ANKARA - Bugün 27 Mart Dünya Tiyartoralar günü.
Dünya Tiyatrolar Günü nedeniyle bugün devlet Tiyatrosu oyunlarını ücretsiz sahneleyecek.
Bu yılki Dünya Tiyatro Günü bildirisini tiyatro oyuncusu Nedret Güvenç hazırladı.
''Ben bir tiyatro oyuncusuyum. Bütün dünyam tiyatrodur. Gücümü sahne ışıklarından alırım'' sözleriyle başlayan, Nedret Güvenç'in Dünya Tiyatro Günü bildirisinde, ''Ben bir sahne işçisiyim, bir ağır işçi. İşim gereği gece-gündüz çalışırım, buradan sizlere en güzel, en doğru, en çağdaş ve gerçekçi bir oyunla ulaşmak için... Bir oyun, bir oyun daha, bir oyun daha... Böyle mutlu geçer ömrüm, yeter ki siz burada olun ve birlikte kotaralım oyunumuzu. Birlikte gülelim, birlikte ağlayalım, birlikte coşalım, şaşalım, sevinelim ve birlikte düşünelim. Oyunun sonunda tiyatronun o vazgeçilmez gizemi içinden, alkışlarınızla, birlikte uyanalım. Güzel bir oyun sonrasının tatlı yorgunluğu içinde zevkle göz göze gelelim...
Şimdi biraz dertleşelim. Son yıllarda Türk Tiyatrosu adına olumlu olumsuz pek çok konuşmalar yapılıyor. Kimileri seyircinin giderek düzeysiz komedilere şartlandırıldığını, hele hele özel tiyatroların, gişe kaygısı nedeniyle ucuz prodüksiyonlarla yetinmek zorunda kaldıklarını, bunun da sanatsal bir erozyon olduğunu savunuyor. Kısmen doğru olabilir ama tüm yokluklara karşın sanat heyecanı ile hala perde açabilen özel tiyatro yapımcılarımızın ve sanatçılarımızın verdikleri mücadele göz ardı edilemez.
Bazılarıysa 'güldürü, güldürü, güldürü' diyor. 'Seyirci artık gülmek istiyor, düşünmek istemiyor' diyerek seyircilerimizi küçümsüyor. Gene bazıları da 'maaşlı memurdan sanatçı olmaz' diye ödenekli tiyatrolarımızı hedef alıyor. Oysa onların ana tiyatro niteliğini ve Türk Tiyatrosu'nun kurucusu olduğunu unutuyor. Oradan yetişen birbirinden değerli büyük sanatçıların varlığını görmüyor.
Bazı güzel insanlar da başlangıçtan bu yana Türk tiyatro sanatçılarının içinde çok büyük yetenekler olduğunu savunuyor ki aynı kanıdayım. En ilginç olanı da bazı çok bilirler, 'artık hiç kimse tiyatro yazmıyor, tiyatro yazarlarımıza ne oldu?' diye bir yanılgıdan yola çıkıyor. Bu çok önemli, çünkü yazarsız tiyatro olmaz. Bence bunu birlikte çözeceğiz, ama önce yazarlarımızı dinleyerek. Çünkü çok değerli ve büyük tiyatro yazarlarımız var.
Bu arada bazı tiyatroseverlerimiz, 'ah nerede o eski tiyatrolar, o eski oyunlar, o eski tiyatro sanatçıları' diye yerinip yerinip duruyor. Oysa çevreye dikkatle baksalar gençleri görecekler. Bir değişimin, bir gelişimin yaşandığını fark edecekler. Genç tiyatrocular iş başında. Hepsi de yetenekli, yürekli ve cesur. Bir araya gelip kendi özgün tiyatrolarını kuruyorlar. Yazıyorlar, oynuyorlar ve devamlı perde açıyorlar. Ben onlara 'safkan tiyatrocular' diyorum.
