Osmanlı padişahlarının kılıç kuşandığı cami: Eyüp Sultan
Osmanlı padişahlarının tahta geçtikten sonra kılıç kuşanma törenlerini yaptığı Eyüp Sultan Camisi, günümüze uzanan köklü tarihi ve manevi atmosferiyle şehrin simge yapıları arasında yer alıyor.
İstanbul
Anadolu Ajansının (AA) "İstanbul'un Selatin Camileri" isimli dosya haberinin bu bölümünde, şehrin simge yapılarından Eyüp Sultan Camisi ele alındı.
AA'nın WhatsApp kanallarına katılın, önemli gelişmeler cebinize düşsün.
🔹 Gündemdeki gelişmeler, özel haber, analiz, fotoğraf ve videolar için Anadolu Ajansı
🔹 Anlık gelişmeler için AA Canlı
Cami, İstanbul'un fethinin ardından 1458-1459 yılında inşa edildi. 1766 depreminde ağır hasar gören yapı, 3. Selim'in padişahlığı döneminde kapsamlı biçimde onarıma alındı. Ruzname kayıtlarına göre, 1798'de başlatılan çalışmalar sonucunda cami temeline kadar yıkılarak yeniden inşa edildi ve 1800'de ibadete açıldı.
Yeniden yapılan camide klasik Osmanlı geleneğine bağlılık korunurken, dönemin barok etkileri de mimariye yansıdı. Sekiz destekli plan tipine sahip caminin ortasında 16 metre çapında bir kubbe bulunuyor.

Caminin dahil olduğu külliyede medrese, aşhane, imaret, hamam ve türbe de yer alıyor.
Avluda I. Ahmed tarafından 1613 yılında yaptırılan sebil, mermer işçiliği ve klasik üslubu yansıtan detaylarıyla dikkati çekiyor.

Caminin yanındaki Ebu Eyyub el-Ensari'nin türbesinin, halk nezdinde büyük önem taşıdığı, Osmanlı padişahlarının kılıç kuşanma törenlerini burada gerçekleştirildiği biliniyor.
Sekizgen planlı, kubbeli ve duvarları çinilerle kaplı klasik dönem mimarisini yansıtan türbenin sanduka etrafına 3. Selim tarafından gümüş şebeke yaptırıldı. Türbede ayrıca padişahların ve hattatların yazdığı levhalar yer alıyor.

Osmanlı tarihi boyunca kandil geceleri ve mübarek günlerde mevlit okunması için vakıflarla desteklenen Eyüp Sultan Camisi ve Türbesi, bu yönüyle yalnız mimari değil, dini ve kültürel sürekliliğin de merkezi oldu.
Haliç kıyısındaki cami, bugün de hem ibadet mekanı hem ziyaretgah olarak İstanbul'un en yoğun ve en güçlü manevi merkezlerinden biri olma özelliğini koruyor.

"Klasik Osmanlı mimarlığının bir örneği"
İstanbul Medeniyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Kadir Pektaş, AA muhabirine, caminin olduğu yerde kabri bulunan Ebu Eyyub el-Ensari'nin Hazreti Muhammed'in sancaktarlarından biri olarak bilindiğini söyledi.
Mezarın İstanbul'un fethinden hemen sonra keşif yoluyla bulunduğunu ve 1454-1458 yılları arasında buraya türbe ve cami inşa edildiğini dile getiren Pektaş, Evliya Çelebi'nin bu yapı hakkında önemli bilgiler verdiğini aktardı.
Pektaş, "Cami 1766 yılında meydana gelen büyük depremde zarar görüyor. Büyük oranda yıkılıyor ve kısa süre sonra tamir edilmeye çalışılıyor. Tamir ediliyor fakat birkaç sene sonra bu yeterli görülmüyor ve bir süre kapalı kalıyor. 1798 yılında tekrar ele alınıyor. Ancak yapılan tetkiklerde yapının artık kullanılamayacağı anlaşılıyor, temeline kadar yıkılıyor ve iki yıl içinde tekrar inşa ediliyor." ifadelerini kullandı.

Eyüp Sultan Camisinin, 1798'deki ikinci inşaatının 1800 yılında tamamlandığını kaydeden Pektaş, günümüzdeki caminin 3. Selim zamanında inşa edildiğini, türbede de Fatih Sultan Mehmet dönemindeki mimarisine bağlı kalınarak onarım, düzenleme ve güzelleştirmelerin yapıldığını belirtti.
Prof. Dr. Pektaş, Osmanlı sanatının batılılaşma döneminde caminin yeniden inşa edilmiş olmasına rağmen Mimar Sinan'ın 16. yüzyılda uyguladığı plan düzeninin tekrar edildiğini vurguladı.
Yaklaşık 17,5 metre çapındaki kubbenin 8 destekle taşındığına dikkati çeken Pektaş, "Gerçekten 8 tane destek birbirlerine kemerlerle bağlanmakta ve bunun üzerine de 17,5 metre çapında bir kubbe oturmakta. Dört yönde eksedralarıyla, küçük bir yarım kubbeyle kapatılan mihrap önü bölümüyle tam bir klasik Osmanlı mimarlığının bir örneği olarak batılılaşma döneminde inşa edilmiş bir yapıdır. Aslında 1750'lerden itibaren Osmanlı'da Batı tarzı uygulamalar başlıyor. Barok tarzı mimari, daha sonra ampir özellikler Osmanlı sanatına giriyor. Bu yapıda biz bu özellikleri görüyoruz ama biraz daha detaylarda, sütun başlıklarında ve süslemelerde görüyoruz. Mimaride, Mimar Sinan'ın 16. yüzyıl formlarına bağlı kalınmıştır ve bu, camide önemli bir husustur." diye konuştu.

