Euro
6.57
Dolar
5.77
BIST 100
95,703.77
Altın
1,405.58
Türkiye

Terörün gençleri 'çalması'nı eğitim engelleyecek

Polis Akademisi Başkanlığı tarafından "Şiddete Varan Aşırıcılıkla Mücadele ve Eğitim" başlıklı rapor hazırlandı.

Orhan Onur Gemici   | 23.05.2019
Terörün gençleri 'çalması'nı eğitim engelleyecek

Ankara

Polis Akademisince hazırlanan "Şiddete Varan Aşırıcılıkla Mücadele ve Eğitim" raporunda, terör örgütlerinin eleman devşirme ve radikalleşme faaliyetlerini engellemek amacıyla eğitim kurumlarında yürütülecek bilgilendirme faaliyetlerinin önemine işaret edildi.

Polis Akademisi Başkanlığı Araştırma Görevlisi Hakan Kıyıcı tarafından "Şiddete Varan Aşırıcılıkla Mücadele ve Eğitim" başlıklı rapor hazırlandı.

AA muhabirine raporla ilgili bilgi veren Kıyıcı, raporda, terör saldırılarında bulunan illegal silahlı grupların, insan devşirme yöntemlerini, devletlerin terörle mücadele stratejileri kapsamında bu tür eylemleri nasıl engellemeye çalıştıklarını ve bunun eksik yönlerini ele aldıklarını anlattı.

ABD'de gerçekleştirilen 11 Eylül saldırılarına kadar terör örgütlerinin ortaya çıkmasının nedenlerinin incelendiğini belirten Kıyıcı, bu saldırıların ardından terör örgütlerinin nasıl beyin yıkadığını ve hangi radikalleşme araçlarını kullanarak bireyleri şiddete yönlendirdiğine odaklanmak gerektiğiyle karşı karşıya kalındığını söyledi.

Kıyıcı, devletlerin, radikalleşme süreçlerine genellikle güvenlik birimleri aracılığıyla müdahale ettiğini belirterek, bu durumun, bireylerin radikalleşme sürecini körükleyebildiğine işaret etti.

Radikalleşmenin farklı etmenlerden oluştuğuna dikkati çeken Kıyıcı, bir bireyin terör örgütüne katılma sürecini "iten" ve "çeken" faktörlerle açıklamaya çalıştıklarını aktardı.

"Devletler önleyici hizmetlere önem vermeli"

Kıyıcı, şöyle devam etti:

"Dünya genelinde radikalleşmeden arınma programlarına katılan çoğu kişilerin, aslında eski örgütlerine geri döndüğü gerçeğiyle karşılaştık. Böyle bir başarısızlık ve istikrarsızlık durumu söz konusu. O yüzden radikalizmden arınma programlarının, gerçek başarı seviyesinin yüzde 2 olduğu ve bu bundan dolayı devletlerin bu tip programlara yatırım yapmasından ziyade daha çok önleyici hizmetlere önem verip terör örgütleri ne kadar az insan kaynağı devşirirse o kadar çok sayıda potansiyel terör saldırılarını ve terör örgütü mensubu sayısının minimum seviyede tutabileceği gerçeğiyle karşılaştık."

Terör örgütlerinin insan kaynağı devşirme konusunda en çok genç nüfusa yöneldiğinin altını çizen Kıyıcı, "1990'lara kadar terör örgütüne yönelik operasyonlarda lider ve altındaki kadroyu etkisiz hale getirebiliyorsak terör örgütünün dağılma süreci daha hızlı oluyordu. Günümüzdeki çoğu terör örgütü hiyerarşik yapılanmadan farklı, merkez ve hücre yapılanması olarak örgütlenmeye başladı. Bu bize neyi anlatıyor? Biz lideri de öldürsek onun altındaki kadroyu da öldürsek, yakalasak bile aslında örgütün radikalleşme araçlarını kullanarak, yeni bireyleri devşirdiği ve şiddete kanalize ettiği, bu sayede de çok rahatlıkla hayatta kalabildiği gerçeğiyle karşı karşıyayız." ifadelerini kullandı.

Kıyıcı, örgütün yaş ortalaması arttıkça silahlı eylem yapma girişiminin düştüğünü ve dağılma sürecinin hızlandığını vurgulayarak terör örgütlerinin yeni eleman kazanmak için öğrencileri hedef olarak gördüğünü ifade etti.

Terör örgütlerinin, eleman devşirme yöntemlerinden birinin de cezaevleri olduğuna dikkati çeken Kıyıcı, yakalanan bir teröristin cezaevindeyken radikalleşme sürecine devam edebileceğini, diğer mahkumları örgüte katma çabasında olabileceğini bildirdi.

