TBMM
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, 30 Mart yerel seçimleri nedeniyle çalışmalarına ara veren ve bugün yeniden çalışmalara başlayan TBMM'ye ve AK Parti'li milletvekillerine başarılar diledi.
Suudi Arabistan'ın Cidde şehrinde cuma günü vefat eden İslam düşünürü Muhammed Kutub'a Allah'tan rahmet dileyen Erdoğan, Kutub'un, İslam coğrafyasının bütün dertlerini, acılarını yüreğinde toplayan, fikir düzeyinde ortaya büyük eserler koyan mücadele insanı olduğunu anlattı.
Kutub'un tüm hayatını sürgünde geçirdiğini ifade eden Erdoğan, onun unutulmaz mücadele çizgisini ve eserlerini, istikbale miras olarak emanet ettiğini belirtti. Erdoğan, "Ölümünden 2 gün önce oğluna vasiyetinde, 'Tayyip Bey'i arayın onlara tebriklerimizi iletin' diyecek kadar bu işin hassasiyetini ölüm döşeğinde bile nefsinde yaşayan bir insandı" dedi.
Teşekkür etti
Başbakan Erdoğan 30 Mart seçimlerini geride bıraktıklarına işaret ederek, AK Parti olarak 13 yılda girdikleri 8. seçimi de tartışmasız bir zaferle kazandıklarını kaydetti.
30 Mart akşamı bu zaferde emeği, desteği, duası olan herkese, her kesime teşekkür ettiğini anımsatan Erdoğan, AK Parti Grup Salonu'ndan da 30 Mart seçimlerini, Türkiye'nin istiklal ve istikbal mücadelesini zafere taşıyan herkese şükranlarını iletti.
"Hedef AK Parti'den çok Türkiye'ydi"
Başbakan Erdoğan, çok zorlu bir seçim sürecinden geçtiklerini dile getirerek, demokrasi tarihinin belki de en meşakkatli seçimini yaşadıklarını söyledi.
Erdoğan, büyük Türkiye ve yeni Türkiye'den rahatsız olanların, Türkiye'nin kutlu yürüyüşünü durdurmak isteyenlerin, kirli ittifak yaptıklarını, çok kirli, ahlak, edep dışı kampanya yürüttükleri seçim sürecine şahit olduklarını belirtti.
Geçen yıl Gezi olaylarından başlayarak, demokrasi, siyaset, istikrar ve huzur ortamının, çözüm sürecinin, ekonomi ve dış politikanın, büyüyen Türkiye'nin acımasızca hedef alındığını gördüklerini kaydeden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Hedef, Hükümetimizden, AK Parti'den çok Türkiye'ydi, Türkiye'nin birliği, kardeşliği ve ülkemizin hedefleriydi. Her yöntemi kullandılar. Sokak hareketlerini devreye aldılar. Terörü, vandallığı, faşizmi, ırkçılığı, nefret ve ayrımcılığı en azami şekilde kullandılar. Türkiye'nin en hassas meselelerini, yaşam tarzlarını, inançları, mezhepleri acımasızca istismar ettiler. Uluslararası platformlarda Türkiye'nin imajını karalamaktan tutun, yatak odalarına girip, insanların en mahrem görüntülerini kaydetmeye kadar, insanlık, insaf dışı her yöntemden medet umdular.
