Uluslararası Genç İşadamları Kongresi başladı
Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu, "Özellikle biz Türkiye'yi, İstanbul'u yalnızca yerel girişimciler için değil, uluslararası girişimciler için de bir merkez olarak görüyoruz." dedi.
İstanbul
Genç MÜSİAD tarafından iki yılda bir düzenlenen, AA'nın global iletişim ortağı olduğu ve bu yıl 9'uncusu düzenlenen Uluslararası Genç İşadamları Kongresi (UGİK'26), "Future: Today" temasıyla başladı.
Gün boyu sürecek oturumlara ev sahipliği yapacak kongrenin açılış konuşmaları, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Dağlıoğlu, Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Burhan Özdemir, Genç MÜSİAD Başkanı Mağsum Usta ve UGİK İcra Kurulu Başkanı Ömer Faruk Çelik tarafından yapıldı.
Dağlıoğlu, açılışta yaptığı konuşmada, kongrenin mottosuna dikkati çekerek, geleceğin mimarları olarak bugün burada olan katılımcılarla geleceğin burada olduğunu söyledi.
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.
🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı
Gelecekle bugün arasında zamanın getirdiği bir belirsizlik olduğunu dile getiren Dağlıoğlu, çok büyük bir dönüşümün içerisinden geçildiğini ve bunun da getirdiği belirsizliklerin olduğunu kaydetti.
Dağlıoğlu, belirsizlik ortamında iş yapmanın, yol bulmanın ve yol yürümenin herkesin yapabileceği bir iş olmadığına işaret ederek, "Burada liderlik gösterecek figürlere ihtiyaç var. Kimler belirsizlikte yol yürüme cesaretine sahip? En önemlisi girişimciler. Girişimci denince sadece iş insanı olarak girişimcilik anlaşılmaması lazım. Cumhurbaşkanımız siyasette, diplomaside bence en büyük girişimci örneği. Bu bir ruh hali, bu bir zihin hali, bunu unutmayalım. 'Sosyal girişimcilik' diye bir kavram var. Arkadaş çevrenizde de görürsünüz, o girişimci karakter vardır, hepimizi bir organize eder, bir yere doğru götürür. Bunun aynısı iş dünyası için de geçerli tabii ki sizlerin yaptığı bu çalışmalar bir girişimcilik örneği olarak çok kıymetli." diye konuştu.
%2F20260210_2_72891614_122080271.jpg)
"Sadece 2025'te, erken aşamadaki teknoloji girişimlerine bu ülkede 700 milyon dolara yakın yatırım yapıldı"
Burak Dağlıoğlu, girişimcilerin maalesef bir toplumda çok fazla bulunan bir profil olmadığını belirterek, bu yüzden iyi girişimcinin en kıymetli varlıklardan biri olduğunu vurguladı.
Dağlıoğlu, bütün ekonominin dinamosunun aslında iyi girişimciler olduğuna dikkati çekerek, "Niye? Bütün o üretim faktörlerini bir araya getirecek, o işte liderlik ettiği takıma bir değer ortaya koydurtup bunu da bir ticari gelire dönüştürecek kişi aslında bu iyi girişimci oluyor. Biz de kamu perspektifiyle devlet olarak bunun farkındayız ve sizlerin, girişimcilerin, iyi girişimcilerin yanındayız. Burada kamunun ve kamu iştiraki olan şirketlerimizin uyguladığı birçok programla, politikayla ülkemiz son dönemde, özellikle son 10-15 yılda büyük mesafe katetti. Özellikle teknoloji girişimciliği alanındaki büyük başarıları biliyoruz." şeklinde konuştu.
Unicorn olmanın tek bir hedef olmadığını aktaran Dağlıoğlu, burada önemli olanın nasıl bir değer üretildiği, o etkinin nasıl bir sonuç doğurduğu olduğunu kaydetti.