Ve gene diyorum ki günümüzün sanal ortamlarına karşın, Türk Tiyatrosu tüm gerçekliğiyle dimdik ayakta. Yeni ve çağdaş bir Türk Tiyatrosu hızla kendini bütünlerken, taptaze ve kararlı bir jön Türk, tiyatronun müjdesini veriyor. Çoğu tabuları yıkan bu özgür soluklu tiyatronun temelinde insanoğlunun gerçekleri var. Ama her şeyden öte, ülkemizin ve ülkemiz insanının iç güzelliği, kadirbilirliği, kaderciliği ama en umutsuz anlarda bile, o şaşmaz iradesi, kararlılığı ve sağlamlığı var.
'Sanatçı alnında ışığı hisseden insandır' diyor Büyük Önder. Bizler o ışığı sizlerden alıyoruz. Ve dünya durdukça, kim ne derse desin, her söze verilecek en doğru cevap buradan olacaktır, tiyatro sahnelerinden. Çünkü sizler buradasınız.
O halde çalsın son ziller, açılsın perdeler...''
ANKARA (A.A) - 27.03.2009 - Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, tiyatronun farklı görüşlerin, kültürlerin, inançların, birbirini anlamasına, insanın kendini tanımasına imkan tanıdığını, sevgiyle barışı yayan birleştirici bir güç olduğunu ve insanlar arasında köprüler kurduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezinden yapılan açıklamaya göre, Cumhurbaşkanı Gül, Dünya Tiyatro Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı.
İnsanın her zaman hayatı anlamaya ve anlatmaya çalıştığını ifade eden Gül, diğer sanat disiplinleriyle yakın ilişkisi ve etki alanıyla tiyatronun, bu çabanın en sade, en güçlü araçlarından biri olduğunu vurguladı.
Tiyatronun insana, hayata dair ne varsa onu sunduğunu, kendi anlatım gücüyle gerçekleri çarpıcı şekilde ortaya koyduğunu ifade eden Gül, şunları kaydetti:
''Eğitici işleviyle tiyatro, insana kendini ve hayatı sorgulamasının, doğruya, iyiye, güzele ulaşmasının anahtarlarını verir. Seyirciyle oyuncu arasında kurulan doğrudan ilişki, tiyatroyu bambaşka bir dünya haline getirir.
Tiyatro, farklı görüşlerin, kültürlerin, inançların, birbirini anlamasına, insanın kendini tanımasına imkan tanır. Sevgiyle barışı yayan birleştirici bir güç olur. İnsanlar arasında köprüler kurar.
Tiyatro düşünen, sorgulayan, ötekileştirmeden farklı olana saygı duyan bir zihniyetin oluşturulmasında, geçmişte olduğu gibi bugün ve gelecekte de üzerine düşeni yapacaktır.
Yeni nesilleri erken yaşlarda tiyatroyla tanıştırmak, onlara tiyatro sevgisi aşılamak, şüphe yoktur ki daha güzel bir dünyanın kapılarını açacaktır. Tiyatro, dünya var oldukça yaşayacak ve hayatımızdaki vazgeçilmez yerini korumaya devam edecektir.
Toplumun sanat kültürünün ve estetik duyarlılığının gelişmesi ve Türk tiyatrosunun ilerlemesi için çaba gösteren tüm sanatçılarımızı tebrik ediyorum.
Bütün tiyatrocularımızın ve tiyatroya emeği geçenlerin Dünya Tiyatro Günü'nü kutluyor, ebediyete intikal eden sanatçılarımızı rahmetle anıyor, vatandaşlarımıza selam ve sevgilerimi iletiyorum.''
ANKARA (A.A) - 27.03.2009 - Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, tiyatro sanatının insanlık kadar eski bir geçmişe sahip olduğunu belirterek, ''Tiyatroda acı ile tatlıyı, sevgi ile nefreti, kavga ile barışı, kısacası insana ait tüm değerleri bulabiliriz'' dedi.
Günay, 27 Mart Dünya Tiyatro Günü nedeniyle yayımladığı mesajda, tiyatronun malzemesini yaşamdan alarak varlığını koruduğunu ifade etti. Günay, mesajında şunları kaydetti:
''Bir toplumun kendi benliğini tanıması, dile getirmesi yolunda en önemli araçlardan biri olan tiyatroda acı ile tatlıyı, sevgi ile nefreti, kavga ile barışı, kısaca insana ait tüm değerleri bulabiliriz.