Bu yaşananları asla ve asla unutmayacağız, bunları unutmak mümkün değil. Bu ülkede birileri gittiler, terör örgütlerini silahlı eylem yapmaları yönünde teşvik ettiler. Dağa mesaj gönderenler oldu, 'silahları elinize alın, Türkiye Cumhuriyeti'nin ordusuna saldırın' diye çağrı yapanlar oldu. Eli kanlı terör örgütlerini Ankara, İstanbul, Hatay'da sokaklara dökmek, kan akıtılmasını sağlamak için her türlü teşviki, tahriki yaptılar. Uluslararası platformlarda ne kadar Türkiye karşıtı odak, çevre varsa onlarla işbirliği yapacak kadar alçaldılar. Ekonomiyi durdurma çağrısı yapanlar oldu. Yatırımcılara 'Türkiye'ye gelmeyin' diye akıl verenler oldu. Türkiye'nin uçağı düşürüldüğünde saldırganların yanında yer aldılar. Türkiye haklı olarak uçak düşürdüğünde gittiler yine o saldırganların yanında saf tuttular. Suriye'deki Türkmenlere yardım malzemesi götüren TIR'ların önünü kesecek, onlara düşman muamelesi yapacak kadar büyük bir alçaklığın, ihanetin içinde yer aldılar. Bu ülkenin Dışişleri Bakanı, MİT Müsteşarı, Genelkurmay İkinci Başkanı, son derece önemli görüşme yaparken bunu dinlediler, kaydettiler, yetmedi servis ettiler. Binlerce kişinin telefonunu hukuksuzca dinlediler. İnsanların mahrem görüşmelerini ahlaksızca yayınladılar. Bu ülkede 'ben gazeteciyim, köşe yazarıyım, düşünürüm' diye ortaya çıkanlar, devletin en gizli sırları üzerinden, insanların mahrem görüşmeleri üzerinden haftalarca ahlaksız şekilde yorum, yayın yaptılar. İnsanların iffetini, namusunu, şerefini, aile yaşantısını, kurdukları kurtlar sofrasına meze yapıp tatmin olmaz bir iştahla tüketmenin mücadelesini verdiler. Ellerine ne geçtiyse üzerimize fırlattılar. Bir süre sonra fırlatacak bir şey bulamayınca kendi şereflerini, namuslarını, haysiyetlerini dahi gözden çıkarıp, onları bile fırlatmaktan çekinmediler. İnsanların vefat etmiş annelerine hakaret etmekten tutun, milletin tamamını aşağılamaya kadar ahlaksızlığın, edepsizliğin, alçaklığın her çeşidini sergilediler. Anketlerle manipülasyon yaptılar. Daha seçim yapılmadan, 'seçimde hile yapılacak' diye şayialar yarattılar. 30 Mart akşamından itibaren postal giymiş haber ajanslarını da kullanarak, sonuçları çarpıtmaya, insanları sokağa dökmeye çalıştılar. Kendi özeleştirini yapmak, kendi yenilgilerini konuşmak yerine günlerce hile iddiaları üzerinden sokakları kan gölüne çevirmenin hesabını yaptılar."
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Siyaset tarihi, demokrasi tarihi bu ihaneti, alçaklığı, insanlık dışı saldırıları asla unutmayacak. O atılan manşetleri unutmadık, unutmayacağız. Basın ahlak ilkelerinin ayaklar altına alınarak manşetlerin, satırların, sütünların, köşelerin, vahşilerin elindeki mızrak gibi nasıl kullanıldığını asla unutmayacağız. Bu ülkeninin inançlarına, değerlerine, huzuruna, kardeşliğine yapılan haince saldırıları asla unutmayacağız. Muhalefet partilerinin hainlerle yaptığı işbirliğini, hainlere nasıl taşeronluk yaptıklarını asla unutmayacağız."
"Biz bu yapılan ihaneti sineye çekmeyeceğiz"
Başbakan Erdoğan, "Utanmadan, sıkılmadan, bizim kendi arzu ettikleri gibi bir balkon konuşması yapmamızı istediler, bunu beklediler. Bütün yapılanları sineye çekecektik, bütün o hakaretleri yutacaktık, insana yakışmayan o alçakça, ahlaksızca saldırıların üzerine güya çizgi çekecektir. Bir balkon konuşması yapacak, her şeyi unutacak, hiçbir şey olmamış gibi yolumuza devam edecektik. Bizden boynumuzu yere eğmemizi bekliyorlar, her şeyi unutmamızı bekliyorlar. Hayır. Beyler, biz boynumuzu yere eğmiyoruz ve eğmeyeceğiz. Biz bu yapılan ihaneti, bu alçaklığı sineye çekmedik, çekmeyeceğiz. Hiç kimsenin yaptığı yanına kar kalmayacak. İhanet, ajanlık, casusluk, alçaklık ve edepsizlik asla karşılıksız kalmayacak" diye konuştu.
