Global Sumud Filosu, Yunanistan yakınlarında İsrail savaş gemilerince abluka altına alındı.
Global Sumud Filosu, Yunanistan yakınlarında İsrail savaş gemilerince abluka altına alındı. -VTR-
(VİDEO GRAFİK) İsrail'in Gazze ablukasını kırmayı ve insani yardım taşımayı amaçlayan Küresel Sumud Filosu'nun '2026 Bahar Misyonu' 65 tekneyle Sicilya’dan Akdeniz’e açılmıştı. -VTR-
TBMM
Çiçek, Genel Kurul'da 24. Dönem 4. Yasama Yılı'nın başlaması dolayısıyla yaptığı sunuş konuşmasında, yeni yasama yılının ülkeye, millete ve milletvekillerine hayırlı ve uğurlu olmasını dileyerek, sağlıklı, huzurlu ve başarılı bir çalışma yılı geçirilmesini temenni etti.
Meclisin ilk başkanı, Cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere Meclise başkanlık etmiş, üye olarak bulunmuş bütün devlet ve siyaset adamlarını, şehitleri, gazileri ve Meclis çalışanlarını rahmet, minnet ve şükranla andığını dile getiren Çiçek, 24. Dönem çalışmalarıyla ilgili bilgiler verdi.
"Üç önemli kazanım"
Türk milletinin son yüzyılda elde ettiği en başta gelen üç önemli kazanım olduğunu belirten Çiçek, yakın çevrede, bölgede yaşanan insanlık dramlarından sonra bunların ne kadar büyük ve hayati önemi olduğununun şimdi daha iyi anlaşıldığını kaydetti.
Çiçek, şunları kaydetti:
"TBMM, milli mücadeleyi yürüten, yöneten Gazi Meclis'tir ve bu yönüyle de tüm dünyada tektir. Devleti kuran tek Meclis'tir. Geçmişte ve bugün önce devletler kurulmuş, sonra parlamentolar oluşmuşken, milletimiz, başlattığı kutsal mücadele ile önce Erzurum ve Sivas kongrelerini yapmış, ardından da kendi adına karar alacak 23 Nisan 1920’de Meclis'ini oluşturmuş, ordusunu ve devletini kurarak Cumhuriyete kavuşmuştur. Bunun arkasından da çok partili hayata geçiş dönemlerini de tecrübe ederek, yaşayarak ve deneyerek demokrasi ile buluşmuştur. Bu kazanımları bizlere armağan edenlere hepimizin derin bir şükran borcu vardır.
İşte sayın milletvekilleri, bizler bu tarihi başarıları elde etmiş müstesna bir kurumun çatısı altında milletimize hizmet etme mazhariyetine erişmiş şanslı insanlarız. Bu bizim için, ailelerimiz için gurur verici bir payedir. Hem bu kazanım hem de bu payenin üzerimize büyük sorumluluk yüklediği de aşikardır. O nedenle TBMM'nin saygınlığının korunması en başta gelen görevimizdir. Bu konuyu, yaşadıklarımızdan sonra bilhassa dikkatlerinize sunmak istiyorum. Demokrasimizin geleceği, demokrasiye duyulan güven buna bağlıdır.
Bizler, ülkemiz, bölgemiz ve hatta dünyanın tüm sorunlarını, bizi ilgilendiren yönleriyle bu kutsal çatı altında grup toplantılarında, komisyonlarda ve Genel Kurul'da kaba ve yaralayıcı olmayan, temiz bir uslüpla konuşacağız, tartışacağız ve bir sonuca bağlayacağız.
Unutmayalım ki TBMM, milletimizin, Cumhuriyetin ve demokrasinin kalbidir. Bu kurumun hepimizin üstünde, bizleri aşan ayrı bir kişiliği vardır. Söz ve eylemlerimizde bu gerçeğin ne kadar farkında olursak siyaset kurumu ve milletvekilleri olarak o kadar güç ve saygınlık kazanacağız. Bu hususları yüksek takdirlerinize önemle arz ediyorum.
TBMM, demokrasimizin ve halkımızın en önemli güç kaynağıdır. Ülkemizin yokluklar içerisinde varolma mücadelesi veren bir durumdan, bugünkü konuma gelmesinde Meclisimizin çok büyük payı vardır. TBMM, devleti kurmuş, her dönemde yasal, kurumsal ve yapısal düzenlemeleri yaparak, çağdaş uygarlık düzeyine erişebilmek için yoğun bir gayret içerisinde olmuş, milletimizin sorunlarına çare ve çözüm üretmeye devam etmiştir. Hiç şüphesiz bundan böyle de devam edecektir."