"Okullar bu stratejinin en kilit noktası"

Terör örgütlerinin propaganda içerikli duvar yazılarını genellikle okul çevrelerinde yazdıklarını belirten Kıyıcı, "Okullar bu stratejinin en kilit noktası. Genç nüfusun dışarıdaki sosyal uyarıcılara karşı etkilenme kapasitesi daha fazladır. Terör örgütleri de bunu lehine kullanmak istedikleri için Türkiye başta olmak üzere hemen hemen çoğu ülkede eğitim kurumlarında kendilerine ait bağımsız hücre yapılanmaları kurmaya çalışmakta." dedi.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütünün (UNESCO) 2016'da Eğitim Aracılığıyla Şiddete Varan Aşırıcılıkla Mücadele Stratejisi kararının tüm ülkelere tavsiye olarak sunulduğunu anımsatan Kıyıcı, bu karar doğrultusunda ilgili ülkedeki aktif terör örgütlerinin radikalleşme eylemleri hakkında eğitim kurumlarında bilgilendirme faaliyetleri yürütüldüğünü söyledi.

"Günümüzde devletlerin terörizmi bitirmek için kesin ve net bir aracı yok." diyen Kıyıcı, "Bir ülkede başarılı olan terörle mücadele kuramı, kanunu veya stratejisi sizin ülkenizde tutmayabilir. O yüzden her ülkenin terörle mücadele yasası, 'terzi dikimi kumaş' gibi olması lazım, ülkeye özgü olması lazım." ifadesini kullandı.

Her terör örgütünün insan kaynağı devşirmek için farklı yöntemler kullandığını ifade eden Kıyıcı, "Çok ilginç bir gelişme var mesela. Avrupa'daki çoğu gay ve lezbiyen hareketine katılanlar, PKK saflarında DEAŞ'a karşı savaştı. PKK sadece anorko anarşizme hitap etmiyor aslında toplumun 'öteki' olarak gördüğü çoğu kimliğe bile hitap eden ideolojiyle kendisini yeniliyor." dedi.

PKK'nın sözde "Kürt Kızılayı" yapılanmasının olduğuna işaret eden Kıyıcı, Avrupalı yabancıların yardım faaliyeti bahanesiyle bölgeye yabancı terörist savaşçı olarak götürüldüğünü belirtti.

"Eğitici ve öğrenciler bilgilendirilmeli"

İdeolojilerin her zaman için önemli bir motivasyon kaynağı ve tetikleyici olduğunu vurgulayan Kıyıcı, şu bilgileri paylaştı:

"Raporumuzda bir eğiticinin ya da öğrencinin, terör örgütleri ve radikalleşme süreçleri hakkında bilgi sahibi olmasını, bu konuda eğitim kurumlarında daha fazla farkındalık yaratmayı, sosyal medyadan veya kişisel temaslarla terör örgütü mensubunun kendisine yansıtmış olduğu mesajları çok rahat bir şekilde anlaması, çözümlemesi ve örgüte karşı bir direnç göstermesini anlatabilmeyi amaçladık. Bunu ne kadar çok toplumsal tabana yayarsak terör örgütlerinin o tabanda alan kazanma şansı azalmakta ve bu sayede terör örgütlerini daha dar alana hapsetmeye başlıyoruz."

Terör örgütlerinin de kendilerini yenilemesinden dolayı hiçbir ülkenin terörle mücadele stratejisinin sonsuz bir başarı gösteremeyeceğini kaydeden Kıyıcı, bu soruna karşı risk azaltıcı yöntemlerin kullanılması konusunda okulların en önemli faktör olduğunu vurguladı.

"Protokol yapılmalı" önerisi

Türkiye'nin PKK, FETÖ, DEAŞ ve DHKP-C gibi farklı radikalleşme süreçlerinden beslenen 4 başat terör örgütüyle mücadele ettiğini belirten Kıyıcı, şöyle konuştu:

"Ülkemizde ana aktif damar olarak 4 farklı terör örgütünün üniversiteler başta olmak üzere eğitim kurumlarında daha fazla genci şiddet eylemine kanalize etmeye çalıştığını, kendi saflarına katabilmek amacıyla radikalleştirmeye çalıştığını görüyoruz. Bunu engellemek, burada okuyan gençlerin daha fazla bilinçlendirilmesi amacıyla farklı bakanlıkların, birimlerin senkronize hareket etmesi gerekiyor. Bunun için protokol ve farklı eğitim programlarının yapılması aşikar ve kaçınılmaz bir durum. Türkiye, bunu ne kadar erken aşamada hayata geçirirse uzun vadede terörle mücadele stratejisinde başarı yakalayacağı ortadadır."

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.