"Vesayet defterinin dürüldüğü tarih"
30 Mart'ın çok önemli olduğuna işaret eden Erdoğan, 30 Mart'ın, 27 Mayıs'ta başlayan, silahların gölgesinde siyasetin artık son bulduğu bir tarih olduğunu vurguladı.
Erdoğan, 30 Mart'ın, vesayet defterinin dürüldüğü tarih olduğunu dile getirerek, "Kibir abidelerinin artık yıkıldığı tarihtir. 30 Mart, bir mürebbiye edasıyla, kibirle, kendini beğenmişlikle, parmaklarını millete karşı sallayan, milleti terbiye etme küstahlığına girişen imtiyazlı çevrelerin ebediyen kaybettiği bir tarihtir" diye konuştu.
"Bu kadar aklınız varsa kendinize saklayın"
"Eğer bir balkon konuşması yapılacaksa buyursun bunu CHP yapsın, MHP yapsın, BDP yapsın" diyen Erdoğan, balkondan özür dilemeleri gerektiğini söyledi.
Erdoğan, "MHP Genel Başkanı'nın, bu sabah adeta ağzından salyalar akarcasına hakaret ettiğini" ifade ederek, şunları kaydetti:
"Bir yılı aştı, isimlerini ağzıma almadım, seçim kampanyasında zaman zaman almak durumunda kaldım. Demek ki bunların anladığı dil o değilmiş. Bunlar başka dilden anlıyormuş. İnsanlara demek ki akıllarının anlayacağı şekilde hitap etmek durumundayız. Bunlara da böyle yapacağız. Çıksınlar balkona, ahlak dışı siyasetleriyle nasıl kaybettiklerini izah etsinler. Yandaşları çıkıyor, 'Erdoğan 55'e karşı kendini izah etmek durumunda' diyorlar. Bize bunu söyleyenler, kalkıp genel müdüre niye 'Niye 73'ü alamadın?', bir diğerine 'Niye 85'i alamadın?' diyemiyorlar? Bize akıl vermeye kalkıyorlar. Sizin bu kadar aklınız varsa bu aklınızı kendinize saklayın da bu ülkede birinci parti olun.
Biz milletimizin bize ne dediğine bakıyoruz. Milletimiz bize 'yürü, biz sizin arkanızdayız', 'Yürüyeceksin, millet arkandan yürüyecek' diyor. Biz de şu anda yürüyoruz. 77 milyonun tamamını kucaklamanın gayretinde olduk. Biz balkon konuşmasını, milletimizin diliyle sandıkta yaptık. Zaten bize de sandıkta alınan netice yaraşır. Eğer yürekleri yetiyorsa, CHP, MHP, BDP çıksın AK Parti gibi 77 milyonu kucaklayan bir konuşma yapsınlar. Haritayı gözlerinizin önüne getirdiğinizde anamuhalefet partisi, belli kıyı şeridinde kalmış. 'Hani kumsalların partisiydim' diyor ya hiç alakası yok, belli bir kıyı şeridinde kalmış. MHP, noktasal. Türkiye coğrafyasında Sivas'tan bu yana bazı yerlerde kalmış, ötesinde hiç yok, arama. Bir diğerine bakıyorsun o da Güneydoğu Anadolu'nun belli yerlerinde var. Ama AK Parti, Türkiye'nin tamamında var, farkımız bu."
