KAYSERİ
Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, Cumhurbaşkanlığı Seçimi'nin ülkenin önünü açmak için yapılan bir yarış olduğunu belirterek, "En yüce olan makama yapılan yarış. Bu yarış yapılırken bunun medenice yapılması gerekiyor. O makama gitmek isteyenlerin o makama layık şekilde davranması gerekiyor" dedi.
İhsanoğlu, seçim çalışmaları için geldiği Kayseri'de bir otelde basın toplantısı düzenledi.
Cumhurbaşkanlığı Seçimi konusunda Meclis'te iki önemli partinin CHP ve MHP'nin uzlaşarak, anayasal hakkın kullanılmasıyla mutabakatla yola başladıklarını ifade eden İhsanoğlu, gün geçtikçe Türkiye'deki bütün siyasi partilerin en sağdan en sola kadar, milliyetçi, muhafazakar, sosyal demokrat, kadın partisi olmak üzere bütün siyasi renklerin bu iki parti arasında başlayan uzlaşı etrafında kümelendiklerini vurguladı.
Bu durumun çok sevindirici olduğunu dile getiren İhsanoğlu, şunları kaydetti:
"Bu içeriden gelen ve Türkiye'nin muhtaç olduğu bir şeydir. Biz hep Türkiye'de siyasi bölünmeden, çatışmadan, çeteleşmeden bahsederken, Türkiye'de böyle büyük bir uzlaşı başlıyor ve 10 gün içinde büyük bir mesafe kat ettik. Hem bizim açımızdan hem milletimiz açısından dev adımlar. Bunun herkesi sevindirmesi lazım. Bu başkasının hakkını gasp etmek, ona mani olmak değil, bu medeni bir yarış. Bu ülkemizin önünü açmak için yapılan bir yarış ve en yüce olan makama yapılan yarış. Bu yarış yapılırken bunun medenice yapılması gerekiyor. O makama gitmek isteyenlerin o makama layık şekilde davranması gerekiyor. Elbette siyasi rekabet mevzu bahis olacak ama bunun sağlıklı bir şekilde olması lazım. Siyasi rekabet, iftira kampanyalarına dönüşecekse o zaman Türkiye'nin önü açılmaz."
Trabzon'da yaşadığı olay
İlk ziyaret ettiği yerlerden birisi olan Trabzon'da cuma namazı çıkışında bir gencin yanına gelmeye çalıştığını ve emniyet görevlilerinin uzaklaştırmak istemesine rağmen engel olarak gencin yanına gelmesine müsaade ettiğini anlatan İhsanoğlu, şöyle devam etti:
"İri yapılı bir zattı, arkadaşlar ondan çekindi. Bana geldi dedi ki 'siz Çankaya'ya çıkınca Kur'an'ı yasaklayacaksınız'. Nasıl olur dedim. Ondan sonra başladı konuşmaya bir metin ezberlemiş onu söylemeye çalışıyor. 'Ben hafızım' dedi. Halinden hıfza çalışan bir insan olmadığı belliydi. Çünkü hıfza çalışan insanlar mütevazi, eğik başak gibi olurlar ve biraz da hıfzettikleri Kur'an'ın nuru yüzünden belli olur. 'Lütfen tamamlayın ben de cevap vereyim' dedim. Tamamladıktan sonra 'kardeşim hafızlığını tamamla ben seni Çankaya'da kıraat-ı aşere bekliyorum' dedim. Baktı anlamadı. Kıraat-ı aşere ne demek. Bu hıfza çalışan birisi olsa kıraat-ı aşerenin ne demek olduğunu bilir. Kıraatı aşere demek, Kur'an-ı Kerim'in değişik on türlü, bilhassa harflerin okunuşu değişik, Arap kabilelerinin, Peygamber Efendimizin, sahabelerinin okuma tarzı, harflerin çıkışıyla ilgili on tane standart yol vardır. Bunu da hafızlık çalışan bilir. İşin ihtisası doktorası gibidir. Ben 'hafızlığı bitir kıraat-ı aşere okuturum' dedim baktı anlamadı, ayrıldı. Ondan sonra oraya iftira furyası, 'gence mani oldu bilmem ne felan...' Bir iki gazete bunu aldı yazdılar. Bugün hala yeni bir kampanya başlatıyorlar. 'İhsanoğlu Çankaya'ya seçilirse Kur'an okutmayacak'. Böyle bir kara propaganda olur mu? Böyle bir yalan, iftira olur mu?"
