Politika

Kılıçdaroğlu: Bir devlet memurunun bütçeyi anlatmasını vicdanınıza sığdırıyor musunuz?

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Bir devlet memurunun bu kürsüye gelip size 2020 bütçesini anlatmasını, 2018 kesin hesap kanununu anlatmasını, sizden oy istemesini vicdanınıza sığdırıyor musunuz?" dedi.

Meltem Öztürk,Aynur Ekiz,Seval Ocak Adıyaman,Sinan Uslu   | 09.12.2019
Kılıçdaroğlu: Bir devlet memurunun bütçeyi anlatmasını vicdanınıza sığdırıyor musunuz? Fotoğraf: Güven Yılmaz/AA

TBMM

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Meclise gelip kendi bütçesini sunması gerektiğini savunarak, "Bir devlet memurunun bu kürsüye gelip size 2020 bütçesini anlatmasını, 2018 kesin hesap kanununu anlatmasını, sizden oy istemesini vicdanınıza sığdırıyor musunuz? Bugün burada bir devlet memurunun sunduğu bütçeyle yürütme organının vesayeti, parlamentonun üzerine düşmüştür." dedi.

Kılıçdaroğlu, TBMM Genel Kurulunda, 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Teklifi'nin tümü üzerinde konuşma yaptı.

Parlamento olarak bir hesaplaşma yapmaları gerektiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Neyi doğru, neyi yanlış yapıyoruz, parlamento nedir, işlevi, yetkisi nedir, bu yetkileri başkasına devredelim mi devretmeyelim mi, demokrasi, hukuk nedir, hukukun üstünlüğü nedir? Bazen kısır tartışmalar içinde doğruları birbirimize yeteri kadar yansıtamıyoruz. Oysa hepimiz insanız, hepimizde bir vicdan var." diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, hiç kimsenin, bir çocuğun açlıktan ölmesini, yoksulluğu, fakirliği istemediğini, herkesin her evde mutluluk olmasını istediğini belirtti. Bütün milletvekilerinin ortak hedefinin de bu olması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Ama bazen özgür irademizi kullanamaz noktaya geliyoruz. Kullanamadığımız için de baskılar altında kalarak maalesef parlamentonun olması gereken yetkilerini başka yerlere deklare ediyoruz." ifadesini kullandı.

Demokrasinin, uzun kavgalar ve ağır bedeller ödendikten sonra "egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" diye ortaya çıktığını belirten Kılıçdaroğlu, "Biz de parlamentoya yazmışız. 1921 anayasasında, diğer anayasalarda, darbe anayasalarında ve son anayasada 'egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' der. Egemenliği, millet adına bir kişi mi kullanacak yoksa birbirini dengeleyen güçler mi kullanacak? Bütün çağdaş demokrasilerde bilinen kural vardır; yetki millet adına birbirini denetleyen üç organa; yasama, yargı, yürütmeye verilmiştir. Bir güçler dengesi oluşur, yetki bir kişide temerküz etmez. Bir kişide temerküz etmesi otoriterleşmeyi getirir." değerlendirmesinde bulundu.

"O zaman sizin ne kıymetiniz var?"

Kılıçdaroğlu, Anayasa'nın 6. maddesine göre egemenliğin kullanılmasının, hiçbir suretle hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamayacağını, hiç kimse veya organın, kaynağını Anayasa'dan almayan bir devlet yetkisini kullanamayacağını vurguladı.

Parlamentonun yetkilerinden birinin denetim olduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, 26. Dönem'de milletvekillerinin yürütme organına yönelttiği yazılı soru önergelerine süresi içinde cevap verilme oranının yüzde 10,99, 27. Dönem'de ise yüzde 8,19 olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, yürütme organının, "Ey parlamento, ey milletvekilleri kusura bakmayın; ben sizi takmam, sizin sorularınıza cevap bile vermem." dediğini öne sürdü.

Soru önergelerine 15 günlük süresi içinde neden cevap verilmediğini soran Kılıçdaroğlu, "O zaman milletvekili olarak sizin ne kıymetiniz var? Yürütme organı tarafından bir sorunuza bile cevap verilmiyorsa TBMM'nin itibarı ne oluyor? Buna ben de her partiden milletvekili de itiraz etmeli. 'Böyle bir rezalet olmamalı' denilmeli." diye konuştu.