"Bunlar hesap vermez"
Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bunlar hesap vermezler, kendilerini sorguya çekmezler, oturdukları o sıcak koltukları defalarca başarısız olmalarına rağmen ehline teslim etmezler. MHP Genel Başkanı, AK Parti karşısında 8. yenilgisini aldı ama halen orada oturmaya devam ediyor. 15 yıldır sürekli 3. parti, bizim ilk parlamentoya gelişimizde parlamentoya dahi giremedi. CHP genel müdürü, 5 yıl içinde 4 kez AK Parti karşısında kaybetti ama halen orada oturmaya devam ediyor. Kimsenin bunu sorguladığı yok. Utanmadan, sıkılmadan halen bize diktatör diyor. Bizim milletimiz diktatörlere bu kadar sevdalı mı? Nasıl oluyor da gelip böyle bir aşkla hamdolsun partimizin peşinde. Milletimiz onlarla bütünleşiyor. Bize diktatör diyen o kalemlerin, bu her daim kaybedip, koltuğuna gömülenlere söyleyecek bir çift sözü olmadı, yok. İlkelerini, ideallerini, hatta arkadaşlarını satıp, CHP'ye oy vereceğim diye bunu kamuoyuna ilan eden gazeteciler, acaba şimdi CHP'den hesap soracaklar mı? Soramazlar. Çünkü onlarda böyle bir kültür, ahlak yok. Onlar ne yaparlarsa yapsınlar, biz bu ülkede demokrasiyi, siyaseti güçlendirmeye devam edeceğiz. 77 milyonu kucaklamaya, 77 milyonu bir ve beraber görmeye devam edeceğiz. Sandıktan başarıyla çıkmış olmamıza rağmen yüzde 45,5 oy almamıza rağmen biz sandıkta verilen mesajı iyi okumanın, iyi analiz etmenin gayreti içinde olacağız. "
Halkımız paralel yapıyla mücadele talimatı verdi
Erdoğan, "Ancak milletimiz sabretti, gezi olayları karşısında sabretti. O atılan adımlara karşı aynı şekilde cevap vermedi. 17 ve 25 Aralık darbe girişimi karşısında sabretti. Millet adeta dişini sıktı, sabretti, tahammül etti. Allah'a hamd olsun, bütün tahriklere, bütün kirli kampanyalara karşı milletimiz dışarı çıkmadı, saldırılara karşılık vermedi, oyuna gelmedi, tuzağa düşmedi. Millet sabırla 30 Mart'ı bekledi, sandığı bekledi. Önce miting meydanlarında milletimiz gövde gösterisini yaptı, ardından sandıkta söyleyeceğini çok net söyledi. Biz aziz milletimizin sandık yoluyla verdiği mesajı, çok iyi anladık ama bu mesajı CHP alamadı, MHP alamadı, BDP alamadı. Millet bize bir kez daha güvenoyu verdi, politikalarımızı teyit etti. En önemlisi halkımız bize, paralel yapı ile mücadele talimatını verdi. Vatana ihaneti, ajanlık ve casusluk faaliyetleri artık tescillenen, Türkiye'nin istiklaline açıkça kasteden bu yapının tasfiyesi için millet bize yetki verdi. Bu konuda en küçük bir tereddüdün içinde olmayacağız" dedi.
Yapılan ihaneti asla unutmayacaklarını, paralel yapının MİT tırlarına yaptığı saldırıyı, devletin en gizli görüşmelerini kaydedip yayınlamasını, şahsı, ailesi ve arkadaşlarına yaptığı ahlaksızları asla sineye çekmeyeceklerini kaydeden Erdoğan, bu noktada hukuk ve demokrasiden taviz germeyeceklerini vurguladı. Sorumluların hepsinin yargı önünde hesap vereceklerini ifade eden Erdoğan, "Fakat altını çiziyorum; kendi paralel yargıları önünde değil, milletin yargısı önünde hesap verecekler" diye konuştu.
"Yolsuzluklar konusunda kimsenin gözünün yaşına bakmayacağız"
Erdoğan, 30 Mart seçimlerinden çıkan bir başka mesajın çözüm sürecinin muhafaza edilmesi olduğunu belirterek, bir yıldır devam eden huzur ortamının sandığa eksikleriyle beraber somut şekilde yansıdığını söyledi.
