Euro
8.62
Dolar
7.30
BIST 100
1,060.59
Altın
2,033.64
Koronavirüs, Kovid-19 Hastaları Yaşadıklarını Anlatıyor

Ölümle burun buruna bir ay...

Kovid-19 teşhisi konulduktan sonra bir ay yoğun bakımda uyutulan, kalbi 15 dakika duran, 20 kilogram kas kaybeden Dr. Selçuk Köse, ölümle burun buruna geçen bir ayının, virüs konusunda yeteri kadar önlem almayan insanlara örnek olmasını istiyor.

Çiğdem Münibe Alyanak   | 24.06.2020
Ölümle burun buruna bir ay... Fotoğraf: Elif Öztürk / AA

İstanbul



KORONAVİRÜS HABERLERİ



Türkiye'de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) teşhisi konulan ilk hastalar arasında yer alan 52 yaşındaki Göğüs Cerrahisi Uzmanı Dr. Selçuk Köse, bir ay süreyle uyutulduğu yoğun bakımda ölümle burun buruna geçen bir ayının, virüs konusunda yeteri kadar önlem almayan, maske takmayan, el hijyenine ve sosyal mesafeye dikkat etmeyen insanlara örnek olmasını istiyor.

Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Göğüs Cerrahisi Uzmanı olarak görev yapan 28 yıllık hekim Selçuk Köse, Kovid-19'a yakalandıktan sonra zorlu bir mücadele verdi.

Türkiye'de henüz resmi teşhis konulmadan önce bu virüse yakalanan ancak mevsimsel bir rahatsızlık yaşadığını düşünerek kendisine o yönde tedavi uygulayan Dr. Köse, hastalığının seyrinin git gide ağırlaşması üzerine görev yaptığı hastanede yaptırdığı tetkikler sonucu Kovid-19 olduğunu öğrendi.

Hastanede 3 gün normal serviste tedavisine başlanan Dr. Köse'nin sağlık durumu ciddiyetini koruyunca yoğun bakım servisinde tedavi altına alındı. Tedavi için bir ay süresince yoğun bakımda uyutulan Dr. Köse'nin kalbi 15 dakika durdu, beyin ve akciğerinde hasar meydana geldi, mide kanaması geçirdi, 20 kilogram kas kaybetti.

Bu kadar zorlu bir sürecin ardından hayatta kalabildiğine ve çocuklarına kavuştuğuna sevinen Dr. Köse, yeniden göreve başlamak için gün sayıyor. Ellerindeki kas hareketlerini güçlendirmek için fizik tedavi gören Köse, tam anlamıyla sağlığına kavuşana kadar hasta ameliyat edemeyecek, enstrüman çalamayacak ve motosiklet kullanamayacak.

Mevsimsel bir hastalık sandı...

Dr. Selçuk Köse, virüsün, insan bedeninde oluşturduğu hasarın ciddiyetinin anlaşılması adına yaşadıklarını AA muhabirine anlattı.

Kasım-aralık aylarında Çin'in Vuhan kentinde ortaya çıkan ve kıtalar arası yayılmaya başlayan virüsün Avrupa'da görülmesinin ardından Türkiye'deki sağlık alanında çalışmalar yürüten derneklerin bu virüs ile ilgili toplantılar düzenlemeye başladığını anlatan Köse, şöyle devam etti:

"Benim şikayetim 10 Mart'ta başladı. Hatta aynı gün Kovid-19 ile ilgili bir toplantıya katıldım. Bu toplantıyı erken bırakmak zorunda kaldım çünkü çok ciddi bir halsizlik üzerime yığıldı, neredeyse elimi, kolumu kıpırdatamayacak derecede bir halsizlikle karşılaştım. Ertesi gün yüksek ateş başladı. Bu yüksek ateşin ilaçlarla düşmediğini fark ettim. Ben yine de mevsimsel birtakım hastalıklar olabileceğini düşündüm. Çünkü o zamana kadar Kovid-19'un ülkemize ulaşmadığı düşünülüyor. Demek ki virüs ülkemize ulaşmış ve ben onu vücuduma almışım. Resmi bir vaka bildirimi olmadığı için bundan haberimiz yok."

