi.
Clinton, eşi eski ABD Başkanı Bill Clinton ile Kongreye ifade vereceklerini ancak bu sürecin kamuya açık olmasını tercih ettiklerini dile getirdi.
Hillary Clinton'ın 26 Şubat'ta, Bill Clinton'ın ise 27 Şubat'ta Kongre Komitesine ifade vermesi bekleniyor.
Tüm ünvanları elinden alınmıştı
Mountbatten-Windsor'un Epstein'la yakın ilişkisi, ABD Adalet Bakanlığının yayımladığı belgelerde yer almış ve Epstein mağduru Virginia Giuffre, henüz 17 yaşındayken o dönemde Prens olan Andrew'le ilişkiye girdiğini iddia etmişti.
İddiaları reddeden Mountbatten-Windsor, Kraliyet Ailesi'ne zarar vermemek adına "York Dükü" dahil tüm ünvanlarından feragat etmişti. Ancak 2025'in son aylarında artan baskılar ve yeni açıklanan belgeler neticesinde İngiltere Kralı 3. Charles tarafından "Prens" ünvanı da elinden alınmıştı.
Paris Cumhuriyet Savcılığı Epstein belgelerine ilişkin 2 soruşturma başlattı
Paris Cumhuriyet Savcısı Laure Beccuau, ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein ile ilgili belgelere ilişkin 2 soruşturma başlattıklarını duyurdu.
Beccuau, konuk olduğu kamu yayıncısı Franceinfo'da, paylaşılan yaklaşık 3 milyon Epstein belgesine ilişkin açıklamalarda bulundu.
Konuyla ilgili 2 ayrı soruşturma başlattıklarını dile getiren Beccuau, birinde cinsel suçlar ve insan ticareti, diğerinde ise ekonomik ve mali meselelerin soruşturulacağını anlattı.
Beccuau, söz konusu belgelerin bazı mağdurların travmalarını canlandıracağını ifade ederek, "Mağdurların yanında olmak istiyoruz." dedi.
Mağdurlara adalete başvurmaları çağrısında bulunan Beccuau, söz konusu kişilerin açıklamalarının tamamını dinleyeceklerini kaydetti.
Paris Savcılığı 14 Şubat'ta söz konusu belgelerde Fransız vatandaşlarının işlediği olası suçları araştırmak için özel bir ekip kurduğunu açıklamıştı.
ABD'de Epstein'in New Mexico'daki çiftliğinde işlediği suçlara yönelik soruşturma başlatıldı
ABD'de Jeffrey Epstein'in New Mexico eyaletinde sahip olduğu Zorro Çiftliği'nde işlendiği iddia edilen suçlara ilişkin soruşturma başlatıldı.
New Mexico Eyalet Meclisi, yeni iddiaların ortaya çıkması üzerine Epstein'in eyalette 1993'te satın aldığı ve 2019'daki ölümünün ardından 2023'te satılan mülküne yönelik adım attı.
Meclisteki dört üyeden oluşturulan "Doğruluk Komisyonu" adlı panelin, çölün ortasındaki Zorro Çiftliği'nde işlendiği iddia edilen cinsel taciz ve diğer suçları soruşturması kararlaştırıldı.
Komisyon ayrıca yerel yetkililerin yıllar içerisinde Epstein ve yakın çevresinin işlediği suçlara göz yumup yummadığına ilişkin yolsuzluk soruşturması da yürütecek.
Komisyona başkanlık eden New Mexico Temsilciler Meclisi Üyesi Andrea Romero, Epstein'in cinsel istismar faaliyetlerinin bu çiftliğe uzandığına yönelik iddialar duyduklarını ve bunları aydınlatacaklarını belirtti.
ABD Adalet Bakanlığının soruşturma kapsamında yayımladığı son belgelerde de boğularak öldürülen iki yabancı uyruklu kadının Epstein'in emriyle Zorro Çiftliği yakınlarına gömüldüğü iddiası yer alıyor.