Bütçeyi Fuat Oktay'ın sunmasına eleştiri

Bütçeler görüşülürken asıl tartışılması gereken kesin hesap kanunlarının bir tarafa atıldığını ifade eden Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Son düzenlemelere kadar TBMM'ye gelip bütçeyi sunan kişi seçilmiş kişiydi, arkasında milli irade vardı. Bütçeyi sunan kişi bir devlet memuru, seçilmiş değil, arkasında bir irade yok. Sizin vicdanınız bunu kabul ediyor mu? Bir devlet memurunun bu kürsüye gelip size 2020 bütçesini anlatmasını, 2018 kesin hesap kanununu anlatmasını, sizden oy istemesini vicdanınıza sığdırıyor musunuz? Hani demokrasi, hani milli irade diyorduk. Normalde buraya Sayın Cumhurbaşkanının gelip bütçeyi sunması lazım. Bütçeyi bir devlet memuru sunuyor ama Sayın Erdoğan, başka toplantıda konuşmalar yapıyor. 'Benim parlamentoda kurşun askerlerim var, ellerini kaldırır, ellerini indirirler, benim Meclis'e gitmeye yetkim var ama gitmek istemiyorum. Niye duracağım saatlerce?' Bunu, parlamentoya söylüyor. Sizler vicdan sahibiyseniz buna dur demelisiniz.

Bu bütçe, 82 milyonun bütçesi. 82 milyona hizmet götüreceksiniz, 82 milyondan vergi toplayacaksınız ama gelip bütçeyi bir devlet memuru sunacak. Olmaz. Bu kürsüye, tarihinde devlet memurları gelip bütçe sunmamıştır. 'Atanmışların vesayeti olmaz' diyoruz. Hep şikayet ettik bundan. En çok şikayet eden AK Parti Grubu'dur. Bu parlamentonun üzerinde hiçbir vesayeti, hiçbirimizin kabul etmesi mümkün değildir. Aramızda görüş farklılıkları, tartışmalar olabilir, sorunları çözmede farklı çözümler üretebiliriz ama bu parlamento üzerinde vesayeti asla kabul edemeyiz. Bugün burada bir devlet memurunun sunduğu bütçeyle yürütme organının vesayeti, parlamentonun üzerine düşmüştür. Bu doğru değildir. Gelir buraya seçilmiş birisi, kahramanlar gibi oturur, kendi bütçesini savunur."

"Ödenek üzerinde harcama yapılamaz"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, merkezi yönetim bütçesiyle verilen ödeneğin, harcanabilecek tutarın sınırını gösterdiğini, Anayasaya göre bütçe kanununa, harcanabilecek tutarın Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle aşılabileceğine ilişkin hüküm konulamayacağını söyledi.

Buna ilişkin ayrıca Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nda bir maddenin bulunduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, burada kamu idarelerinin, bütçelerinde yer alan ödeneklerin üzerinde harcama yapamayacağı ve yapanlara yönelik verilecek cezaların yer aldığını vurguladı.

Sayıştayın raporunda, "2018 yılı merkezi yönetim hükümet bütçesiyle ilgili olarak 63 milyar 295 milyon 717 bin 486 lira ödenek üstü harcama tespit edilmiş, bu harcamaların onaylanması hususu yüce Meclis'in takdirine sunulmuştur." denildiğini belirten Kılıçdaroğlu, "Bu para nereye harcanıyor diye kendi vicdanlarınıza sormayacak mısınız? Toplanan para fakir fukaranın, tüyü bitmemiş yetimin parası? Neden parlamentonun iradesi çöp sepetine atılıyor? Evinize gidip başınızı yatağa koyduğunuzda bu ülkede milyonlarca fakir fukara var, onları düşünün. Anayasa'ya, yasaya aykırı yüzde 7,21 ödenek artışı var." dedi.

Partili cumhurbaşkanı olamayacağını, cumhurbaşkanının devletin sigortası olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, "Cumhurbaşkanı milletin cumhurbaşkanı olacaksa tarafsız olması lazım. Tarafsızlık demek, bir siyasi tarafa ya da partiye eğilimli olmayacağı anlamına gelmiyor. Elbette o da sandığa gidip oy kullanacak. Biz salt yüzde 100 bir tarafsızlık beklemiyoruz, onun da siyasi görüşü var. Buna saygı duyarız ama cumhurbaşkanı tarafsızlık üzerine yemin ediyorsa bir siyasi partinin genel başkanlığını yapamaz. Yapıyorsa, ettiği yemine ters düşüyor demektir." değerlendirmesinde bulundu.

