2026'da İsrail ve Filistin: Gazze ve Batı Şeria'nın geleceği
Bir yanda Gazze halkıyla dayanışma sergileyenleri kriminalize eden baskı politikası, diğer yanda halkı göçe zorlama umuduyla suç örgütlerinin köyleri terörize etmesine alan açılması. Bu durum münferit bir politika değil sistematik bir stratejidir.
İstanbul
Exeter Üniversitesi Avrupa Filistin Çalışmaları Merkezi Direktörü Ilan Pappe, 2026 yılında İsrail'in uygulayabileceği stratejik adımları, "aşamalı soykırım" stratejisini ve uzun vadeli ilhak planlarını AA Analiz için kaleme aldı.
***
Batı medyası ve siyasetinde, Gazze Şeridi’ndeki sözde savaşın sona erdiğine dair baskın bir yanılgı hakim. Bu bağlamda üretilen yeni anlatıya göre çatışmalar, kendi toplumlarından yükselen şiddeti sonlandırma çağrılarına kulak veren Batılı hükümetlerin baskısı sonucunda bitmiştir.
Oysa bu anlatı, birkaç açıdan yanlış ve buna itiraz etmek gerekiyor çünkü düzeltilmediği sürece genel olarak Filistin meselesine, özel olarak da Gazze Şeridi'nin geleceğine dair Batı yaklaşımını şekillendirmeye devam edecek.
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.
🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı
"Savaş bitti" yanılgısı
Geride kalan iki yıl bir savaş değil bir soykırım süreciydi. Bu sürecin ardındaki temel gaye -yani Gazze Şeridi’ni hem toprak hem de nüfus bakımından küçültmek- ateşkes ilanından bu yana yüzlerce Filistinlinin ölümüne neden olan bugünkü "kademeli" ve "düşük yoğunluklu" askeri operasyonların da ruhunu oluşturuyor. İsrail, Hamas’ın silahsızlandırılması şartıyla geri vereceği iddiasıyla Gazze'nin bir kısmını fiilen ilhak etmiş durumda ancak diğer yandan Savunma Bakanı Israel Katz, bölgenin kuzeyinde Yahudi yerleşimleri ve askeri üsler inşa etme niyetini açıkça beyan ediyor.
Bununla birlikte, iade edilmeyen İsrailli bir rehine naaşı bahane edilerek yeniden imar çalışmaları ve temel insani yardımların önü kesiliyor. Oysa meselenin özü, İsrail Ulusal Güvenlik Konseyinin eski Başkanı Giora Eiland’ın itiraf niteliğindeki şu sözlerinde saklı: Gazze’nin yeniden inşasına izin vermek, İsrail’in çıkarlarına aykırıdır.
Mevcut durum, topyekun bir soykırımdan, İsrail’in 2009-2023 yıllarında zaten başvurduğu "zamana yayılmış" (aşamalı) bir soykırım modeline geçişi işaret ediyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın İsrail'den farklı bir politika talep etmesi ihtimal dahilinde olsa da ne yapacağı kestirilemeyen fevri tavrı üzerine bir gelecek inşa etmek zor. Trump'ın yaklaşımının tek müspet tarafı, Gazze Şeridi'nin yeniden imarında ve bölgede yer alacak uluslararası barış gücünde Türkiye’nin yer almasının, İsrail’in planlarının (en azından kısa vadede) tümüyle hayata geçirilmesini engelleyecek yegane garanti olduğunu kavramış olmasıdır. Türkiye’nin üstleneceği bu rol, Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasındaki temel çatışma noktasını oluşturuyor, bu düğümün nasıl çözüleceğini ise zaman gösterecek.
İsrail'in uzun vadeli ajandası
Asıl endişe verici olan ise İsrail’in uzun vadeli planlarıdır. Bu planlar, Gazze Şeridi’nin bir kısmının ilhak edilip muhtemelen yerleşimler ve askeri üslerle donatılmasının çok ötesine geçerek Batı Şeria'ya hatta belki de çevre Arap ülkelerine kadar uzanıyor.
İsrail siyasi eliti -2026’da hükümet değişse dahi- Batı Şeria'daki C Bölgesi'ni ilhak etme arzusundan vazgeçmiş değil. Bu vizyonun bir parçası olarak ordu, Cenin ve Şems el-Din gibi mülteci kamplarında çoktan etnik temizlik operasyonlarına girişti bile. Uluslararası kamuoyunun gözünden kaçan bu eylemler, Batılı hükümetlerin bu kış on binlerce Filistinlinin akıbetine ne denli kayıtsız kaldığını bir kez daha gözler önüne serdi.
Eş zamanlı olarak, Doğu Kudüs, Ürdün Vadisi ve Güney El Halil Dağları’nda yıllar önce başlatılan diğer etnik temizlik süreçleri de hız kesmeden devam ediyor. Bu sürece hükümetin hizmetindeki kanunsuz milisler gibi hareket eden ve pogromlarla Filistinlileri her gün taciz eden "Tepe Gençliği"nin (Hilltop Youth) faaliyetleri eşlik ediyor. Tüm bunlar, tesadüfi politikalar değil uzun vadeli bir planın parçasıdır.
Buna paralel olarak, İsrail vatandaşı olan bir milyonu aşkın Filistinliye yönelik de son derece şaibeli, iki ayaklı bir strateji izleniyor. Bir yanda Gazze halkıyla dayanışma sergileyen siyasi faaliyetleri kriminalize edip gayrimeşru kılan ağır bir baskı politikası, diğer yanda ise halkı göçe zorlama umuduyla, suç örgütlerinin köyleri ve kasabaları terörize etmesine alan açılması. Altını çizmek gerekir ki bu durum, münferit bir politika değil sistematik bir stratejidir.
Nihayetinde, "Arz-ı Mevud"u (Büyük İsrail) yeniden inşa etmeye dayalı Mesihçi vizyonun bir parçası olarak, İsrail’in hakimiyet alanını Güney Lübnan ve Güney Suriye’ye genişletme arzusu yatmaktadır. Bu ihtiras, İran ile çatışma zeminine dönme isteğiyle birlikte ciddiyetle ele alınmalıdır. Söz konusu provokasyonların bir kısmı, Netanyahu’nun seçimleri savaş ortamında yapma -hatta savaş bahanesiyle seçimleri ve yargılanma sürecini iptal etme- hesabından kaynaklanıyor olabilir ancak ideolojik müttefikleri için bu çatışmalar, İsrail’i "korkulan" bölgesel güç olarak tesis etmenin yegane yoludur.
Peki tüm bunlar başarıya ulaşabilir mi? Bunu kestirmek zor. İsrail’deki herkes, bu ideolojik yönelimin bir parçası olmasa da bu zihniyetin mevcut siyaset ve toplum üzerindeki hakimiyeti yadsınamaz. Sürecin akıbeti, büyük ölçüde bölgesel ve uluslararası aktörlerin vereceği tepkiye bağlı. Kararlı bir duruş, faturasını en ağır şekilde Filistinlilerin ödeyeceği bu saldırganlığı ve kışkırtmaları durdurabilir. Bugüne dek İsrail’e karşı yaptırım, kınama ve aktif diplomasi mekanizmaları neredeyse hiç işletilmedi. Sadece Filistinlilerin selameti için değil İsraillileri bizzat "kendilerinden" kurtarmak için de bu yola başvurmanın vakti çoktan gelmiştir.
[Ilan Pappe, Exeter Üniversitesi Avrupa Filistin Çalışmaları Merkezi Direktörü'dür.]
* Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

