Analiz

Erbil-Bağdat anlaşması Sincar’ın 'ikinci Kandil' olmasını engelleyebilir

Bağdat ile Erbil arasında 9 Ekim’de imzalanan ve terör örgütü PKK’nın Musul’un Sincar ilçesindeki varlığını sonlandırmayı da amaçlayan anlaşma, merkezi yönetim, IKBY ve bölge ülkeleri açısından kritik bir sürece kapı araladı.

Bekir Aydoğan,Mehmet Alaca   | 13.10.2020
Erbil-Bağdat anlaşması Sincar’ın 'ikinci Kandil' olmasını engelleyebilir

Istanbul

Bağdat ile Erbil arasında 9 Ekim’de imzalanan ve terör örgütü PKK’nın Musul’un Sincar ilçesindeki varlığını sonlandırmayı da amaçlayan Sincar Anlaşması hem PKK hem de Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) için, ayrıca Irak ve bölge ülkeleri açısından kritik bir sürece kapı araladı.


Anlaşmanın uygulanması halinde, 2014’ten beri Sincar’da askeri ve siyasi faaliyetlerini sürdüren örgütün büyük darbe alacağı, Ezidilerin güvenli bir şekilde evlerine dönebileceği, IKBY’nin örgütün yayılmacı baskısını hafifletebileceği ve en önemlisi Sincar’ın “ikinci Kandil” olmasının önüne geçilebileceği bir döneme girilebilir. Öte yandan Irak’ın değişken siyasi atmosferi, dış müdahalelere açıklığı, devlet dışı milis gruplarının etkinliği, terör örgütlerine alan açan istikrarsızlığı ve Sincar’ın Bağdat ile Erbil arasında statüsü tartışmalı bölgeler arasında yer alması nedeniyle söz konusu anlaşmanın uygulanmasının kolay olmayacağı da tahmin edilebilir.

Göreve geldiği günden bu yana her fırsatta Irak’ın bütünlüğü ve egemenliği vurgusu yapan Kazımi’nin, Türkiye ve IKBY’nin uzun süredir şikâyet ettiği PKK’nın Sincar’daki varlığının sonlandırılmasına ilişkin hamlesiyle de aynı motivasyonla hareket ettiği görülüyor.

Irak’ın egemenliği söylemi

Irak’ın ağır hükümet krizi, protestolar, yolsuzluk, ekonomik sorunlar, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını ve ABD-İran gerginliğinden geçtiği bir atmosferde Mayıs ayında başbakanlık görevini devralan Mustafa el-Kazımi, göreve başlar başlamaz güvenlik bürokrasisi ve kritik devlet kurumlarında yeni atamalar yaparak kota sisteminden çıkar devşiren belirli grupların tahakkümünü kırmaya başladı. Her fırsatta Irak’ın bütünlüğü ve egemenliği vurgusu yapan Kazımi’nin, Türkiye ve IKBY’nin uzun süredir şikâyet ettiği PKK’nın Sincar’daki varlığının sonlandırılmasına ilişkin hamlesiyle de aynı motivasyonla hareket ettiği görülüyor.

Haziran 2014’te ülkenin ikinci büyük kenti Musul’u ele geçiren terör örgütü DEAŞ’ın 3 Ağustos’ta çoğunluğunu Ezidilerin oluşturduğu Sincar’a saldırarak binlerce insanı öldürmesi, binlerce kadın ve çocuğu da kaçırmasının üzerinden altı yıl geçmesine rağmen çok sayıda kadın ve çocuk kurtarılmayı bekliyor, kamplarda ağır şartlar altında hayatını sürdürüyor. Birçok Ezidi’nin siyasi ve güvenlik kaygıları gerekçesiyle Sincar’daki evlerine dönememesinde PKK ile Irak’taki milis grupların çatı oluşumu Haşdi Şabi’nin etkili olması, Kazımi’nin egemenlik söyleminin altını oyuyor. Öte yandan, Kazımi’nin 10-11 Eylül’de seleflerinden ayrışarak IKBY’nin tüm vilayetlerini ziyaretleri esnasında Duhok’taki kamplarda sığınmacılar ve Sincar’a dönemeyen Ezidilerle bir araya gelmesinin ve ülkedeki tüm mağdurların sahiplenildiği mesajını vermesinin ardından merkezi hükümetin egemenliğini güçlendirecek Sincar Anlaşmasının gelmesi, bu çerçevedeki hamlelerinin devam edeceğine işaret ediyor.