Pektaş, Fatih Sultan Mehmed dönemindeki ilk yapımında caminin iki yanında, türbeye doğru devam eden tarafta sekizerden 16 medrese hücresinin bulunduğunu, yeniden inşa sırasında medrese odalarının kaldırıldığını ve revaklı avlu haline getirildiğini ifade etti.
Sofanın dört köşesine dört hacet çeşmesinin yerleştirildiğini aktaran Pektaş, "Bir kaynağa göre, avlunun ortasında bulunan Çandarlı Sinan Paşa'nın yaptırmış olduğu köşkü ve şadırvan kaldırılıyor, bugünkü sofa inşa ediliyor. Bu sofanın da halk tarafından Eyüp Sultan Hazretleri'nin vefat ettikten sonra burada yıkandığı, gasledildiği ve şimdiki yerine gömüldüğü şekilde bir inanış var." dedi.
Pektaş, "Caminin iç mekanında sütun başlıklarında, kapı pencerelerinde ve giriş kapısında biz barok dönemi veya batılılaşma döneminin süslemelerini görebiliyoruz. Ancak türbede sekizgen mimari ve üzeri kubbeyle kapatılan klasik Osmanlı tarzı uygulamasına bağlı kalınmıştır. Bugün Eyüp Sultan Türbesi'nin iç mekanında ve dış cephelerindeki süslemeler de daha çok çini kompozisyonlar şeklinde karşımıza çıkıyor ve bunlar ağırlıklı olarak 16. yüzyılın oldukça kaliteli İznik çinileridir. Daha sonraki dönemlerde yapılan çinilerde buraya yerleştirilmiştir." şeklinde konuştu.
Camiye birçok Osmanlı sultanları, paşaları ve hanedan üyeleri tarafından eklemeler, düzenlemeler yapıldığını ve şamdanlar hediye edildiğini söyleyen Pektaş, Damat İbrahim Paşa'nın türbede 1723-1724 yılları arasında onarımlar yaptırdığını, dışarıda bulunan madeni şebekeleri düzelttirdiğini, aynı zamanda iç mekanda da 15-16. yüzyıl mimarisinde ve karakterine bağlı kalarak düzenlemeler yaptırdığını anlattı.

"Eyüpsultan semtindeki yapılaşmanın çekirdeğini oluşturdu"
Prof. Dr. Pektaş, "Eyüp Sultan Camisi, Eyüpsultan semtindeki yapılaşmanın çekirdeğini oluşturan bir yerdir. Çünkü burası zaman içinde gelişen büyük bir kompleks, bir külliyedir. Mesela, hemen biraz daha ileri tarafta Mihrişah Valide Sultan'ın yaptırmış olduğu bir külliye vardır. Daha çok imaret bazlı aşhanenin bulunduğu bir külliyedir. Biraz daha ileride Şah Sultan'ın yaptırdığı bir külliye vardır. Yine 16. yüzyıldan Zal Mahmut Paşa'nın yaptırdığı apayrı bir külliye vardır. Yine çok yakında Sokullu Mehmet Paşa'nın yaptırmış olduğu medrese merkezi bir külliye vardır. Bunun yanında Osmanlı paşalarının yaptırmış olduğu türbeler ve bunların çevresindeki hazireler vardır. Yüzlerce, belki de binlerce Osmanlı dönemi şahsiyetinin metfun olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla burası Osmanlı sanatının birçok safhasını, neredeyse 15. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar kesintisiz olarak gösteren bir ayna gibi değerlendirilebilir." değerlendirmesini yaptı.

Pektaş, bölgedeki çok sayıda türbe ve kabirlerin de önemli tarihi kayıtlar içerdiğine dikkati çekti.
Adnan Menderes'in Başbakanlığı döneminde, 1950'li yıllarda caminin önemli bir restorasyon geçirdiğini belirten Pektaş, şunları kaydetti:
"Bu restorasyon sırasında külliyenin veya caminin inşaatı sırasında tutulan bir ruzname var. Bu ruzname kayboluyor. Ancak Ekrem Hakkı Ayverdi bu ruznameyi yaptığı araştırmalarda tekrar elde ediyor. Oradan elde ettiğimiz bilgiler ve ilk Fatih döneminde kaybolan vakfiyesinden sonra yeniden 3. Murat döneminde düzenlenen vakfiyesi elimizde. Bu vakfiyeden biz Eyüp ve çevresinin yanı sıra Alibeyköy'de, İstanbul'un değişik yerlerinde, Eğrikapı'da ve Edirne bölgesinde birçok yerin külliyeye vakfedildiğini biliyoruz. Mevlit okunması, kandil gecelerinde şerbetlerin dağıtılması, aşırlar okunması gibi vakıf kayıtları elimizde mevcut. Burası halkın ve devlet adamlarının özel ilgi gösterdiği bir yer. Söylenecek diğer bir husus, kılıç kuşanma törenleridir. O da burada yapılmaktadır. Yani Osmanlı padişahları meşruiyetlerini ve hükümdarlıklarını burada ilan etmektedir. Dolayısıyla birçok açıdan, hem dini inanış yönünden hem de Osmanlı sosyal, kültür ve siyasi tarihi yönünden büyük önem taşıyan bir merkezin tam çekirdeğinde, odağında bulunuyoruz."
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

