ANKARA - Hasan Öymez
Hükümet, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu'nu değiştirmek için harekete geçti. Hazırlanan tasarıyla askeri darbelere "yasal dayanak" olarak gösterilen 35'inci madde yeniden düzenleniyor.
1960 askeri darbesinin ardından 1 Nisan 1961'de yürürlüğe konulan 211 sayılı TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35'inci maddesi, askeri darbelerin "yasal" dayanağı olarak gösteriliyordu. Demokratikleşme adımları çerçevesinde Anayasa'da ve bazı yasalarda "sivilleşme" düzenlemeleri yapan Hükümet, TSK İç Hizmet Kanunu'nun bazı maddelerini düzenleme çalışmalarını tamamladı.
"Tehdit" düzenlemesi
Tasarıyla, TSK İç Hizmet Kanunu'nun 2'inci maddesinin birinci fıkrasındaki, "Askerlik, Türk vatanını, istiklal ve Cumhuriyetini korumak için harb sanatını öğrenmek ve yapmak mükellefiyetidir. Bu mükellefiyet özel kanunlarla vaz'olunur" ifadesinin yerine "Askerlik, harp sanatını öğrenmek ve yapmak mükellefiyetidir" cümlesi getiriliyor.
Askeri darbelere "yasal dayanak" olarak gösterilen TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35'inci maddesindeki, "Silahlı Kuvvetler'in vazifesi, Türk yurdunu ve anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti'ni korumak ve kollamaktır" cümlesi tasarıyla, "Silahlı Kuvvetler'in vazifesi; yurt dışından gelecek tehdit ve tehlikelere karşı Türk vatanını savunmak, caydırıcılık sağlayacak şekilde askeri gücün muhafazasını ve güçlendirilmesini sağlamak, Türkiye Büyük Millet Meclisi kararıyla yurt dışında verilen görevleri yapmak ve uluslararası barışın sağlanmasına yardımcı olmaktır" şeklinde değiştiriliyor.
Tasarının 17'inci maddesiyle, TSK İç Hizmet Kanunu'nun 43'üncü maddesindeki, "Türk Silahlı Kuvvetleri her türlü siyasi tesir ve düşüncelerin dışında ve üstündedir. Bundan ötürü Silahlı Kuvvetler mensuplarının siyasi parti veya derneklere girmeleri bunların siyasi faaliyetleri ile münasebette bulunmaları, her türlü siyasi gösteri, toplantı işlerine karışmaları ve bu maksatla nutuk ve beyanat vermeleri ve yazı yazmaları yasaktır" hükmü çıkartılarak, yerine "Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları siyasi faaliyette bulunamaz" ifadesi getirildi.
Yetki Bakanlar Kuruluna
İl Özel İdaresi Kanunu'nda da değişiklik içeren tasarıyla, illerde çıkabilecek olaylara karşı müdahalede yetkiler, Bakanlar Kuruluna aktarılıyor.
Tasarının 14'üncü maddesiyle, İl Özel İdaresi Kanunu'nun 1996 ve 2003 yıllarında da değişikliğe uğrayan 11'inci maddesindeki, "Birden fazla ili içine alan olaylarda ilgili valilerin isteği üzerine aynı veya farklı askeri birlik komutanlarından kuvvet tahsis edilmesi durumunda iller veya kuvvetler arasında işbirliği, koordinasyon, kuvvet kaydırması, emir komuta ilişkileri ve gerekli görülen diğer hususlar yukarıda belirtilen hükümler çerçevesinde Genelkurmay Başkanlığı ile İçişleri Bakanlığı tarafından belirlenecek esaslara göre yürütülür" cümlesindeki, "Genelkurmay Başkanlığı ile İçişleri Bakanlığı tarafından" ibaresi "Bakanlar Kurulu" olarak değiştiriliyor.
“Bu fıkra uyarınca görevlendirilen Türk Silahlı Kuvvetleri birliklerinin, bu fıkra kapsamındaki faaliyetleri, askerlik hizmet ve görevlerinden sayılır" hükmü de eklendi.
Yeni yasama döneminde yasalaşır
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, İç Hizmet Yasası'nın 35'inci maddesinde değişiklik öngörüldüğünü, bunun kaldırılmasının söz konusu olmadığını, yapılması öngörülen düzenlemenin bugün TBMM Başkanlığına sunulacağını bildirdi.
Yasama döneminin bitmesine çok az bir süre kaldığının anımsatılması üzerine Bozdağ, bu yasama döneminde gruplar arasında Meclisin gündemine ilişkin mutabakat olduğunu ifade ederek, "O görüşmelerden sonra TBMM kapanacaktır ama yeni yasama döneminde yasalaşacaktır" dedi.
Tasarı Meclise sunuldu
TSK İç Hizmet Kanunu, Askerlik Kanunu ve İl Özel İdaresi Kanunu'nda da değişiklik öngören Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı TBMM'ye sunuldu.
Cemil Çiçek
TBMM Başkanı Cemil Çiçek de TSK'nın İç Hizmet Kanunu'nda yapılması planlanan değişiklikleri, olumlu değerlendirdiğini belirterek, "Bizim hukukumuzda halen ayıplanması gereken demokratik anlayışlar, demokratik standartlarla ve Türkiye'nin bugün geldiği noktayla bağdaşmayan ve her fırsatta da ileri geri tartışmalara sebebiyet veren hem kanunlar hem kanun maddeleri var. Bu tartışmaları bir noktaya getirmek lazım" dedi.