KAYSERİ
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Kayseri programı kapsamında Boğazköprü mevkiinde MHP Grup Başkanvekili ve Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, İl Başkanı Mete Eke ve partililer tarafından karşılandı.
Toplumdaki iki önemli hastalıktan birinin işsizlik olduğuna işaret eden Bahçeli, özellikle genç işsizliğin yaygınlaşmasının daha büyük sorun olduğunu vurguladı.
İşsizliğin her evde var olmasının aynı zamanda o evde sosyal patlamaya hazır bir dinamit de olduğu anlamına geldiğini ifade eden Bahçeli, şunları kaydetti:
"İşsiz gençlere, yakınlarının 'hala evdesin, bir iş bulamadın mı? sorusu onu ezer. Böylelikle çocuk eve kapandığı gibi sosyal sıkıntılara girer. İşte Türkiye'de her 5 kişiden birisi böyledir. Bu birileri tarafından istismar, tahrik edilirse her evdeki patlamaya hazır dinamitler alevlenirse o zaman Türkiye karmakarışık olur. Ama bu milletimiz dayanışmaya, aile beraberliğine, şükre ve kanaate sahip olduğu için bunu sabırla karşılar. Ama bu böyle devam ederken, bir başka sosyal hastalık başlarsa o zaman tehlike çok daha büyük artar. Bir başka toplumsal hastalık yolsuzluk ve rüşvettir. Yolsuzluk ve rüşvet toplumu çürütür, devleti çökertir. Kalıcı ve yerleşik hale gelirse bütün vücudu saran kanser gibi toplumun her kesimine yayılır. Böyle bir durum işsizlikle beraber o toplumda görülürse bir tarafta aç ve açıkta, öbür tarafta ise yolsuzluk ve rüşvet üzerinden milyonlar kazanan insanlar bir arada ateşle barut gibi kolay yaşayamaz. Birisi burada bir ateşi barutun üzerine sürerse ortalık karmakarışık hale gelir. 17 Aralık'tan itibaren ülkemizde bu yaşanıyor. Başta Adalet ve Kalkınma Partisi'ne oy vermiş kardeşlerimiz olmak üzere hep beraber düşünmeli, yolsuzluk ve rüşvet üzerine gitmeliyiz."
"Vatandaş gereğini yapar"
Başbakan Erdoğan'ın memleketin meseleleriyle uğraşmasının asli vazifesi olduğunu dile getiren Bahçeli, "İşsizlik feryadını duyuyor olmana rağmen kayıtsız kalıyor, esnafın sesine kulak vermiyorsun. İşçiye 'al ananı git' diyorsun ama halkın arasındaki yolsuzluk ve rüşvet feryadına eğer kulak tıkıyorsan, bunu bir komplo olarak, montaj olarak kabul edip reddediyorsan o zaman kendinle beraber Türkiye’yi de yakmaya başlıyorsun demektir. Kime ulaşırsa ulaşsın kime dayanırsa dayansın yolsuzluk ve rüşvetten hesap sormadığın sürece vatandaşımızı ikna edemez, tatmin edemezsin ve vatandaşımız bir gün bunun gereğini yapar. Sandıkla nasıl gelmişsen sandığa da o şekilde gömer gider" diye konuştu.
Bunların hepsinin üstünün örtülebilmesi için ajan provakatörlerin, kışkırtıcı eylemlerle milletin birbirine düşürülmeye çalışıldığını öne süren Bahçeli, şöyle devam etti:
"Bizim bin yıllık kardeşliğimizle bir arada yaşayan etnik, mezhep temeli ne olursa olsun her birini bu milletin aziz evlatları olarak kabul edip Cenab-ı Allah'ın kutsal bir emaneti olarak bağrımıza bastığımız insanları sağda solda olaylar çıkarttırarak, yolsuzluk ve rüşvetin üstünü örtmeye çalışıyorsun ama milletin birliğini ve dirliğini tahrip eden kışkırtıcılıklarla husumet zehri ekiyorsun. Bir yandan dolar alıyor kazanıyorsun, öbür yandan zehir saçıyorsun. Bu gidişat gidişat değil. Bunlar birçok ülkede kendini gösterdi oradaki tehlikeli gidişleri hep birlikte gördük. Tunus’u, Mısır’ı, Endonezya’yı, Ukrayna’yı şimdi Suriye'de de nasıl gelişmeler olduğunu görüyoruz. Yolsuzluk ve rüşvet ne kadar tek adam olursan ol, ne kadar otoriter bir rejim kurarsan kur, ne kadar diktatör olarak, baskı, zulüm yaparsan yap demokrasi içinde gelsen de, diktatör olsan da senin gidişini hızlandıracak olan yolsuzluk ve rüşvet olaylarıdır."