Dağlıoğlu, bütün bu girişimcilik macerasında devletin bütün imkanlarıyla, politikalarıyla girişimcilerin yanında olduğuna işaret ederek, "Şimdi salonda uluslararası misafirlerimiz de var. Özellikle biz Türkiye'yi, İstanbul'u yalnızca yerel girişimciler için değil, uluslararası girişimciler için de bir merkez olarak görüyoruz. Son yıllarda Türkiye'nin bölgesel bir girişimcilik merkezi olduğuna dair çok başarı hikayesi var. Geçtiğimiz yıl sadece 2025'te, sadece erken aşamadaki teknoloji girişimlerine bu ülkede 700 milyon dolara yakın yatırım yapıldı." açıklamasında bulundu.
"Tedarik zincirleri kırılıyor ve güç dengeleri yer değiştiriyor"
MÜSİAD Genel Başkanı Özdemir de tedarik zincirlerinin kırıldığını ve güç dengelerinin yer değiştirdiğini söyledi.
Her gün farklı jeopolitik ve finansal değişikliklere uyanıldığını belirten Özdemir, dünyanın içinde bulunduğu bir kriz değil aslında bir boşluk ve tarihte her boşluğu cesur bir kuşağın doldurduğunu ifade etti.
Özdemir, şunları kaydetti:
"Dünya, tarihin birçok döneminde olduğu gibi bugün de bir geçiş döneminde ve geçiş dönemleri, yeni elitlerin, yeni liderlerin doğduğu zamanlardır. İşte bu kuşak yani sizin kuşağınız bu boşluğu doldurma iddiasına sahip çıkmak zorundadır. Bu yüzden bence sadece iş insanı ya da genç iş insanı değil, aynı zamanda yeni dünya düzeni, yeni aktörleri olmalısınız. Geleneksel iş dünyası yani 20. yüzyıl diye bahsettiğimiz kar maksimizasyonu üzerine kurulmuştu. Eski sistemin sorduğu iş adamına sorduğu tek soru vardı, 'ne kadar kazandın?' ama öyle zannediyorum ki sizin sorunuz 'daha farklı ne inşa etti?' olmalı öncelikle. Yalnızca şirket kuran değil, aynı zamanda pazarlar, sektörler hatta etik ticarette, etik kurallar inşa eden bir kuşak olmalısınız. Anlam üretmeyen sadece rakamlarda kalan büyümeyi reddetmenin sosyoekonomik katmanlara dağılmayan bilgiyi dikkate almamalı. İnsan onurunu zedeleyen verimlilik modelini terk etmelisiniz."
%2F20260210_2_72891614_122080273.jpg)
Özdemir, genç iş insanlarının görevinin sadece şirket kurmak olmadığını, yeni toplum modelleri ve yeni toplum anlayışı oluşturmak olduğunu vurguladı.
Geçmişte cesaretin risk almak olduğunu belirten Özdemir, "Bugün ise cesaret etik kalabilmek, kısa vadeli kazanca hayır diyebilmek ve daha adil bir düzen için, daha adil bir sistem için mevcut sistemin içerisinde zorlayıcı olabilmek." diye konuştu.
Kolay olanın para kazanmak olduğunu, zor olan ise anlamlı bir miras bırakabilmek olduğunu aktaran Özdemir, şöyle konuştu:
"Önümüzdeki on yıllar şirketlerin değil teknolojinin, etik kuralların ve finans bloklarının belirleyici olacağı yıllar olacak. Yapay zeka altyapısını kuran şirketler bugün olduğu gibi devletlerden daha güçlü enerji dönüşümünü yöneten girişimciler devletlerden daha çok jeopolitiği değiştirme kapasitesine sahip olacaklar. Veri ekonomisini kontrol edenler tüm dünyadaki kültürü ve siyaseti belirleyecekler. Bu yüzden genç iş insanları artık sadece ekonomik aktör değil aynı zamanda jeopolitik aktör olmak zorunda. Türkiye'nin iddiası da o ki bunlar siz olmalısınız. Önceki kuşaklar sadece oyuna katıldı. Siz ise oyunu yeniden yazmalısınız. Sizden önceki kuşaklar servet biriktirdi. Siz güç ve anlam mimarisi kurgulamalısınız. Sizden önceki kuşaklar küreselleşti. Siz ise bizi bu alıştığımız kavramlardan kurtarmalı, bambaşka bakış açıları katmalısınız. Bu hikayenin yazarları sizlersiniz. Bu çağın mimarları da sizlersiniz."