"Bir partinin genel başkanı hakim tayin edemez"

Kemal Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanının kullanacağı dilin kucaklayıcı olması gerektiğini belirterek, "Sevmese bile sıcak mesajlar vermesi lazım. Sabah, öğle, akşam bakıyorsunuz bir öfke, bir kin, bir saldırganlık. Bu olmaz, bu yanlıştır." ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanlığına neden tarafsızlık verildiğini soran Kılıçdaroğlu, "Çünkü cumhurbaşkanı hakim tayin edecek. Bir partinin genel başkanı hakim tayin edemez. Bir partinin genel başkanı hakim tayin ediyorsa o hakime hepimiz farklı gözlüklerle bakarız. Şimdi Anayasa Mahkemesine, AK Parti'nin genel başkanı hakim tayin ediyor. Doğru değil." dedi.

Kılıçdaroğlu, "Benim tayin ettiğim bir hakimi düşünün. Sizin de o mahkemede yargılandığınızı düşünün. 'Bunu CHP'nin genel başkanı atadı, bu kesinlikle benim aleyhime karar verecek' dersiniz. Böyle düşünmek doğaldır. Bir siyasi partinin genel başkanı hakim tayin ederse kuvvetler ayrılığı ilkesi olmaz." diye konuştu.

"En ağır ve en sert cümlelerle eleştirilmesi gerekirdi"

Cumhurbaşkanının "Türkiye Cumhuriyeti'nin şan ve şerefini korumak" görevine işaret eden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Trump'ın yazdığı mektup asla kabul edilemez. Bu millete hakaret etmeye kimsenin hakkı, hukuku ve yetkisi yoktur. O mektup geldiği gün ya büyükelçinin eline verilip gönderilecekti ya da Washington'dan Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi davet edilip 'Al kardeşim bu mektubu götür aynı yollarla iade et' diyecekti. Ne demek 'Cebime koyacağım, orada iade edeceğim'? Hani Türkiye Cumhuriyeti'nin şan ve şerefini koruyacaktın. Bu benim ağırıma gidiyor, sizin de ağırınıza gitmesi lazım. Bu tür şeylere parlamento olarak hepimizin karşı çıkması lazım. Biz kendi aramızda kavga edebiliriz. Bizim bayrağımız, vatanımız bir... Farklı siyasi görüşlerimiz olabilir, kimliklerimiz inançlarımız farklı olabilir ama bizler bu vatanda yaşıyoruz. Bizim vatanımıza bir başka kişinin farklı bakmasını asla kabul edemeyiz. Beni üzen nokta; tek bir cümlenin dahi çıkmamasıdır. En ağır ve en sert cümlelerle eleştirilmesi gerekirdi."

"Talimatla karar veren hakim olur mu?"

Kılıçdaroğlu, Anayasa'daki "Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci ve kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez, genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz." hükmünü okuyan Kılıçdaroğlu, "Rejim değiştikten sonra yargı büyük yara aldı." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Rahip Brunson ile ilgili, "Bu can bu bedende olduğu sürece o teröristi alamazsın." dediğini anlatan Kılıçdaroğlu, "Can, ten, vatan da duruyor. Brunson nerede? Hangi gerekçeyle bıraktınız? Şimdi siz bana Türkiye Cumhuriyeti'nde yargı bağımsızdır mı diyeceksiniz? Değil." diye konuştu.

Hakimler tarafsız değilse hukukun üstünlüğüne inanmıyorsa o hakime nasıl güvenileceğini soran Kılıçdaroğlu, "Talimatla görüş veren, karar veren hakim olur mu?" dedi.

Uzun süre hapiste kalan Türkiye kökenli Alman gazeteci Deniz Yücel'in bir gecede iddianamesinin hazırlanarak, ertesi gün tahliye edildiğini, tahliye edildiği zaman başka bir mahkemenin tutuklama kararının kendisine tebliğ edildiğini, bu sırada Yücel'in Almanya'ya gittiğini anlatan Kılıçdaroğlu, "Şimdi siz bana mahkemeler bağımsızdır mı diyeceksiniz? Kime teşekkür ediyor Trump? Sayın Erdoğan'a teşekkür ediyor, Türk mahkemelerine değil. Şimdi NASA'da çalışan var, 'Onu da yakında gönderecekler' diyor. Niçin? Söz veriyor." şeklinde konuştu.