Başörtüsü konusundaki tutumu
Başörtüsü meselesi kendisine ilk sorulduğunda iki şey anlattığını ifade eden İhsanoğlu, üniversitedeki tavrını ve 28 Şubat sürecine rağmen başörtülü kızları derse aldığını söyledi.
Görev yaptığı üniversiteyle arasının bozulmasındaki en büyük nedenin başörtüsü konusundaki tutumu olduğunu belirten İhsanoğlu, 10 sene erken üniversiteden ayrılıp emekli olduğunu ifade etti.
İhsanoğlu, başörtüsüyle alakalı düşüncelerinin sorulduğunu dile getirerek, "Ben dedim ki başörtüsü haktır, dini bakımdan dini vecibedir ve gelenektir. Sosyolojik olarak aileler örtmüştür, hep böyle gelmiştir. Bu birinci ve ikinciyi atıyorlar. 'İhsanoğlu başörtüsü gelenektir' dedi diyorlar. Sonra bunu başka yerlere paralellik katıyorlar felan. Böyle şeyler yapılıyor ama bunun hala tekrarlanması ve bunun milletin önünde nefret söylemi yaratmak için yapılması çok tuhaftır. Aynı şey Filistin'le ilgili benim söylemediğim şeyleri söyletiyorlar. Bütün kayıtları vardır. Taha Akyol ile yaptığım ilk görüşmeden itibaren yüzlerce yaptığım konuşmada ben İsrail'in tecavüzlerini kınadım. İsrail'in birkaç defa resmi görüşmemde devlet terörü yaptığını ifade ettim. Buna rağmen benim İsrail'e karşı olmadığımı, Filistin ile İsrail arasında bitaraf kaldığımı iddia ediyorlar." şeklinde konuştu.
Filistin ve Gazze'de son günlerdeki gelişmelerle ilgili fikrini açık açık ifade ettiğini vurgulayan İhsanoğlu, "İsrail'in bu hunharca, vahşice saldırısını defaatle kınadım, yapılması gerekenleri söyledim" dedi.
"Söylemediğim laflar söyleniyor"
Gazze'de dünkü rakamlara göre 700'e yakın insanın hayatını kaybettiğini ifade eden İhsanoğlu, şöyle devam etti:
"Bütün semtler, hastaneler yerle bir edilmiştir ve ben 2008'in sonunda 2009'un başında yaptığım hizmetleri anlattım yol gösterdim. İki uluslararası yol var, birisi Güvenlik Konseyi, bu yol kapalıdır. Çünkü orada daimi üyeler, 5 üye var. Oradan geçiş yok onun için uğraşmak lazım. Ama o 5 üyenin üzerinde baskı yapmak lazım. Orada bizim teşkilatımıza bağlı daimi üye olmayan 3 veya 4 devlet var. Onların işbirliği ile beraber orada bir yol alabiliriz. Ama bunun ihtimali düşüktür. İkinci yol benim 2009 yılında açtığım İnsan Hakları Konseyi'nin yoludur. Örnekler verdim. Dün Cenevre'de benim söylediğim o yol, bütün İslam devletleri oraya gitti benim açtığım yoldan devam ettiler. İnsan Hakları Komisyonu 2009'da benim teklif ettiğim şekilde Gerçekleri Tespit Etme Heyeti kurdu. Şimdi bu heyetin bir an önce Gazze'ye gidip İsrail'in işlediği savaş suçlarını tespit etmesi gerekiyor. Ondan sonra artık Filistin devleti Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne, Uluslararası Adalet Divanı'na gidebilir. Bizim vazifemiz bunlara destek vermektir. Ben bütün bunları söylüyorum, bunların hiçbirisi kale alınmıyor, söylemediğim laflar söyleniyor ve sanki düşman gibi... Bunlar iftiradır. Bu Allah'tan korkmayanlar, insanlardan utanmayanlar benim diyeceğim bir şey yok. Ama Allah'a, Kur'an'a inanıyorlarsa Hucurat Suresi'ni okusunlar. Hucurat Suresi'nde bazı ayetler var onları ben bilahare hatırlatacağım."
