
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Boyner, "İnsani Gelişmişlik Endeksi'ne göre 169 ülke arasında 83. sırada olan Türkiye'nin insani gelişim bileşenleri açısından atması gereken birçok adımı vardır" dedi.***
İSTANBUL
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Boyner, ''Vizyon 2050 Türkiye Raporu''nun tanıtıldığı konferansın açılışına katıldı.
Boyner, konuşmasında, Türkiye'nin bu resmin neresinde yer alacağı konusuna işaret ederek, Türkiye'nin artık küresel düzeyde söz sahibi olan ülkeler arasında olduğunu, 1990'ların çalkantılı dönemini geride bırakan ülkenin ekonomik büyüme hedefini adım adım uygulayarak dünyanın 17. büyük ekonomisi olmayı başardığını söyledi. Boyner, şöyle devam etti:
''Ancak, söz konusu dönem içerisinde küresel ölçekte gösterdiği ekonomik başarı, kalkınma süreçlerine maalesef aynı ölçüde yansımamıştır. UNDP tarafından her sene açıklanan 'İnsani Gelişmişlik Endeksi'ne göre 169 ülke arasında 83. sırada olan Türkiye'nin insani gelişim bileşenleri açısından atması gereken birçok adımı vardır. 2023 yılında dünyanın ilk 10 ekonomisi arasında olma hedefi, ancak kalkınmamızı sürdürülebilir kılmamız, bir başka deyişle yaşamın gereksinimleri ve doğal kaynakların sürdürülebilirliği arasında bir denge kurmamız ile mümkün olacaktır. Bu, sıralamada yer almak isteyen tüm ülkeler için herhalde ki geçerlidir.
Bu pencereden baktığımızda, Türkiye'nin gerekli adımları atma esnekliğine ve kendisinden ileride olan ülkelerin tecrübelerinden faydalanmanın avantajına sahip olduğunu görüyoruz. Bir başka deyişle, Türkiye tüm paydaşların katılımı ile gerekli politikaları oluşturduğu ve uyguladığı takdirde 2050 yılında doğal kaynakları dengeli kullanarak ekonomik ve sosyal alanda sürekli ve dengeli gelişmeye sahip olmak için geç kalmış değildir.''
G20 oluşumunun rolü daha da kritik hale gelecek
Sürdürülebilir bir geleceğin bugünle bağlantısını kurmak amacıyla hazırlanan ''Vizyon 2050 Türkiye'' raporunda insani kalkınma, enerji, şehirleşme, kentsel ulaştırma, üretim ve tüketim eğilimleri çerçevesinde 2050 yılında sürdürülebilir bir Türkiye'ye ulaşmaya yönelik öneriler geliştirildiği, Türkiye'nin önündeki fırsatları değerlendirmekte ve bu yolda çıkabilecek risklere dikkat çekildiğini ifade eden Boyner, şöyle konuştu:
''Ancak unutulmamalıdır ki, 2050 vizyonu ülkelerin kendi başlarına benimseyebilecekleri bir yaklaşımdan ziyade, tüm ülkelerin koordinasyon içinde ortak hedefi olduğu sürece gerçekçi olacaktır. Bu doğrultuda, ulusal ve uluslararası düzlemde bilinçli, örgütlü ve sorumluluk sahibi bir anlayışla bu çalışmaların yürütülmesi gerektiğini de vurgulamak istiyoruz. Bu doğrultuda, dünya ekonomisinin yüzde 87,2 üreten, yüzde 80 ticaret hacmine sahip ve dünya nüfusunun üçte ikisini temsil eden G20 oluşumunun rolü önümüzdeki dönemde daha da kritik hale gelecektir.''
Gül: Sürdürülebilir bir gelişme için sürdürülebilir kalkınma esastır
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül gönderdiği mesajda, hiçbir ülkenin geçmişte yaşaması ve dünyadaki gelişmelere kayıtsız kalmasının mümkün olmadığını, geleceğin herkes için, her toplum ve ülke için umut demek olduğunu belirterek, yarınların Türkiye için büyük umutlar vaat ettiği inancında olduğunu kaydetti.
Sürdürülebilir bir gelişme için sürdürülebilir kalkınmanın esas olduğuna dikkati çeken Gül, şunları kaydetti:
''Bu nedenle sınırsız ve ölçüsüz tüketime dayanan bir bir ekonomik büyüme yerine çevre değerleri ile kalkınmayı dengeleyen sürdürülebilirlik ilkesini hayata geçirebilmeliyiz. Başka bir ifadeyle hem bugünkü hem de gelecekteki nesiller için ekonomik, sosyal ve çevresel hedeflere, yani kalkınma hedeflerine dengeli bir şekilde ulaşmak zorundayız. Bu doğrultuda somut adımlar atmak durumundayız.''