• Altın : 6,326.74
  • BIST 100 : 12,830.51
  • BIST 30 : 14,587.10
  • BTC/USDT : 69,617.00
  • Dolar : 44.37
  • ETH/USDT : 2,080.60
  • Euro : 51.45
news
IBS SİGORTA

Nadir toprak elementleri sigorta sektörü için büyüme alanları sunuyor

- IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO'su Murat Çiftçi: "Türkiye bu alanda erken uzmanlaşırsa, sadece yerel riskleri sigortalayan değil, bölgesel ölçekte bilgi üreten ve reasüransla daha sofistike çalışan bir merkez haline gelebilir" dedi.

  • 25.03.2026
  • Muhammet Fatih Kabasakal
  • Istanbul
  • Sigorta

İSTANBUL (AA) - IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği Üst Yöneticisi (CEO) Murat Çiftçi, nadir toprak elementlerinin mühendislik sigortaları, nakliyat, çevresel ve işveren sorumluluğu, siber, siyasi risk ve proje sigortaları tarafında büyüme alanı sunduğunu belirtti.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, enerji dönüşümü, savunma sanayisi ve ileri teknoloji üretiminin önemli bileşeni haline gelen nadir toprak elementleri, sigorta sektörü için yeni yatırım ve uzmanlık alanları oluşturuyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO'su Murat Çiftçi, nadir toprak elementlerinde üretim ve işlemenin kısıtlı sayıda tesiste yoğunlaşmasının 'temel kırılganlık' olarak öne çıktığını aktardı.

Çiftçi, nadir toprak elementlerinin sigorta sektörü açısından önemine yönelik şu ifadeleri kullandı:

'OECD verilerine göre, nadir toprak elementleri ile lityumda küresel üretimin yüzde 90'dan fazlası üç ülkede toplanırken, Çin tek başına küresel arzın yaklaşık yüzde 70'ini karşılıyor. 2021-2023 yılları arasında sanayi tipi ham maddelerin küresel ticaretinin yüzde 14'ü bir veya daha fazla ihracat kısıtlamasına maruz kalırken, nadir toprak ticaretinde bu oran yüzde 46'ya ulaştı. Bu durum, sigorta sektöründe tedarik kesintisi, politik, ticari kredi, fiyat oynaklığı ve dolaylı iş durması risklerini artırıyor. İhracat lisansının gecikmesi, jeopolitik bir kararın tedarik akışını bozması ya da belirli bir mıknatıs bileşenine erişimin yavaşlaması halinde, otomotivden rüzgar enerjisine kadar çok sayıda sektörün üretim planının sekteye uğraması da söz konusu.'

Çin'in bu yıl nadir topraklar ve ilgili ekipmanlar üzerindeki yeni ihracat kontrollerinin enerji, otomotiv, savunma, yarı iletken ve havacılık tedarik zincirleri üzerinde doğrudan etkili olabileceğini gösterdiğini kaydeden Çiftçi, söz konusu durumun sigortacıların klasik mülkiyet hasarı yaklaşımından çıkıp, jeopolitik gelişmeler ve tedarik zinciri bağımlılığı temelli yeni senaryolar kurmasını zorunlu hale getirdiğini ifade etti.

Çiftçi, temiz enerji ve ileri teknoloji yatırımları büyüdükçe, nadir topraklara talebin de hızlandığına dikkat çekerek, şunları kaydetti:

'IEA'ya göre, net sıfır senaryosunda 2040'a kadar nadir toprak elementlerine yönelik talep yaklaşık iki katına çıkıyor. Dünya Bankası da temiz enerji dönüşümü için 2050'ye kadar birçok kritik mineral üretiminde yüzde 500'e yakın artış gerekeceğini ve 3 milyar tonun üzerinde mineral ve metal ihtiyacı doğacağını ortaya koyuyor. Bu tablo, sigorta şirketlerine geçmiş yılların istatistiğiyle fiyat vermenin artık yeterli olmayacağını, senaryo bazlı, stres testli ve tedarik zinciri entegre modelleme gerektiğini gösteriyor. Örneğin batarya, rüzgar türbini, savunma elektroniği ya da ileri üretim yapan bir tesis sigortalanırken yalnızca fiziksel varlık değeri değil, kullanılan kritik mineralin tedarik kaynağı, stok süresi, ikame edilebilirliği, tek ülkeye bağımlılık oranı ve alıcı-satıcı sözleşmelerinin esnekliği de fiyatlamaya girmeli.'

- 'Sanayi risklerinde reasürans kapasitesi daha seçici hale gelebilir'

Nadir toprakların emtianın yanı sıra stratejik güvenlik meselesi haline geldiğini aktaran Çiftçi, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütünün (OECD) verilerine göre üretim yoğunlaşmasının ve ihracat kısıtlamalarının arttığını, Uluslararası Enerji Ajansına (IEA) göre de son dönemdeki ihracat kontrollerinin küresel değer zincirlerinde ciddi operasyonel aksamalara yol açabileceğini belirtti.

Çiftçi, böyle ortamlarda reasürörlerin, jeopolitik bir olayda birden fazla ülke ve sigortalıyı aynı anda etkileme ihtimalini de değerlendirdiğini aktararak, şu değerlendirmelerde bulundu:

'Bu durum, reasürans açısından birikimli risk hesabını daha kritik hale getiriyor. Özellikle maden, işleme, kritik mineral lojistiği ve bu minerallere bağımlı ileri sanayi risklerinde reasürans kapasitesi daha seçici hale gelebilir. Teknik bilgi seviyesi düşük, tedarik çeşitliliği zayıf veya ESG uyumu sınırlı riskler için fiyatın yükselmesi, bazı durumlarda muafiyetlerin artması ya da alt limit uygulanması, şaşırtıcı olmaz. Buna karşılık, tedarik zincirini çeşitlendirmiş, çevresel yönetimini güçlendirmiş, siber olgunluğu yüksek ve şeffaf veri paylaşımı yapan şirketler reasürans piyasasında daha olumlu ayrışacak.'

Türkiye'nin nadir toprak elementleri alanında potansiyel fırsatlara sahip olduğunu vurgulayan Çiftçi, şu ifadeleri kullandı:

'Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre, Eskişehir Beylikova sahasında yaklaşık 694 milyon tonluk bir kaynak tespit edildi. Bu sahada, yıllık 570 bin ton cevher işleme, yaklaşık 10 bin ton nadir toprak oksidi üretimi ve 17 elementten 10'unun üretilebilir hale gelmesi hedefi paylaşıldı. Bu tablo, Türkiye'de yalnızca madencilik değil, işleme, rafinasyon, ileri malzeme, mıknatıs, savunma ve temiz enerji sanayisi açısından da yeni bir ekosistem oluşturma potansiyeline işaret ediyor. Nadir toprak elementleri mühendislik sigortaları, nakliyat, çevresel ve işveren sorumluluğu, siber, siyasi risk ve proje sigortaları tarafında büyüme alanı sunuyor. Türkiye bu alanda erken uzmanlaşırsa, sadece yerel riskleri sigortalayan değil, bölgesel ölçekte bilgi üreten ve reasüransla daha sofistike çalışan bir merkez haline gelebilir. Bu da Türkiye sigorta piyasası için sadece bir büyüme fırsatı değil, aynı zamanda teknik uzmanlık ve stratejik konumlanma fırsatını beraberinde getiriyor.'