"Hukuksa hepimiz için geçerli olması lazım"

Parlamentonun 15 Temmuz gecesi tarihe, gazilik unvanına uygun bir not düştüğünü dile getiren Kılıçdaroğlu, bombalar yağarken parlamentonun kapanmadığını söyledi.

Hukuk içinde "FETÖ Borsası" kurulduğunu iddia eden Kılıçdaroğlu, 2017'de bir Sabah gazetesi yazarının, 2018'de ise AK Partili bir milletvekilinin de bunu söylediğini aktardı.

AK Parti İzmir İl Başkan Yardımcısını ev hapsindeyken polis kılıklı iki kişinin öldürdüğünü ifade eden Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çünkü FETÖ borsasıyla ilgili çok şey itiraf etmişti. Peki FETÖ borsası ne demek? Para veriyorsunuz, serbest bırakılıyorsunuz. Ben defalarca örnek verdim. Bank Asya'nın önünden geçeni içeri attılar, oğlunu FETÖ'nün okuluna göndereni içeri attılar. 15 Temmuz'dan sonra Pensilvanya'ya gidip gelen, yardımlarını yapan, Bank Asya'ya para yatıran kişiyi baş tacı yaptınız. İsim verdim, yer verdim. Hiçbir şey yapmadınız. Savcı korkudan iddianame bile düzenlemedi. Bu nasıl bir düzendir? Ben buna itiraz etmeyeceğim de... Sizlerin de buna itiraz ettiğini gayet iyi biliyorum. Hukuksa hepimiz için geçerli olması lazım. Parası olana bir şey yok, parası olmayan gariban içeride yatacak. Niçin? Hangi adalet, hangi hukuk, hangi vicdan bunu kabul eder." 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın avukatlarının mal varlıklarının araştırılmasını isteyen Kılıçdaroğlu, "Adalet Bakanına çağrıda bulunuyorum: Erdoğan'ın avukatlarının mal varlıklarını araştırın. Milyon dolarlarını araştırın. 'Mahkemeden parayla adam kurtarmak', gerçekten yazıktır, günahtır. Hakim tayin ediyorlar. Hakimler ve Savcılar Kurulu üzerindeki en etkili kişiler onlar." diye konuştu.

Bir avukatın bir başsavcıya "Şu kül tablasını getirir misin, sigaramın külünü dökeceğim." dediğini ve başsavcının kül tablasını koşa koşa getirip avukatın önüne koyduğunu öne süren Kılıçdaroğlu, "Bu mudur düzen, adalet, hak, vicdan? Biz buna isyan ediyoruz. Bu işin bir partiyle ilgisi yok, bu bir adalet sorunudur." ifadelerini kullandı.

Yargıda çok ciddi bozulmalar olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, "Nasıl oluyor da bir partinin il veya ilçe yönetiminde görev alan, partiye kayıtlı avukat, hakim tayin ediliyor? Onlarca örneği var. İsimleri de saymak isterim ama sırf yargıya saygı duyduğum için buradan isimleri sayamıyorum. Yargı organını çürütüyorsunuz. Bunlar doğru değil." dedi.

Anayasa'ya göre kimsenin hakim ve savcılara talimat veremeyeceğini belirten Kılıçdaroğlu, daha önce kamuoyuyla paylaştığı bir broşürde, "Tahliye konusunda Hakimler ve Savcılar Kuruluyla mutlaka istişarede bulunduktan sonra karar verin." ifadelerinin yazdığını hatırlatarak, "Ne demek bu? Hani kimse hakime talimat veremezdi? Bu, onlarca yüzlerce hakime, savcıya dağıtıldı." şeklinde konuştu.

"Hakim hakimlikten değil siyasetten güç alıyorsa bu en büyük tehlikedir." diyen Kılıçdaroğlu, hakimin, gücünü evrensel hukuktan almak zorunda olduğunu vurguladı. Kılıçdaroğlu, "Hakim gücünü siyasi otoriteden alıyorsa orada ciddi sorunumuz vardır. Hukuk güvenliği yok. Hukuk güvenliği olmak zorundadır. Can ve mal güvenliğini sağlayan, yargının bağımsızlığıdır. Yargı bağımsız değilse hiç kimsenin can ve mal güvenliği yoktur." değerlendirmesinde bulundu.