Hedef yüzde 60
Ekmeleddin İhsanoğlu, Cumhurbaşkanlığı Seçimi'nde yüzde 60 oy hedeflediklerini söyledi.
İhsanoğlu, seçim çalışmaları için geldiği Kayseri'de bir otelde düzenlediği toplantıda basın mensuplarının sorularını cevapladı.
Bir gazetecinin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kendisiyle ilgili, "Benden ödenek istedi" yönündeki açıklamasını hatırlatması üzerine İhsanoğlu, Sayın Başbakan'ın bütün söylemlerini takip etme gibi bir imkanının olmadığını söyledi.
Sayın Başbakan'ın üslubuna katılma imkanının da olmadığını ifade eden İhsanoğlu, İslam İşbirliği Teşkilatı'na Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin adayı olarak ortaya çıktığını ve kazandığını belirtti.
Karşısında Suudi Arabistan, Pakistan, İran, Malezya, Bangladeş ve Mısır gibi birçok devletin olduğunu dile getiren İhsanoğlu, bu seçimi nasıl kazanacağını devlet ricaline söyledikten sonra seçime girdiğini ve mükemmel bir şekilde kazanarak bu şerefli görevi devletine, milletine kazandırdığını vurguladı.
İkinci dönemde ise uzatma teklifinin kendisine karşı çıkan diğer devletlerden geldiğini vurgulayan İhsanoğlu, şunları kaydetti:
"Ne kendim istedim ne devletim istedi. Suudi Arabistan istedi. Ben bunları ilk defa söyledim, bunlara burada girmek istemezdim. Uluslararası siyasetin kendine göre nazik bir üslubu vardır. Onu korumak lazım. Devletler arası münasebetler böyle bizdeki gibi iç politika kavgalarına benzemez. Onun daha ince bir üslubu olmalı. Ben göreve gelirken and içtim, bu andıma, yeminime son güne kadar sadık kaldım. Bu görevde minnet borcu yoktur. Siz devlet adına bir hizmet yapıyorsanız minnet borcu bekleyemezsiniz. Ama ben bu 9 sene içinde iki şeyi gözettim. Birincisi 57 ülkenin karşısında içtiğim anda sadık kalmak, bir de kendi milletimin menfaatlerine hizmet etmekti. Ben bunları layıkıyla yaptığımı sanıyorum. Görevimin sonunda sayın Abdullah Gül çok güzel bir teşekkür mektubu yazdı. 57 ülkeden oluşan bir teşkilatın bütçesi, o ülkelerden ödenir. Bu ödenen paralar iki türlüdür. Birisi yıllık aidat, bir de bağışlar vardır. Ben doğrusu başka ülkelerin aidatlarının üzerine bağışlar yaptığına göre benim ülkemin de bağış yapması gerektiğini söyledim. Herhalde Sayın Başbakan oradan hatırlamıştır."
Kadir Gecesi mesajı
İhsanoğlu, başka bir gazetecinin, "Bir yanınızda CHP'li, bir yanınızda MHP'li vekiller var, bu gayet doğal. Çünkü sizi onlar aday gösterdi. Fakat siz partiler üstü olduğunuzu söylüyorsunuz, hem partililer üstü olduğunuzu söyleyip hem de partililer ile aynı hizada bulunmanız doğru mu? Bir de Kadir Gecesi'nde vatandaşların cep telefonuna Kadir Gecesi tebriği mesajı geldi sizin adınıza. Vatandaşlar şunu söylüyor, 'bizim hiç ilgimiz olmamasına rağmen telefonumuzu nereden aldıysa bize de mesaj gelmiş' gibi vatandaşlardan da tepkiler var" şeklindeki sorusuna, gülümseyerek "Kandillerini tebrik ettiğim için mi tepki var? Bu güzeldi, hoş oldu, teşekkür ederim" şeklinde cevap verdi.
Gazetecinin, "Mesajı dini bir vecibe olarak değil siyasi olarak yazdığınızı düşünüyorlar" şeklinde konuşması üzerine İhsanoğlu'nun, "Ben kandilinizi tebrik ettim. İslam alemine, memleketimize hayırlı olmasını diledim. Bana oy verin demedim ki" sözleri salonda bulunanlar tarafından alkışlandı.
