Euro
6.44
Dolar
5.81
BIST 100
108,722.20
Altın
1,463.09
Politika

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: Kurtuluş da kuruluş da hukuka dayandırılmıştır

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Kurtuluş Savaşı'nın planlanması ve sürdürülmesi ile Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun, Anadolu Müdafa-i Hukuk Cemiyeti'ne dayandığını hatırlatarak, "Yani kurtuluş da kuruluş da hukuka dayandırılmıştır." dedi.

Seval Ocak Adıyaman   | 23.04.2019
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: Kurtuluş da kuruluş da hukuka dayandırılmıştır

TBMM

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Meclisin açılışının 99. yıl dönümü ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla özel gündemle toplanan TBMM Genel Kurulu'nda konuştu.

Partisi adına 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı kutlayan Kılıçdaroğlu, bu güzel günün, bahar günlerinin ışıltısıyla taçlanmasını, Türkiye'nin aydınlık, huzur ve adalet dolu günlerinin müjdecisi olması temennisinde bulundu. Kılıçdaroğlu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 19 Mayıs 1919'da başlattığı kurtuluş mücadelesinin 100. yılının idrak edildiğini anımsatarak, gelecek 4 yıl içerisinde Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun da aralarında bulunduğu çok önemli 100. yıl kutlamalarının gerçekleştirileceğine işaret etti.

2020'de Gazi Meclis'in açılışının 100. yılının kutlanacağını belirten Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Önümüzdeki bu 4 yıllık süreç, bir kutlamalar dönemidir. Bu yılla birlikte önümüzdeki 4 yıl, tüm yurttaşlarımızın da katılımıyla hepimiz için yeni bir arınma dönemidir. Gerçeklerle yüzleşme, bu güzel ülkemizin kuruluş harcına katılmış, temellerine kazınmış ve Türkiye'mizin, günümüzün sorunlarına da çözüm üretecek felsefeyi yeniden keşfetme dönemidir. Bu felsefeyi 3 sözcükle özetleyebiliriz; hak, hukuk ve adalet."

"Kurtuluş da kuruluş da hukuka dayandırılmıştır"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Kurtuluş Savaşı'nın planlanması ve sürdürülmesi ile Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun, Anadolu Müdafa-i Hukuk Cemiyeti'ne dayandığını hatırlatarak, "Yani kurtuluş da kuruluş da hukuka dayandırılmıştır." diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, Mustafa Kemal Atatürk'ün TBMM'nin açılışından bir gün sonra 24 Nisan 1920'de Meclis'te yaptığı konuşmada Müdafa-i Hukuk'u bütün yönleriyle anlattığını aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Mustafa Kemal Atatürk'e göre Müdafa-i Hukuk yani 'hakların müdafaası', sadece işgal güçlerine karşı Türk milletinin haklarının müdafaası anlamına gelmez. Hakların müdafaası, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olması nedeniyle her bir vatandaşın hakkının ve hukukun savunulduğu bir yönetim anlayışını ifade eder. Mustafa Kemal için tek doğru yol için milli iradeyi egemen kılacak, milli bir meclisin, yani TBMM'nin açılmasıdır. Dolayısıyla tereddütsüz şunu söyleyebiliriz: Türkiye Cumhuriyeti'nin temelinde, her bir vatandaşın hakkını ve hukukunu korumayı amaç edinen bir ruh vardır."

Milli Mücadele'yi yönetmesi nedeniyle dünyada "Gazi" unvanına sahip tek parlamento olan TBMM'nin, kurulduğu ilk günden itibaren tarihin kendisine yüklediği sorumluluğun gereği olarak yetkileri konusunda titiz davrandığına dikkati çeken Kılıçdaroğlu, 1924 Anayasası TBMM'de görüşülürken sunulan "Meclis'in kendiliğinden seçimlerin yenilenmesine karar verebileceği gibi Cumhurbaşkanı'nın da seçime karar verebilmesine imkan tanıyan" önergenin, dönemin milletvekilleri Mahmut Esat Bozkurt ve Şükrü Saraçoğlu'nun "Hakimiyet Kayıtsız şartsız milletindir." gerçeğine atıfta bulunan eleştirileri üzerine reddedildiğini anlattı.

