İSTANBUL - Murat Birinci
Yapı Kredi Genel Müdürü Gökhan Erün, Türkiye ekonomisi, bankacılık sektörü ve Yapı Kredi'ye ilişkin AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, sadece Türkiye için değil tüm dünya için zorlu geçen bir yılın geride bırakıldığını belirtti.
Gelişmiş ülke merkez bankalarının ve özellikle ABD Merkez Bankası'nın (Fed) 2018 yılında parasal sıkılaştırma politikalarının etkisiyle, küresel boyutta düşük faiz-bol likidite ortamının sona erdiğini ifade eden Erün, bu durumun gelişmekte olan ülkeleri olumsuz etkilemekle birlikte, portföy yatırımlarının azalmasına ve fon çıkışlarına sebep olduğunu söyledi.
Erün, bu gelişmelerin paralelinde 2018'in ikinci yarısının başında yurt içi piyasalarda kurlar ve faizlerde görülen dalgalanmaların yarattığı kısa süreli belirsizliğin yerini; alınan hızlı kararlar, düzenleyici kurumlar ve sektör arasındaki iş birliği, uygulanan sıkı para ve maliye politikaları sayesinde dengelenme sürecine bıraktığını dile getirdi.
Aynı dönemde, bankacılık sektörünün likidite, sermaye ve aktif kalitesi anlamında bir takım aksiyonlar almasını ve bu alanlardaki gelişmeleri daha anlık takip etmesini gerektirdiğini anlatan Erün, şunları kaydetti:
"Otoriteler tarafından alınan aksiyonların da katkısı ile bankacılık sistemi, ekonomik göstergelerin sürekli değiştiği ortamda direncini korudu. Sektörün likidite pozisyonu sağlam görünümünü sürdürdü. Bunun yanında güçlü sermaye yapısı sektörün risklere karşı dayanıklılığını korumasında en önemli etmendi. Bu gelişmeler içerisinde sektör olarak hacim anlamında, dengeli ve sağlıklı büyümeye devam ettik. Sahip olduğumuz deneyim, kaliteli insan kaynağı ve bilgi birikimimiz ile bankacılık sektörü olarak zorlu bir sınavı başarıyla geride bıraktık."
"Dengelenme başladı"
Gökhan Erün, son dönemde küresel büyümede gözlenen yavaşlama ve ticaret savaşlarına yönelik devam eden kaygıların piyasalarda Fed'in 2019 yılında parasal sıkılaştırmayı 2018'e göre daha az gerçekleştireceği, faiz artırım hızını azaltabileceği ya da faiz artırımlarına ara verebileceği beklentisini oluşturduğunu ifade etti.
Fed tarafından yapılan politika faizinin denge faiz oranının hemen altında olduğuna ilişkin açıklamaların da bu görüşleri destekler nitelikte olduğunu belirten Erün, "Eylül ayında açıklanan beklentilerde 2019 yılında 3 kez faiz artırımı yapılabileceği öngörülürken, aralık ayında güncellenen beklentilerde faiz artırım öngörüsü 2’ye düşürüldü." dedi.
Erün, şöyle devam etti:
"2019 yılına ilişkin oluşan küresel beklentilere ek olarak, sıkı para ve mali politika adımlarını atarak ekonomik dengelenmesi başlamış, bankacılık sektörü kuvvetlenmiş bir Türkiye'nin genel anlamda pozitif ayrışmasına ve cazibesini korumasına ön ayak olacaktır. Yeni Ekonomi Programı'nda (YEP) da belirtildiği gibi Türkiye ekonomisinde kısa vadede dengelenmenin başladığını gözlemliyoruz. Bu program çerçevesinde orta-uzun vadeli başarıya yönelik olarak da sürdürülebilir sağlıklı bir büyüme ve adaletli gelir paylaşım modeline yönelik ekonomik değişimin gerçekleştirilmesi planlanıyor. Bu amaçlara yönelik politika adımlarının, yapısal reformlarla desteklenmesi ve uluslararası yatırımcıların Türkiye'ye yönelik yeniden tesis edilen güveninin devamı, yatırımlar açısından cezbedici olacaktır."
"Devlet destekli aksiyonlar önemli fırsatlar sunuyor"
Gökhan Erün, yurt içinde uygulanması beklenen sıkı para ve maliye politikası paralelinde, 2019 yılı ilk aylarından itibaren faiz ve enflasyonda gözlenebilecek hızlı düşüşle birlikte ekonomik aktivitede kademeli toparlanma beklediklerini söyledi.
Devlet destekli aksiyonların, finansal istikrarın sağlanması ve reel sektörün daha sağlıklı bankacılık yapısıyla desteklenmesi adına önemli fırsatlar sunduğuna işaret eden Erün, "2019 yılında yatırımcı güveninin de artması genel ekonomide olduğu gibi bankacılık sektöründe de sürdürülebilir büyümenin ve daha sağlıklı bilanço yapısının önünü açacaktır." ifadelerini kullandı.
"Nakdi kredilerimiz 249,4 milyar liraya ulaştı"
Gökhan Erün, Yapı Kredi olarak 2018'e bankanın geleceğini şekillendirecek güçlü ve iddialı bir yol haritası doğrultusunda başladıklarını, ödenmiş sermayenin, hissedarların katılımıyla haziran ayında bedelli pay ihracı ile 4,1 milyar lira artırarak, son on yılın en büyük bedelli sermaye artırımını başarılı bir şekilde tamamladıklarını anımsattı.
Yılın özellikle ikinci yarısında yaşanan makroekonomik dalgalanmalara rağmen, güçlü likidite pozisyonları sayesinde ülke ekonomisine olan desteklerini sürdürdüklerini anlatan Erün, hem bireysel hem de tüzel müşterilerden gelen tüm talepleri karşıladıklarının altını çizdi.
Erün, Eylül 2018 itibarıyla, nakdi ve gayri nakdi kredilerin yıllık yüzde 32 artışla 353,2 milyar liraya yükseldiğini belirtti.
Nakdi kredilerin yüzde 31 artışla 249,4 milyar liraya ulaşması sonucunda, özel bankalar arasındaki kredi pazar payını da yüzde 16,8'e çıkardıklarını ifade eden Erün, bu dönemdeki mevduat artışının yıllık yüzde 27 olarak gerçekleştiğini söyledi.
Erün, toplam mevduat tabanının 221 milyar TL'ye ulaştığını ve özel bankalar arasındaki pazar payını arttırarak yüzde 15,6 seviyelerine çıkardıklarını dile getirdi.
"Nakdi sermaye artırımı hissedarlarımızın Türkiye'ye güveninin göstergesidir"
Yapı Kredi Genel Müdürü Erün, ana hissedarlar Koç Holding ve UniCredit dahil tüm hissedarların kendilerine duyduğu güveni ve verdikleri önemi, sundukları desteklerle her daim hissettiklerini söyledi.
Elbette bunun sadece Yapı Kredi'ye değil, Türkiye'ye duyulan güvenin de bir sonucu olduğunu ifade eden Erün, "Zor geçen bir yıl içerisinde 4,1 milyar TL tutarındaki nakdi sermaye artırımına hissedarlarımızın yüzde 99,8 seviyelerinde katılmaları, küresel piyasalardaki tüm belirsizliklere rağmen gerek Türkiye'ye gerekse de Yapı Kredi'ye duymuş oldukları güvenin en iyi göstergesi oldu." diyerek sözlerini tamamladı.