İlerleyen günlerde halsizliğinin ilerlemesi ve ateşinin daha da yükselmesi, öksürük ve nefes darlığının başlaması üzerine işin ciddiyetini anladığını belirten Dr. Köse, bunun üzerine hastanede bazı tetkikler yaptırdığını aktardı.

Türkiye'deki ilk vakanın 11 Mart'ta görüldüğünü hatırlatan Dr. Köse, 15 Mart'ta kendisine yapılan test sonucunun pozitif çıkması üzerine hastaneye yatışının gerçekleştiğini söyledi.

                    

Yoğun bakımda kalbi 15 dakika durdu

Hastanede ilk olarak normal serviste tedavisine başlandığını ancak kullanılan yoğun bakım tedavileri, ilaçlar ve hastalığın beyinde yarattığı tahribat nedeniyle o süreci çok net hatırlayamadığını belirten Dr. Köse, yoğun bakım sürecinde yaşadıklarını şöyle dile getirdi:

"16 Mart'tan 19 Mart'a kadar normal serviste yattım. Ama giderek artan nefes darlığı şikayeti başlaması, kandaki oksijen seviyesinin düşmesi, konuşurken nefes darlığımın artması üzerine yoğun bakıma yatışıma karar verildi. Yoğun bakımda ilaç tedavisinin yanı sıra solunum desteği uygulandı. Yeterli oksijen alamadığım için hava makine vasıtasıyla basınçlı bir şekilde akciğere verilerek oksijenlenmem sağlanıyor. Bu nedenle hastanın uyutulması gerekiyor. Beni de uyutmuşlar, entübe etmişler. Akciğer bölgesinin daha rahat nefes alması için günde 3 kez yüz üstü pozisyonda çevrilerek solunum desteğine devam edilmiş.

Yoğun bakımdaki 5. günümde kalbim durmuş. Hemen hızlı bir müdahale yapılmış. 15 dakika boyunca kalbim çalışmamış. Yoğun uğraşlar sonucu karşınızdayım. Bir hafta, 10 gün sonra virüsün beyne ulaştığı tespit edilmiş. Tomografilerde her iki akciğerde yaygın bir tutulum meydana gelmiş. Dolayısıyla yeteri kadar oksijen alamamışım. Vücutta yarattığı tahribatın önlenmesi açısından kök hücre nakline karar vermişler."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın onayıyla Çin'den ilaç getirildi

Dr. Selçuk Köse, bu süreçte sağlık durumunun Sağlık Bakanlığına acil bir şekilde iletildiğini, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın da konuyu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a aktardığını, bunun üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın onayı ile Türkiye'de bulunmayan antiviral ilacın Çin'den getirilerek ilk kez kendisinde uygulandığını anlattı.

Virüsün yarattığı tahribatın yanı sıra vücudun virüse karşı cevabı sonucunda da bazı organlarda tahribatın ortaya çıktığını belirten Dr. Köse, bu nedenle beyinde, kalpte ve akciğerde organ hasarları meydana geldiğini söyledi.

4 kür mezenkimal kök hücre tedavisi uygulandı

Bu üç hayati organın hücrelerinin yenilenmesi için mezenkimal kök hücre tedavisinin uygulandığını aktaran Dr. Köse, şunları kaydetti:

"O zamana kadar bilinen bir tedavisi yok ancak uluslararası standartlarda uygulanan tedavilere bizde de uygulanmaya başlanıyor. O standartları yoğun bakımdaki arkadaşlarım, çeşitli bilimsel yayınlardan öğreniyor. Kök hücre tedavisi sonucunda ben uyandırılmışım fakat uyandırılmam sonucunda hiç tepki vermemem, konuşmamam, hareket etmemem nedeniyle 4. kür kök hücrenin beyne de uygulanmasına karar verilmiş. Beni tekrar uyutmuşlar. Uyutularak, omurilik sıvasına kök hücre tedavisi yapılmış. Ben ancak ikinci uyandırılmamda iletişim kurmaya başlamışım. Yani yeniden dünyaya gelmişim."