Bu gerçeğin altının bir kez daha çizilmesi gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Egemenliğin kullanılmasının hiçbir surette, hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılmaması için kuvvetler ayrılığı ilkesi getirilmiştir. Bütün demokrasilerin ana omurgasını kuvvetler ayrılığı ilkesi oluşturmaktadır. Yani yasama, yürütme ve yargı demokrasinin olmazsa olmazıdır. Kuvvetler ayrlığı aynı zamanda gücün demokratik kurallar içinde denetlenmesidir. Bu nedenledir ki, çeşitli defalar askeri darbeler ve farklı müdahalelerle egemenlik milletten alınmak istenmişse de TBMM er geç aslına dönmüştür. Ancak üzülerek ifade edeyim ki, son Anayasa değişikliğiyle TBMM, kendi yetkilerini kısıtlamış, çağdaş demokrasilerin vazgeçilmez kuralı olan kuvvetler ayrlığı ilkesi fiilen ortadan kalkmıştır."

"Meclis'in geleceği bir kişinin iki dudağı arasından çıkacak sözcüğe bırakılmıştır"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, bugün yaşanan "acı gerçek" olarak nitelendirdiği 6 maddeyi şöyle sıraladı:

"Bugün yaşadığımız acı gerçeği 6 madde halinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin saygıdeğer üyelerine sunmak isterim. Bir, TBMM'nin yetkileri kısıtlanmış; denge ve denetleme mekanizmaları yok edilmiş; denetimsiz bir yürütme organı yani iktidar yaratılmıştır. İki, Cumhurbaşkanı kararnameler yoluyla Meclis'in yasama yetkisine fiilen ortak olmuştur. Üç, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı fiilen sona ermiştir. Dört, partili Cumhurbaşkanı devleti ve milleti temsil etmek yerine belli bir siyasi görüşün temsilcisi haline gelmiştir. Bu da denge unsuru olması gereken Cumhurbaşkanlığı makamının denge unsuru olmaktan çıkmasına yol açmıştır. Beş, tek kişiye parlamentoyu fesih yetkisi verilmiş, milletin meclisinin geleceği bir kişinin iki dudağı arasından çıkacak sözcüğe bırakılmıştır. Altı, Meclis'in bütçe hakkı ve yetkisi fiilen alınmıştır. Bu adımların, 15 Temmuz hain darbe girişimine karşı, 'Gazi Meclis' unvanına yakışan bir direniş sergileyen Meclis tarafından atılması ise başka bir hazin tablodur."

Kemal Kılıçdaroğlu, son anayasa değişiklikleriyle denetlenen, hesap veren ve şeffaf bir iktidar bulunmadığını savunarak, "Yargı bağımsız değildir. Parlamentonun yürütme organını denetleme yetkisi büyük ölçüde elinden alınmıştır. Oysa demokrasilerde halka hesap vermek temel kuraldır. Egemenliği bir kişiye teslim ettiğinizde hukukun üstünlüğü yok olur, üstünlerin hukuku geçerli olur. Yani egemenlik bir kişiye, bir zümreye veya bir sınıfa bırakılmış olur." ifadelerini kullandı.

"Yüce Meclis'in yetkilerine göz dikenler..."

Kılıçdaroğlu, "Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratikleşme tarihi, bu meclisin yetkilerini savunma ve genişletme tarihidir." sözünü 8 yıl önce Meclis'te 23 Nisan konuşmasında kullandığını anımsatarak, şöyle devam etti:

"Bugün dahi bu Yüce Meclisin yetkilerine göz dikenler bu hususu hiçbir zaman hatırlarından çıkarmasınlar. Hepimizin ortak talebi, çağdaş, demokratik bir hukuk düzenini inşa etmektir. Bunun yolu, darbe hukukundan arınmış, hepimizin kitapçığı elimize aldığımızda 'bu benim anayasamdır.' diyebileceği bir anayasayı uzlaşma kültürü içinde tartışarak kabul etmemizdir. Bunu yaptığımızda, çocuklarımıza demokratik standartları yüksek, yaşanabilir bir Türkiye bırakacağız. Sadece çocuklarımız için değil, TBMM'nin tarihine ve tarihin kendisine yüklediği sorumluluğun gereğini de yerine getirmiş olacağız."

Kılıçdaroğlu, TBMM'nin bu tarihi sorumluluğu yerine getirmesi temennisinde bulunarak sözlerini tamamladı.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.