Dolar
16.97
Euro
17.51
Altın
1,804.85
ETH/USDT
1,135.50
BTC/USDT
19,891.00
BIST 100
2,400.39
Analiz

Şirin Ebu Akile'nin öldürülmesinde bağımsız soruşturma şart

2000 yılından bu yana en az 46 Filistinli gazeteci, İsrail tarafından öldürüldü ve kimseden bu konuda herhangi bir hesap sorulmadı.

Dr. Ian Black   | 17.05.2022
Şirin Ebu Akile'nin öldürülmesinde bağımsız soruşturma şart

İstanbul

Londra Ekonomi Okulu (LSE) Öğretim Üyesi Dr. Ian Black, Al Jazeera muhabiri Şirin Ebu Akile'nin İsrail askerleri tarafından görevi sırasında öldürülmesi üzerine uluslararası toplumun tepkisini, bağımsız bir soruşturma ihtimalini ve İsrail'in iç siyasetindeki olası yansımalarını AA Analiz için kaleme aldı.

***

Şirin Ebu Akile'nin öldürülmesi İsrail'in uluslararası itibarı açısından ve hatta iç siyasetindeki dinamikler bağlamında bir dönüm noktasına dönüşebilir. İsrail ve işgal altındaki Batı Şeria'da Al Jazeera muhabiri olarak görev yapan, kamuoyunun yakından tanıdığı yüksek profilli bir Filistinli-Amerikan gazetecinin öldürülmesi, hem bölgede hem de uluslararası düzeyde geniş yankı uyandırdı.

En doğru ve adil çözüm, Şirin'in ölümüyle ilgili bağımsız ve uluslararası bir soruşturmanın açılmasından geçiyor

Akile'nin 11 Mayıs'ta Batı Şeria'da bulunan Cenin'de öldürülmesinin potansiyel etkileri, geniş kapsamlı olacağa benziyor. Zira Filistin yönetimi, Akile'nin öldürülmesine neden olan koşulların -halihazırda olası İsrail Savaş Suçları'nı inceleyen- Lahey'deki Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından soruşturulmasını talep ediyor.

Şirin Ebu Akile, İsrail güçleri ile Filistinliler arasında çıkan çatışmada gerçek mermiyle vurularak başından ağır yaralanmıştı. İsrail ordusu, bu sırada Cenin Mülteci Kampı'nda ve Batı Şeria'nın diğer bölgelerinde "terör zanlılarını" yakalamak için operasyon düzenlediğini öne sürmüştü. Ordunun iddiasına göre baskın sırasında ordu güçleri onlara ateş etmeden önce Filistinliler ateş açmış ve kendilerine patlayıcı maddeler atmıştı.

Şirin Ebu Akile: Cesur bir Kudüslü

Merkezi Doha'da bulunan ve 55 yıldır yayın yapan Al Jazeera de uzun süredir İsrail işgalini dünyaya duyurmaya çalışıyor ve buna öncelik veriyor. Arapça yayın yapan diğer birçok televizyon kanalının aksine Al Jazeera, küresel etkisini artıran İngilizce bir kanala da sahip.

Kudüslü bir Hristiyan olan 51 yaşındaki Şirin Ebu Akile de sahip olduğu iyi donanımla, dünyanın en toksik ve en ihtilaflı çatışmalarından birini yıllardır kamuoyuna aktarıyordu. Al Jazeera'ye kuruluşundan bir yıl sonra 1997'de ilk saha muhabirlerinden biri olarak katılan Akile, cesareti, profesyonelliği ve gerçeklere sıkı sıkıya bağlı olmasıyla ün ve kamuoyunun sevgisini kazandı. Meslektaşlarının da ifade ettiği gibi Şirin'in sesi "güçlü ve sakinleştirici" idi.

Bağımsız bir soruşturma mümkün mü

Şirin'in ölümü ABD, Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler, Türkiye ve Katar gibi birçok ülke ve kurum tarafından açıkça kınandı ve bu ülkeler konuya ilişkin bağımsız bir soruşturma yapılmasını talep etti. Ancak tabii ki İsrail kendisi ve Filistin yönetimi tarafından yürütülen ortak bir soruşturmayı tercih ettiğini açıkladı.

İsrail, adli tıp testleri yapmak ve onu öldüren kaynağı tespit edebilmek adına Ebu Akile'nin bedeninden çıkan kurşunu almak için Filistin yönetimine başvurdu ve inceleme sırasında hem Filistin hem de ABD'den temsilcilerin bulunmasını teklif etti. Ancak Ebu Akile öldürüldükten bir gün sonra Filistin yönetimi Ramallah karargahında onun için bir anma töreni düzenledi ve burada Başkan Mahmud Abbas UCM'ye bağımsız bir soruşturma çağrısı yaptı.

"Şehit ve mahkumların annelerinin, Kudüs'ün, mülteci kamplarının acılarını duyuran Şirin, hakikatin ve milletimizin ulusal sesiydi" diyen Abbas, "Hakikat nasıl gizlenebilir? İsrail'in kendi soruşturmasıyla iş birliği yapmayı reddediyoruz. Onlara güvenmiyoruz." ifadesini kullandı.