Kayyum uygulamalarına değinen Kılıçdaroğlu, "Beğenirsiniz veya beğenmezsiniz vicdan taşıyorsak, demokrasiden yanaysak, milletin iradesine saygı gösteriyorsak milletin oyuna darbe vurulamaz. Nasıl oluyor da seçimle gelen, milletin oyunu alan bir belediye başkanı, atanmışların iradesiyle görevden alınıyor ve oraya atanmış biri getiriliyor? Millet sandığa niye gitti, oy kullandı? Yargı kararı olur eyvallah. Ortada yargı kararı yok, tam tersine yargı 'Seçime girebilirsin.' diyor. Buna itiraz ediyoruz." diye konuştu.

"ABD ve Rusya kârlı çıktı"

Kılıçdaroğlu, ekonomik krizin aşılmasına yönelik 13 maddelik bir metin hazırladıklarını anımsatarak, bu maddeleri sıraladı.

Türkiye'nin dış politikasını değiştirmesi gerektiğini savunan Kılıçdaroğlu, AK Parti milletvekillerine yönelik "Allah aşkına şu soruyu vicdanlarınıza sorun; Suriye politikasında kim kazandı? İki devlet kârlı çıktı, ABD ve Rusya. Biz 3 milyon 600 bin Suriyeli getirdik. Süleyman Şah Türbesini IŞİD teröründen kaçırdık. Bir devlet kendi toprağını terk eder mi? Kendi toprağımızdan kaçıyoruz, bunu da kahramanlık olarak satıyoruz. Allah akıl fikir versin." dedi.

Türkiye'nin bölgesini barış havzasına dönüştürebileceğini belirten Kılıçdaroğlu, bölgedeki ülkelerin, egemen güçlerin oyununa gelerek bölgeyi kan havuzuna çevirdiklerini söyledi.

Ekonomik krize yönelik çözüm önerilerini açıkladığı gün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Kılıçdaroğlu, şimdi de döviz baronlarıyla birlikte hareket ediyorsun." dediğini aktaran Kılıçdaroğlu, "Pes. Kim döviz baronlarıyla hareket ediyor? Ben Türkiye'nin çıkarlarını savunuyorum. Ben, 'Dolarla verdiğin ihaleleri, garantileri Türk lirasına çevir.' diyorum." ifadelerini kullandı.

"Faize bir saniyede 596 dolar"

CHP lideri Kılıçdaroğlu, Merkez Bankası verilerine göre, asgari ücretin altında ücret alan 2 milyon 136 bin, 1.000 liranın altında emekli aylığı alan dul ve yetim 847 bin 643, kişi başına aylık geliri 673 liranın altında ise 8 milyon 647 bin 283 kişinin bulunduğunu söyledi.

2.000 liranın altında emekli aylığı alan 6 milyon 850 bin kişi olduğunu, 1.000 liranın altında emekli aylığı alanın bulunmadığını anlatan Kılıçdaroğlu, emeklilere yapılan zamlardan düşük emekli aylığı alanların yararlanamadığını belirtti.

Kılıçdaroğlu, devletin borç batağında olduğunu ileri sürerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"2002-2019 döneminde yabancılara ödenen faiz 173 milyar 55 milyon dolar. Türkiye Cumhuriyetinin vatandaşları Londra'daki bir avuç tefeciye faiz ödedi. Sizin vicdanınız kabul ediyor mu? Benim vicdanım kabul etmiyor. Faiz ödemelerini çıkardım. 2019'un başından şimdiye kadar Türkiye Cumhuriyeti devleti bir saniyede 596 dolar faiz ödüyor. Türk lirası karşılığı 3 bin 362 lira. Bir ayda ödenen faiz 1 milyar 545 milyon 209 bin 370 dolar, Türk lirasıyla 8 milyar 700 milyon lira. Paralar nereye gidiyor?" 

Türkiye'yi 17 yıldır yöneten yürütme organının 2 trilyon dolar vergi topladığını, 70 milyar dolarlık özelleştirme yaptığını, 500 milyar dolar borçlandığını dile getiren Kılıçdaroğlu, "Paralar nereye gitti?" sorusunu yöneltti.

