
Bakan Eroğlu, su güvenliği sorunuyla başa çıkabilmenin bütün ülkeler için öncelikli konular haline geldiğini söyledi.***
İSTANBUL
5'i gözlemci olmak üzere 62 ülkenin üye olduğu İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve DSİ tarafından Swiss Otel'de düzenlenen, ''İslam İşbirliği Teşkilatı Su Konularından Sorumlu Bakanlar Toplantısı'' başladı.
Toplantının açılışında, Beyazıt Camisi İmamı Suat Gözütok Kur'an-ı Kerim okudu.
Açılışta konuşan Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, İİT'in su vizyonu belgesinin hazırlığının, Mart 2009'da İstanbul'da düzenlenen 5. Dünya Su Forumu sırasında başlatıldığını ifade etti.
Eroğlu, bugün, hazırlanan bu taslak belgesinin İİT üyesi ülkelerine, su konusunda işbirliği çerçevesi olarak kabul edilmesi üzere dikkate sunulacağını dile getirerek, şunları kaydetti:
''Günümüzde, su ile ilgili konularda işbirliği her zamankinden daha önemlidir. Su kıtlığının arttığı, su kaynakları üzerindeki baskının giderek fazlalaştığı, su ile ilgili afetlerin daha sık meydana geldiği ve iklim değişikliğinin de etkisiyle, su ile ilgili birçok problemin yaşandığı dünyamızda, su güveniliği sorunuyla başa çıkabilmek için su kaynaklarının etkili yönetimi ve bölgesel ve uluslararası işbirliği bütün ülkeler için öncelikli konular haline gelmiştir. Türkiye olarak, suyun komşu ülkeler ve bölgedeki diğer ülkeler ile aramızda işbirliği ve dostluk kaynağı olması gerektiğine inanıyoruz. Bugüne kadar Irak, Suriye ve Yunanistan da dahil olmak üzere, komşularımızla iyi su yönetimi alanında birçok ikili anlaşma yapmış bulunmaktayız. Bu çerçevede, Türkiye-Suriye sınırında Asi Nehri üzerinde inşa edilecek olan Dostluk Barajı, komşu ülkeler arasında su konusunda işbirliği ve barışın mükemmel bir örneğidir.''
Suyumuz her zaman doğru yerde ve zamanda değil
Eroğlu, ayrıca, çok yakın zamanda Orman ve Su İşleri Bakanlığı altında oluşturulan Türkiye Su Enstitüsünün İstanbul'da kurulacağına işaret ederek, "Genel anlayışın aksine, Türkiye tatlı su kaynakları açısından zengin bir ülke değildir. Su kaynaklarımız topraklarımız üzerinde eşit dağılmamıştır. Topoğrafyamız kimi zaman suya erişmemize engel olmaktadır. Suyumuz, mevcut ve öngörülen ihtiyaçları karşılamak için her zaman doğru zamanda, doğru yerde değildir. Ayrıca nehir akımlarımız değişkendir. Bunların yanı sıra, nüfus artışı, hızlı şehirleşme ve sanayileşme, bizi su kaynaklarımızı etkin şekilde kullanmak ve korumaya mecbur etmektedir. Bu bakımdan kirliliği önlemek, azaltmak, atık suyu arıtmak, yeniden kullanmak ve sulama metotlarımızı geliştirerek sudan tasarruf etmek için bütün imkanlarımızı seferber ettik" diye konuştu.
Irak ve Suriye ile yapılan anlaşmalar
Bakan Eroğlu, daha sonra basın mensuplarının sorularını cevapladı.
1997'de Suriye ve Irak ile yapılan su projesi anlaşmasının sorulması üzerine de Eroğlu, ''Sözleşmeye aynen uyuyoruz, riayet ediyoruz. Biz ne söz vermişsek ne tür anlaşma yapmışsak onlara uyuyoruz. Mesela 2009 yılında büyük bir su sıkıntısı meydana geldi. Biz buna rağmen barajları boşaltma pahasına Suriye ve Irak'a önemli miktar su verdik. Biliyorsunuz, Fırat Nehri'nden Suriye'ye 500 metreküp saniyelik bir su bırakılması öngörülmüştü. Bunu bırakıyoruz, hatta elimizde kayıtlar. Bu suyun o halklara da faydası olsun diye böyle bir düşüncemiz var'' diye konuştu.