Daha sonrasında ciddi bir mide kanaması da atlattığını belirten Dr. Köse, "Karaciğerimde tutulum ve enzimlerde yükselme başlamış. Bağırsaklarda da ishal başlamış. İshal de Kovid-19 bulgusudur. Bir tek böbreklerim sağlam kalmış." diye konuştu.

Uyutulma esnasında kullanılan ilaçlardan dolayı zaman ve mekan algısının da yitirildiğini ifade eden Dr. Köse, yaşadıklarını şu sözlerle aktardı:

"İstanbul'da değil başka bir şehirde yaşadığımı, hastanenin başka bir şehirde olduğunu söylemişim. Uyandığımda ciddi bir konuşma bozukluğu, yürüyememe, ellerimi kullanamama gibi sorunlarım vardı. Bunlar ilk 15 gün içinde yavaş yavaş düzelmeye başladı. Taburcu olduktan sonra evde de egzersizlerime başladım hem de hastaneye fizik tedavi için geliyorum. Yoğun bakımda 20 kilogram kas kaybettim. 18 yaşımdaki kiloma geri geldim. Yorulunca nefes darlığı ve konuşma bozukluğu çekiyorum ama bunların da zamanla düzeleceğini söylüyorlar."

85 yaşındaki annesini korumak için evde de önlemler aldı

Hastalığının ilk başlarında Kovid-19 olabileceğini hissettiği için alerjik astım hastası olan 85 yaşındaki annesini de korumaya çalışan Dr. Selçuk Köse, şöyle konuştu:

"Teşhis konulmadan önce de evde maske kullandım ve kendimi izole ettim. Annemle çok fazla temas kurmamaya çalıştım. Böylelikle onu korumuşuz Allah'a şükür ona da bir şey olmadı. Hastanedeki meslektaşlarımda da bir sorun olmadı. Hastanede yoğun bakımda yatmadan önceki günlerde nöbet bile tutmuştum. Çok yakın temas içindeyken arkadaşlarıma bulaşmamış. Onlar adına da sevindim çünkü insan ister istemez kendinde olan bir hastalığın bulaşmasına üzülür."

"Hastalığı ciddiye almıyoruz"

Dr. Selçuk Köse, atlattığı hastalık sonrası vatandaşlara şu tavsiyelerde bulundu:

"Yaşadıklarımı insanların görmesini ve bunları yaşamamaları için önlem almalarını istiyorum. Nedir bu önlemler? Herkesin bildiği şeyler aslında. Maskeyi uygun şekilde takamayan binlerce insan görüyorum dışarıda. Gözüne takmak, kafasının üstüne güneşlik olarak takmak gibi... Hastalığı ciddiye almıyoruz. Benim iki çocuğum var. Biri 19 yaşında bu hafta üniversite sınavına girecek, birisi 14 yaşında lise giriş sınavlarına girdi bu hafta. İkisinin de ben yoğun bakımdayken dünyası karardı. Çocukların geleceği kararıyordu neredeyse, sınava giremeyecek haldelerdi. Hepimizin ailesi, çoluğu, çocuğu var. Bunları yaşatıp yaşatmayacağımız bizim sorumluluğumuzda.

