ANKARA
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç, cumhurbaşkanı seçimine ilişkin, "Baştan sakat bir seçime gidiyoruz. Eğer YSK Başbakan'ın kamu görevi yaptığını, 11 Temmuz'da cumhurbaşkanı adaylığını netleştirirken, kesinleştiriken, kabul etmezse, önümüzdeki seçimler baştan sakat bir seçim olacaktır" iddiasında bulundu
CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplandı.
Koç, toplantı devam ederken basın mensuplarına açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.
Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili gündemin Türk siyasetini yönlendirdiğini belirten Koç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın üç cumhurbaşkanı adayından biri olduğunu, devletin tüm gücünü arkasına alarak meydan meydan dolaştığını savundu.
Türkiye'nin, tarihinin en sıkıntılı dönemini yaşadığını savunan Koç, Erdoğan'ın bilinçli bir şekilde ülkeyi sürekli gerdiğini, siyaseti adeta yüksek gerilim hattı üzerinde tuttuğunu ileri sürdü.
"Bir perdenin önü var Recep Tayyip Erdoğan için kullanılan, bir de perdenin arkası var" diyen Koç, perdenin önünde, karşıtlık yaratarak toplumda güç bulmanın, yakın tarihi çarpıtmanın olduğunu iddia etti.
Erdoğan'ın yakın tarihten bir düşmanlık, husumet çıkarmayı, siyasette kullanılabilen mubah bir yol olarak gördüğünü öne süren Koç, "Yalan konuşarak bu gerçekleri saptırıyor. Toplumu her alanda bölme stratejisini inatla sürdürüyor. Perdenin önündeki Tayyip Erdoğan'ı tarif ediyoruz. Tüm değerlerimizi, bizi biz yapan tüm kavramları kendi işine geldiği gibi insafsızca kullanabiliyor, değersizleştirebiliyor, anlamını boşaltabiliyor" diye konuştu.
Koç, Erdoğan'ın bütün bunları "hiçbir edep kırıntısı göstermeden" yaptığını iddia etti.
Cumhurbaşkanlığına aday olan Başbakan Erdoğan'ın bir kamu görevi yürüttüğünü belirten Koç, 6271 sayılı yasanın 11. maddesinin, "cumhurbaşkanlığına aday olan kişinin, adaylığı kesinleştiği andan itibaren, kamu görevi yürütüyor ise kamu görevinin bitmiş sayılacağını" belirttiğini aktardı.
YSK'nın, 11 Temmuz'da cumhurbaşkanı adaylarını netleştireceğini ifade eden Koç, şöyle konuştu:
"Kanun açık ve net. Ben de dahil birçok defa, birçok gazeteci ve siyasetçiye, bana açılan davalarda da yazılı, 'kamu görevini yürüten başbakana hakaretten...' Sen millete dava açarken, kamu görevi yürüttüğünü söylüyorsun. Kanun gereği, kamu görevi yürütenler aday olduklarında, adaylıkları kesinleştiğinde istifa ederler gerekçesi var. Görevlerinden ayrılırlar gerekçesi var. Şimdi bu deve mi kuş mu? Hangisi bu?"
Eğer Türkiye'de yargı bağımsızlığı varsa, yargı vesayet altında değilse, Yüksek Seçim Kurulu, ilgili kanunun 11. maddesi açık ve net ortada, bunu uygulamak durumundadır. Şöyle bir tabloyu düşünebiliyor musunuz? Devletin uçağı, helikopteri emrinde, valisi, kaymakamı, müdürü, polisi 'emredersin' diyip görev peşinde. Diğerleri görev çıkartma peşinde. Örtülü ödenek emrinde, yürütmenin bütün gücü emrinde. Adil bir seçim kampanyası yapacaksın, diğer tarafta mütevazi adaylar. Bilhassa Sayın İhsanoğlu. Halkın arasında görüyorsunuz. Sade, koruma yok, baraj, barikat yok, kimseye sövmüyor. Mütevazi, ölçülü, karşılıklı saygılı, hiçkimsenin değer yargısına tepeden bakılmayan bir kimlik. Herkesi kucaklamaya çalışan, en geniş temelde bir uzlaşı yaratmaya çalışan, huzur, itibar diyen bir kişi."
Bir tarafta şaşalı gösterilen, şovların, zorlama törenlerin, diğer tarafta ise Ekmeleddin İhsanoğlu ile Selahattin Demirtaş'ın olduğunu ileri süren Koç, "Bu seçim adil mi? Baştan sakat bir seçime gidiyoruz. Eğer YSK Başbakan'ın kamu görevi yaptığını 11 Temmuz'da cumhurbaşkanı adaylığını netleştirirken, kesinleştiriken, kabul etmezse önümüzdeki seçimler baştan sakat bir seçim olacaktır" iddiasında bulundu.