Salonda iki partinin milletvekilleri olduğuna dikkati çeken İhsanoğlu, "Her gittiğimiz her yerde 10 partinin il başkanı var. Bugün Büyük Birlik Partisinin genel başkan yardımcısı, partilerin il başkanlarının hepsi buradadır" diye konuştu.
İhsanoğlu, "Zorlu bir seçim süreci çok da hızlı geçiyor, hedeflediğiniz bir rakam var mı" yönündeki bir soruya ise "Yüzde 60" şeklinde cevap verdi.
Başka bir gazetecinin, "Yüzde 60 rakamı öngörünüz, beklentiniz mi, yoksa anket çalışması sonucu ortaya çıkan rakam mı?" şeklindeki sorusu üzerine ise İhsanoğlu, şunları kaydetti:
"Şimdi iki partinin toplam yekunü ve 10-11 partinin küçümsenmeyecek potansiyeli, artı bu seçimlerde farklı bir şey olacak. O bence çok mühim. Bunun altını çizmek lazım. İçinden geçtiğimiz dönem siyasi ve sosyolojik haritada değişim sürecidir. Cumhuriyeti kuran CHP, Türk milliyetçiliğinin temsilcisi MHP. Bu iki parti çok farklı dünya görüşleri, felsefeleri olduğu halde bugün 2014 Türkiyesinde toplumsal ve siyasi yozlaşmanın varlığını, zaruretini hissedip bu siyasi, yani tavandaki anlaşmayı, mutabakatı yapmışlardır. Bu mutabakat iki genel başkanın düşüncesi olabilir ama o düşüncenin altında sosyolojik bir olay."
"Türkiye'nin ticaretini İsrail üzerinden yapma mecburiyeti oluştu"
Bir gazetecinin, "İsrail'in Gazze'ye uyguladığı zulümle ilgili hem sayın Başbakan'dan hem de hükümetten çok sert açıklamalar geliyor. Fakat bir taraftan da iki önemli iddia var, hükümetin İsrail'e jet yakıtı sattığı ve diğeri de Sayın Başbakan'ın oğlunun gemileri vasıtasıyla İsrail'e ticaret yaptığı iddiaları. Bu iddiaları nasıl değerlendiriyorsunuz?" yönündeki sorusunu İhsanoğlu, şöyle yanıtladı:
"Bu iddialar, karşısında benim bir lafım yok. Çünkü iddialar delile muhtaçtır her zaman. Bizim hakkımızdaki iddialar hiç delili yokken her gün tekrarlanınca gerçek oluyor. Benim temennim odur ki herhangi bir iddianın sahibi, delilini ortaya koysun. Ben onlara bir şey demeyeceğim. Fakat şunu söyleyeyim, Türkiye'den İsrail'e ticaret çok artmıştır. Türkiye'nin ticaretini İsrail üzerinden yapma mecburiyeti oluştu. Çünkü bütün Ortadoğu'ya giden yollar kapanmıştır. Suriye, Irak kapanmıştır. Mısır'la aramızdaki durum bellidir. Onun için Ortadoğu'ya yapabildiğimiz ticaret İsrail üzerinden karayoluyla, deniz yoluyla yürüyor. Bu büyük bir maliyet getiriyor. Bu ticaret, ekonomi uzmanları tarafından yakından takip ediliyor ve biliniyor. Büyük kayıplar var. Ama bunların çoğunun da İsrail'in lehine olduğu muhakkaktır."
İhsanoğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak'ın hiçbir adaya destek vermeyecekleri yönündeki açıklamasının hatırlatılması üzerine, "Türkiye'de açıktan fikir beyan etmek eskisi gibi kolay değil. Türkiye'de bir takım sıkıntılar, gerginlikler, çekilmeler var. Yolda gelirken yanımda eşim oturuyordu, birşey için kalktı o arada birkaç kişi yanıma geldi. Genç hanımlardan, beylerden birkaç kişi. 'Efendim biz sizi tanıyoruz, seviyoruz oyumuz size' diyorlar, birisi gelince hemen kalkıp gidiyorlar. Neden bu halde anlamıyorum. Bunlar yolcu. Böyle bir korku var milletin içinde" ifadelerini kullandı.