"Ülkem ve milletim, sonra partim"
"Ülkem ve milletim, sonra partim" diye ifade edilen ilkeye şu an en fazla ihtiyaç duyulan dönem olduğunu belirten Bahçeli, "Onun için bundan demokrasi içinde çıkış yolu bulmalıyız, sağda solda olaylarla bir yere varmak mümkün değildir. Yaşanan bu yollar hep denenmiş, sonu felaket olmuştur. Şimdi 80 günden bu yana bunları söylüyorduk kimse kulak asmıyordu ama şimdi herkes MHP’nin tespit ve tedbirlerini konuşur hale geldi. Sokakla sandık arasında bir tercih olacaksa bu mutlaka sandıktan yana olmalıdır. Sandıkta olmak demek, demokrasi içinde milli iradeyle çözümün aranması demektir. Böyle karmakarışık, kutuplaşma, kaos, kriz kamplaşma ortamlarında başka yollar denenmemeli, millet iradesine başvurulmalıdır. Millet iradesine başvurmak demek seçim demektir. En yakın seçim 30 Mart'tır" şeklinde konuştu.
17 Aralık operasyonları
Bahçeli, İncesu'nun ardından, Yeşilhisar ilçesinde de vatandaşlara hitap ederek, 17 Aralık operasyonlarına değindi.
Devletten bir şey saklanamayacağını belirten Bahçeli, şunları kaydetti:
"Ne kadar iktidar olursan ol, ne kadar diktatör olursan ol, söylüyorum sen kendi iktidarında bunu sakladın peki MHP'nin iktidarında ne yapacaksın. Senin 7 göbeğinden bu haramın hesabını sormazsam namerdim. İranlı o ne olduğu belirsiz insanla 4 bakanının nasıl Türkiye'yi soyduğunun hesabını sormazsam namerdim. Ama bunların hesabı sorulurken, sokakları tercih etmemek lazım, kardeş kavgasını çatışmayı tercih etmemek lazım. Türkiye bunların hepsini yaşayarak geldi. Şimdi hepimiz demokrasi içinde bir çözüm bulmamız lazım. Milli irade bundan böyle Türkiye'nin en köklü meselelerini çözebilecek bir irade olmalıdır. Milli iradenin demokrasi içinde çözüm yolu seçimlerdir."
"Hele hele son yasalarla AKP'leştiriliyor"
Bahçeli, Kayseri'nin Develi ilçe meydanında halka hitaben yaptığı konuşmada da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı mitingleri eleştirerek, Erdoğan'ın sürekli olarak konuştuğunu, Türkiye'yi toz pembe göstererek, çok başarılı bir şahsiyet olarak tarihe adını yazdırmak için mübalağalı değerlendirmelerde bulunduğunu öne sürdü.
Başbakan Erdoğan'ın konuşurken arkasına "147 tesisin açılışı", "175 tesisin temel atma töreni" gibi pankartlar, yazılar bulunduğunu ifade eden Bahçeli, şunları kaydetti:
"Nerede bu tesisler, gören bilen var mı? Ama hepten de Recep Tayyip Erdoğan'ın bir şeyler yapmadığını söyleyemeyiz. Yaptığı şeyler de olmuştur. Mesela bölücü PKK'yı siyasallaştırırken bölünmüş yollarla milleti biraz rahatlatmıştır. Yasama TBMM'dir. Orada Recep Tayyip Erdoğan ve AKP sayısal çoğunluğuyla, 326'yla duruyor mu? Yürütme Recep Tayyip Erdoğan'ın tek başına kurduğu hükümettir. Yasama ve yürütme, kuvvetler ayrılığının ikisidir. Üçüncüsü ise yargıdır. Bugün yargı bazı değişikliklerle adalet ve kalkınma partisi tarafından kuşatılıyor, arkasından siyasallaştırılıyor. Hele hele son yasalarla AKP'leştiriliyor. Böylelikle kuvvetler ayrılığında yasamada, yürütmede AKP var, dolayısıyla Tayyip Erdoğan var. Yargı da şu an etkisini artırmış ve AKP'leşmiş, Recep Tayyip Erdoğan'ın denetimine girmiş. Bağımsız ve tarafsız yargı tamamen çökmüş, hukuksuzluk hakim olmuş ve burada da Tayyip Erdoğan kuvvetler ayrılığına etkisini koymuş ama bir şeyi daha ihmal etmemiş o da demokrasilerde dördüncü kuvvet olarak algılanan basın ve medya. Bazıları var hemen iktidara yanaşmış, 'yanaşma medyası' oluşmuş, bazıları var, Recep Tayyip Erdoğan'ın isteği ve talimatıyla kendiyle beraber işbirliği yapmış bazı iş adamlarının aracılığıyla televizyon ve gazeteler kurulmuş. Onlar da yandaş olmuş. Bazılarını da baskı altına alarak kendisinden bahsettirmeye zorlayarak dördüncü kuvvete de erişmiştir."
Muhabir: Musa Özyürek
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