"Sen derin devlet vesayetinin adayısın"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "ben milletin adayıyım, oysa onlarınki..." diyerek ayrım yaptığını ileri süren Koç, şunları kaydetti:
"Beyin iki parçadır ama bununki doğuştan her şeyi ikiye ayırmış vaziyette. 'Ben milletin adayıyım, onlarınki devletin adayı.' Bak Sayın Recep Tayyip Erdoğan, sen şu anda kurduğun yeni vesayet sistemiyle, o derin ilişkilerle, kurduğun takibat ağlarıyla, yasalarla, ördüğün o yeni çerçevenin içerisinde derin devletin en tepesini temsil ediyorsun. Sen derin devlet vesayetinin adayısın, ta kendisisin. Milletin adayı, milletin, halkın içinde. Senin gibi binlerce korumayla, devletin uçağıyla oradan oraya ışınlanır gibi gidip, tepeden bağırıp ona buna küfretmiyor. Milletin adayı basit, sade, mütevazi, halkın içinde. Sen milletin değil, yeni kurduğun vesayet devletinin en derin noktasındaki adamısın."
Başbakan Erdoğan'ın, cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili "bir saksı, bir vazo seçmenin gayreti içindeler" sözlerini hatırlatan Koç, "Mevlana, 'kötü ahlaklı insan kırılmış saksı gibidir, artık o ne saksıdır ne çamur' diyor. Sana mevlana veriyor cevabı zaten. Ahlakın üzerinden sana hangi saksı türü olduğunu açıklıyor" dedi.
"Demirtaş'a saygım var"
Erdoğan'ın, "Anayasa'daki yetkiler dışında her şeye müdahil olacağını" söylediğini ileri süren Koç, şunları kaydetti:
"Hava alanlarını, yolları yapacağım diyor. Yani, 'haram havuzundakiler sakın şaşırmayın' diyor. 'Ben aynı dümeni çevirmeye devam edeceğim, işin, dümenin başındayım ben, yine yürüten vakıflar olacak, sizden haraç toplayacak' diyor. Yani 'ben baş müteahhidim, başçalanlığa devam edeceğim' diyor.
Elinizi vicdanınıza koyup karşılaştırın. Bir tarafta kifayetsiz bir muhteris, her şeyi kendinde verilmeden toplayan, diğer tarafta mütevazi, birlikteliği, kardeşliği, huzuru savunan itibarlı bir insan, Sayın İhsanoğlu. Öyle bir ikilem içindeyiz. Sayın Demiştaş'a da saygılarımı iletiyorum. Kendi temsil ettiği değerler bakımından saygım var."
"Sanki komedi dükkanı"
Başbakan Erdoğan'ın, Türkiye için çok önemli olan tarih ve sembolleri değiştirme ve kendine mal etme, milat yapma çabalarının olduğunu iddia eden Koç, bunun da ayrı bir hastalık olduğunu öne sürdü.
Erdoğan'ın Samsun'da kurtuluş savaşına öykünerek "istiklal savaşı başlatıyoruz" dediğini ileri süren Koç, "Şunu kafana sok Recep Tayyip Erdoğan; Türkiye'de bir tane kurtuluş savaşı olmuştur o da Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının verdiği bağımsızlık savaşıdır. Senin ağzına da yakışmıyor, meşrebinde değil bu. Senin yaptığın olsa olsa oğlunla beraber geleceğinizi kurtarmak için yaptığınız istikbal savaşıdır" diye konuştu.
Erdoğan'ın "Erzurum Kongresi'ne yetişeceğiz" dediğini de hatırlatan Koç, şunları kaydetti:
"Mübarek siyaset meydanında değil sanki televizyondaki komedi dükkanı. 'Erzurum Kongresine yetişeceğiz' diyor, Allah'tan karıştırıp 'Kazım Karabekir Paşa'yı bekletmeyelim bir kahve içecektik' demiyor henüz. Bir çizgi roman kahramanı haline getirmiş, kendini karikatür haline getirmiş, bir malzeme haline dönüşmüş, bundan haberi yok. Etraftan da buna gaz verenler var. 'Aman efendim şöyledir, böyledir' diye. Herhalde ayakları yerden kesilince, uçuşa geçince bunu da bir türlü gerçekle buluşturmak mümkün olmuyor."
"Demokrasinin ırzına geçerler"
Koç, İçişleri Bakanı Efkan Ala'ya yönelik söylediği "Goebbels vari taktiklerin uzmanı" sözünün dava konusu yapıldığını belirterek, şöyle konuştu:
"Teşekkür ediyorum Efkan Ala'nın Goebbels'liği mahkeme tarafından tescil edilecektir. Hiçkimse unutmamıştır. Tapelerdeki Efkan Ala sözlerini kimse unutmamıştır. 'Sen yap kardeşim, al görevden, kır kapıyı al içeri, gerekirse kanun çıkarırız o bizim işimiz, sen işine bak...'Bu sözleri söyleyenler takipte, fişlemede yaparlar, demokrasinin ırzına da geçerler."
Muhabir: Mehmet Tosun
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
