TBMM
TBMM Genel Kurulu'nda, internetle ilgili düzenlemeleri de içeren "torba kanun teklifi"nin tümü üzerinde görüşmeler tamamlanarak, maddelere geçilmesi kabul edildi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, milletvekillerinin tasarıyla ilgili sorularını yanıtladı.
Çelik, taşeron uygulamalar konusundaki çalışmalarının Başbakanlığa taslak olarak sunulduğunu belirtti. Taşeron uygulamasının, çeşitli vesilelerle gündeme taşınan önemli bir sorun olduğunu kaydeden Çelik, taslağın, taşeron çalışanlarının yıllık izinleri, kıdem tazminatı ve ücretlerinin güvence altına alınması, sözleşmenin kısa değil asgari 3 yıl yapılması, asıl işveren ile alt işverenin kesin olarak ayrılması gibi düzenlemeleri içerdiğini söyledi. Çelik, kısa süre içinde parlamentoya göndermek istedikleri söz konusu taslakla ilgili olarak gruplar arasında uzlaşma olacağı inancını taşıdığını ifade etti.
Emeklilikte yaşa takılanlar konusuna da değinen Çelik, "Burada, 2000 yılı öncesi işe başlayanlarla ilgili bir sorun yaşanıyor. Kademeli bir emeklilik söz konusu. Anayasa Mahkemesi de bu kademeli emekliliği onaylamış. Biz de onların sağlıktan yararlanmaları konusundaki sıkıntıyı gidermek için Bakanlar Kurulu'na sevk ettiğimiz düzenlemede, çalışmalarımızı huzurunuza getirmiş olacağız" diye konuştu.
Faruk Çelik, memura derece verilmesi, 4-C konularının toplu sözleşmede gündemlerinde olduğunu bildirdi.
Çelik, "Memura derece konusunda uzlaşı sağlanma gayreti içindeyiz. 4-C statüsü ile ilgili olarak bu toplu sözleşmede yüzde 40 oranında ücret artışı sağladık. Ama 4-B olma talepleri ile ilgili henüz karar aşamasında değiliz. Tartıştığımız konulardan biri. Statü değişikliği ile ilgili taleplerine saygı duyuyoruz ama bu konuda bir uzlaşmaya ihtiyaç var. O noktaya gelmedik" dedi.
Taşeron ve geçici işçilerin kadro sorunu
Hak-İş'ten yapılan yazılı açıklamaya göre, Başkanlar Kurulu bildirgesinde, Türkiye'de yaklaşık bir milyon işçinin güvencesiz koşullarda taşeron işçi olarak çalıştırıldığı ifade edilerek, örgütsüzlüğü. güvencesiz çalışmayı, kayıt dışını, kuralsızlığı tetikleyen, insan onuruna yaraşır düzgün iş tanımını yok sayan bu uygulamanın, çalışma hayatının dengelerini bozduğu, ekonomik ve sosyal olarak büyük bir tahribat yarattığı görüşüne yer verildi. Sonuç bildirgesinde şu ifadeler kullanıldı:
''Hak-İş Konfederasyonu olarak kölelik sistemiyle eş değer bir hale gelen ve kabul edilemez bulduğumuz alt işverenlik uygulamasını teşvik eden politikaların terk edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu çerçevede çalışma şartlarında hukukun delindiği, düşük ücretli ve sendikasız bir yapı oluşturma niyeti ile istismar edilen alt işverenliik uygulamasına ilişkin mevcut durumun ıslah edilmesine yönelik çalışmalar ülkemizin de kabul ettiği 94 sayılı ILO sözleşmesi ve yargı kararları doğrultusunda acilen başlatılmalıdır. Hak-İş Konfederasyonu Başkanlar Kurulu olarak, kamudaki asli görev ve süreklilik arz eden işlerin kamu işçileri eliyle görülmesini, taşeron çalıştırılmamasını ve kamudaki geçici işçilere kadro verilmesini talep ediyoruz.'''
"5 ay 29 gün çalıştırılan geçici işçilere kadro verilmeli''
Türkiye'de kadrolu işçilerin sayısı azalırken, kadrosuz ve geçici işçilerin sayısının arttığına dikkat çekilen bildirgede, yasa gereği kadrosuz işçilerin 5 ay 29 gün çalıştırıldığına, yılın diğer yarısında işsiz kaldıklarına işaret edildi. Bildirgede, iş yerlerinde yılın 12 ayında yapılacak işler olmasına rağmen sadece 5 ay 29 gün çalıştırılan geçici işçilere, kadro verilerek sorunlarının çözülmesi gerektiği önerildi.
Diğer taraftan taşeron işçilerini örgütleme çalışmalarına hız verileceği duyurulan bildirgede, ''Ocak ayında bir sendikamız tarafından başlatılan 'Seni Sendika Korur' ve 'Hakkın Bize Emanet' kampanyasına benzer kampanyaların Hak-İş'e bağlı sendikalarca hayata geçirilmesinin faydalı olacağına inanılmaktadır'' ifadesine yer verildi.