"Parlamentolar çare ve çözüm üreten kuruluşlardır"
Ülke ve millet için çok önemli işlerin 93 yıllık mazide birlikte başarıldığını ama yapılacak daha çok iş bulunduğunu belirten Cemil Çiçek, "Olanla yetinemeyiz. Milletimiz için tasavvurlarımız var, hedeflerimiz ve temennilerimiz var. Temenni ettiklerimizi temin etmek bizim asli görevimizdir. Parlamentolar, temennide bulunan kurumlar değildirler. Çare ve çözüm üreten kuruluşlardır. Varlık sebebimiz de budur. Parlamentoların tarihi varlık gerekçeleri böyle bir sebep üzerine kuruludur" dedi.
İçerde ve dışarda çözülmesi gereken birçok sorun bulunduğunu dile getiren Çiçek, "Ayrıntıya girmeye gerek yok, bunları biliyoruz. Bu sorunları uygarca tartışarak ve konuşarak, birbirimizin hukukuna saygı göstererek ve uzlaşarak birlikte çözmek durumundayız. Başka ülkelerin demokrasi ve uzlaşma örneklerini ve uygulamalarını anlatarak çağdaş demokrasiye ulaşamayız. Arz ettiğim hususlarla ilgili olarak günümüzde ve aramızda yeni güzel örnekler koymak zorundayız. Demokrasi böyle gelişir, kökleşir ve kurumsallaşır. Demokrasi kültürü de böyle oluşur. Demokrasinin yalnızca yasal düzenlemelerden ibaret olmadığını, esas olanın zihniyet değişimi olduğunu, demokrasiyi özümseme ve benimseme olduğunu şimdi daha iyi anlıyoruz" diye konuştu. Çiçek, şunları söyledi:
"Başta Ortadoğu ve Kuzey Afrika olmak üzere yaşanan insanlık dramı, oluk oluk akan kan, gözyaşı; insanlığın erozyona uğrayan değerleri, hak, hukuk, özgürlük adına söylenen bunca söze rağmen, kitle halinde öldürülen insanlar, terör, insanlık suçları, insanlığa karşı işlenen suçlar; bütün bunlara karşı uluslararası kuruluşların ve medeni dünyanın sorumsuzluğu, ilgisizliği ve yürütükleri Makyavelist ve Merkantilist siyasettir. Ölenleri değil öldürme şekli ve tekniklerinin ve saldırıda kullanılan silahların tartışmanın odağına alınması, insanlık suçunun ve insanlığa karşı suçların herkesin gözü önünde işlendiği halde suç faillerinin himaye ve destek görmesi, akıllara durgunluk vermektedir.
Terör konusu ülkemizin, bölgemizin ve hatta tüm dünyanın acı gerçeğidir. Asrın vebasıdır. Maalesef bu konuda da ortak bir anlayış, ortak bir tavır ve uluslararası bir işbirliği yoktur. Biz ülke olarak, en başta devlet terörü olmak üzere Allah adı kullanılarak işlenen cinayet ve vahşetler de dahil, terörün her türlüsüne karşıyız, böyle olmaya da devam edeceğiz. Halkın seçtiği ve işbaşına getirdiği yönetimlerin kanlı askeri darbelerle görevden uzaklaştırılması ve bunun karşısında tüm dünyanın ortaya koyduğu tavır ise akıllara ziyan bir ayıptır.
Bunları ifade etmemin sebebi, bağımsızlığımızın, Cumhuriyetin ve demokrasimizin ne büyük nimetler olduğunun daha fazla farkına varmamıza dikkat çekmek içindir. Birbirimizin değerini daha çok bilmemiz içindir. Milli birlik ve bütünlüğümüz bu aziz vatanda en büyük gücümüzdür. Onun için her vesileyle buna vurgu yapıyoruz; çünkü kuvvet birliktedir, dirlik de birliktedir. Dularımızda bunun için yakarıyoruz. Sağduyulu davranmak, hoşgörü, birbirimizin kişiliğine, değerlerine ve hukukuna saygı göstermek, bir arada huzur, barış ve kardeşlik içerisinde yaşamanın ön şartıdır. Demokrasi kültürümüzün kökleşmesi de buna bağlıdır."
"Milletimize bunu nasıl izah edeceğiz?"
"Yeni yasama yılını, geriye dönük olarak yaptıklarımız ve yapmadıklarımız konusunda özeleştiri için bir fırsat olarak görmeliyiz" ifadesini kullanan Çiçek, "Yaptıklarımızı biliyoruz ama yapamadıklarımız var. Milletimiz özlemi ve beklentisi olmasına, bizim de milletimize hep birlikte söz vermemize, bunun bir zaruret ve mecburiyet olmasına rağmen mesela; uzlaşarak ve anlaşarak toplumsal mutabakata dayalı, öncelikleri, ilkeleri, dengeleri ve standandartları iyi belirlenmiş yeni ve sivil bir anayasayı henüz toplum önüne koyamadık. Ortaya koyduğumuz hedefimizin çok uzağında, umutların her geçen gün daha da azaldığı bir süreçte çalışma sürdürüyoruz " dedi.
