Dolar
13.35
Euro
15.10
Altın
1,841.06
ETH/USDT
3,215.90
BTC/USDT
42,960.00
BIST 100
2,008.87
Gündem

Çerkezlerden DW'nin haberindeki iddialara ilişkin açıklama

Çerkes Dernekleri Federasyonu Başkanı Baş, "Farklılıklarımızı tehlike olarak değil zenginlik olarak göreceğimiz bir Türkiye'yi nasıl yaratacağımızı konuşmamızın daha doğru olacağını düşünüyoruz." dedi.

Semra Orkan, Esma Küçükşahin, Serhat Zafer   | 29.11.2021
Çerkezlerden DW'nin haberindeki iddialara ilişkin açıklama Çerkes Dernekleri Federasyonu Başkanı Nusret Baş

İstanbul/Kayseri/Sivas

Çerkes Dernekleri Federasyonu Başkanı Nusret Baş, farklılıkların tehlike olarak değil zenginlik olarak görüleceği, demokratik bir Türkiye'de asimilasyonu değil, daha gelişmiş, daha müreffeh bir Türkiye'nin nasıl oluşturulacağının konuşulmasını daha doğru bulduklarını bildirdi.

​​​​​​​Baş, yaptığı yazılı açıklamada, Çerkezlerin Rusya'dan 21 Mayıs 1864'ten itibaren başta Osmanlı İmparatorluğu olmak üzere dünyanın çeşitli bölgelerine sürgün edildiğini anımsattı.

Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılmasının ardından kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin imzaladığı Lozan Anlaşması ile sadece Ermeni, Yahudi ve Rumların azınlık olarak kabul edildiğini anlatan Baş, "Bu azınlıklara kendi dillerinde okul açma, eğitim ve yayın hakkı verildi. Anadili Türkçe olmayan Müslüman unsurlara ise bu hak tanınmadı, onlar Türk unsurunun parçası olarak kabul edildi. Bu süreç 2005'e kadar 80 sene sürdü. Bu üç nesil demektir." değerlendirmesini yaptı.

AK Parti hükümetlerinin Avrupa Birliği sürecinde başlattığı demokratik açılımı büyük bir sevinçle karşılandıklarını vurgulayan Baş, şunları kaydetti:

"TRT'nin açtığı Kürtçe televizyona biz de çok sevindik. Çünkü Çerkezler de Çerkez televizyonunun devlet desteğinde açılmasını istiyor. Ayrıca devletimizin Düzce ve Erciyes üniversitelerinde açtığı Çerkez Dili ve Edebiyatı bölümü ve Çerkezcenin seçmeli ders olarak okullarda okutuluyor olmasından son derece memnunuz ve bunun için devletimize teşekkür ediyoruz. Bizler Almanya'daki Türklerin, Bulgaristan'daki Türklerin, Uygur Türklerinin asimilasyona tabi tutulmasına karşıyız ama Çerkezcenin de Türkiye'nin bir zenginliği olarak yaşatılmasını istiyoruz. Farklılıklarımızı tehlike olarak değil zenginlik olarak göreceğimiz demokratik bir Türkiye'de asimilasyonu değil, daha gelişmiş, daha müreffeh bir Türkiye'yi nasıl yaratacağımızı konuşmamızın daha doğru olacağını düşünüyoruz."

"Çerkezce isimler kullanabilmekteyiz"

Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti Derneği Başkanı Emine Arslandok Sezgin de Türkiye'de son yıllarda halkların demokratik yolla kimlik ve taleplerini dile getirebilmelerinde iyileşme olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

"Kimlik, hak talebinin önündeki birçok engeller kaldırılmıştır. STK'larımızda kültürümüzü korumak için birçok faaliyeti rahat yürütebilmekteyiz ve Çerkezce isimler kullanabilmekteyiz, orta öğretimde dilimiz seçmeli olarak okutulabiliyor, iki üniversite de Çerkez Dili ve Edebiyatı bölümü açıldı. Ancak çok uzunca bir zamandan beri STK'lar ve federasyonlar Çerkezce TV, Çerkezce ana okulları talep etmekte ancak sesimizi yeterince duyuramamaktayız. Türkiye' de son 20-30 yılda özellikle uygulanan bir asimilasyon politikasından söz edilemez. DW'nin, bugüne yönelik attığı başlık ve habere doğru demek mümkün değildir."