Zafer Havaalanı'nın garanti edilen yolcu sayısının yüzde 4'ünü karşıladığını söyleyen Kılıçdaroğlu, "Yüzde 96'sına garanti ödeniyor. 26 milyon 691 bin 626 avro ödeniyor. Kimin parası kimin için ödeniyor? Siz bunu sormayacaksınız da Allah aşkına kim soracak? Akşam eve gideceksiniz ve yatacaksınız. 'Bu fakir fukaradan toplanan parayla 26 milyon 691 bin 626 avroyu nasıl veriyorsunuz' diye sormayacak mısınız? Garanti süresi 29 yıl 11 ay sürüyor. Hangi vicdan Allah aşkına? Siz buna isyan etmeyeceksiniz de neye isyan edeceksiniz?" sözlerini sarf etti.

"Londra'da danışmanlık yapan firmanın internet sitesinden öğrendik"

Kemal Kılıçdaroğlu, iktidarın köprü, yol veya hastane yapımı maliyetine ilişkin sorularına yanıt alamadıklarını belirtti.

Şehir hastanelerinin maliyetini Londra'da danışmanlık yapan bir firmanın internet sitesinden öğrendiklerini anlatan Kılıçdaroğlu, "Sonra Cumhurbaşkanlığından bir rapor verildi, rakamlar birebir tutuyor. Ben bilmiyorum, siz de bilmiyorsunuz. Bana söylenmiyor, size de söylenmiyor ama İngilizler biliyor." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın şehir hastanelerinin inşası için "Kendi cebimizden para vermiyoruz." dediğini dile getiren Kılıçdaroğlu, "Sayın Erdoğan'ın cebinden para ödenmiyor, milletin cebinden para ödeniyor. 2018'de 6 milyar 200 milyon, 2019'da 9 milyar 700 milyon, 2020'de 18 milyar 900 milyon lira, 10 milyarı şehir hastanelerinin. Benim vergimi veriyorsun? 'Kaça mal ettin?' diye soruyorum. Gizli. Niye gizli? Faturayı ne kadar şişirirsen devleti o kadar kazıklarsın. Yap-İşlet-Devret modeli budur." ifadelerini kullandı.

İktidarın gidici olduğunu öne süren Kılıçdaroğlu, "Yerine halkçı, yetimin hakkını koruyan bir iktidar gelecek. Herkese hesap vermeyi namuslu görev kabul eden bir iktidar gelecek. İktidar olduğumuzda Kesin Hesap Komisyonu kuracağız. Komisyonun başına muhalefetten biri gelecek." sözlerini sarf etti.

"Çözüm aile sigortası"

Kemal Kılıçdaroğlu, emeklilikte yaşa takılanların daha fazla çalışıp daha fazla pirim ödediklerinde daha az emekli aylığı aldığına dikkati çekerek, Türkiye'de sosyal güvenlik sorununun "aile sigortası" ile çözüme kavuşturabileceğini kaydetti.

"Sosyete damat" olarak nitelendirdiği Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın bu yıl 2,5 milyon yeni istihdamın hayata geçirileceğini açıkladığını anımsatan Kılıçdaroğlu, "İstihdamı arttırmak için 10 paket açıkladı, işsizlik arttı. '2019'da 2,5 milyon kişiye istihdam yaratıyoruz' dedi. İşsiz sayısı oldu 8 milyon. 'Sosyete damat' bu işi bilmez. O paket açıklayacağına, sizden istirhamım, o beyefendiyi paketleyin, bakanlıktan alın." şeklinde konuştu.

Türkiye'deki işsizlik oranından yasamanın değil yürütmenin sorumlu olduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, bunun hesabının sorulmasıyla ancak Türkiye'nin gerçek anlamda demokrasiyi tadacağını vurguladı.

Kılıçdaroğlu, "İnönü Üniversitesi Fizik bölümünden mezun, çöpten kağıt toplayan bir kişi ile iş başvurusu için sıra bekleyen insanların bulunduğu fotoğrafları" göstererek, "Yürütme organı bunları görmüyor. Beyler sarayda yaşıyor. Sarayda hiçbir sorun yok." dedi.

"Man Adası" iddialarını tekrarlayan Kılıçdaroğlu, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en yüksek tazminatına mahkum olduğunu ancak tüyü bitmemiş yetimin hakkını savunmaya devam edeceğini ifade etti.