"Bu süreç bizi nereye götürecek, doğrusu bilmiyorum. Yeni bir Anayasa yapmamış olmamızın sorumluluğunu nasıl taşıyacağız? Milletimize bunu nasıl izah edeceğiz?" sorularını yönelten Çiçek, şunları ifade etti:
"Hepimiz kabul ettik ki bu Anayasa bize dar geliyor, ihtiyaca cevap vermiyor. Bu anayasa her gün yeni sorunlar çıkarıyor. Yanlış düzenlemeler, kurallar, yenisini ve doğrusunu yapmadığımız için yürürlüğünü sürdürürken, karşılaştığımız sorunlara nasıl doğru çözümler bulacağız? Nitekim bulamadık. Tutuklu milletvekilleri sorunu, hak ve özgürlükler sorunu, terör, demokrasi sorunu ve benzeri bir çok toplumsal sorun, bütün bunlara tatminkar çözümler bulamadık. Çağdaş demokrasinin önündeki en büyük engel bu anayasadır.
Kaldı ki yeni bir Anayasa yapamamaktan dolayı bir çelişki yaşadık ve yaşıyoruz. O da şudur; 4 Siyasi partimizin Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na verdikleri metinlere baktığımızda yürürlükteki Anayasanın tümüne yönelik köklü değişiklikler içerdiği ortadadır. Mevcut Anayasanın yanlış, eksik, yetersiz, ihtiyaca cevap vermediği hepimizin ortak tespiti olduğu için bu komisyon kuruldu. Yenisini yapamazsak bu Anayasa yürürlükte kalacak ve biz yasama organı olarak ayıplarla malul bu anayasaya uygun yasa çıkarmaya devam edeceğiz. Bu bir çelişkidir. Anayasa yargısı da ‘Neden yanlışa uymadınız?’ diye kanunları iptal edecek. Bu çelişkili süreç ne zaman ve nereye kadar devam edecek?
Demokrasi doğru kuralların hayata geçirildiği sistemin adıdır. Yanlış kuralların yürürlükte olduğu bir sistemde sorunların çözümü, kişisel yeteneklere, bir yolunu bulma yöntemlerine havale edilmiş olur.
Keza hepimiz için büyük bir stres kaynağı olan ne etkin yasamaya ne de etkin denetime imkan vermeyen, hergün daha da şiddetli kırıcı tartışmalara kaynaklık eden kırk yıl önceki ikili parlamento yapısına göre hazırlanmış, 155 maddesi değiştirilmiş ve bütünlüğü bozulmuş bir içtüzükle nasıl verimli bir çalışma yapabiliriz? Şu an fiili içtüzükle iş yapmaya çalışıyoruz. Herkes kendisine göre yorum ve uygulama istiyor. Geçen dönemde ve bu dönemde de komisyon kurduk, çalışmalar yaptık. Ancak ortada henüz uygulamaya koyacağımız yeni bir içtüzük de yoktur."
"Peki bunları kim yapacak"
TBMM Başkanı Çiçek, herkesin tek tipçilikten şikayet ettiğini vurgulayarak, konuşmasını şöyle tamamladı:
"Sağdaki partilerden merkez ve sol partilere kadar hepimize aynı elbise giydiren ve tek tip teşkilatlanmayı zorunlu kılan, olağanüstü dönemlerin ürünü siyasi partiler yasası, yapılmış ve yapılacak olan değişikliklere rağmen kevgire dönmüş seçim mevzuatı ve siyaset hukukunun yeniden tanziminde de bütünlük içerisinde birlikte bir şey yapamadık. Peki bunları kim yapacak? Anayasa, içtüzük, siyasi partiler yasası, seçim mevzuatı, bu konular ilgili diğer mevzuat ortak hukukumuzu oluşturur. Bunlar sağlıklı ve sağlam siyasi bir yapı oluşturmamızın temel unsurlarıdır.
Mevcut siyaset hukukunun, yürürlükteki mevzuatın içerdiği katı, yasaklayıcı kurallarla siyasetin gerçekleri ve halkın beklentileri karşı karşıyadır. Kanuni meşruiyet ile siyasi meşruiyet örtüşmüyor. Yasal meşruiyetin çizdiği çerçeve, reel siyaseti zorluyor, rehin alıyor. Dünün kuralları, bu günün sorunlarını çözmüyor, beklentilerimizi karşılamaya yetmiyor. Sonuçta sertleşiyoruz, kırılıyoruz, daha dargın, daha gergin bir toplum oluyoruz.
Değerli Milletvekilleri; İşimiz çok, yolumuz uzun ama zaman kısa. Gelin sorunlarımızı çözmek için birlikte yeni bir başlangıç yapalım. Emin olun bu çok zor değil ama gereklidir. Bu inanç ve ümitle yeni yasama yılı Türk Milletine ve hepimize hayırlı olsun."
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