"Çerkezlere yönelik bir asimilasyon yoktur"

Çerkes Forumu Başkanı Muammer Akgül ise Çerkes Forumu ve Türkiye'deki Çerkezler olarak Alman DW kanalının iddialarını kabul etmediklerini belirterek, Türkiye Cumhuriyeti devletinin milli birlik ve beraberliği aleyhine tüm oluşumların karşısında olduklarını aktardı.

Akgül, Çerkezlerden hain çıkmayacağını vurgulayarak, "Türkiye'de üniversitelerde Çerkezce bölümleri açılmış, ilköğretimde seçmeli Çerkezce dersleri konulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti'nde Çerkezlere yönelik bir asimilasyon yoktur. Türkiye'deki Çerkezler Türkiye Cumhuriyetinin bölünmez bütünlüğünün teminatıdır."

"Türkiye'de birinci sınıf vatandaşın tüm haklarına sahibiz"

Birleşik Kafkas Dernekleri Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Cemil Görücü ise Almanya menşeli bir basın organında yayınlanan belgeselde Türkiye'de Çerkezlerin asimile edildiği iddialarına ilişkin, AA muhabirine, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Çerkezlere her zaman birinci sınıf vatandaş olarak davrandığını söyledi.

1864 yılında soykırıma uğrayan, sürgün edilen Çerkez toplumunun Osmanlı İmparatorluğu'na geldiğini aktaran Görücü, "Çerkezler, hem imparatorluk döneminde hem de Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda asli unsur olmuşlardır. Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti'ni kurarken silah arkadaşlarının çoğu Çerkezdir. Bundan dolayı Kut-ül Amare'de, Çanakkale'de, Sarıkamış'ta, Kurtuluş Savaşı'nda her zaman canımızı, kanımızı verdik ve Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşı olduk. Asimilasyon olayını kabul etmiyoruz." diye konuştu.

Asimilasyon ifadesini kullanan Almanya'nın önce kendisine bakması gerektiğini dile getiren Görücü, şunları kaydetti:

"Almanya aynaya bakmalı ve öyle değerlendirmede bulunmalı. Siyasi gelişmelerde bir karıştırıcılık vazifesi üstlenmiş olabilir. Geleneklerimizi, göreneklerimizi, kültürümüzü yaşatmak adına kurulan sivil toplum kuruluşları açısından hiçbir sıkıntımız yok. Ortaokullarda Adigece seçmeli ders olarak seçilebiliyor. Aynı zamanda Düzce Üniversitesi ve Erciyes Üniversitesinde Çerkez Dili ve Kültürü bölümleri var, bunu hangi devlet veriyor? Türkiye Cumhuriyeti Devleti bizlere bu imkanı sağladıysa Almanya önce kendine bir baksın. Türkiye'de birinci sınıf vatandaşın tüm haklarına sahibiz."

"Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşlığına büyük bir onur ile sahibiz"

Sivas Çeçen Kafkas Derneği Başkanı Ayhan Ergüven de yazılı açıklamasında, Türkiye'de herkesin özgürce yaşadığını vurguladı.

Ergüven, şunları kaydetti:

"Tarihte Osmanlı İmparatorluğu'nun Kafkasya'daki kalesi olmuş Kafkas halkları, Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsızlık mücadelesinin yegane savunucuları ve bu devletin kurucu unsurlarıdır. Alt kimliklerimiz zenginliklerimiz olmakla birlikte bizler, Türk kimliğine ve bağımsız, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşlığına büyük bir onur ile sahibiz. Bu bağlamda gerek kültürümüzle gerekse dillerimizle Türk devletinde hep beraber özgürce yaşamaktayız.

Bir kez daha üzerine basa basa şunu söylüyoruz: Kafkas halkları, bağımsız ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nin özgür birer fertleri ve kurucu unsurlarıdır."

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
İlgili konular
Bu haberi paylaşın