"İş dünyasında gerçek farkı oluşturanlar en iyi dinleyicilerdir"
Genç MÜSİAD Başkanı Usta ise iş dünyasında gerçek farkı oluşturanların en iyi dinleyiciler olduğunu belirtti.
Usta, "Etkili dinleyen biri müşterinin söylemediğini anlar. Ortağının tereddüdünü fark eder. Ekibinin sessiz kaldığı yerde asıl problemi görür. Dinleme disiplini bir liderlik kasıdır. Kaslar kullanılmadıkça zayıflar. Kullanıldıkça güçlenir." yorumunu yaptı.
Yeni nesilin inanılmaz yetenekli olduğunu belirten Usta, yeni neslin hızlı öğrendiğini, cesur, özgüveni yüksek olduğunu ama sahada en sık karşılaşılan eksikliğin sabırsızlık olduğunu ifade etti.
Usta, şunlara dikkati çekti:
"Oysa büyük liderlerin ortak bir alışkanlığı var. Önce susarlar, dinlerler sonra konuşurlar ve işte bu alışkanlık onları kalabalıktan ayırır. Bugün gençlere baktığımızda şunu görüyoruz, birçok şeyle aynı anda ilgileniyorlar ama çok azında derinlik var. İşte burada çok yönlü olmak ile dağınık olmak arasındaki fark devreye giriyor. Çok yönlü olmak, bir alanda derinleşirken, diğer alanları anlayacak kadar donanımlı olmaktır. Gerçek başarı, bir gecede gelen bir sıçrama değildir. Gerçek başarı; aynı şeyi aynı ciddiyetle aynı ahlakla yapabilme yeteneğidir. Ama plansız değil. Sabırsız değil. Gösteriş için değil. Disiplinli, bilinçli ve istikrarlı çalışmak. İş dünyasında kalıcı ve başarılı olan kişiler gürültü çıkarmazlar, etki oluştururlar."
%2F20260210_2_72891614_122080275.jpg)
UGİK İcra Kurulu Başkanı Çelik de UGİK'26 için tek bir hedef koyduklarını kaydederek, bunun dünya gençliğine yeniden güçlü bir ses olmak, her bir katılımcının hayatında yeni vizyon kapıları aralamak olduğunu belirtti.
Çelik, bu doğrultuda yapmış oldukları saha araştırmaları, odak grup çalışmaları ve küresel trend analizleri neticesinde bu yılın mottosunu "Future Today" olarak belirlediklerini bildirdi.
Yapmış oldukları çalışmalarda gençliğin karşı karşıya olduğu üç temel problem belirlediklerini aktaran Çelik, "Bunlardan birincisi, gençlerin kendini anlamlandırma ve kimlik karmaşası yaşaması. İkincisi, mücadele kültürünün zayıflaması. Haz ve hız çağında yaşadığımız bu dönemde her şeyi hızlı edinme ve hızlı tüketme arzusu, hayatlarımızdan mücadele ruhunu sessizce çekip alıyor. Üçüncü ve son problem ise etki odaklı bir yaşam biçiminin gençlerin hayatında yeterince yer bulmaması. Yani ben merkezli bir hayattan, dünyaya karşı sorumluluk taşıyan, çevresi üzerinde etki bırakan bir gençlik anlayışına geçiş ihtiyacı." ifadelerini kullandı.
%2F20260210_2_72891614_122080276.jpg)
Açılış konuşmalarının ardından Anadolu Ajansına teşekkür plaketi verildi. Plaketi kurum adına AA Finans Haberleri Müdürü Mehmet Kadir Kılınç aldı.
Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, etkinlik kapsamında düzenlenen "Süreklilik ve Yenilik" başlıklı oturumda yaptığı konuşmada, 55 yıllık iş hayatı olduğunu ifade etti.
