
Devlet Denetleme Kurulu, raporunu tamamlayarak kamuoyuna açıkladı.***
ANKARA
>>>DDK'NIN HRANT DİNK RAPORU>>>
Toplumsal duyarlılıkları dikkate alan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, kendisine bağlı Devlet Denetleme Kuruluna 28 Ocak 2011 tarihinde, konunun ayrıntılı bir biçimde incelenmesi talimatı üzerine hazırlanan ve ''Gizli'' ibarelerinin bulunduğu raporun özeti, Cumhurbaşkanlığının internet sitesinde yayımlandı.
Raporda, ''Hrant Dink'e yönelik bir tehlikenin varlığının Emniyet ve Jandarma personelince öğrenilmiş olduğu, Hrant Dink'in korunmasına yönelik istihbarat birimlerinin gerekli çalışmaları yapmadığı ve işbirliğine gitmediği, idari makamların Hrant Dink'e yönelik oluşan riskleri bilebilecek durumda olmalarına rağmen, her kademedeki sorumluların zincirleme eylemleri sonucunda tehlikeyi önlemek için gereken tedbirlerin alınmadığı''na işaret edildi.
Raporda, ''Gerek Anayasanın 17. maddesinde gerekse iç hukukumuzun bir parçası durumunda olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 2. maddesinde ifadesini bulan yaşam hakkının korunması hususundaki pozitif yükümlülüğün yerine getirilmediği ve böylece ağır bir kamu hizmet kusurunun oluşumuna sebebiyet verildiği'' belirtildi.
DDK'nın Hrant Dink suikastine ilişkin raporunda, Dink'in ölümünün ardından devlet yetkililerinin veya organlarının sorumluluklarını ortaya koymak açısından gereken soruşturmaların derhal başlatıldığı ifade edilerek, ''İdare organlarınca sürdürülen soruşturmalarda yasal olarak öngörülen süreçlere uyulmakla birlikte, gerek kamu görevlilerinin yargılanmasına ilişkin mevzuat düzenlemelerinin niteliğinden gerekse kamu görevlilerinin soruşturulması hususunda izlenen yöntemlerdeki hatalar/yanlışlıklar ve diğer eksiklikler sebebiyle yürütülen soruşturmalardan etkin bir sonuç alınamadığı kanaatine ulaşılmıştır'' denildi.
Raporda, kamu görevlileri hakkında yürütülen idari soruşturma ve incelemelerin bütünsellik içerisinde yapılmamış olmasının iddiaların bir arada sorgulanamamasına yol açtığı belirtilerek, bu durumun kamu görevlilerinin süreç içerisindeki fiillerinin ciddiyetinin kavranamamasına ve bütünüyle idari inceleme ve soruşturmalardan sonuç alınamamasına neden olduğu kaydedildi.
Kamu vicdanını tatmin etmeyen bir sonuç
Raporda şöyle denildi:
''Kamu görevlilerinin ihmal ve hatalarının adli yargı organlarınca öncelikle Türk Ceza Kanunun 37, 38, 39 ve 83. Maddeleri uyarınca soruşturulması, idari soruşturma süreçlerine rağmen herhangi bir sınırlama olmaksızın görevi kötüye kullanma ve ihmal gibi görülen fiillere ilişkin delillerin Savcılıkça toplanması gerekirdi.''
''Böyle yapılmaması nedeniyle, bir bakıma adli yargı yerinde görülmüş olan ana davada ilgili mahkemenin delillere ve gerçeğe ulaşma kapasitesi sınırlandırılmıştır.''
''Bir yandan kamu vicdanını tatmin etmeyen bir dava sonucu ortaya çıkmış, diğer yandan da kamunun tüm kurumlarıyla birlikte güvenilirliği sorgulanır hale gelmiştir."
''Dink'i öldürenlerin güvenlik kuvvetlerince çok kısa sürede yakalanmış olmasına rağmen, soruşturma ve yargılama süreci; sistemik bazı sorunlar nedeniyle aynı oranda etkin, düzenli ve hızlı sürdürülememiştir''
''Bu nedenle, kamuoyu ve Hrant Dink ailesi, cinayete ilişkin olarak gerek idare gerekse yargı organlarınca gerçekleştirilen soruşturmalardan/kovuşturmalardan tatmin olmamıştır''