Belgeler arasındaki bir yazışmada da Zorro Çiftliği için satın alındığı belirtilen Cornelis Cornelisz van Haarlem'in "Masumların Katliamı" adlı tablosu, "bebeklerin öldürüldüğü sahne" şeklinde tanımlanıyor.
ABD'de Demokrat Garcia, milyarder Les Wexner'in Epstein ile ilişkisini reddetmesine tepki gösterdi
ABD Temsilciler Meclisi Denetim Komitesi Üyesi Demokrat Robert Garcia, Jeffrey Epstein dosyalarında yüzlerce kez isminin geçtiğini kabul eden milyarder Les Wexner'in Temsilciler Meclisinde verdiği ifadede Epstein ile ilişkisini reddetmesine dair, "Birazcık vicdan azabı çektiğini görmek iyi olurdu." dedi.
Axios haber platformunun haberinde, Epstein ile yakın ilişkisi olduğu bilinen Wexner'in, Temsilciler Meclisi Denetim Komitesinde basına kapalı ifade verdiği aktarıldı.
Haberde, ifadesi 6 saat süren Wexner'in kendisine yöneltilen her soruyu yanıtladığı, genel olarak işbirliği yaptığı ancak sorulan olayları "hatırlamadığını" ileri sürdüğü belirtildi.
Wexner'in, Epstein dosyalarında isminin "yüzlerce" kez geçmesine rağmen Adalet Bakanlığı ya da Federal Soruşturma Bürosu (FBI) tarafından sorguya çekilmediğini söylediği kaydedilen haberde, Epstein'ın adası Little Saint James'e yalnızca bir kez gittiğini, ailesiyle birlikte sadece bir saat kaldığını söylediği ifade edildi.
"Birazcık vicdan azabı görmek iyi olurdu"
İfade duruşmasına katılan ABD Temsilciler Meclisi Denetim Komitesi Üyesi Demokrat Garcia, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, "(Wexner) her şeyi reddetti, dürüst olmak gerekirse birazcık vicdan azabı çektiğini görmek iyi olurdu." diye konuştu.
İsmini paylaşmak istemeyen konuya aşina bir kaynak da Axios'a yaptığı açıklamada, Wexner'in ifadesinde Epstein'ı yakın arkadaşı olarak görmediğini, aksine Epstein tarafından kandırıldığını söylediğini belirtti.
Bir başka kaynak, Wexner'in, Epstein'ın kendisini kadınlarla "eğlence amaçlı" tanıştırmadığını, ABD Başkanı Donald Trump'ın Epstein ya da suç ortağı Ghislaine Maxwell tarafından tanıştırıldığı biriyle uygunsuz ilişki yaşadığına tanık olmadığını ifade ettiğini öne sürdü.
Jeffrey Epstein olayı
En küçüğü 14 olmak üzere 18 yaş altındaki onlarca kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmak ve fuhuş ağı oluşturmak suçlamasıyla yargılanan Epstein, tutuklu olduğu New York Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesi'ndeki hücresinde 10 Ağustos 2019'da ölü bulunmuştu.
Açıklanan Epstein dava dosyalarında ABD Başkanı Donald Trump, eski ABD Başkanı Bill Clinton, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore, aktör Kevin Spacey, şarkıcı Michael Jackson, illüzyonist David Copperfield, avukat Alan Dershowitz ve eski New Mexico Valisi Bill Richardson gibi ünlü isimler yer almıştı.
ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) da ABD Adalet Bakanlığı ile yaptığı inceleme sonucunda, ünlü isimlerden oluşan "müşteri listesi"nin tutulduğuna dair herhangi bir kanıta ulaşılamadığını, aralarında hükümet yetkilileri, ünlüler ve iş insanlarının da bulunduğu kişilerin suçuna ortak olduğu gerekçesiyle örtbas amacıyla öldürüldüğü öne sürülen Epstein'ın ise aslında hücresinde intihar ettiği sonucuna varıldığını açıklamıştı.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