"Halkımız çözüm sürecine destek vermiş, onaylamış ve bu barış huzur ortamının devam ettirilmesi içini herkese talimat vermiştir. Biz de bu bahar ortamını muhafaza etmeyi sürdüreceğiz. Kardeşliğimizi inşallah daha da yüceltecek, yeni adımlarla, yeni reformlarla Türkiye'nin meselelerini tek tek çözüme kavuşturacağız" diyen Erdoğan, şöyle konuştu:
"Yolsuzluklar konusunda hiç kimsenin gözünün yaşına bakmacağımızı buradan tekrar ilan etmek istiyorum. Biz yola çıkarken ne dedik? 3Y ile mücadele dedik. Yolsuzluk, yasaklar, yoksulluk... Bu mücadeleyi bugüne kadar başarıyla verdik. Süreç içerisinde varsa onların da üzerine gideriz. AK Parti yolsuzluklarla mücadele etme kararlılığıyla işbaşına gelmiş, 12 yıl boyunca da bunu başarıyla sürdürmüştür. Samimi her iddiayı ciddiye alırız, ciddi her iddianın üzerine kararlılıkla gideriz. Yetimin hakkına el uzatana asla müsamaha göstermeyiz, o eli kırmakta asla tereddüt etmeyiz. Bu konuda da hiç kimsenin endişesi, tereddüdü olmasın. Her iftiraya, her iddiaya da boyun eğecek değiliz. Çünkü bu işi malum, anamuhalefetin genel müdürü gayet iyi başarıyor. Hayatı çünkü bu tezgahların içinde geçmiş, onun yanında yavru muhalefetin başındaki şahıs da bu işleri iyi beceriyor. Biz senin 3,5 yıllık o koalisyon hükümetindeki yapınla iyi biliyoruz ve Yüce Divan'da sizler bundan dolayı yargılandınız. Diyeceksin ki 'biz oradan aklanarak çıktık', bırakın o işleri. Bütün bu işlerin nasıl yürüdüğü de ortadadır. Bütün bunlar açık net ortadayken, şimdi yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış mantığıyla attığınız adımları görüyoruz.
Genel müdür de bunu yapıyor, sen de bunu yapıyorsun, ikiniz de bunu yapıyorsunuz. Niye? Çünkü bununla milleti aldatacağınızı zannediyorsunuz. SSK'nın genel müdürü iken ortaya çıkan yolsuzluklar malumdu ve Rahşan affı ile kurtulan bir kişi konumundasın. Bunların hepsi biliniyor. Nitekim, yolsuzluk klasörü önünde poz verdiğin kişiyi, İstanbul'a büyükşehir belediye başkan adayı yaptın. Kazanacağını zannettin. Ne oldu? Millet senin o yalanlarına inanmadı ve İstanbul'da tarihi bir Osmanlı tokadını yediniz. Şimdi ne yapıyorlar? Arada yaklaşık 700 bin oy farkı var, İstanbul seçimlerini de acaba iptal ettirebilir miyiz? Mantık, kafa yapısı bu... Niye? Bu tokadı hala hazmedemiyorlar. Her seferinde bu millet size bu tür adalet tokadı atmaya devam edecek.
"Yerel seçimleri genel seçimlerle kıyaslama kurnazlığı..."
Erdoğan, bazı kesimlerin, AK Parti'nin yerel seçimlerdeki oy oranını genel seçimler ile karşılaştırmak gibi bir kurnazlığın içine girdiklerini belirterek, muhalefetin bu şekilde kendisini ve üyelerini kandırabileceğini, muhalafetin yandaşı kalemşörlerin de bu şekilde rakamları çarpıtabileceğini söyledi. Yerel seçimlerin yerel seçimle kıyaslanacağını kaydeden Erdoğan, şöyle konuştu:
"Elma armutla kıyaslanmaz. Elmayı elmayla, armutu armutla kıyaslamak gerekir. AK Parti 2009 seçimlerine göre oy oranını 7 puan artırmış, rekor seviyede oy almış, 30 Mart seçimlerinin tartışmasız galibi olmuştur. CHP ve MHP oylarını topladığınızda, AK Parti'nin oylarına yetişemediğini görürsünüz. Yani AK Parti, CHP ve MHP'nin toplamından daha fazla oy oranına ulaştı. Kazanılan belediyelere bakıldığında AK Parti, rakiplerine açık ara fark atmıştır. Bu nedenle seçimin yenilenmesi kararı alınan Ağrı'yı şimdilik dışarıda tutuyorum, Türkiye genelinde bin 394 belediyenin 823 tanesini AK Parti adayları kazanmıştır. Yani toplam belediyelerin yüzde 59'unu AK Parti almıştır. 30 büyükşehirden 18'ini yani yüzde 60'ını AK Parti kazanmıştır. Geriye kalan 51 ilden 30'unu, yani yüzde 59'unu yine AK Parti almıştır. 919 ilçeden 562'si, yani yüzde 61'i yine AK Parti, 394 beldeden de 213'ü yani yüzde 54'ü yine AK Parti'yi tercih etmiştir. Daha neyi konuşursunuz. Siz nasıl köşe yazarısınız, nasıl yorum yapıyorsunuz? Yani sosyal değerlendirmeden anlamadınız vazgeçtiniz, biyolojiden anlamadınız vazgeçtiniz. Hiç olmazsa, iki kere ikinin dört ettiğini anlayın. Zorla iki kere iki nasıl beş eder bunun gayretindesiniz. Ama etmez. Bakın 7 ilde; Bayburt, Düzce, Kilis, Gümüşhane, Kocaeli, Ordu, Sakarya'da AK Parti tüm ilçeleri kazanmış. Tüm ilçeleri... Manidar bu."
