Euro
9.46
Dolar
7.97
BIST 100
1,190.63
Altın
1,901.82
Analiz

Kovid-19 Amerikan rüyasını kâbusa çeviriyor

Salgınının yıkıcı etkileri, bazı ülkelerde çok daha ağır bir şekilde hissediliyor. Bu ülkelerin başında salgına, sağlık sistemindeki kronik sorunlarla yakalanan ABD geliyor.

Dr. Oğuzhan Yanarışık   | 08.04.2020
Kovid-19 Amerikan rüyasını kâbusa çeviriyor Fotoğraf: Tayfun Coşkun/AA

İstanbul

Bütün dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüs salgınının (Kovid-19) yıkıcı etkileri, bazı ülkelerde çok daha ağır bir şekilde hissedildi. Bu ülkelerin başında gelen Amerika Birleşik Devletleri (ABD), bu salgının toplumsal ve ekonomik olumsuz sonuçlarını şimdiden oldukça yoğun bir şekilde yaşamaya başladı. İlk aşamadaki vurdumduymazlık, test eksikliği ve ülke çapında koordineli bir mücadelenin sergilenmemesi, Kovid-19 vakalarının ABD’de adeta patlamasına yol açtı. Vaka sayısı 400 bini aştı ve ölüm sayısı da 13 bine yaklaştı. Bazı eyaletlerde en temel tıbbi malzemelerin bile tedarikinde sorunlar baş gösterdi. Sadece son iki hafta içinde 10 milyondan fazla Amerikalı işsizlik ödeneği için başvuruda bulundu.


Bilindiği üzere, Başkan Donald Trump Kovid-19 salgını tehdidinin boyutlarını anlamakta epey geç kaldı. Salgının ilk aşamasında yeni tip koronavirüsün Demokratlar tarafından kendisine ve yönetimine zarar vermek için kullanılan bir “aldatmaca” olduğunu iddia etti. Salgının ne denli tehlikeli boyutlara ulaşabileceği zamanla anlaşılınca, Trump önceki duyarsızlığını unutturmak istercesine, bu kez çok keskin bir dil kullanmaya başladı. Hatta virüse karşı verilen mücadeleyi bir savaş ve kendisini de savaş dönemi başkanı olarak nitelendirdi. Her ne kadar salgınla mücadelede daha güçlü adımlar atmaya başlasa da bazılarına göre çok geç kaldı. Başkanlık kariyeri boyunca ABD için oluşturmaya çalıştığı “dünyanın en güçlü ve müreffeh ülkesi” imajı büyük bir yara aldı.

Şu anda artık ABD için iyi bir senaryodan bahsetmek mümkün değil. Kötü veya daha kötü ihtimaller söz konusu. Beyaz Saray tıp uzmanları, geniş kapsamlı evde kalma emirlerine uyulsa bile, pandemide 100 bin ila 240 bin arasında Amerikalının hayatını kaybedebileceği tahmininde bulunuyor. “Çok fazla ölüm olacak” diyen Trump, gazetecilere yaptığı açıklamada oldukça karanlık bir tablo çizerek Amerikan halkını uyarıyor: “Çok korkunç bir zamana doğru ilerliyoruz. Muhtemelen bu tür ölüm rakamlarını daha önce hiç görmemiştik. Belki de Birinci veya İkinci Dünya Savaşı’nda gördüklerimizle kıyaslanabilecek rakamlar.” Birinci Dünya Savaşında 320 bin ve İkinci Dünya Savaşında 1 milyon 76 bin Amerikan vatandaşının hayatını kaybettiği göz önünde bulundurulduğunda, bu açıklamanın ne kadar korkunç olduğu daha iyi anlaşılıyor.

Her eyalet kendi sorunlarını kendi yöntemleriyle çözmeye çalışırken, Amerikan sağlık sisteminin ne denli bölünmüş olduğu görüldü. Salgınla mücadeleyi koordineli bir şekilde yürütmek bir yana, eyaletler ve hatta şehirler önemli tıbbi malzemeler ve solunum cihazları üzerinde ihale savaşlarına tutuştu. Bu durum, “Acaba ABD’de ulusal bir sağlık sisteminden bahsetmek mümkün mü?” sorusunu akıllara getirdi.