İnsanın öyküsünü derinlemesine yansıtan tiyatronun geniş kitlelere tanıtılarak sevdirilmesi, toplumun eğitiminin, dilinin, kültürünün ve estetik duyarlılığının gelişmesi sürecine önemli katkılar sağlar.
Bu yıl 60. yaşını kutlayacak olan ve Avrupa'nın en büyük profesyonel tiyatrolarından biri olma vasfını başarıyla taşıyan Devlet Tiyatroları (DT) da tiyatro sevgisini ülke çapında yaymaya kendini adamış önemli bir sanat kurumumuzdur. DT, 60. yılda sahne sayısını 60'a yükseltmeyi amaçlamaktadır.
Hedefimiz daha çok ilde DT'nin yerleşik olarak bulunması, sahnelerimizde izleyici kapasitesinin artırılmasıdır. Bakanlık olarak tüm gayretimiz, bu alanda azalmak değil çoğalmak, çok daha fazla yerde olmaktır.''
DT'nin 27 Mart Dünya Tiyatro Günü'nde de 28 değişik sahnede 31 oyunu ücretsiz olarak sanatseverlerle buluşturacağını belirten Günay, ''Bu düşüncelerle, tiyatroseverleri ve tiyatro eserinin sahnelenmesini sağlayan, sahne önünde ve arkasında yer alan tiyatrocularımızı selamlıyor, Dünya Tiyatro Günü'nü kutluyorum'' dileğinde bulundu.
Burcu Bilgin - Devlet Tiyatroları (DT), 60. kuruluş yıl dönümünü kutladığı 2009-2010 sanat sezonunda, önüne koyduğu ''60. yılda 60 sahne'' hedefine 4 yeni sahneyle ilerliyor. Samsun Devlet Tiyatrosu 31 Martta perdelerini açmaya hazırlanırken, Nisan ayında İstanbul'da 2, Ekim ayında da Zonguldak'ta 1 sahne daha sanatseverlerle buluşacak.
DT Genel Müdürü Lemi Bilgin, AA muhabirinin sorularını yanıtlarken, tüm dünyada kutlanan 27 Mart Dünya Tiyatro Günü kapsamında Türkiye'de de etkinlikler düzenlendiğini ve tiyatroların perdelerini ücretsiz olarak açtığını anımsattı.
Tiyatronun her zaman sorunlarının bulunduğunu, bu sorunların özellikle gelişmekte olan ülkelerde daha fazla olduğunu ifade eden Bilgin, 27 Mart Dünya Tiyatro Günü ile ilgili şu mesajı verdi:
''Ben, Dünya Tiyatro Günü'nü, sorunların konuşulmasından ziyade, tiyatronun ne kadar insana hizmet eden, insanı geliştiren, insanın kendini tanımasını, empati kültürünün, demokrasi kültürünün yaratılmasını sağlayan bir sanat dalı olduğunun vurgulandığı bir kutlama günü olarak algılıyorum.
Dünya Tiyatro Günü'nün yalnız tiyatrocuların değil, seyircilerle beraber bir kutlama günü olduğunu düşünüyorum. O bakımdan, çok zor, çok meşakkatli bir mesleği çok zor şartlar altında yapan, tiyatro dünyasının her alanındaki insanların da bu özel günde ayrıca bir hatırlanması, övülmesi, desteklenmesi ve bu problemlerin giderilmesi için de Dünya Tiyatro Günü'nün bir vesile olmasını, bir aracı olmasını diliyorum.''
-SAMSUN DEVLET TİYATROSU PERDE AÇIYOR-
Devlet Tiyatroları'nın 2009-2010 sanat sezonu için önüne hedefler koyduğunu ve bu hedefleri gerçekleştirmek için çalıştıklarını aktaran Bilgin, DT'nin 12 yerleşik bölgede seyirciyle buluştuğunu hatırlattı.
DT'nin, bu yerleşik sahnelerin yanı sıra turne sahnelerinin de bulunduğunu belirten Bilgin, Samsun ile beraber bu sahnelerin sayısının arttığını kaydetti. Bilgin, ''Tıpkı yerleşik gibi çalışan, onlar kadar oyun oynayan, onlardan daha fazla farklı oyun sahneleyen, düzenli olarak perdelerini açan bir turne sahnesini daha Samsun'a açıyoruz'' dedi.