"Yenilgiyi hazmetmek gerekir"
Erdoğan, CHP'nin seçimin üzerinden 10 gün geçmiş olmasına rağmen çıkıp seçimlerin değerlendirmesini yapmadığını, milletin önünde hesap vermediğini ifade etti. Erdoğan, "10 gündür CHP'nin MHP ile Ankara adayı tahrik edici açıklamalar yaparak, insanları sokağa dökerek, hezimeti gölgelemeye çalışıyor. Eski alışkanlıklar var ya onlar devam ediyor. Yenilgiyi hazmetmek gerekir, başarısızlığı kabullenmek gerekir. Çok bağırmakla, 'hile var' diye iftira atmakla, yalan söylemekle seçim kazanılmaz. Hele hele Pensilvanya'nın medyasına, ajanslarına sırtını dayayıp, insanları sokağa dökmekle seçim hiç kazanılmaz. Herkes dürüst olacak, sonuçları kabullenecek, milletin takdiri karşısında boyun eğecek. 'Ankara hile var' dediler, itiraz ettiler. Bazı sandıklar yeniden sayıldı. AK Parti'nin oyları daha da arttı. Kimin hile yaptığı ortada. Seçim öncesindeki ahlak dışı kampanyayı seçim sonrasına da taşımak hiç kimseye fayda sağlamaz" dedi.
"30 Mart'ta büyük Türkiye kazanmıştır, yeni Türkiye kazanmıştır"
Erdoğan, 2019 yerel seçimlerinin yüzde 45.5'in üzerine çıktıkları, daha çok birimde zafer kazanacakları ve daha çok belediyede göreve gelecekleri bir yıl olması temennisinde bulunarak, şunları söyledi:
"Onun için 2019'a çok farklı hazırlanmamız gerekiyor. Bazıları oturdukları yerden hiçbir şey yapmadan, hiçbir proje üretmeden başarısız olmamızı, yıpranmamızı beklerken biz her seçimde inşallah oylarımızı artırarak, ilerlemeyi sürdüreceğiz. 12 yıl boyunca kibre, gurura, rehavete asla prim vermedik. Şımarmadan, rehavete kapılmadan, ilkelerimizden asla taviz vermeden, çizgimizi bozmadan bu kutlu yolda yürümeye, bu kutlu emaneti taşımaya devam edeceğiz. 77 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının her birine samimiyetle sesleniyorum; biz ayrıştırıcı olmadık, olmayacağız, biz nefretin dilini, kutuplaşmanın dilini asla kullanmadık. Bundan sonra da kullanmayacağız. Türkiye'yi bir olarak, beraber olarak kucaklamaya devam edeceğiz. Demokrasiyi, özgürlükleri, milli iradeyi, siyaseti en güçlü şekilde savunacak, Türkiye'yi ve kardeşliği daha da büyüteceğiz. Hiç kimse ama hiç kimse umutsuz olmasın, hiç kimse hüzün içinde, yeis içinde olmasın. 30 Mart'ta kazanan Türkiye olmuştur, kazanan 77 milyon olmuştur. 30 Mart'ta ihanet gereken cevabı almıştır, ahlak dışı siyaset kaybetmiştir. İftira ve çamur siyaseti yenilmiştir. 30 Mart'ta büyük Türkiye kazanmıştır, yeni Türkiye kazanmıştır. İstiklal ve istikbal mücadelesi sarsılmaz bir zafer elde etmiştir."
