Salonunun küçük olması nedeniyle 9. Ceza Dairesi koridoruna kurulan ekrana duruşma yansıtıldı. Salona sığmayanlar koridordan duruşmayı izledi.
Dava açıldığından bu yana geçen sürede yapılan yargılama sürecini anlatan Atalay, yerel mahkemenin verdiği beraat kararının ardından, bozma kararına uymayarak, beraat kararında direndiğini hatırlattı.
Ancak mahkemenin daha sonra kendi direnme kararını bozduğunu söyleyen Atalay, bunun ardından, bir mahkemenin kendi direnme kararından dönüp dönemeyeceğini ve direnme kararının bir ara karar anlamına gelip gelmeyeceğini araştırdıklarını anlattı.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 1987 yılına ait bir içtihadına ulaştıklarını belirten Atalay, bu içtihatta "direnme kararlarının ara karar olmadığı, direnme kararlarının kendi mahkemesi tarafından bozulmasının kararlılık ilkesi ile bağdaşmayacağının" vurgulandığını aktardı.
"Avukat olmadan verilen ifadeler geçersizdir"
Davanın diğer sanığı Abdülmecit Öztürk'ün, "olayı Pınar Selek ile yaptığı" şeklinde ifade verdiğini anımsatan Atalay, Öztürk'ün bu ifadelerdi avukat yardımı almadan verdiğini söyledi.
Avukat yardımı almadan verilen ifadelerin hükme esas alınamayacağını ve geçersiz sayılacağını kaydeden Atalay, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bu nedenle Türkiye aleyhine verdiği ihlal kararlarını okudu.
Atalay, "Strazburg'da hakimler var. Ama artık Ankara'da da yargıçlar var demenin zamanı geldi" dedi.
Yargılama sürecine ilişkin usul eksikliklerini dile getirmeye çalıştığını kaydeden Atalay, bu eksiklikler nedeniyle hükmün bozulmasını istedi.
Atalay'ın savunması sırasında Yargıtay 9. Ceza Dairesi Başkanı Ekrem Ertuğrul, kendileri için çok yararlı bir savunma geliştiğini söyledi, zamanın iyi kullanılması açısından tekrarlardan kaçınılmasını istedi.
Yargıtay 9. Ceza Dairesindeki duruşmanın öğleden sonraki bölümünde savunma yapan avukat Ayhan Erdoğan, mahkemenin, patlamanın bombadan kaynaklandığına ilişkin gerekçesinin, gazdan kaynaklanamayacağına yönelik olduğunu söyledi.
Bomba araştırmasıyla ilgili tarihsiz bir istihbarat raporu bulunduğunu anlatan Erdoğan, bu raporda patlamanın bombadan kaynaklandığının söylenmediğini, bomba şüphesiyle araştırma yapılması gerektiğinin belirtildiğini aktardı.
Sanık Abdülmecit Öztürk'ün eylemi Pınar Selek ile gerçekleştirdiklerine ilişkin polis ifadesinin hukuka aykırı olduğunu savunan Erdoğan, Öztürk'ün polise verdiği ifadesini savcılıkta önce kabul etmediğini, 4 saat sonra ise kabul ettiğini belirtti.
Öztürk'ün savcılıktaki ifadesinde savcı imzasının olmadığını öne süren Erdoğan, bunun ifadenin polis şiddetine dayalı olduğunu gösterdiğini ileri sürdü.
Öztürk'ün ifadesinde eylemde kullanılan bombayı parça tesirli olarak tarif ettiğini dile getiren Erdoğan, bomba uzmanlarınca hazırlanan raporlarda patlamanın parça tesirli bombadan kaynaklanmadığının yazıldığını söyledi.
Abdülmecit Öztürk'ün halasından, bombayı kendi evinde hazırladığı yönünde ifade alındığını ancak Öztürk'ün halasının Türkçe bilmediğini belirten Erdoğan, bu ifadenin çelişkili olduğunu savundu.
Erdoğan, bazı raporlar paylaşarak, patlamanın bombadan kaynaklanmadığına ilişkin uzman raporlarının mahkemece dikkate alınmadığını iddia etti.
Avukat Erdoğan, olay yerine ilişkin fotoğrafları ve hazırlattığı 3 boyutlu filmi heyete izleterek, patlamanın bombadan kaynaklanması durumunda zeminde çukur oluşacağını, olayın hemen ardından çekilen fotoğraflarda zeminde tahribat olmadığının görüldüğünü söyledi.
Erdoğan'ın dosyaya sonradan tarihi belirsiz ve zeminde tahribat olduğu görülen fotoğraflar konulduğunu söylemesi üzerine Mahkeme Başkanı Ekrem Ertuğrul, bu fotoğrafların kim tarafından konulduğunu bilip bilmediğini sordu. Erdoğan, buna ilişkin bir bilgisi olmadığını kaydetti.
Selek'in babası avukat Alp Selek ise kızının bir sosyolog olarak "Kürt meselesi" ile ilgilendiğini, sorunun çözümü için araştırmalar yaptığını, bu kapsamda ilk olarak PKK mensuplarıyla görüştüğünü anlattı.
Bu görüşmeler nedeniyle kızının izlendiğini savunan Selek, patlama sonrasında gözaltına alınmasının ardından, kendisine Mısır Çarşısı patlamasıyla ilgili sorular sorulmadığını, sadece görüşmelerine yönelik isim istendiğini, vermeyince de işkenceye uğradığını iddia etti.
Mahkeme Başkanı Ertuğrul'un, işkence iddiasına ilişkin şikayette bulunup bulunmadığını sorması üzerine Selek, dönemin şartları doğrultusunda hukuki bir sonuç çıkıp çıkmayacağını bilmedikleri için herhangi bir başvuruda bulunmadıklarını söyledi.
Avukat Bahri Belen de bomba imha uzmanlarının patlamanın bombadan kaynaklanmadığı yönündeki raporlarını anımsatarak, bunun nedeninin o dönemde gerçeğin ortaya çıkarılmak istenmesi olduğunu kaydetti.
Dünya hukuk tarihinde buna benzer birçok dava olduğunu, ülkelerin siyasi şartlarına göre davalar görüldüğünü anlatan Belen, "Bu dava da Türkiye'nin kendi koşullarına göre, gergin ortamda örgütün belini kıralım, ölümlere engel olalım düşüncesiyle politik olarak açılmış bir davadır" dedi.
Mahkeme Başkanı Ekrem Ertuğrul, Pınar Selek hakkındaki kararın 11 Haziran'da açıklanacağını duyurdu.
Muhabir: Aylin Sırıklı Dal-Ferdi Türkten
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
