NEW YORK
New York'ta BM Genel Kurulu'na hitap eden ABD Başkanı Barack Obama, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki gelişmeleri değerlendirerek, ABD'nin bu bölgelerdeki politikasını genel hatlarıyla açıkladı. 68. Genel Kurulu'nda Obama, ABD'nin Suriye'ye 340 milyon dolar ek insani yardımda bulunacağını duyurdu. Obama, bunun yine de hiçbir yardımın Suriye halkının ülkesini yeniden kurmasını sağlayacak siyasi bir çözümün yerini alamayacağını ama en azından insanların hayatta kalmasına yardımcı olacağını belirtti.
ABD'nin bölgedeki önemli çıkarlarını korumak için askeri güç de dahil olmak üzere gücünün tüm unsurlarını kullanmaya hazır olduğunu vurguladı. Obama, Beşşar Esed rejimin 21 Ağustos'ta kimyasal silah kullandığına dair oldukça kuvvetli deliller bulunduğunu belirterek, BM uzmanlarının raporunun sarin gazı yayan gelişmiş roketlerin sivillere atıldığını ortaya koyduğuna dikkati çekti. Roketlerin rejimin kontrolü altındaki bölgelerden muhalif grupların olduğu bölgelere doğru atıldığını söyleyen Obama, bu saldırıyı Suriye'deki rejimden bir başkasının yaptığını iddia etmenin, bu kuruma (BM) ve insanlığa hareket olacağını ifade etti.
Saldırının hemen ardından, bazı kesimlerin sınırlı bir askeri müdahelenin meşruluğunu sorgulamaya başladığını söyleyen Obama, şu ifadeleri kullandı:
"Rusya Devlet Başkanı Putin'le bir yıla yakındır yaptığım görüşmelerde söylediğim gibi, bu konuda her zaman diplomatik çözümün yanında oldum. Geçtiğimiz birkaç haftada; ABD, Rusya ve müttefiklerimiz Suriye'deki kimyasal silahları uluslararası kontrol altına alınması ve ardından yok edilmesi konusunda anlaştı ve Suriye yönetimi elindeki kimyasal silahların raporunu vererek ilk adımı attı. Şimdi, Esed'in sözlerini tutup tutmadığının değerlendirileceği güçlü bir Güvenlik Konseyi Zirvesi'ne ihtiyacımız var. Eğer sözünde durmazsa bunun yaptırımları olmalı. Eğer bunun üzerinde bile anlaşamassak, BM'nin uluslararası hukukun en temel gereklerini bile yerine getiremediği ortaya çıkacak. Diğer yandan, eğer başarılı olursak, kimyasal silah kullanımının 21. yüzyılda yeri olmadığına dair güçlü bir mesaj vermiş olacağız."
ABD'nin, Ortadoğu'da gücünün bütün elementlerini kullanmaya hazır olduğuna dikkati çeken Obama, "Bunun için de bölgedeki ana menfaatlerimizi koruyacak askeri güç seçeneği de bulunmaktadır.Ortadoğu'dan dünyaya enerji akışının güvenli bir biçimde yapılmasını sağlayacağız. İnsanlarımızı tehdit eden terörist ağlarını parçalayacağız. Son olarak, kitle imha silahlarının geliştirilmesine veya kullanılmasına tolerans göstermeyeceğiz" diye konuştu.
İran'ın barışçı nükleer enerji kullanma hakkına saygı duyuyoruz
Obama, İran'dan son dönemde gelen olumlu açıklamalara değinerek, İran ile diplomatik yolun denenmesi gerektiğini belirtti. Obama, İsrail konusunda da İran ile anlaşmazlıkların bulunduğunu hatırlatarak, "İran'da rejimin değişmesini beklemiyoruz ve İran halkının barışçı nükleer enerji kullanma hakkına saygı duyuyoruz. Bunun yerine İran hükümetinin Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması'na (NPT) ve BM Güvenlik Konseyi kararlarına uygun biçimde sorumluluklarını yerine getirmesini istiyoruz" dedi.
"Dünya, İran'ın daha önce sorumluluklarından kaçtığını gördü"
Obama, "Başarılı olabilmemiz için verilen sözlerin şeffaf ve doğrulanabilir eylemlerle pekiştirilmesi gerekiyor. Sonuç olarak şu anki yaptırımların nedeni, İran hükümetinin kararlarıdır. Bu sadece BM ve İran arasındaki bir mesele de değildir. Dünya, İran'ın daha önce sorumluluklarından kaçtığını gördü ve İran'ın yükümlülüklerini yerine getirmesini bekliyor" diye konuştu.