Sağlık sistemi çöküyor

Donald Trump’ın ABD’nin koronavirüs salgınını “epey kontrol altına” aldığına dair tweet atmasından tam bir ay sonra, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ABD’nin salgının merkezi olma yolunda ilerlediğini açıkladı. Bunda uzun süredir kronik problemler yaşayan Amerikan sağlık sisteminin hazırlıksız yakalanmasının da büyük rolü oldu. Salgının başlamasından kısa bir süre sonra ABD hastanelerinde tıbbi malzeme yetersizliği baş gösterdi. Doktorlar ve hemşireler internet üzerinden bu konuda yardım talebi mesajları yayınlamaya başladı. Tekstil üreticilerinden hastane çalışanları için maske yapmaları istendi. Durum o kadar kötüleşti ki bir anestezi uzmanının uygulama esnasında başına plastik torba geçirdiği görüldü. Daha sonra pek çok hastaneden çöp poşetlerini koruyucu olarak kullanan sağlık çalışanlarının görüntüleri yayıldı.

Temel koruyucu tıbbi malzemeler konusunda bu tip sıkıntılar yaşanırken, solunum cihazı gibi kritik cihazlarla ilgili çok daha ciddi problemler ortaya çıkmaya başladı. Merkezî yönetim, eyaletlerin ulusal stoklardan siparişlerini karşılamada yetersiz kaldı. Örneğin, salgının odak noktası olan New York’a 400 solunum cihazı gönderildi. Fakat New York Valisi Andrew Cuomo bunların göz boyamaktan öte bir şey ifade etmeyeceğini söyleyerek, eyaletinin 30 bin solunum cihazına ihtiyaç duyduğunu iddia etti.

Her eyalet kendi sorunlarını kendi yöntemleriyle çözmeye çalışırken, Amerikan sağlık sisteminin ne denli bölünmüş olduğu görüldü. Salgınla mücadeleyi koordineli bir şekilde yürütmek bir yana, eyaletler ve hatta şehirler önemli tıbbi malzemeler ve solunum cihazları üzerinde ihale savaşlarına tutuştu. Bu durum, “Acaba ABD’de ulusal bir sağlık sisteminden bahsetmek mümkün mü?” sorusunu akıllara getirdi.

Bütün bunların yanında, şunu da ifade etmek gerekir ki yaklaşık 30 milyon Amerikalının herhangi bir sağlık sigortası bulunmuyor. Ekonominin durumu ve katlanarak artan işsizlik rakamları düşünüldüğünde, bu sayının artacağı aşikâr. Bununla birlikte, pek çok ABD vatandaşının sigortası yeterli seviyede kapsamlı değil. Hem bu gruptaki Amerikalıların hem de sigortasızların Kovid-19 dolayısıyla yoğun bakım ünitesinde kalmaları durumunda karşılaşacakları dev faturaların altında kalmaları oldukça muhtemel. Florida’da sigortasız bir hastaya Kovid-19 tedavisi için yaklaşık 35 bin dolar fatura çıkarıldığı göz önünde bulundurulduğunda durumun vahameti ortaya çıkıyor. Bu tedavinin faturasının sigortasız hastalar için 73 bin dolara ve hatta özel sağlık sigortasına sahip olanlar için bile 38 bin dolara kadar çıkabileceği yönünde yayınlanan raporlar göz korkutuyor.

Ekonomi ağır hasar aldı

ABD’de son 113 aydır iş sahibi olan kişilerin toplam sayısı kesintisiz bir şekilde artmaktaydı. Bu artış trendi bir önceki aya göre Mart ayında 700 binden fazla kişinin işini kaybetmesiyle sona erdi. İşsizlik oranı yakın zamanda yakalanan yüzde 3,5’lik tarihi düşük seviyesinden dönerek hızla artmaya başladı. Bu artış o kadar hızlı ki ABD Merkez Bankasına (FED) bağlı St. Louis Federal Rezerv Bankası, ikinci çeyrekte inanılmaz bir yükselişle yüzde 32,1 gibi şaşırtıcı bir seviyeye ulaşacağını tahmin ediyor. Ulusal Restoran Derneği’nin tahminlerine göre, sadece restoran sektöründe salgın sonucunda 5 milyon ila 7 milyon restoran çalışanının işini kaybetmesi bekleniyor. Önümüzdeki üç ay içinde bir bütün olarak bu endüstrinin 225 milyar dolar kaybedeceği tahmin ediliyor.