İhsanoğlu, "Demokrasi mücadelesi sırf hamasi sözlerle yeni düşmanlar yaratarak, milleti arkamıza almakla olmaz. Biraz daha rahat olalım. İster seçilelim seçilmeyelim mesele değil. Memleketin daha iyi noktaya gelmesi toplumun gerginlikten kurtulması hedefimizin bu olması gerekiyor" dedi.
"Çözüm Süreci" ve "Paralel Yapı"
"Çözüm süreci ve paralel yapı" konusundaki düşünceleri sorulan İhsanoğlu, elbetteki barıştan yana olduklarını, savaştan yana olmadıklarını söyledi.
Çözüm Süreci'nin aleyhinde olamayacaklarını dile getiren İhsanoğlu, "Türkiye'de büyük meseleler büyük mutabakatla, Meclis'in mutabakatıyla olur. Onun için bu husustaki fikirlerimi net olarak söylüyorum. Öbür mesele, polislerin polisleri kelepçelemesi, savcıların savcıları hapse atması meselesi Türk adaletinin adalet tarihine bir kara leke olarak girecektir. Çünkü, yargının ve kolluk kuvvetlerinin siyasileştirilmesi korkunç bir hadisedir. O zaman bu ülkede biz kolluk güçlerine, mahkemelere, hakimlere, savcılara güvenimizi kaybedersek bu ülke çöker. Çünkü bizim mahkemelerimizdeki asılı levhada 'adalet mülkün temelidir' yazar. Mülk demek, devlet millet demektir. O devletin, milletin temeli çöker, çürürse o devlet o millet çöker. O nedenle bu şekilde olan hadiseler şaşırtıcıdır. Biz biliyoruz işte daha önce tutulanların bir kısmı serbest bırakıldı. Allah'tan ki yine kanunu uygulamak isteyen, Allah'tan korkan hakimlerimiz var. Onlara da bir şey olsa hepimiz tehlikedeyiz."
İhracatımız azalırken ithalatımız artıyor
Ekmeleddin İhsanoğlu, "İhracatımız azalırken ithalatımız artıyor. İşte burada bir sıkıntı var. Ekonomide sanayinin payını arttırmamız lazım, o zaman kalkınmamız daha doğru bir noktaya gelecektir" dedi.
İhsanoğlu, sivil toplum örgütleriyle yaptığı doplantıda yaptığı konuşmada ise Yozgatlı olduğunu anımsatarak, Kayseri'de olmaktan mutluluk duyduğunu, kendisini vatanında, toprağında hissettiğini söyledi.
İhsanoğlu, "Mimar Sinan'ı, Ahi Evran'ı, Bacıyan-ı Rum'u, Gevher Nesibe Sultan'ı yetiştiren, Turgut Özal'ın okuduğu, Çanakkale Savaşı'nda son sınıf talebelerinin hepsinin şehit olduğu bir yerdir Kayseri. Burada bulunmak bir Türk'ün en büyük haz duyacağı yerdir. Bugün hala şehit vermeye devam ediyoruz, dün yine 3 evladımızı şehit verdik. Kayseri, çok kıymetli insanları yetiştirmiştir. Rahmetli Türkeş'i, Sayın Cumhurbaşkanımız Gül'ü, Sabancı'yı yetiştirmiştir. Bu mübarek topraklar, Orta Anadolu'nun kültür ve ekonomi merkezidir" diye konuştu.
Cumhurbaşkanının halkın oylarıyla seçileceğini anımsatan İhsanoğlu, Cumhurbaşkanı hem anayasadan aldığı güçle hem de halkın doğrudan doğruya verdiği oylarla beraber büyük bir güç sahibi olacaktır. Bu gücü kendi siyasi programı, kendi siyasi hedefleri için değil halkın ve milletin menfaati için kullanırsa o zaman problemleri çözücü bir hale gelir" ifadesini kullandı.
