22 Kasım 2016•Güncelleme: 22 Kasım 2016
İSTANBUL/KATAR
Katar'ın başkenti Doha'da gerçekleştirilen "Türk Kültür Günleri"ne katılan Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Şeref Ateş, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, 2009'da Ankara'da açılan merkezin, bir kamu vakfı olarak kurulduğunu belirterek, "Yunus Emre Enstitüsü, batılıların 50-100 yıldır, Goethe Enstitüsü ve British Council gibi kurumlarla yaptığı kültürel diplomasi faaliyetlerini gerçekleştirmek için kuruldu. Vakfın icra organı da Yunus Emre Enstitüsüdür. Faaliyetleri yurtdışında olduğu için, öncelikle kültür merkezleri kuruldu. İlk merkezini Saraybosna'da, ikincisini ise Arnavutluk'ta açtı." diye konuştu.
Ateş, merkezin 2013'ten itibaren Viyana, Avrupa, Almanya, Fransa, Japonya, Malezya ve Amerika'da açıldığını söyleyerek, "Brezilya'da da açılmak üzere. Pakistan'da iki merkez birden açılacak. Bu merkezlerin temel amacı, Türkiye'yi tanıtmak. Türk dilini ve kültürünü tanıtarak, Türkiye'nin argümanlarını dünyaya yakın hale getirmek. Başka ülkelerde, Türkiye'nin dış politikasındaki argümanlarını, gücünü ve potansiyelini göstermek. Bunları anlatırken kültür diplomasisini kullanıyor." ifadelerini kullandı.
Merkezin 40 ülkede faaliyet gösterdiğine işaret eden Ateş, bu merkezler vasıtasıyla, Türkçe kurları, projeler ve kültür sanat faaliyetleri yürütüldüğünü, yapılan çalışmaların asıl amacının ise Türkiye'ye yakın insanlar oluşturmak olduğunu aktardı.
"Bir yıl içerisinde Japonya'da Mehteran takımı oluşturuyoruz"
Enstitüdeki faaliyetlere farklı kesimlerin ilgi gösterdiğine vurgu yapan Ateş, "Türkiye'ye dair düşüncelerinin daha pozitif hale gelmesini istiyoruz. Bizim devlet kurumlarından farkımız, daha sivil, daha eleştirel, daha tarafsız bir şekilde Türkiye'yi tanıtmak." değerlendirmesinde bulundu.
Şeref Ateş, her ülkenin kültürüne, geçmişine ve değerlerine uygun çalışma yaptıklarını söyleyerek, "Mesela Balkanlar'da Türkçe öğrenme faaliyeti daha yoğun. Balkanlarda başlattığımız 'Tercihim Türkiye' projesi var. 5 yıldır sürdürüyoruz. Bu vesileyle şu anda sadece Bosna Hersek'te orta dereceli okullarda 10 binden fazla öğrenci Türkçe öğreniyor." dedi.
"Darbe girişiminde yurt dışında ilk müdahale eden biz olduk"
Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Ateş, 15 Temmuz'da yaşanan darbe girişimine de değinerek, şunları söyledi:
"15 Temmuz gecesi darbe olurken biz bir taraftan sokaktaydık Ankara'da. Diğer taraftan da 16 Temmuz'u planladık. Bunu hiç basınla paylaşmadık. 16 Temmuz sabahı bütün kültür merkezi müdürleriyle daha Türkiye uyanmadan iletişime geçtik ve bulundukları ülkelerde Türkiye'deki darbeyi anlatan İngilizce metinler hazırladık. İlk müdahale eden biz olduk, 'Oradaki basınla, akademik hayatla, siyasilerle irtibata geçin' diye. Türkiye'de böyle bir darbe olduğunu ve bu darbenin Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı illegal ve kesinlikle FETÖ'nün taraftarları tarafından yapıldığını anlatan İngilizce metinler gönderdik ve müdürlerimiz aracılığıyla 16'sında bütün kamuoyunu belki de medyadan daha önce biz bilgilendirdik."
Şeref Ateş, FETÖ'nün Türk halkının parasıyla Türkiye'ye ihanet ettiğini dile getirerek, şu bilgileri verdi:
"Tabii ki halkın bir kültürel özelliği bu. 'Benim kültürümü destekliyor, benim dinimi tanıtıyor' diye halk bu yapıyı destekledi. Yurt dışında Türkiye'ye yönelik pozitif bir algı var. Özellikle halkı Müslüman olan ülkelerde olağanüstü bir beklenti var Türkiye'ye dair ve bu yapı bütün bu beklentiler ile bu olumlu Türkiye algısını kullanarak faaliyet yaptı. Dolayısıyla Yunus Emre Enstitüsü kurulduğunda da en büyük rahatsızlıkları biz olduk. Diğer kurumlar 15 Temmuz'dan sonra kendine çeki düzen verdiği için, biz 2014'te 17 Aralık hadisesinden sonra Yunus Emre Enstitüsünü tamamen değiştirdik. O dönemde çalışan bütün kadroları değiştirdik."
Temel amaçlarının Türkiye ve Türk Kültürü olduğuna dikkati çeken Ateş, "Dolayısıyla illa bir yerde Türkçe öğreteceğiz, Türk kültürüne dair unsurları göstereceğiz diye kendimizi sınırlandırmıyoruz. Dünyada Türkiye'nin başarısına bir ihtiyaç var. Çünkü Türkiye alternatif bir model geliştiriyor. Bütün uluslararası baskılara rağmen kalkınmasını devam ettiriyor, sürdürüyor. Bütün iç ve dış çatışmalara rağmen birlikte yaşama kültürünü sürdürüyor. Bu modeli bütün dünyaya anlatmamız gerekiyor." dedi.
Muhabir:Hilal Uştuk,Musa Alcan