Dolar
13.52
Euro
15.25
Altın
1,851.13
ETH/USDT
2,435.50
BTC/USDT
36,679.00
BIST 100
1,944.97
Gündem, arşiv

28 Şubat Davası'nda 25. duruşma

28 Şubat dönemine ilişkin, 103 sanığın "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini cebren devirmeye, düşürmeye iştirak" suçundan yargılandığı davanın 25. duruşması yapıldı.

25.10.2013
28 Şubat Davası'nda 25. duruşma

ANKARA 

Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki 28 Şubat Davası'nın duruşmasında, sanıklar savunmalarını yapmaya devam etti. 

Dönemin Genelkurmay Plan Harekat Daire Başkanı emekli Korgeneral Köksal Karabay, savunmasına, "Söyleyeceklerim bir savunma değil, hakkımdaki iddialara cevaptır" sözleriyle başladı.

Savunmasında, Türkiye'yi 28 Şubat'a götüren süreci özetleyen Karabay, 54. Hükümet göreve başladıktan sonra, kamuoyunun alışık olmadığı bazı olayların yaşandığını, dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan'ın Başbakanlıkta cemaat liderlerine yemek verdiğini, şeyh Müslüm Gündüz'ün Fadime Şahin'le yakalandığını, Sincan'da Kudüs gecesi düzenlendiğini, dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in hükümete uyarı mektubu gönderdiğini, Susurluk olayının meydana geldiğini ifade etti.

Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) 28 Şubat 1997'deki toplantısından, tansiyonun düşürülmesi için Hükümete 18 maddelik tavsiye kararı çıktığını anlatan Karabay, "Maddeler, hükümete tavsiye niteliğindedir. Hükümet isterse bu önerileri kabul etmeyebilir. Ancak bu önerileri kabul edilmiş ve Başbakanlık genelgesiyle icra için yayımlamıştır" diye konuştu.

Sürecin devamında Doğru Yol Partisinden (DYP) bazı bakan ve milletvekillerinin tepki göstererek istifa etmesi üzerine, hükümetin görevi bıraktığını savunan Karabay, dönemin Cumhurbaşkanı Demirel ile bazı bakanların açıklamalarından örnekler vererek, "28 Şubat sürecinde askerin, hükümetin istifası için herhangi bir baskı ya da telkini olmamıştır" dedi.

"Erbakan şahitlik yapamayacak"
"Cumhurbaşkanı, yeni hükümeti kurma görevini koalisyon ortağı Tansu Çiller'e vermiş olsaydı, bugün istifa eden Erbakan Hükümetinin, cebir ve şiddet kullanılarak ortadan kaldırıldığından bahsedilecek miydi" diye soran Karabay, iddianamenin objektif hazırlanmadığını, sanıklar lehine hiçbir cümlenin bulunmadığını iddia etti.

Karabay, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Erbakan Hükümetinin istifası ve yeni hükümetin kurulması normal bir siyasi gelişme olup, siyasi yaşantımızda buna benzer şeyler olmuştur. İddia makamı hangi asker veya askerlerin nerede, ne zaman, nasıl cebir ve şiddet kullanarak hükümeti devirdiklerini ortaya koyabilecek midir? Bunu somut olarak açıklamalıdır. İddianamede benimle ilgili somut hiçbir iddia ve kanıt yok. Hatta bırakın cebir ve şiddeti, 'bu hükümet istifa etsin' gibi bir sözümü kanıtlarlarsa, ben bütün iddiaları kabul edeceğim ve savunma yapmayacağım.

Soruşturma 15 sene sonra başlamıştır. O dönem ki faaliyetler 15 sene suç değildi de ne oldu da suç oldu? Rahmetli olan Erbakan'ın şahitlik yapamayacak olmasının, arşivlerdeki belgelerin imha edilmiş olmasının, iddiaların asıl belgelerinin bulunmayacak olmasının bu zamanlamada etkisi var mı"

"Arnavutluk'tan, nasıl cebir ve şiddet uygulayabilirim"


28 Şubat süreci ve BÇG'de görev almadığını söyleyen Karabay, "Bana görev verilmedi, ama verilseydi her görevi yapardım. Askerlikte, ben bu görevi yapmam' diye bir şey yoktur, verilen her görev yapılır" dedi.
24 Nisan-15 Temmuz 1997 tarihleri arasında Arnavutluk'ta görevli olduğunu, hiçbir toplantıya katılmadığını bildiren Karabay, Arnavutluk'tan, "nasıl cebir ve şiddet uyguladığını" anlayamadığını belirtti.

Tahliyesini isteyen Karabay, "PKK'lılar, Deniz Feneri sanıkları, Taksim'de palayla adam kovalayan bırakılıyor. Çünkü onlar delil karartmaz, kaçmaz. Ama biz kaçarız, çünkü biz askeriz" dedi.
Karabay'ın savunmasını tamamlamasının ardından duruşma, 30 Ekim Çarşamba saat 10.00'a ertelendi.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
İlgili konular
Bu haberi paylaşın