Eller çok önemli. Bu virüs havada 24 saate yakın bir süre kalabiliyor. Esasen ellerden bulaşıyor. Maske taktığımız kadar ellerimizi de temiz tutmalıyız. Maske, hijyen ve mesafe. Bu hastalık herkeste farklı gösterebiliyor kendini. Bazı vücutta hiçbir bulguya neden olmuyor, bazısında hafif gribal enfeksiyon belirtilerini göstermesine neden oluyor. İnsanlar bunu biraz araştırsınlar. Bu hastalığı en ağır şekilde yaşayanlardan biriyim ama ben hayatta kalabildim. Ama benim kadar ağırlıkta yaşayan çok kişi maalesef hayatını kaybetti. Bunların içinde maalesef hocalarımız, meslektaşlarımız da var. Hepsine Allah'tan rahmet diliyorum, bizim gözümüzde onlar görev şehididir. Ama bakıyoruz ki gelinen noktada bu şehitlerimizi sanki boşuna vermişiz gibi görünüyor. Çünkü ciddiye alınmadığını hissediyorum. İnsanların hayatlarını kaybetmesi çok acı bir şey ama hayatlarını kaybeden kişilerin ailelerinden izin alınmak koşuluyla fotoğraflarının her gün televizyonlarda ve gazetelerde gösterilmesi bence çok önemli. Belki halkın bu konudaki duyarlılığını arttırabiliriz diye düşünüyorum. İnsanlara 'Bir virüs var çok hasta ediyor, korunun.' demek yeterli olmayabiliyor bazen."

Hastalık sonrasında değişen yaşam şekline ilişkin bilgi veren Dr. Köse, uyku düzenine hassasiyet gösterdiğini ancak uyku düzeninde bozuklukların başladığını söyledi.

Kas kaybı nedeniyle güçsüzleştiği için protein ağırlıklı beslendiğini belirten Köse, "Yüzde yüz iyileşmiş değilim. Mesleğimi yapabilecek hale gelebilmem için bir kaç ay daha geçmesi gerekiyor. Görevime başlayacağım ama ameliyat yapmayacağım hemen. Bunlar, bu hastalığın sonucunda kaybettiğim yeteneklerim." dedi.

Hayatını kaybeden sağlık çalışanlarının çocukları için albüm çalışması

Hekimlik mesleği dışında müzikle ilgilenen, sosyal sorumluluk projelerinde yer alan Dr. Köse, şunları kaydetti:

"Hasta olmadan önceki hafta bitirdiğimiz bir albümümüz vardı. Okul arkadaşlarımla 30 yıl sonra oluşturduğumuz bir albüm var. Bu albümün gelirlerini de Kadın Hekimler Vakfı aracılığıyla, hayatını kaybeden sağlık çalışanlarının çocuklarına eğitim bursu olarak vereceğimizi ilan edecektik. Bu hastalıkla birlikte projemiz bir kat daha anlam kazandı. Ama ben şimdi enstrümanımı çalamıyorum, ameliyatımı yapamıyorum, motosikletimi kullanamıyorum. İnşallah geçeceğini ve tamamen sağlığıma kavuşacağımı düşünüyorum. Bu hastalık sonrasında her şeye sıfırdan başlamanız gerekiyor. Bunu unutmasın insanlar. Ben yürümeyi yeniden öğrendim, yemek yemeyi yeniden öğrendim, yazı yazmayı yeniden öğreniyorum. Bu kadar zor bir süreç ve hayatta kalabildim. Ben buna seviniyorum. Çocuklarıma kavuşabilmenin sevincini yaşıyorum. İnsanlar, çocuklarına kavuşamayan, Babalar Günü'nü kutlayamayan çocukları bir düşünsünler. O yüzden mutlaka bu işin ciddiyetine varsınlar."

Dr. Köse, hocalarının, meslektaşlarının, hemşirelerin, personelin çok ciddi özveriyle çalışarak bir çok hastanın hayatını kurtardığını belirterek, "Ben de çok ciddi üç hayati organdaki hasara rağmen hayatta kaymayı başardıysam arkadaşlarım sayesinde." diyerek sözlerini tamamladı.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
İlgili konular
Bu haberi paylaşın