Samsun Devlet Tiyatrosu'nun 31 Martta perde açacağına işaret eden Bilgin, ''Açılışı, özellikle Dünya Tiyatro Günü'nün kutlandığı 27 Mart haftası içine getirmek için uğraştık. Ayrıca, 27 Martta Adana'da, 11. Devlet Tiyatroları-Sabancı Uluslararası Tiyatro Festivali'ni de başlatacağız. Bu, yaklaşık 1 ay süren bir festivalimiz olacak'' diye konuştu.
DT olarak son yıllarda özellikle Türkiye'nin her tarafına ulaşma konusunda çaba gösterdiklerini vurgulayan Bilgin, bu hedeflerini şöyle açıkladı:
''Tiyatronun sadece büyük kentlerde bulunan bir sanat dalı olmamasını, her kentte, her yerleşim bölgesinde tiyatronun seyircisiyle buluşması konusunda çok önemli bir çaba içindeyiz. Doğrusu bunda da çok başarılı olduğunu gönül rahatlığıyla söylüyorum. Biz, her gece 45 ayrı yerde ve yılda 5 bin 500 kadar perde açıyoruz.
Türkiye'nin her tarafında izleyicimizle buluşmak için çok ciddi bir çaba sarf ediyoruz. Samsun'un ardından, Nisan ayında da İstanbul'da iki ayrı sahne daha açacağız. Üsküdar Paşalimanı'nda Tekel deposundan dönüştürdüğümüz iki ayrı sahneyi İstanbul'a kazandıracağız. Ayrıca, Zonguldak'ta Ekim ayı içinde bir turne sahnesi açacağız. Mümkün olduğu kadar Türkiye'nin her tarafına yayılmak istiyoruz.''
-''KÜLTÜR MERKEZLERİNİN SAYISI ARTIYOR''-
Bir şehrin ''kent kimliğine'' kavuşabilmesinin en önemli unsurlarından birinin de kültür sanat hayatı olduğunu belirten Bilgin, ''Tiyatro da bunların içinde seyirciyle en rahat, en kolay, en sıcak buluşmayı sağlayan sanat dalıdır. Bunun için, bir kente tiyatro giriyorsa orada hareket her anlamda artacaktır'' dedi.
Tiyatro olan yerde insanların daha estetik, doğru ve dürüst davranmasının, düşünmesinin yolunun da açılacağını ifade eden Lemi Bilgin, ''Amacımız, 60. yılımızda, yani 2009-2010 sanat sezonunda, sahne sayımızı 60'a çıkarabilmek. Böyle bir hedef koyduk. Bunun için de çok ciddi çaba gösteriyoruz'' sözleriyle sahne sayılarını artırmaya ilişkin amaçlarını özetledi.
İl ve ilçelerde kültür merkezlerinin giderek yaygınlaşmasının da sevindirici olduğunu belirten Bilgin, ''Bunda, bizim inatla buralara gitmemizde, ulaşmamızda, turne yapmamızın da büyük payı var. Çünkü biz oralara her şartta gittik. Onlar bizi çok beğendiler, sevdiler. Biz onları sevdik. Sonra bu sağlıklı buluşma noktaları bulabilmek için gerek özel idareler ve belediyeler de kültür merkezlerinin yapımını hızlandırdı'' diye konuştu.
12 bölgede yerleşik sahne sayısı 36 olan Devlet Tiyatroları, bunun yanı sıra turne sahnelerinde de izleyiciyle buluşuyor. DT'nin, Gaziantep, Malatya, Elazığ, Aydın, Çorum ve yeni açılacak olan Samsun'da turne sahneleri bulunuyor.
Devlet Tiyatroları'nın temeli, Devlet Konservatuvarı Tatbikat Sahnesi'nin bir aşaması olarak, 1949 yılında, ''Devlet Tiyatro ve Operası''nın kurulmasıyla atıldı. Konservatuvarın kurulduğu 1936 yılından 1947 yılına kadar, Tiyatro Bölümü'nü Alman tiyatro sanatçı ve yöneticisi Carl Ebert yönetti.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
