ANKARA
Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuklu ve tutuksuz sanıklar, müştekiler ve tarafların avukatları katılıyor.
Duruşmada, önce dava dosyasına giren dilekçeler tutanağa geçirildi.
Buna göre, sanıklardan Çetin Doğan'ın avukatı Hüseyin Ersöz'ün, 25 Ağustos 2004 tarihli 481 sayılı MGK kararı ile müvekkilinin tahliyesine yönelik dilekçe verdiği belirtildi.
Bazı kişilerin de davaya müdahil olmak üzere dilekçe verdikleri kaydedildi.
MHP İstanbul milletvekili Engin Alan savunmasını yaptı
Sanıklardan eski YÖK Başkanı Prof. Dr. Kemal Gürüz'ün avukatının savunmasının ardından, 28 Şubat Davası sanıklarından dönemin Özel Kuvvetler Komutanı (ÖKK) emekli Korgeneral ve MHP İstanbul milletvekili Engin Alan savunmasına başladı.
Daha önce savunma yapan sanıkların, iddianamede geçen belgelerden bazılarının varlığı, gerçekliği, doğruluğuyla ilgili değerlendirmelerine katıldığını bildiren Alan, 4 Nisan 1997 tarihli "Çalışma Grubu Oluşturulması" konulu belgenin, Genelkurmay Harekat Başkanlığı koordinatörlüğünde çalışma grubu kurulmasını öngördüğünü hatırlattı.
Bu belgenin Genelkurmay "J Başkanlıkları", Adli Müşavirlik ve Genel Sekreterlik Basın Halkla İlişkiler Daire Başkanlığına gönderildiğini belirten Alan, bu belgenin ÖKK'ya dağıtımının olmadığını ve belgeyi hiç görmediğini anlattı.
Alan, 7 Nisan 1997'de Genelkurmay'da yapıldığı söylenen irtica konulu toplantı tutanağına iddianamede yer verildiğine işaret ederek, şöyle devam etti:
"İddianamede bu toplantıya katıldığım söyleniyor. Neye göre? Genelkurmay Başkanlığının gönderdiği isim listesine göre. Oysa gerçek bu değil. Genelkurmay, savcılığa gönderdiği kimlik bilgilerinin söz konusu toplantıya katılanların değil, o tarihlerde belirtilen makamlarda görev yapanlara ait olduğunu söylüyor. Ben de hafızamı ne kadar zorlasam da hatırlamıyorum. Ancak Genelkurmay Başkanlığı katılmamı emrettiyse, ben de bir asker olarak katılmışımdır.
Bu tarihte sınır ötesi harekata katılacak taburlar Etimesgut'tan Diyarbakır'a, oradan da karayoluyla görev yerlerine intikal ediyordu. Ben de bunları takip ediyordum. Ben, bu kadar işim arasında bu toplantıya da katılmışsam, emre uyup katılmışımdır."
Alan, iddianamede katılan kişilere ait olduğu iddia edilen konuşmalar bulunduğunu, oysa kendisine ait hiçbir konuşma olmadığını söyledi ve "Yani, katılmışsam da sadece izlemişim" dedi.
Toplantıya katılanların hükümete karşı cebir, şiddet, tehdit içeren beyanlarda bulunduğunun kaydedildiğine işaret eden Alan, toplantıda konuşma yapmaması nedeniyle bu iddianın hukuken kendisine yöneltilemeyeceğini vurguladı.
Alan, 10 Nisan 1997 tarihli Batı Çalışma Grubu konulu belgenin dağıtımında da ÖKK'nın hariç tutulduğuna dikkati çekerek, "iddianamenin kendisi, belgenin ÖKK'ya gönderilmediğini söylemektedir. Ben de aynı şeyi söylüyorum. Bu belge ÖKK'ya gelmemiştir. Ben de bu yazıyı görmedim" dedi.
BÇG'ye sürekli giriş kartı verilenlerin listesi ve BÇG'ye ait olduğu ileri sürülen telefon rehberinde de isminin yer almadığına dikkati çeken Alan, "Sonuç olarak, neresinden bakarsanız bakın, iddianamenin kendisi, benim bu çalışma grubunun hiçbir yerinde olmadığımı söylüyor. Ben de bunu söylüyorum" dedi.
Alan, 4 yıllık görevi süresince ÖKK'nın öncelikli görevinin PKK ile mücadele olduğunu bildirerek, "Bugün her ne kadar bölücü terör örgütüyle mücadele etmek hayırlara vesile olmasa da benim 4 yıllık görev süremin çoğu bölücü terör örgütüyle mücadelede geçmiştir" diye konuştu.
Avukat Yakup Akyüz de müvekkili Alan adına yaptığı savunmada, "Burada soruları dinledikten sonra, Türkiye'de ulaşılmak istenen barış ortamının nasıl gerçekleştirileceği konusunda kuvvetli şüphelere düştüm. Sanki TSK mensupları Türk ana babalarının çocukları değilmiş, Sibirya'dan gelmiş gibi sorulara muhatap olmasını üzüntüyle karşıladım. Bu salondaki ve Silivri'deki, Türkiye Cumhuriyeti'ni korumakla görevli insanlarla helalleşilmeden nasıl barış olacak" ifadelerini kullandı.
Müvekkilinin suçsuz olduğunu savunan Akyüz, beraat talebinde bulundu.
Karadayı'nın avukatından beraat talepli dilekçe
Duruşmada dönemin Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı'nın avukatı Erol Aras, bir gazetede yayımlanan 14 Ağustos 2004 tarihli MGK kararlarına işaret ederek, "müvekkilinin beraatı ve davanın sona ermesi" talebini içeren dilekçe verdi.
Dilekçede, 2004'teki MGK toplantısı ile 28 Şubat 1997'deki MGK kararlarıyla birebir örtüşen bir durumun ortaya çıktığı ileri sürüldü.
Tümgeneral Ersin Yılmaz'ın savunması
Davanın sanığı emekli Tümgeneral Ersin Yılmaz ise savunmasında "TSK bünyesinde görev yaptığım 40 yılı aşkın dönemde, suç oluşturan hiçbir eylemde bulunmadım. Adli kontrol hükümlerimin kaldırılmasını ve beraatıma karar verilmesini istiyorum" dedi.