ABD üretimi şu anda ekonomide düşen ticari faaliyetin sonucu olarak daralma yaşıyor. Ulusal Üreticiler Birliği tarafından yapılan yeni bir araştırmaya göre, firmaların yüzde 80’i virüs salgınından dolayı finansal darbe almayı bekliyor. Her ne kadar Başkan Trump bir an önce ekonomik faaliyetleri normale döndürme konusunda beyanlarda bulunsa da birçok uzmana göre bu yakın zamanda pek mümkün görünmüyor. Hatta virüsün ne zaman kontrol altına alınabileceği henüz bilinmediği için, durumun beklenenden çok daha kötüye gitmesi ihtimali konuşuluyor. Virüs salgının küresel resesyona sebep olabileceği öngörülüyor.

Bazılarına göre ise resesyon çoktan başladı. Restoran endüstrisi durma noktasına geldi. Hava yolculuğu, otomobil üretimi, oteller, spor salonları ve gemi yolculuğu hatları gibi sektörler de benzer durumda. Borsalar, alım satımın bazen tamamen durdurulduğu, muazzam kayıpların ve vahşi günlük dalgalanmaların yaşandığı yerler haline geldi. Petrol fiyatları çakıldı. Ülke genelinde işten çıkarmalar yükselen dalgalar halinde gerçekleşiyor. İnsanlar artık daha az üretiyor, daha az harcıyor ve daha az tüketiyor. ABD başta olmak üzere, birçok ekonomi dibi görünmeyen bir girdaba doğru sürükleniyor.

ABD siyaseti de etkilendi

Kovid-19 salgının olumsuz siyasi etkilerini kuşkusuz en çok Başkan Trump hissediyor. Emin adımlarla ilerlediği Kasım 2020 Başkanlık Seçimleri sürecinde karşılaştığı bu beklenmedik engeli aşmakta çok zorlanıyor. Salgınla mücadelede şimdiye kadar gösterdiği performans pek de parlak olmadı. İlk aşamada virüs tehdidini küçümsemesi nedeniyle aldığı eleştiriler ve geleceğe yönelik hasar projeksiyonları, işinin oldukça zor olduğunu ortaya koyuyor. Trump yönetimi virüse karşı küresel bir müdahaleye liderlik etmek bir yana, kendi içindeki durumu kontrol altına alma konusunda bile şüpheler uyandırdı.

Oldukça kutuplaşmış şekilde karşılıklı suçlamalar ve ağır hakaretlerle devam eden Başkanlık Seçimleri süreci de bu salgından önemli oranda etkilendi. Önce Demokrat Partinin Ohio ve Wisconsin gibi eyaletlerde yapacağı ön seçimler ertelendi. Daha sonra Demokrat Parti delegelerinin partinin 2020 seçimlerindeki başkan ve başkan yardımcısı adayını belirleyecekleri Demokratik Ulusal Kurultayı’nın Ağustos ayına ertelendiği açıklandı. Bununla birlikte, Demokratların en güçlü aday adayı Joe Biden ile Başkan Donald Trump kavgaya ara vererek, telefonda Kovid-19 salgınına dair görüş alışverişinde bulundu. Böylelikle, salgınla mücadelede partiler-üstü uzlaşının kapısı aralanmış oldu.

Fakat ABD’nin üstüne bir kâbus gibi çöken Kovid-19 salgınından kurtulması için bundan çok daha fazlası gerekiyor. Bu noktada ABD ekonomisinin, siyasetinin ve sağlık sisteminin kronik problemlerini çözmek kritik önem taşıyor. Halihazırda oldukça büyük hasar almış olan “Amerikan rüyası” iddiasının tamamen sona erip ermeyeceğini görmek için ise zaman gerekiyor.

[Doktora çalışmalarını İngiltere Warwick Üniversitesi Siyaset ve Uluslararası Çalışmalar bölümünde tamamlayan Dr. Oğuzhan Yanarışık, Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Enstitüsü’nde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır]

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
İlgili konular
Bu haberi paylaşın