Avrupa'nın en büyük çelik boru üreticisi olduklarını kaydeden Tosyalı, "Avrupa'daki bütün boru işini, bütün gaz, su, altyapılarının borularını tamamını karşılıyoruz." diye konuştu.
Tosyalı, bugün yaptıkları hiçbir işin skor levhasına bakmadığını dile getirerek, "Ben geleceğe bakıyorum. Dünyanın en ince çeliğini üreten 3 şirketten birisiyiz. Yani peçete kağıdı inceliğinde, yufka inceliğinde çelik üretiyoruz. Bunu hakikaten muazzam bir teknolojiyle yapıyoruz. Dünyadaki en ileri teknoloji. Bu işletmemizde biz verimlilik odaklı çalışmaya başladık. 1100 kişi çalışıyordu. Son 2-3 yıldır yaptığımız otomasyon iyileştirmeleriyle 800'e kadar düşürdük. Üretimimizi de artırdık. Gayet iyi gidiyoruz." açıklamasını yaptı.
Hareket eden her şeyde inanılmaz fırsatların olduğuna işaret eden Tosyalı, "Stabil duran şeyde fırsat olmaz. Ben hareket gören her şeyde fırsat görüyorum. Duran şeyi de hareketlendirmek için çalışıyorum." dedi.
"Saadeti parada, güçte, çevrede, imkanda arayanlar kendilerini daha da kaybediyor"
Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç de "Kendini Bul" başlıklı oturumda yaptığı konuşmada, insanların günümüzde problemlerin çözümünü yanlış yerde aradıklarına dikkati çekti.
"İnsanlar, problemlerinin çözümünü korktuğu, çekindiği veya bilmediği için sürekli yanlış yerlerde aradığından bulması mümkün değil" diye konuşan Dinç, saadeti parada, güçte, çevrede, imkanda arayanların kendilerini daha da kaybettiğine vurgu yaptı.
Dinç, şu ifadeleri kullandı:
“Türkçemizde kendiyle alakalı kelimeleri etraflıca bir düşünmemiz lazım. Yani bu kendine gel meselesi ne demektir? Kendini bul meselesi ne demektir? Kendine hâkim ol meselesi ne demektir? Kendinden bilme meselesi ne demektir? Bunları vukufiyet kazanacak kadar düşünmemiz lazım ama en temelde şunu söyleyebiliriz; Özümüzde bir güzellik, bir iyilik var. Onunla barışmak, birleşmek, tanışmak zorundayız. Bunun için emek vermek durumundayız. İnsan şu kelimeyi kullanır bazen, kendimle kalmalıyım. Hakikaten kendiyle kalması lazım. Çünkü bu dönemde birçok şeye aşinalık kazanıyoruz. Ama en ırak kaldığımız, en yabancı kaldığımız "kendimiz" oluyor.”
"Önce şahsiyet, sonra kimlik, en son bir haysiyet kazanılır"
İstanbul Medeniyet Üniversitesi Bilim Tarihi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu ise kişinin kendini tutunduğu sözde bulacağını ifade etti.
Fazlıoğlu, kişinin neye tutunduğunun, kendisiyle alakalı kanaatinin sıfır zemini olduğunu ifade ederek, "Oradan başlayabilirsiniz. Eğer paraya tutunuyorsanız, kendiniz orada bulunursunuz. Makama tutunuyorsanız, kendiniz orada bulunursunuz." dedi.
İnsanın varlık sahnesinde işaret edilebilir olması gerektiğine vurgu yapan Fazlıoğlu, "Sadece kendilik önemli değil. Önce, şahsiyetini kazanacak insan, benliğini kazanacak. İşaret edip de bir hale gelmeyen bir insan, hiçbir şey yapamayacak. Omurgasını kırdığımız bir insan, ufka bakmayı beceremeyen bir insan, soru sormasını beceremeyen bir insanla siz kendilik, haysiyet, hüviyet beklemezsiniz. Önce şahsiyet, sonra kimlik, en son bir haysiyet kazanılır." değerlendirmesinde bulundu.
Program, gün boyu sürecek panellerle devam edecek.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