Obama, "Açık olmak gerekirse, Ruhani'nin daha ılımlı bir politika izlemek için İran halkından destek görmesi bize cesaret verdi. Ruhani'nin anlaşmaya varma yönündeki açıklamasından sonra, John Kerry'yi bu görüşmeleri yürütmesi için görevlendiriyorum. Bu görüşmeler AB, İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya ve Çin ile yakın bir işbirliği içerisinde olacaktır" ifadelerini kullandı.
Mısır-Filistin-İsrail
ABD Başkanı, ülkesinin Mısır'a desteğinin devam etmesinin, bu ülkenin demokrasi konusundaki ilerlemelerine bağlı olduğunu belirtti. Obama, "İleride ABD, geçici hükümet ile yapıcı ilişkileri devam ettirecek ancak desteğimiz Mısır'ın demokrasi yolundaki ilerlemelerine bağlı" dedi.
Mısır'da Muhammed Mursi'nin demokratik olarak iktiadara geldiğini belirten Obama, geçiş hükümetinin Mısır'daki baharın yanlış yöne gittiğini düşünen milyonlarca Mısırlı'nın ihtiyacına karşılık verdiğini söyledi. Barack Obama, geçiş hükümetinin aynı zamanda basına, sivil topluma ve muhalif partilere kısıtlamalar getirerek kapsayıcı demokrasinin gereklerini yerine getiremediğini ifade etti.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın müzakereler için açık kapı bıraktığını ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun da siyasi mahkumları serbest bıraktığını hatırlatan Obama, Filistin devletinin kurulmasına yönelik isteğini "Çoğumuz risk almak zorunda kalacağız. İsrail'in ABD gibi dostlarının Filistin devletinin kurulmasına yönelik ihtiyacın farkında olması gerekir. Filistin'nin dostlarının da iki devletli bir çözümün yanında olması gerekir ve İsrail'in güvenliğinin öneminin bilincinde olması gerekir" şeklinde dile getirdi.
ABD'nin İsrail'in güvenliğinden asla vazgeçmeyeceğini ve bunun için tüm gücünü ortaya koyacağını ifade eden Obama, İsrail'in Filistin'deki işgalinin doğru olmadığını ancak bunun da bir an önce çüzülmesi gerektiğini de belirtti.
İran'ın nükleer programı ile İsrail-Filistin barışı meselesini çok önemsediklerini belirten Obama, bu iki meselenin çözülmesinin Ortadoğu'ya barış getireceğini ancak barışın ülkelerin kendi içindeki adaleti sağlamalarından da geçtiğini bildiklerini vurguladı.
BM'ye teşekkür etti
Obama, BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun'un ev sahipliğinde düzenlenen öğle yemeğinde yaptığı konuşmasında da BM Genel Sekreteri Ban'a, ilkeli liderliği ve ekibinin olağanüstü derecede sıkı çalışması dolayısıyla takdirlerini ifade etti. Obama, "Sayın Genel Sekreter, BM'den aradığımız ahlaki vizyonu ve bu vizyonu nasıl başarabileceğimiz noktasındaki pratik yolları sunmaya devam ettiğiniz için size teşekkür ederiz" diye konuştu.
"Çoğu zaman görülmese ve duyulmasa da BM'nin faaliyetlerinin sürdürülebilmesine katkı sağlayan herkesi selamlayan" Obama, "Buna, Şam'da savaş koşullarında görev yapan BM müfettişleri dahil. Keskin nişancılara cesaretle göğüs gerdiler, büyük bir profesyonellikle ve titizlikle çalıştılar. Gerçekleri ortaya çıkardılar ve dünyanın teşekkürlerini aldılar. Bunun yanında, çatışma ve ihtilaflardan çıkmakta olan ülkelerdeki insanların daha umut vadedici bir hayat inşa etme şansına erişebilmeleri için Haiti'den Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ne ve Kıbrıs'a kadar, dünya genelinde binlerce mavi bereli barış gücü askerinin nöbet tuttuğunu görüyoruz" değerlendirmesini yaptı.
Obama, sözlerine şöyle devam etti:
"BM'nin kurulmasından kısa süre önce, Yalta Konferansı'nın ardından, dönemin ABD Başkanı Roosevelt, kalıcı ve sağlam bir barışa ulaşmak için neyin gerektiği üzerinde konuşmuştu. 'Dünya barışının yapısı, tek bir kişinin ya da tek bir tarafın veya tek bir ülkenin işi olamaz. Bu bir Amerikan barışı ya da İngiliz, Rus, Fransız veya Çin barışı olamaz. Büyük ülkelerin ya da küçük ülkelerin bir barışı olamaz. Bu, tüm dünyanın kooperatif çabasına dayalı bir barış olmalı' demişti. Bu sözler, ölümcül silahların yayılmasının önlenmesi, demokratik yönetimlerin teşvik edilmesi ya da yoksulluk, açlık ve mahrumiyetle günlük bazda verilen mücadeleler konularında olsun, bugün her zamankinden daha geçerli. Uluslararası barış, kalkınma ve güvenlik, tek bir ülke ya da tek bir ülkeler grubu tarafından başarılamaz. Bu, hepimizin işi olmalı."
