20 Ocak 2017•Güncelleme: 20 Ocak 2017
İSTANBUL - Emin İleri
Uzmanlar, Suriye'de kalıcı ateşkesi sağlamak ve barışı sağlamak için Türkiye ile Rusya'nın garantörlüğünde Astana'da yapılacak görüşmeleri AA muhabirine değerlendirdi.
TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler'den Doç. Dr. Burak Bilgehan Özpek, Astana görüşmelerinin Cenevre'deki görüşmelerden farklı olduğunu belirtti.
Halep'in artık muhaliflerin elinde olmadığını, iç savaşın bir nevi bittiğini ifade eden Özpek, "Astana'nın Cenevre'den en önemli farkı, sıcak çatışma ortamında kurulan bir müzakere masasından ziyade, ateşkes sonrasında kurulan bir müzakere masası olması. Bu şu demek; savaşan taraflar artık kazanacakları umuduyla değil, şu anda ellerindekileri genişletme veya kaybetmeme stratejisiyle Astana'da olacaklar. Dolayısıyla burada bir barış kurma ihtimali var. Savaşa son vermekten ziyade, barışı kurma masası olacak bu. Cenevre'den en önemli farkı bu olarak görüyorum." dedi.
Cenevre görüşmelerinde baş aktörün ABD olduğunu, Astana'da ise Rusya'nın birinci aktör olduğunu dile getiren Özpek, şunları kaydetti:
"Rusya faktörü çok önemli. Rusya artık fiili olarak bölgede, Esed rejimini destekliyor, Halep'te büyük bir zafer kazandılar, muhaliflerini İdlib'e sürdüler ve bu sadece Esed ile Rusya arasındaki ilişkiyi değil, Rusya'nın Kürt gruplarıyla olan ilişkisi de çok önemli. Dolayısıyla Cenevre görüşmelerinden önce Suriye siyasetini dizayn eden temel aktörün, belirleyici aktörün ABD olduğunu görüyorduk, düşünüyorduk fakat Astana görüşmeleri öncesi açıkçası bu işin orkestra şefi Rusya olmuş durumda. Dolayısıyla Suriye'deki bundan sonraki düzenin nasıl seyredeceği konusu biraz Rusya'nın beklentileriyle çakışması, paralel gitmesiyle alakalı. En önemli farklardan bir tanesi de bu."
"Rusya'nın, Suriye barışı için İran'dan çok Türkiye'ye ihtiyacı var"
Rusya ile İran arasında son dönemde ihtilaf yaşandığı iddialarına da değinen Özpek, Rusya ve İran'ın karşıt bloklarda yer alacak aktörler olmadığının altını çizerek, Esed'in Suriye'yi yönetmesi konusunda iki ülkenin mutabık olduğunu söyledi.
Özpek, iki ülke arasındaki ittifak zeminin halen güçlü olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
"Fakat savaş tek taraflı değil. Savaşın bir de öteki tarafı var. Esed üzerine bir ittifak kurabilirsiniz fakat Esed'in barışmak zorunda olduğu insanlar da var ve bu grupların da sürece dahil edilmesi için İran'dan çok Türkiye'ye ihtiyacı olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla Rusya'nın bu noktada Türkiye ile daha fazla diyalog içine girmesi çok normal. İran'la Esed'in geleceğiyle ilgili bir ittifak zemini varken, bundan sonra barışın nasıl kurulacağı konusunda muhalefette olan aktörlerin ikna edilmesi için Türkiye ile diyalog kurmasına ihtiyaç var. Dolayısıyla Rusya'nın İran'ı bırakıp Türkiye'yi tercih ettiği yorumuna katılmıyorum sadece süreç değiştiği, yeni bir süreç başladığı için Türkiye ile daha yakın çalışma ihtiyacı olduğunu düşünüyorum."
"İran Astana görüşmelerinden memnun değil"
İran üzerine yaptığı akademik çalışmalarla bilinen Dr Arif Keskin ise Suriye'de halihazırda kimsenin bir zafer kazanmadığını söyledi.
Keskin, "İran ve Esed ittifakı muhalifleri püskürttü ama huzur, barış getirebilecekler mi, Suriye'yi ihya edebilecekler mi? Dolayısıyla Rusya bunun farkında ve kollektif bir akılla krizin aşılacağını düşünüyor. Onun için Türkiye'nin bu süreçte ciddi rol oynayacağını düşünüyor. Türkiye de bu krizin farkında. Diğer taraftan Suriye içerisinde bir barış sağlanmadan Türkiye içerisindeki terör saldırıları da durmayacak. Türkiye bunu da görüyor." değerlendirmesini yaptı.
ABD'siz bir Astana'nın başarılı olma ihtimalinin düşük olduğu görüşünü dile getiren Keskin, şunları kaydetti:
"Rusya, ABD'nin Astana görüşmelerine dahil olmasını istiyor ama İran itiraz ediyor. İran bu konuda Rusya ve Türkiye'den farklı düşünüyor. Aslında İran başından beri bu görüşmelerden pek memnun değil. Çünkü bu süreçte İran için iki önemli sorun çıkarıyor. Birincisi, Rusya-Türkiye ilişkileri gelişiyor ve bu önemli bir husustur. İran, Suriye konusunda iki ülkenin bu kadar iş birliği içerisinde olmasını istemiyor. İkinci en önemli rahatsızlığı, 'madem Halep'te muhalifleri yendik neden müzakere ediyoruz? Hepsini bitirelim ondan sonra meseleyi konuşalım. Halep başarısını devam ettirebiliriz' diyor İran."