01 Mart 2018•Güncelleme: 01 Mart 2018
İSTANBUL - Hatice Şenses
Alkol ve madde kullanım bozukluğu olan erişkin hastaların ilk başvurdukları yer olarak ön plana çıkan Madde Bağımlıları Tedavi ve Araştırma Merkezlerinde (AMATEM), kişilerin ayaktan, gerekirse de yatışları planlanarak tedavi edilmeleri amaçlanıyor.
Bağımlılıkla mücadelede hizmet veren merkezler, hastanın ihtiyaç duyabileceği tüm tedavi hizmetlerini bünyesinde barındırması, multidisipliner bir tedavi biçimi benimsemesi yönüyle de dikkati çekiyor.
Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi AMATEM Kliniği Sorumlusu Doç. Dr. Rabia Bilici, AA muhabirinin sorularını yanıtlarken, "Bağımlılık öncelikle kronik bir hastalık. Bir beyin hastalığı." dedi.
Bağımlılığı, kişinin olumsuz sonuçlarına rağmen madde kullanmaya ya da teknoloji, kumar gibi birtakım davranışsal bozukluklara devam etmesi olarak tanımlayan Bilici, aynı zamanda bağımlılığın altında yatan nedenler, kullanılan tedavi yöntemlerinin sonuçları, bağımlılıkla ilişkili diğer faktörler gibi birçok konuda bilimsel araştırmanın da yapıldığı merkezlerde, bu alanda çalışacak tüm profesyonellerin de eğitimine destek verildiğini söyledi.
Anadolu Yakası'nda hizmet veren merkezlerine geçen yıl yaklaşık 15 bin başvuru yapıldığını dile getiren Bilici, "Bunların bir kısmı, yaklaşık 4 bin civarı adli başvuru. Asıl büyük kısmı kişilerin kendi istekleriyle geldikleri durumlar. Bunların içinde de büyük kısmı, esrar kullanıcıları oluşturuyor. İkinci sırada alkol bağımlıları var." diye konuştu.
"Bağımlılık tedavisi uzun bir süreç"
Bağımlılık tedavisinin uzun soluklu bir süreç olduğunu vurgulayan Bilici, "Çünkü önemli bir değişimden bahsediyoruz, o yüzden ailelerin mutlaka sabırlı olması gerekiyor." dedi.
Rabia Bilici, toplumda yıllarca bağımlılık tedavisinin en iyi çözümünün "yatarak tedavi" şeklinde algılandığına işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu algı hala devam ediyor. Bizden beklentiler de bu yönde oluyor. Tedavi kurumlarına gelirken valiziyle gelen hastalar oluyor. Halbuki biz öncelikli ayakta tedavinin daha önemli olduğunu, kişinin normal yaşantısından kopmadan, sorumluluklarından uzaklaşmadan tedavi programlarının içerisinde olmasının daha faydalı olacağını düşünüyoruz. Yatarak tedavi sorunla, ayakta tedaviyle başa çıkılamadığında alternatif olarak kenarda duruyor. Hastalarımızın çıkarılan tedavi programlarında şuna inanmalarını istiyoruz, hekimleri onlar için uygun olan tedavi yöntemi neyse bunu planlıyor. Hekimlerine güvensinler."