Türkiye'de her adımda vergiler ödenirken, Man Adası'ndan getirildiğini iddia ettiği 15 milyon dolar için vergi ödenmediğini savunan Kılıçdaroğlu, "Tazminata mahkum edeceklermiş. Etmezlerse namerttirler. Sonuna kadar savunacağım." diye konuştu.

Kemal Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz hain darbe girişiminde şehit olanların yakınları ve gaziler için toplanan paraların akıbetini araştırdığını belirtti. Bağışlanan paraların sahiplerine dağıtılmadığını ve 310 milyon lira için 2016-2019 yılları arasında 28 bin 735 lira faiz geliri elde edildiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, "Faiz yüzde 1 mi? Şehidin sırtından geçinmek ne oluyor? Bunu önce sizin sormanız lazım, sormuyorsunuz." dedi.

"Kurşun askerler değil, yol arkadaşları"

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasının ardından sataşmadan söz alan AK Parti Grup Başkanı Naci Bostancı, Kılıçdaroğlu'nun, konuşmasının 40 dakikasını doğrudan doğruya Cumhurbaşkanına eleştiriye ayırdığını, kalan kısmında da eleştirilerini dolaylı olarak sürdürdüğünü söyledi.

"Gönül isterdi ki bütçeyi konuşurken doğrudan doğruya bütçeye ilişkin değerlendirmeleri dinleyebilseydik." diyen Bostancı, "siyasetin malum dili çerçevesinde yürüyebilecek polemiklerin zikredilmesini biraz garipsediklerini" belirtti.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir bakanı olduğunu ifade eden Bostancı, "Kendisinin kamusal işlerine ilişkin eleştiriler yapmak Sayın Genel Başkanın tabii ki hakkıdır. Bu yalnızca CHP'lilerin değil, herkesin hakkıdır ancak 'sosyete damat' sözü kesinlikle uygun olmamıştır. Buna itiraz ediyoruz." dedi.

Kılıçdaroğlu'nun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bütçeyi sunmamasına ilişkin gerekçesini ifade ederken kullandığı "Benim kurşun askerlerim var, benim TBMM'ye gelmeme gerek yok." sözlerini tuhaf bulduğunu dile getiren Bostancı, "Buradaki milletvekilleri, millet tarafından seçilmişlerdir ve Sayın Cumhurbaşkanının 'kurşun askerleri' değil, yol arkadaşlarıdır." diye konuştu.

Kılıçdaroğlu'nun, "Anayasa Mahkemesi üyelerinin partili Cumhurbaşkanı tarafından atanması" konusundaki eleştirilerini hatırlatan Bostancı, "Sayın Cumhurbaşkanının da atadığı üyeler, akademisyenlerin bildirisine ilişkin farklı bir karar aldılar. Yüksek mahkemelere atanan insanların kimliğinin muhakkak o müktesebata uygun şekilde oluştuğunu ve o insanların özerk iradesi olduğunu asla unutmamak gerekiyor." dedi.

Kılıçdaroğlu'nun, ABD Başkanı Donald Trump'ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yazdığı mektuba ilişkin eleştirilerine de değinen Bostancı, "Türkiye'nin onuru, Trump'a o mektubu iade ederken bir metre mesafeden Vaşington'da yüzüne bakarak o iadenin yapılmasıdır. Sayın Cumhurbaşkanı, bunu yapmıştır." diye konuştu.

"Neyi eleştirseydi?"

CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, "Bugün burada Hazine ve Maliye Bakanı değil, milleti temsil eden biri değil maalesef devletin memuru rejim değişikliğinin sonucunda Meclisi bilgilendirmek durumunda kaldı. Sayın Genel Başkan bunu eleştirmeseydi de neyi eleştirseydi?" dedi.

Özkoç, şunları kaydetti:

"Bugün ya AK Parti'nin genel başkanısınızdır ya da Cumhurbaşkanısınızdır. Cumhurbaşkanıysanız, cumhurun başında milletin cumhurbaşkanlığını yapın. Sayın Genel Başkan bunu söylemeyecekti de neyi söyleyecekti? AK Parti içinde bu ülkenin yetiştirdiği, okuttuğu, devlete ve millete faydası olması içtenlikle istenen çok yetişmiş insan varken 82 milyon arasında damadını getiriyor da mali işlerin başına koyuyorsan Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı bunu söyler, eleştirir, hakkıdır da. Bunu kimse reddedemez."

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.