14 Ekim 2015•Güncelleme: 14 Ekim 2015
ANKARA
Ankara'daki terör saldırısının yakın zamanda planlanmış değil, üzerinde uzun süredir çalışılan bir eylem olduğunu ifade eden güvenlik uzmanları, "terör örgütü DAEŞ'in, PYD ile mücadelesini Türkiye'ye taşımak istediği" ve "Türkiye'nin Irak ve Suriye gibi olmasının istendiği" değerlendirmesinde bulundu.
Ankara Tren Garı önündeki terör saldırısını, AA muhabirine değerlendiren güvenlik uzmanları, saldırının ülkenin birliğine yapıldığını ifade etti.
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) Uzmanı Siyaset Bilimci Mehmet Yeğin, sadece mitingin yapıldığı alanın korunmasının yeterli olmadığı, güvenlik tedbirlerinin daha en baştan sıkı şekilde uygulanması gerektiğini söyledi.
Böyle bir saldırının kısa sürede planlanıp uygulanmasının zorluğuna dikkati çeken Yeğin, şu açıklamalarda bulundu:
"Bu alana patlayıcı madde taşınması, sürecin farklı aşamalarında tespit edilip engellenmesi gerekir. Eylem tek başına yapılabilecek bir şey değil. Bunun daha önce bazı hazırlıklarının olması gerekir. Bu süreçte örgüt elemanlarının kendi aralarındaki iletişimlerinin teknik takibe takılması, saldırıda kullanacakları materyallerin hareketliliği, bunların taşınması, alana getirilmesi, bunlarla ilgili takip... Saldırıdan önceki hazırlık sürecinin herhangi bir aşamasında, zanlıların yakalanmasını sağlayacak önlemlerin alınması beklenir. Bir örgüt bu çapta bir eylem yapacaksa, örgüt içinde bunu bilen insanlar mutlaka olur. İstihbaratın da operasyonel istihbarat olması lazım. Ayrıca Türkiye'nin DAİŞ ile mücadele eden, örgütü takip eden müttefikleri var. Bunlarla istihbarat alışverişi yaparak bazı bilgileri bunlardan elde ediyor olmamız beklenirdi."
"Belli ki önceden planlanmış"
SETA Güvenlik Çalışmaları Direktörü Yrd. Doç. Murat Yeşiltaş da güvenlik önlemlerinin toplanma meydanlarında yoğun bir şekilde alındığını, ancak meydana gidilecek yerlerde yeterli önlemin alınmadığını öne sürdü.
Farklı şehirlerden insanların gelmesiyle tren garında bir yoğunluk yaşanacağının ortada olduğunu söyleyen Yeşiltaş, şöyle devam etti:
"Miting için 1 Ekim'de başvurmuşlar, saldırı da 10 Ekim'de oldu. Bu eylem 9 günlük süre içinde planlanmış bir eylem değil. Belli ki önceden planlanmış. Polisin tüm önlemleri almasına rağmen, bu olay yine de gerçekleşebilirdi. Burada bir ikilemle karşı karşıya kalıyorsunuz. Miting meydanına gitmeden önce güvenlik aramalarından geçirme talebi olsa polis burada dirençle karşılaşabilirdi."
"Profesyonel bir saldırıyla karşı karşıyayız"
Eski Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Bülent Orakoğlu da Cumhuriyet tarihinin en büyük terör saldırısından sonra, birtakım çevrelerin Türkiye'yi acz içinde göstermek için güvenlik zaafını gündeme getirdiğini iddia etti.
Orakoğlu, konuşmasında şunları kaydetti:
"Hukuk, yönetmelik ve kanunlar çerçevesinde Ankara Emniyet Müdürlüğü veya istihbarat birimlerinin 'niye bu olayı önleyemediği' veya 'önceden neden haber alınamadığı' sorusu akla geliyor. İkincisi de toplanma alanında neden arama yapılmadığı meselesi var. Dünyanın en önemli istihbarat servisleri dahi, bu tür saldırıları önlemekte güçlük çektiler. Dünyanın en gelişmiş ülkelerinde istihbaratla bu tür olayların önlenme şansı yüzde 30'dur."
Türkiye'de karışık bir sürecin olduğunu, burada istihbarat zafiyeti olduğunu düşünmediği görüşünü ileri süren Orakoğlu, şu açıklamaları yaptı:
"Türkiye, bildiğimiz terör saldırılarıyla muhatap değil. Karşımızdaki IŞİD, PKK değil, bunları yöneten küresel akıl var. Bu küresel aklın kontrolündeki özel savaş eğitmenlerinin yaptığı olaylar var. Mesele, PKK'nın stratejik taktiklerle patlatarak çok sayıda asker ve polisi şehit etmesi gibi. Çok ciddi, profesyonel bir saldırıyla karşı karşıyayız. Birtakım özel harp taktikleriyle Türkiye, Suriye ve Irak gibi yapılmak isteniyor. Batılı ülke gizli servisleri ve özel kuvvetleri açısından söylüyorum. Bunların devreye girme ihtimali çok yüksek gözüküyor. ABD'nin özel birliklerini, PYD'nin kantonları içine kadar getirip, burada bunlara 'lojistik destek veriyoruz' yalanı hiç inandırıcı değil. Çünkü bunlar oraya yerleştikten sonra, Türkiye'deki bu terör faaliyetleri arttı. Onun dışında bu terör faaliyetinin, Türkiye'nin dış politikasını yönlendirip kendi isteklerine göre uygulama amacına işaret ettiği çok açık."
"PYD ile çatışmasını Türkiye'ye taşımak istiyor"
AK Parti Mersin Milletvekili Muhsin Kızılkaya da güvenlik mensuplarının, tüm terör örgütlerine karşı aynı kararlılıkla mücadele etmesi gerektiğini söyledi. Kızılkaya, "Devletin örgütler arasında ayrım yapması gibi bir durumu yok. Tüm örgütlerle aynı kararlılıkla mücadele edilmeli" dedi. Terör örgütü DAEŞ'in, PYD ile çatışmasını Türkiye'ye taşımak istediği değerlendirmesini yapan Kızılkaya, güvenlik güçlerinin bu konuda dikkatli olması gerektiğine dikkati çekti.
Eski istihbarat müdürü Sabri Uzun ise, "Terör örgütü DAİŞ, şu ülkede olmaz, diyemeyiz" ifadesini kullanarak, saldırının şeklinin DAEŞ'i işaret ettiğini öne sürdü. Uzun, örgütün PYD'den intikam almak için bu saldırıyı gerçekleştirmiş olabileceği değerlendirmesinde bulundu.