Anlaşmanın uygulanması halinde, 2014’ten beri Sincar’da askeri ve siyasi faaliyetlerini sürdüren örgütün büyük darbe alacağı, Ezidilerin güvenli bir şekilde evlerine dönebileceği, en önemlisi Sincar’ın “ikinci Kandil” olmasının önüne geçilebileceği bir döneme girilebilir.

Kazımi liderliğinde Bağdat’ta yapılan Sincar anlaşmasına ilişkin toplantıya IKBY heyeti ve Ezidi toplumu temsilcilerinin yanı sıra Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri’nin Irak Özel Temsilcisi Jeanine Hennis’in de katılması, Kazımi’nin uluslararası kamuoyunu teskin etme çabalarının göstergesi olabilir. Bu durum, Ezidilerin yaşadığı dramın uluslararası kamuoyundaki etkisi dikkate alındığında, Irak başbakanının İran etkisini dengelemek için Batılı ülkeler ve uluslararası kurumlarla ilişkilerini sıkı tutmak istediği şeklinde de yorumlanabilir. Zira anlaşmaya BM Genel Sekreteri’nin Irak Özel Temsilcisi’nin katılması ve anlaşmanın ABD tarafından memnuniyetle karşılanması, Kazımi’nin İran karşısında aradığı Batı dengesinin cevapsız kalmadığını gösteriyor.

PKK’nın Sincar’da “kanton” planı

Ocak 2015’te Sincar’da kanton ilan eden ve “Sincar İnşa Meclisi” adı altında bir yapı kuran terör örgütü PKK, bu tarihten itibaren Sincar’daki fiili yerel yönetim ve silahlı unsurları üzerinden Suriye’nin kuzeyindeki kanton projelerini Irak ve IKBY arasındaki tartışmalı bölgelere yayma girişimlerini sürdürüyor. Ayrıca, Ezidiler ile IKBY yönetimi arasındaki ilişkileri germek için ise 2014’teki DEAŞ saldırısında peşmergenin Ezidileri yalnız bırakarak Sincar’dan çekildiği iddiasını savunuyor. PKK’nın bu politikası, bölgeye konuşlandığı 2014’ten itibaren Erbil yönetimi ile gerginliklerinin tırmanmasına ve bölgenin DEAŞ’tan kurtarılmasının ardından evlerine dönmek isteyen çok sayıda Ezidi’nin sığınmacı kamplarında yaşam mücadelesi vermesine neden oluyor. PKK, Bağdat ve Erbil arasındaki Sincar Anlaşmasına bölgedeki sözde “Özerk Meclis”inin dahil edilmediğini savunarak, esasında buradaki etkinliğinin sonlandırılması endişesi ve Suriye’nin kuzeyindeki varlığına karşı tehdit algılaması nedeniyle karşı çıkıyor.

Sincar’ın “ikinci Kandil” olmasına izin vermeyeceğini belirten Türkiye’nin, Irak’ın kuzeyindeki PKK hedeflerine yönelik operasyonlarını zayıf da olsa bir tepkiyle karşılayan Bağdat’ın, Sincar’daki PKK varlığını sonlandırmayı öngören bir anlaşmaya imza atması, Ankara’nın bölgeye yönelik politikasını güçlendiriyor. Daha önce Sincar’daki PKK hedeflerine yönelik de operasyonlar düzenleyen Türkiye’nin, Bağdat-Erbil anlaşmasından sonra Sincar’da istikrar ve terörle mücadele konusunda desteğe ve işbirliğine hazır olunduğunu ifade etmesi, Sincar’ın “ikinci Kandil” olmasına izin vermeme politikasının sürdürüldüğüne işaret ediyor.

