İSTANBUL
Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Fütüristler Derneği'nin ''Fütüristler Zirvesi Yuvarlak Masa Toplantısı''nda yaptığı konuşmada, AB sürecinin Türkiye'nin geçmişi ile geleceği arasında bir köprü olduğunu, Türkiye'nin daha demokratik, şeffaf ve müreffeh olması için atılan adımların koordinasyonunu ve reformları yönlendiren bir bakanlık olarak, gelecek tasavvuru olan kişilerin görüşlerini öğrenmek için bu toplantıyı kendisinin talep ettiğini söyledi.
Fütürizmin, kendisinin de yeni aşina olduğu ve ilgisini çeken bir kavram olduğunu ifade eden Bağış, merak edip araştırdığında, bu akımın 100 yıl öncesine, İtalyan şair Tomasso Marinetti'nin Fütürist Manifestosu'na kadar gittiğini öğrendiğini kaydetti.
''Türkiye olarak belki geleceğin belirlenmesinde kritik bir ülkeyiz'' diyen Bağış, 1999'da dönemin ABD Başkanı Bill Clinton'ın, ''Önümüzdeki 100 yılı Türkiye'nin tercihleri belirleyecektir'' şeklinde bir cümle kullandığını anımsattı.
Bağış, ''Aslında ülkemize uluslararası çevrelerin biçtiği bir fütürist kimlik var. O bilinçle fütürizmi biraz daha derinlemesine anlamamız gerektiğini toplum olarak görüyoruz'' dedi.
İstanbul'un, değişimin kenti olduğunu ve lider konumunda bulunduğunu anlatan Bağış, Türkiye'nin çevresinde ve dünyanın dört bir yanında yaşanan gelişmelerin hep İstanbul'da vuku bulduğunu kaydetti.
İstanbul'un, içinden deniz geçen ve iki kıtayı birleştiren tek şehir olduğuna dikkati çeken Bağış, İstanbul'un gerçekten değişimin merkezi haline gelmeye başladığını söyledi.
Bağış, kendilerinin de ülke ve şehir olarak fütüristik bir yaklaşımı ortaya koyduklarını vurgulayarak, ''Biz, 'İki günü bir olan ziyandadır' diyen bir Peygamberin ümmetiyiz. Kültürümüz ve değerimizde, yarının daha iyi olması için ne yapmamız gerektiğini düşünmemiz öğütlenmiş'' şeklinde konuştu.
Hep bahsedilen ''kelebek etkisi''nin, şu anda her zamankinden daha fazla yaşandığı bir dönemde bulunulduğuna işaret eden Bağış, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Artık Türkiye'deki AB reformlarının, Libya'da, Tunus'ta, Mısır'da insanların demokratik arayışlarını nasıl güçlendirdiğine hep beraber şahitlik ediyoruz. Sabahın ikisinde Kahire Havalimanı'na inen Türk Başbakanı'nı 20 bin kişinin karşılaması, sadece onun boyuna, posuna, muhabbetine olan bir ilgi değil, Türkiye'nin reformlarına, kendi geleceğini tasavvur edebilme potansiyeline olan hürmetten de kaynaklanıyor. O çerçevede de bu süreci değerlendirmek lazım. Milli şairimiz Mehmet Akif'in çok güzel bir sözü var; 'Doğduğunda ağlardın gülerdi sana alem; öyle bir ömür sür ki mevtin (ölümün) sana hande (gülme) olsun, halka matem'. Bu da ömrün iyi planlanmasını anlattığı için çok önemli bir söz. Türkiye'nin AB süreciyle ilgili gelecek tasavvuru olan, gelecekle ilgili kafa yoran sizlerin neler düşündüğünüzü çok merak ediyorum.''