Türkiye'de ekonomik durumun eskisi gibi olmadığını, yurt dışındaki ticaretin kaybedildiğini savunan İhsanoğlu, şöyle konuştu:
"Irak'a olan ticaretimizin yüzde 35'i kayboldu, bu devletin kendi resmi rakamıdır. Suudi Arabistan'a ilk 5 ayda ihracatımız 200 milyon dolar azaldı. İhracatımız azalırken ithalatımız artıyor. İşte burada bir sıkıntı var. Ekonomide sanayinin payını arttırmamız lazım. O zaman kalkınmamız daha doğru bir noktaya gelecektir. 2002'den 2014'e yılına 10 bin dolara geldik de iyi de kaç yıldır 10 bin dolardayız, bunu sormak lazım. İspanya bizimle başladığında 16 bin dolardı, 2008'de 33 bin dolar oldu. Yunanistan, 13 bin dolardan 30 bin dolara yükseldi. Bunlar kalkınıyor, yükseliyor biz hala 10 binde durup bunu da marifet sanıyoruz. Ekonomik iyileşme siyasi iklimin değişmesiyle mümkün. Türkiye'de bir partinin kuyruğuna takılıp görev yapmak değil, bütün partilerin üstünde bir anlayışla siyaset üstü siyaseti yöneten ancak taraf olmayan bir cumhurbaşkanı seçimiyle olur. İnşallah hakkın emriyle, sizin desteğinizle seçilirsem ben bunu yapacağım."
İhsanoğlu, Türkiye'nin ekonomik büyümede tarımı, turizmi ve inşaatı kullandığını, herkesin inşaat milyarderi olduğunu, sanayinin ise geri planda kaldığını savundu.
Sanayinin Türk ekonomisindeki payının azalıp inşaatın artmasını eleştiren İhsanoğlu, "Bu bir hastalıktır, bu kolaycılıktır. Bu şişko kedileri yetiştirmek için bir çaredir, çabuk zengin yetiştirmek için bir çaredir. Fakat halkın arasında yükselen gelirin dağılımı bakımından çok yanlış bir politikadır. Zenginler yaratırken onun karşısında on binlerce fakir yaratıyorsunuz ve asgari ücreti yükseltmiyorsunuz" görüşünü paylaştı.
İhsanoğlu, Kur'an-ı Kerim yasaklayacağı ve başörtüsünü istemediği yönünde iftiralar atıldığını, bunun çok bayağı ve ucuz bir siyaset olduğunu kaydetti.
"Koruma ordusuyla dolaşan bir aday var"
Cumhurbaşkanı adaylarının seçim kampanyalarını kıyaslayan İhsanoğlu, şöyle devam etti:
"Bir yanda devletin tüm imkanlarını, uçaklarını kullanan, koruma ordusuyla dolaşan bir aday var. Karşısında da bendeniz fakir-i pür taksir var. Birkaç arkadaşımızla Anadolu'yu geziyoruz. Siz statükonun, vesayetin temsilcisisiniz diyorlar. Bu vesayet dedikleri yer neresi, Çankaya mı? Çankaya'da kim oturuyor, aziz hemşehriniz, sayın Gül oturuyor. Benim de çok aziz arkadaşım, eski dostum. Sayın cumhurbaşkanınız vesayetin temsilcisi midir? 7 yıldır görevini ifa etmektedir. Hangi vesayetin temsilcisidir? AK Parti'nin kurucularından değil miydi? Nasıl vesayetin temsilcisi olarak 7 yıldır o görevde devam eder? Demek ki o başka bir yerden geldi. Maalesef düşmanlar yaratıyorlar ve bu düşmanların üzerinden siyasi destek sağlamaya çalışıyorlar. Millet bunlara inanmıyor. Millet, Çankaya'ya birleştiren birisini istiyor, ayrıştıran birini istemiyor."
İhsanoğlu, kendisini 10'dan fazla partinin yanı sıra AK Partililerin de desteklediğini belirterek, şunları kaydetti:
"Başbakanın AK Parti'yi bırakmasını istemeyen çok sayıda kişi bizi destekliyor. Başbakan, Cumhurbaşkanı olunca partiye bir hal olacak diye düşünüp korkuyorlar. 'Biz başbakanımızı seviyoruz, partimizin başında kalsın' diyorlar. Bu nedenle bize oy verecekler. Biz AK Parti tabanının yabancısı değiliz ki. Hepimiz aynı kıbleye yöneliyoruz, aynı Allah'a inanıyoruz, aynı bayrağı, toprağı kutsal biliyoruz. Biz bu samimi arkadaşlarımızla vatanın birliğini, beraberliğini istiyoruz, hiç kimseyi bölünmeyi, ayrışmayı istemiyor. Herkes gibi onlar da Çankaya'da kavga istemiyorlar. Çünkü Çankaya kavga yeri değildir. Siz oraya çıkacaksınız, Yüzde 50-51 ile sonra 'bana oy verenler benim taraftarımdır, öbürleri haindir, onlar ötekilerdir' diyeceksiniz. Böyle olur mu, kutuplaşma üzerine siyaset bugüne kadar buraya getirdi. Ama bundan sonra kutuplaşma siyasetini Çankaya'ya taşırsak Türkiye büyük sıkıntı içine girer."
