GEBELE
Dışışleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Azerbaycan'ın Gebele kentinde yapılan Türk Konseyi Dışişleri Bakanları toplantısında konuşma yaptı.
Konuşmasında, Mısır'da ordunun darbe karşıtlarına yönelik katliamına değinen Davutoğlu, bu ülkedeki gelişmeleri yakından takip ettiklerini söyledi.
"Türkiye Ortadoğu bölgesinde istikrara katkıyı hedeflemektedir" diyen Davutoğlu, halkların meşru taleplerinin karşılanmasını uzun vadeli istikrar için meşru gördüklerini belirtti.
Davutoğlu, "Anayasal meşruiyete sadık kalınmasını elzem görüyoruz. Ayrıca meşru taleplerini barışçı şekilde dile getiren sivil halka karşı şiddet kullanılmasını kabul edilmez buluyoruz" dedi ve şöyle devam etti:
"Mısır'da anayasal meşruiyete ve sivil yönetime en kısa sürede dönülmesi temel dileğimizdir. Mısır'a ilişkin politikalarımız tüm Mısır haklının istikrar içinde kalkınmasını hedefleyen politikalardır. Mısır Ortadoğu'da Arap ve İslam aleminde özel bir konuma sahiptir. Bu ülkede yaşanabilecek istikrarsızlık geniş bir coğrafyada etkiler yaratacaktır. Bölgede radikalleşmeyi körükleyecektir. Bunun için dışlamacı olmadan tüm grupların temsil edildiği bir siyasi sürecin yürütülmesi ve başarıyla sonuçlanması gerekmektedir. Bu doğrultuda atılacak hür türlü adıma her türlü katkıyı sağlamaya hazırız."
Mısır'daki kanlı müdahalede yüzlerce kişinin ölmesi, binlerce kişinin yaralanmasının büyük bir üzüntü kaynağı olduğunu dile getiren Davutoğlu, "Mısır'daki bu barışçıl gösterilere yapılan müdahaleyi dünkü açıklamamızda da vurguladığımız gibi şiddetle kınıyoruz ve burada hayatlarını kaybeden kardeşlerimize Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifa diliyoruz. Mısır'da daha fazla kan dökülmeden geçiş sürecinin suhuletle tamamlanmasını ve anayasal meşruiyete sahip bir yönetimin oluşmasını temenni ediyoruz" diye konuştu.
"Toplu katliama yol açacak bir müdahalede bulunulması hiçbir standartta kabul edilemez"
Daha sonra basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Davutoğlu, Mısır'daki son gelişmelere ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine, Mısır'daki gelişmelerden duyulan derin üzüntü ve kaygının Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve kendisi tarafından ifade edildiğini belirtti.
Davutoğlu, şöyle konuştu:
"Mısır'da süre giden bu katliamı, bu baskıyı durduracak olan en önemli araç uluslararası baskıdır. Maalesef şu ana kadar yapılan telkinler, iyi yöndeki tavsiyeler, arabuluculuk girişimleri Mısır'da meşru bir siyasi yönetimin tekrar iş başına gelmesi konusunda darbe yönetimini ikna edemedi. Birçok çalışma yapıldı, Türkiye'nin içinde olduğu açık ve gizli diplomasiyle birçok faaliyet yürütüldü ancak halkın oylarıyla seçilmiş Cumhurbaşkanının bırakın görevine dönmesi, serbest bırakılması konusunda bile herhangi bir adım atılmadı. Bütün tarafların siyasi sürece katılması gerektiği vurgulandı ama en önemli siyasi gruplar bu siyasi sürecin dışında tutulmaya devam edildi. Bu siyasi grupların liderleri tutuklandı, liderleri tutuklu olan bir siyasi grup siyasi sürece nasıl dahil olacak?
Haftalardır, bir ayı aşkın bir süredir, son derece barışçıl yöntemlerle ve güzel mesajlarla meşruiyetin yeniden ihdası konusunda göstericiler gösterilerini sürdürdü. Böyle bir ortamda, neredeyse bu göstericileri imha mahiyeti taşıyacak şekilde, toplu bir katliama yol açacak şekilde bir müdahalede bulunulması hiçbir şekilde, hiçbir standartta kabul edilemez."