Şirin Ebu Akile'nin öldürülmesi sonrası yaşananlar, İsrail'in zaten idare edilmesi zor koalisyon hükümetini sıkıntılı bir duruma sokabilir.

Şirin'in cenazesi de hedef alındı

Washington'ın, Ebu Akile'nin öldürülmesini kınamasında onun ABD vatandaşı olması şüphesiz bir etkendi. Zira Haaretz gazetesi yazarı Gideon Levy'nin de dediği gibi, "İnsanın, 'İsrail askerleri tarafından öldürülen masum Filistinlilerin tanınır insanlar, yahut ABD pasaportuna sahip kişilerden olması daha iyi' diyesi geliyor. Zira en azından o zaman ABD Dışişleri Bakanlığı kendi vatandaşlarından birinin yine kendi müttefiklerinden biri tarafından öldürülmesinden -çok da değil, biraz- duyduğu hoşnutsuzluğu dile getirebilir."[1]

Öte yandan cuma günü Doğu Kudüs'te, Şirin Ebu Akile için düzenlenen cenaze töreni esnasında İsrail polisi ses bombası ve coplarla törene katılan Filistinlileri hedef aldı. Bu da İsrailli yetkililere karşı uluslararası camiada oluşan öfkeyi perçinledi. Bunun üzerine Biden yönetimi İsrail'i bugüne kadar alışık olmayan bir biçimde en sert şekilde azarladı. Dışişleri Bakanı Antony Blinken, "İsrail polisinin, Ebu Akile'nin cenaze törenine izinsiz girdiği görüntüleri görmekten Washington'ın derin rahatsızlık duyduğunu" dile getirdi ve ekledi: "Her aile sevdiklerini onurlu ve engelsiz şekilde gömebilmeyi hak ediyor."

İsrail iç siyasetine yansımaları

Yaşananlar, İsrail'in zaten idare edilmesi zor koalisyon hükümetini de sıkıntılı bir duruma sokabilir. Merkez-sağı temsil eden Başbakan Naftali Bennett'in liderliğindeki hükümet çatışmayı bitirmek yerine "daraltmakta" kararlı. Daha Şirin öldürülmeden önce koalisyonun Müslüman üyelerinden bir siyasetçi Bennett'i desteklemeye devam etme konusundaki endişelerini dile getirmişti.

Mansur Abbas liderliğindeki Ra'am Partisi (Birleşik Arap Listesi) son dönemde meydana gelen ve çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği silahlı saldırılara hükümetin verdiği tepkinin ardından iktidarda kalmaktan rahatsızlık duyuyordu. Abbas, İsrailli Arap siyasilerin her gün kendisine Bennett hükümetinin iş birlikçisi olduğu yönünde yönelttikleri eleştirilerin ortasında kalarak büyük bir risk alıyor. Ancak aslında Abbas, İsrail'in -nüfusun yüzde 21'ini oluşturan- Filistinli vatandaşları için uzun vadeli hedeflere odaklanıyor ve sonunda bunun için ödüllendirilecektir.

İsrail bugüne kadar çok sayıda gazeteci öldürdü

Uluslararası Gazeteciler Federasyonu'na (IFJ) göre, 2000 yılından bu yana en az 46 Filistinli gazeteci, İsrail tarafından öldürüldü ve kimseden de bu konuda herhangi bir hesap sorulmadı. Hakimler ve kamusal figürler tarafından yürütülse dahi İsrail'in yaptığı soruşturmalar, uzun süredir uluslararası toplumun ve Filistinlilerin güvenini kazanmakta başarısız.

Şirin'in öldürülmesi üzerine geçtiğimiz perşembe günü Ramallah'ta düzenlenen anma törenine katılan Filistinli Mufaz Caba'nın, "Şirin'i öldürerek Filistinlilerin ruhunu öldürmeye çalıştılar. Ama tam tersi oldu. Onun ölümü Filistin toplumunu birleştirmeye yardımcı oldu ve dünyaya Filistin davasının ne kadar önemli olduğunu hatırlattı."[2] ifadeleri oldukça anlamlı.

Ne yazık ki birçok kez tekrarlanan ve -genellikle kurbanlar pek ünlü olmasa da- çok sayıda benzeri yaşanan bu hüzünlü hikayenin en doğru ve adil çözümü, Şirin'in ölümüyle ilgili bağımsız ve uluslararası bir soruşturmanın açılmasından geçiyor. BM Güvenlik Konseyi de -nadiren oybirliğiyle yapılan bir açıklamada- Şirin'in öldürülmesine ilişkin "acil, kapsamlı, şeffaf ve tarafsız bir soruşturma" çağrısında bulundu. Batılı hükümetler, gazeteci örgütleri ve uluslararası kurumlar da aynı şeyi talep etmeli. Eğer İsrail'in iddia ettiği gibi Ebu Akile, Filistinlilerin açtığı ateş sonucu öldürüldüyse böyle bir soruşturmadan korkmasına hiç gerek yok.

Mütercim: Tuğçenur Akgün

***

[Dr. Ian Black, Londra Ekonomi Okulu (LSE) Orta Doğu Araştırmaları Merkezi misafir öğretim üyesi]

*Makalelerdeki fikirler, yazarına aittir ve Anadolu Ajansı'nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
İlgili konular
Bu haberi paylaşın