"Özgürlükleri kısıtlamak gibi bir yaklaşımın içinde olmadık"
Twitter, Youtube, Facebook gibi uluslararası şirketlerin son derece kuralsız biçimde Türkiye'ye yönelik saldırılarda araç olarak kullanıldığını da herkesin gördüğünü ve izlediğini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:
"Özgürlükleri kısıtlamak gibi bir yaklaşımın içinde olmadık, olmayız. Okullarda hedefimiz şu anda 10 milyonu aşkın Ipad dağıtımı yapacağız. Bütün bunları niye yapıyoruz? Buna karşı olan bir iktidar bunları yapar mı? Biz bunu yapıyoruz. Ancak hiç kimsenin özgürlük maskesi altında ırkçılık, ayrımcılık yapmasına, nefret söylemini yaymasına, hakaret etmesine de kusura bakmasınlar göz yummayız. Türkiye'nin ulusal güvenliğini ilgilendiren çok önemli konularda bile bu şirketlerin sorumsuzca hareket ettiklerini eminim ki herkes gördü. Bu şirketler ülkelerin anayasasına, yasalarına, kurallarına uydukları gibi Türkiye'nin de kurallarına uymak zorundadır. Amerika, İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya ile nasıl işbirliği yapıyorlarsa bizimle de işbirliği yapacaklar. Gelecekler burada vergilerini ödeyecekler, gelecekler burada anayasa, yasalara, kişilik haklarına saygı gösterecekler. Birileri çıkıp, bu uluslararası şirketlerin çıkarını, milli çıkarlarımızın üzerinde görebilir. Türkiye'nin en acil hukuki sorunlarını gündemlerine almayanlar, uluslararası şirketlerin sorunları hakkında alelacele kararlar verebilir. Biz Türkiye'yi, Türkiye'nin çıkarlarına, bu milletimizin çıkarlarını, milli güvenliğimizi, kişilik haklarını ve mahremiyeti savunmaya devam edeceğiz. Özellikle 30 Mart'ın ardından Türkiye'yi yeniden sanal tartışmaların içine çekmek isteyenlere karşı son derece dikkatli olunmasını da vatandaşlarımdan rica ediyorum."
Cumhurbaşkanlığı seçimi
Ağustos ayında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimine değinen Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ağustos ayında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde, yüzsüzlük ve pişkinlik içinde, yeniden gerilim üretmek isteyenlere, biz ayrıca böyle bir fırsatı tanımayacağız. Türkiye inşallah tarihinde ilk kez, halkın oylarıyla bir Cumhurbaşkanı seçecek. Ana muhalefetin genel müdürüne bak ya, söylediği lafa bak: 'Biz sivil Cumhurbaşkanı istiyoruz' diyor. Sivil Cumhurbaşkanı. Şu anda siyasi partilerin, milletvekillerinin teklifi ile Cumhurbaşkanı adaylığı olunabiliniyor mu yeni yasaya göre. Olunabiliniyor. Bu iş bitmiştir. Bunun kim olacağı noktasındaki kararı sen veremezsin. Sen kendi adayını belirlersin, eğer aday olacaksan seni aday yaparlar. Eğer yavru muhalefetin başındaki aday olacaksa o aday olur. Çıkarsınız meydana, millet de kimi takdir ederse onu seçer.
Yavru muhalefetin başındaki zat, garip garip şeyler söylüyor. 'İşte iki kişi kendi arasında oturacakmış, konuşacakmış, şöyle olacakmış. böyle olacakmış.' Olabilir, bundan daha tabi daha, doğal ne var? Benim Cumhurbaşkanımla konuşmak suretiyle bu konuyu istişare etmemden daha doğal, daha tabi ne olabilir? Bundan niye rahatsız oluyorsun? Nihayetinde kararı verecek olan millet. Millet nasıl karar verirse, herkes ona uymak zorundadır, sen de uyacaksın. Yeri geldi Cumhurbaşkanının davetlerine katılmadınız, yeri geldi davete katılmadığınız halde sonra katıldınız. Peki... Akif'in güzel beyitleri var bununla ilgili, ama şimdi söylemek işime gelmiyor."
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