"Ekmeğimizi bölüşürüz, toprağımızı bölmeyiz"
Cumhurbaşkanı seçimlerinde 3 adaydan birinin seçileceğini ifade eden İhsanoğlu, önümüzdeki genel seçimlerde herkesin kendi siyasi tercihini kullanacağını ancak cumhurbaşkanı seçiminin farklı olduğunu dile getirdi.
Cumhurbaşkanının 76 milyonu kucaklaması gerektiğinin altını çizen İhsanoğlu, "Kendi siyasi programını yukarıya taşıyamazsın. Hem başkanın hem meclisin hem cumhurbaşkanının yetkilerini kullanacak, yukarıya çıkınca anayasayı beğenmiyorum diyecek, o fikirlerini kabul ettirecek. Türkiye'nin anayasa sistemi bellidir. Islaha ihtiyacı vardır. Ama köklü rejim değişikliğine ihtiyacı yoktur. Sistemin ıslahı için çalışacağız. 76 milyonun hepsini kucaklayacağız. Bizim bu mücadeledeki hedefimiz Türkiye'de sevgi, saygı, birlik ekmektir. Ekmeğimizi bölüşürüz, bölüşmeliyiz ama toprağı bölmeyiz, bölüştürmeyiz" değerlendirmesinde bulundu.
Toprağımızı bölüşmeyiz
Ekmeleddin İhsanoğlu, "Biz bu vatanda her şeyi bölüşmeye hazırız ama toprağımızı değil" dedi.
Seçim kampanyaları kapsamında Kayseri'ye gelen İhsanoğlu, Türkiye Harp Malul Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Kayseri Şube Başkanı Ali Yavuz'u ziyaret etti.
Burada bir konuşma yapan İhsanoğlu, şehit ve gazilerin ülke için büyük fedakarlıklar yaptıklarını belirterek, "Şehitlerimize her zaman Allah'tan rahmet dileriz. Onlar zaten Kuranı Kerim'de geçtiği gibi (ölü değil) Allah nezdinde diridirler. Onlar yaşıyorlar" diye konuştu.
Şehitlerin ülkenin bölünmemesi için canlarını verdiğini aktaran İhsanoğlu, şöyle devam etti:
"Biliyoruz ki eğer vatanımız bölünmemişse vatanımız ve birlik ve beraberliğimiz korunmuşsa onların sayesinde olmuştur. Bu seçim kampanyası döneminde gittiğimiz her yerde şehit ailelerimizi ziyaret ediyoruz. Onların yanında yer aldığımızı bildiriyoruz. Biz bu vatanda her şeyi bölüşmeye hazırız ama toprağımızı değil. Ekmeğimizi bölüşmeye hazırız ama toprağımızı bölüşmeye hazır değiliz. Onun uğrunda şehit düşen evlatlarımızı minnet ve rahmetle anıyoruz."
İhsanoğlu, ziyareti sırasında Ceylanpınar ilçesinde, Suriye sınırından yasa dışı geçiş yapmak isteyen grubun silahlı saldırısı sonucu ağır yaralanan ve kaldırıldığı hastanede şehit olan piyade er Berat Sağırkaya'nın babasıyla telefonda konuşarak, "Başınız sağolsun evladınızı vatan uğruna kaybettiniz. Bu millet size minnettardır. Allah bir daha böyle acılar yaşatmasın. Herkes size şükran borçludur. Biz sizin yanınızdayız" ifadelerini kulandı.
Ekmeleddin İhsanoğlu daha sonra Kayseri'de çarşıda gezerek, esnaf ve vatandaşla sohbet etti.
Muhabir: Musa Özyürek
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