"Hiçbir güç, hiçbir ülkede halka rağmen güç kullanamaz"
Muhataplarıyla görüşmelerini sürdüreceğini dile getiren Davutoğlu, Türkiye için Mısır'da huzurun, istikrarın, meşruiyetin yeniden ihdas edilmesi olduğunun altını çizdi. Meşruiyetin kaynağının halk olduğunu belirten Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Hiçbir güç, hiçbir ülkede halka rağmen ve halktan meşruiyetini almadan güç kullanamaz, etkili olamaz. Bunun idrak edilmesi lazım. Sayın Baradey'in bile istifa etmesi, aslında şu anki darbe yönetiminin meşruiyetinin ne ölçüde yıprandığını, ortadan kalktığını ortaya koyuyor. Eğer seçimle iş başına gelen Sayın Mursi, ki bir yıllık dönemde hiçbir gösteri bu şekilde bastırılmadı, hiçbir gösteride kan dökülmedi, meşruiyetini kaybettiği iddia ediliyorsa bugünkü yönetimin meşruiyeti nereye dayanıyor, hangi zemine dayanıyor?
Bir an önce bütün tarafların sürece katılacağı ve siyasi tutukluların derhal serbest bırakılacağı bir yeni sürecin başlaması gerekir. Aksi takdirde, Mısır için çok kaygılıyız, çok büyük kaygı duyuyoruz. Bütün gece, saat farkı dolayısıyla da telefon diplomasisini yürüttük, bu anlamda gözümüze neredeyse uyku girmiyor. Mısır'daki huzursuzluk ve istikrarsızlığın bütün bölgeye misliyle yansımasından büyük kaygı duyuyoruz."
Lübnan'da Türk pilotların kaçırılması
Lübnan'da kaçırılan Türk pilot Murat Akpınar ile yardımcısı Murat Ağca'nın durumuyla ilgili bir gelişme olup olmadığının sorulması üzerine Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Bir heyetimiz dün Lübnan'a gitti ve görüşmeler gerçekleştirdi. Lübnan'daki bütün taraflarla Sayın Büyükelçimiz de görüşmeler sürdürüyor. En kısa zamanda pilotlarımızın serbest bırakılması büyük önem taşıyor. Muhataplarımıza da söyledim, bu açık bir terör faaliyetidir. Lübnan'da, Beyrut Havalimanı'ndan Beyrut'a giden bir yolun, açıkça Lübnan güvenlik güçlerinin kontrolünde olan bir yolda, böyle bir terör faaliyetinin gerçekleşmiş olması Beyrut'taki güvenlik şartlarının ya hiç ortada olmadığını gösterir ya da bazı destekler gördüğü anlamı çıkar. O bakımdan derhal pilotlarımızın serbest bırakılması yönünde beklentimiz her düzeyde dile getiriliyor. Bütün kurumlarımızla yoğun bir çaba sarf ediyoruz.
Bunun Suriye'deki olaylarla ilişkilendirilmesi kabul edilemez. Suriye'deki hiçbir olaydan Türkiye mesul tutulamaz. Eğer Suriye'deki olaylardan mesul tutulacak bir taraf varsa Suriye rejimidir. Biz bu yönde insani çabamızı hep gösterdik, Suriye'deki her olay konusunda insani çaba gösterdik, bundan sonra da gösteririz ama bizim vatandaşlarımıza dönük böylesi bir muameleyi herhangi bir şekilde tartışmamız dahi söz konusu olmaz. Derhal pilotlarımızın serbest bırakılmasını bekliyoruz. Bu konudaki çabalarımızı da artırarak sürdüreceğiz. Aksi takdirde Lübnan'ın herhangi bir şekilde güvenli bir ülke olmadığı kanaatinin dünyada yerleşmesi herhalde Lübnan'a verilebilecek en büyük zarardır. Biz, Lübnan'ı dost ve kardeş bir ülke olarak görüyoruz, bütün Lübnanlıları kardeş görüyoruz. Ama vatandaşlarımızın hukukunu koruma konusunda da kesin bir kararlılık içindeyiz."
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