Bağdat ve Erbil’in anlaşmayı uygulamakta samimi olması halinde bu sürecin, tarafların Türkiye ile ilişkilerini de olumlu etkileyeceği ve önümüzdeki dönemde Ankara, Bağdat ve Erbil üçgeninde gerçekleşmesi muhtemel karşılıklı ziyaretlerin gündem maddelerinden birinin de Sincar’daki PKK varlığı olacağı tahmin edilebilir. Türkiye’nin taraflara bu anlaşmayı uygulama ve hatırlatma konusunda göstereceği yardım ve ısrar ise hem Irak, IKBY ve Sincar halkına hem de Ankara’nın bölgeye yönelik politikasına fayda sağlayabilir.

İran ve Haşdi Şabi’nin Sincar planları

Sincar Anlaşması kapsamında bölgede sükunetin sağlanması için PKK kadar Haşdi Şabi’nin de Sincar’dan çıkarılması gerekli görülüyor. Irak’taki İran destekli Şii gruplar, İranlı General Kasım Süleymani ve Irak’taki Haşdi Şabi Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis’in ABD saldırısında öldürülmesinden bu yana ABD’nin Irak’taki askeri üslerine ve diplomatik misyonlarına yönelik saldırılar düzenliyor. ABD’nin Irak yönetimine Şii grupların saldırılarını engellememesi halinde elçiliğini kapatarak kendi yöntemleriyle mücadele edeceğine ilişkin mesajı ve sonrasında bu grupların saldırılarına ara verdiklerini açıklaması, Sincar Anlaşmasıyla aynı döneme denk geldi. Söz konusu konjonktür, Kazımi’nin Irak genelinde devlet kontrolü altına almaya çalıştığı Şii gruplara karşı Sincar’da da elini güçlendirebilir.

Buna rağmen Irak ordusu, Haşdi Şabi, PKK ve Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ilişkili Ezidi gruplar arasında oldukça bölünmüş bir resim sergileyen Sincar’da, Bağdat ile Erbil arasında ortak yönetim oluşturma girişiminin Haşdi Şabi engeliyle karşılacağı değerlendirilebilir. Zira 2017’den bu yana fiili olarak Haşdi Şabi’nin etkin olduğu Sincar, İran için Suriye ve Irak arasında geçiş güzergahı olması nedeniyle jeopolitik öneme sahip. Nitekim Haşdi Şabi bileşenlerinden Asaib Ehlil Hak’ın lideri Kays el-Hazali’nin Sincar’da varlık gösteren Haşdi Şabi güçlerinin ilçe dışına çıkarılacağına ilişkin açıklamalara tepki göstermesi, İran destekli grupların anlaşmadan hoşnutsuzluğuna örnek. Bölgenin peşmerge ve merkezi hükümetin kontrolüne girmesine karşı Şii milislerin bölgede kalmakta ısrar etmesi ya da PKK ile ilişkilerini güçlendirmesi de ihtimaller arasında görülebilir. PKK’nın bölgedeki yerel güçlerine Haşdi Şabi tarafından maaş bağlandığı dikkate alındığında Kazımi’nin, PKK ve Haşdi Şabi’ye karşı Sincar’da Irak ordusu ve peşmergenin işbirliğini öne çıkartması bu dengeler nedeniyle anlam ifade ediyor.

Irak Başbakanı Kazımi’nin 6 Haziran 2021’de yapılacağını duyurduğu erken seçimlerden önce Sincar Anlaşmasının uygulanmasına yönelik adım atılması halinde bölgenin istikrara kavuşma ihtimali daha yüksek görünüyor. Aksi takdirde, yeni hükümete başbakanlık edecek ismin Irak’ın değişken ve çatışmalı siyasi atmosferi nedeniyle anlaşmayı uygulamaktan imtina etmesi de ihtimaller arasında.


Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
İlgili konular
Bu haberi paylaşın