
Türkiye'nin AİHM yargıcı Karakaş, 1990'lı yıllardan itibaren Türkiye'den gelen davaların niteliğiyle ilgili AA'nın sorularını yanıtladı.***
STRASBOURG - Rahmi Gündüz
Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ndeki (AİHM) yargıcı Işın Karakaş, mahkeme ve tutukluluk süresinin uzunluğuyla ilgili gelen şikayetlerin, Türkiye'den Strasbourg mahkemesine son yıllarda gelen davalarda giderek ön plana çıktığını söyledi.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin kötü muamele ve işkencenin yasaklanmasıyla ilgili maddesiyle, yaşam hakkının ihlali ve etkili soruşturma hakkının ihlaliyle ilgili maddelerinden yapılan şikayetlerin 1990'lı yıllarda yoğunluk kazandığını kaydeden Karakaş, ''AİHM'nin, yine bu yıllarda oluşturduğu içtihatla, yaşam hakkının ihlaliyle ilgili davalarda, otopsilerdeki ve alan araştırması gibi konularda yetkililerin gerekli soruşturmayı yapmamalarını gerekçe göstererek, yaşam hakkıyla ilgili maddelerinden Türkiye aleyhine kararlar verdiğini'' anımsattı.
Karakaş, 2000'li yıllara gelindiğinde demokratikleşme ve yasalardaki değişikliklerle bu maddelerden gelen başvuruların azaldığına dikkati çekti.
Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin (DGM) yapısıyla birlikte, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle yapılan başvuruların da Strasbourg mahkemesine geldiğini hatırlatan Karakaş, 2001'deki değişiklikle askeri yargıçların DGM'den ayrılması ve 2004'te DGM'lerin tamamen kaldırılmasıyla birlikte bu konudaki başvuruların da azaldığına işaret etti.
Karakaş, Türkiye'den gelen başvurularda son yıllarda kamulaştırma davalarının oldukça fazla olduğunu ifade ederek, kamulaştırma bedelleri ve bu bedellerin geç ödenmesini gibi şikayetlerin de yine AİHM'ye sıkça geldiğini söyledi.
Karakaş, mahkeme ve tutukluluk süresinin uzunluğuyla ilgili olarak, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle yapılan başvuruların son yıllarda önemli ölçüde arttığını belirtti.