Obama ile Ruhani arasında el sıkışması olmadı
Yemekte Obama ve Ruhani'nin olası bir karşılaşma ve el sıkışmasından söz ediliyordu ancak bu gerçekleşmedi.
Üst düzey ABD'li yönetim yetkilisi, konuyla ilgili olarak, "İranlılara, hem kamuoyu önünde hem de özelde BM Genel Kurulu görüşmeleri sırasında ikili değil ama gayriresmi görüşmelere açık olduğumuzu iletmiştik. Ancak İranlılar bu aşamada bu durumun (el sıkışmanın) kendileri için çok karmaşık olduğunu bize ilettiler" dedi.
İran'ın iç dinamiklerine dikkati çeken yetkili, İran'ın ABD ile ilişkilerinin diğer Batılı ülkelerle olan ilişkilerinden farklı bir noktada olmasına da işaret etti.
Obama, Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Süleyman ile görüştü
BM Genel Kurulu kapsamında New York'ta bulunan Obama, Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Süleyman ile de bir araya geldi.
Obama, görüşme öncesi basına yaptığı açıklamada, Lübnan’ın Suriyeli sığınmacılara yönelik ev sahipliğinden memnuniyetini dile getirerek, bu kapsamda Lübnan'a 254 milyon dolar insanı yardım gönderdiklerini söyledi.
Bunun yanı sıra ABD olarak, Lübnan ordusunun ülkenin istikrarındaki rolünü güçlü biçimde desteklediklerini belirten Obama, Lübnan ordusuna yönelik ek 8.7 milyon dolarlık ek yardım da açıkladı.
Lübnan Cumhurbaşkanı Süleyman da ülkesindeki Suriyeli mülteci krizinden bahsederek, ABD’nin devam eden desteğinden memnuniyet duyduğunu aktardı.
Bölgede özellikle Suriye krizine çözüm bulunmasını istediklerini dile getiren Süleyman, ABD ile Rusya arasındaki Suriye’nin kimyasal silahlarının yok edilmesine yönelik anlaşmanın, bu ülkede demokrasiyi sağlayacak bir siyasi çözüm sürecinin de başlangıcı olabilmesi temennisinde bulundu.
Obama, Mahmud Abbas ile görüştü
Obama, Abbas ile de ikili görüşme gerçekleştirdi.
Görüşme öncesi basına açıklama yapan Obama, ABD olarak, İsrail ile Filistin arasında çok uzun süredir devam eden uzlaşmazlığa kalıcı bir barışın getirilmesine yönelik güçlü bağlılıklarının sürdüğünü söyledi.
Abbas’ın şiddeti reddettiğini ve barışa yönelik ihtiyacın farkında olduğunu belirten Obama, Fiistin Devlet Başkanı'na çabalarından dolayı minnettarlığını iletti ve müzakerelere yönelik istekliliğinden dolayı memnuniyetini dile getirdi.
Obama, İsrail ile Filistin arasındaki sınırın 1967 yılında karşılıklı belirlendiğine yönelik ABD’nin duruşunun açık olduğunu ifade etti.
Ortadoğu barış sürecinin kolay geçeceğine dair bir yanılgı içinde olmadığını dile getiren Obama, ancak çözümün de iki devletli sonuçta yattığını vurguladı. Obama, BM’deki tüm liderleri de bu süreci desteklemeye çağırdı.
Filistin Devlet Başkanı Abbas da Ortadoğu barış sürecine tamamen bağlı olduklarına işaret ederek, İsrail ile barış ve güvenlik içinde yan yana yaşayacak bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasıyla sonuçlanacak nihai bir çözüme ulaşılabilmesi inancını dile getirdi.
Barışın kolay ya da basit olacağı yönünde bir yanılgı içinde olmadıklarını ifade eden Abbas, "Çok sayıda zorluğun üstesinden gelmemiz gerekiyor ancak Ortadoğu'da barışın sadece Filistinliler ve İsrailliler için değil, tüm bölge ve dünya için önemli olduğunun farkındayız" dedi.
Abbas, ABD'nin Filistin halkına ve müzakerelerin devam ettirilmesine yönelik desteğini takdirle karşıladıklarını dile getirerek, müzakerelerin başarıya ulaşması ve bu tarihi fırsattan istifade edilebilmesi için mümkün olan her türlü çabayı ortaya koyacaklarının altını çizdi. Abbas, "(Bu süreçte) Zorluklar olacağını biliyoruz ama bunların üstesinden gelmek için elimizden gelenin en iyisini yapacağız" ifadesini kullandı.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
