ANKARA
12 Eylül askeri darbesine ilişkin dönemin Genelkurmay Başkanı, 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren ile Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Ali Tahsin Şahinkaya'nın yargılandığı davanın 20. duruşmasında, sanık avukatları ile müdahiller ve avukatları, müdahil tüzel kişilerin avukatları hazır bulunuyor.
Yoklamanın alınmasıyla başlayan duruşmada, Mahkeme Başkanı Süleyman İnce, bazı kişilerin müdahillik ve soruşturmanın genişletilmesi talebinde bulunduğunu belirtti.
Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, müştekilerin beyanda bulunmasının ardından, müşteki va sanık avukatları söz aldı.
Müşteki avukatları, söz konusu kanunun, TBMM'den geçmesine rağmen onaylanmadığını belirterek, davaya ilişkin kararın ertelenmeyerek, cumhuriyet savcısının mütalaası doğrultusunda sanıkların tutuklanmasını ve rütbelerinin sökülmesini istediler.
Cumhuriyet Savcısı Selçuk Kocaman, daha önce verilen mütalaa doğrultusunda sanıkların cezalandırılmasını istedi.
Sanık avukatı Bülent Hayri Acar da savunma yapmak için mahkemeye geldiklerini ancak TMK'nın 10. maddesiyle görevli mahkemelerin kaldırılmasını öngören kanunun gece saatlerinde TBMM'de kabul edildiğini kaydetti.
Acar, bu nedenle savunma yapmak istemediklerini, ilgili mahkemede daha sonra savunma yapacaklarını ifade etti.
"Yargılanmış bir suçlu olarak gitmelerini istiyorum"
Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, ilk olarak müştekilere söz verildi.
12 Eylül döneminde işkence sonucu ölen Mustafa Hayrullahoğlu'nun eşi Aynur Hayrullahoğlu, inanılmaz işkenceler gören eşinin ölümünün 3 ay boyunca kendilerinden saklandığını kaydetti.
Eşini kaybettikten sonra yurt dışına kaçarak mülteci durumuna düştüğünü anlatan Hayrullahoğlu, "Eşimin cenazesine bile dokunamadım, yıllarca bu acı ile yaşadım. 'Alışırsın' dediler ama alışamadık. Zamanım, eşimin travmalarını tamir etmekle geçti. Umarım bu mahkeme bizim içimizi birazcıkta olsa rahatlatacak bir karar alır. Ölüm döşeklerinde bile olsalar, yargılanmış bir suçlu olarak gitmelerini istiyorum" dedi.
TÖB-DER Yöneticisi Abdullah Gürbudak’ın kızı Sinem Gürbudak da babasının Mamak Cezaevi'nde gördüğü işkence sonucu hayatını kaybettiğini ifade etti.
Erdoğan Yazgan'ın kardeşi Sabire Yazgan Serin de sanıkların sadece Anayasa'yı ihlal suçundan ceza almaları durumunda adaletin yerini bulmayacağını savundu.
Baki Batmaz da ağır işkencelere maruz kaldığını, öğretmenlik mesleğinin elinden alındığını, günlerce hastanelerde yattığını anlatarak, mağduriyetinin giderilmesini istedi.
Elif Torun Öneren ise 1980 yılında işkenceden kardeşini kaybettiğini belirterek, "Bize dün gece geç vakitte bu mahkemeden yetkilerin alındığı bildirildi. Şu anda biz niye buradayız, onu da anlamıyorum. Yargının tarafsız olduğuna asla inanmıyorum, gördüklerimiz bunu gösterdi. Dökülen kanın hesabı sorulmalı. Yargı bunun hesabını soramıyorsa bir gün gelir halkın bu hesabı soracağından hiç kuşkum yok" diye konuştu.
"İnşallah rütbelerini sökersiniz"
Cemil Kırbayır’ın ağabeyi Mikail Kırbayır da kendilerinden kardeşinin cenazesinin saklandığını, ölümünün haber verilmediğini ve kaçtığının söylendiğini ifade ederek sözlerine şöyle devam etti:
"Cemil Kırbayır neden katledildi? Cemil kırbayır sosyalist düşünceye sahipti. 26 yaşına kadar yöre halkı için insanlığın, kamunun lehine bazı faaliyetlerde bulundu. Bir babanın, oğlunun tabutunun altına girme, mezarına gidip bir karanfil koyma hakkı elinden alındı. 33 yıl boyunca oğlu için adalet arayan, geçen yıl bugün vefat eden Berfo ana da yıllar yılı görülmeyen adaleti, bitmek tükenmek bilmeyen belirsizliği aradı. Bana 'başın sağ olsun' diyebiliyor musunuz? Sanıkların insanlık suçu ile yargılanması en öncelikli talebimizdir."
Cemil Kırbayır'ın ablası Fatma Gülmez de kardeşinin ölümü konusunda kandırıldıklarını belirterek, yaşanan olay nedeniyle bütün ailenin dağıldığını ifade etti.
"Cellatlara verilen para vatandaştan"
Ahmet Cihan da 1981 yılında işkenceyle öldürülen Süleyman Cihan'ın kardeşi olduğunu belirterek, "Bu dava, Türkiye'de adalet arayanlar açısından bir mihenk taşı olabilir. Davanın bu kadar uzaması adalet arayan bizler için bir handikap oluşturdu. Biz karar verilmesini beklerken, yeniden ertelenecek. Bir karar verilmesini istiyorum" dedi.
Yılmaz Yukarıgöz de kardeşi Ramazan Yukarıgöz'ün 12 Eylül döneminde idam edildiğini belirterek, cellatlara verilen 20 bin liralık paranın, vatandaştan alınan vergiler olduğunu savundu.
TÖB-DER Genel Başkan Yardımcısı İsmet Yalçınkaya da geçmişle yüzleşilmesi ve yaşananlardan hesap sorulması gerektiğini ifade etti.
"Farklı düşünmek güzel bir şeymiş"
Sait Ödemir de 12 Eylül dönemindeki sıkıntıları anlatarak, tesadüfen yaşayan biri olduğunu belirtti.
Sanıklara verilecek cezanın, çalınan gençliğini geri getirmeyeceğini ifade eden Özdemir, sanıkların ceza almaları durumunda, ölenlerin kemiklerinin sızlamayacağını söyledi.
Remzi Çayır da 12 Eylül'de işkencelerden geçtiğini anlatarak, şunları kaydetti:
"Mamak'ın bana öğrettiği, hücrelerin öğrettiği şey; farklılık, farklı düşünmek güzel bir şeymiş. Bu dava Türk siyasi hayatında bir ilk. Bu davada, mağdurların, mazlumların ahının yerde kalmaması için Türk demokrasisinin sağlıklı yürüyebilmesi için bir karara varılmalı. Bu karar da adaletli olmalı."
Müştekilerin beyanlarının ardından usul hakkında söz alan müşteki avukatı Aydın Erdoğan, Meclis’te kabul edilen düzenleme ile mahkemenin görevinin sona ereceğini, devleti koruma amaçlı oluşturulan mahkemelerin tarihe karışacağını söyledi. Erdoğan, 12 Eylül davasına ilişkin mevcut mahkemenin karar vermesini istedi.
Diğer müşteki avukatları da CMK 250 ve TMK'nın 10. maddesiyle görevli mahkemelerin kaldırılmasını öngören yasanın TBMM'den geçmesine rağmen onaylanmadığını belirterek, davaya ilişkin kararın ertelenmeyerek, cumhuriyet savcısının mütalaası doğrultusunda sanıkların tutuklanmasını ve rütbelerinin sökülmesini istediler.
Mahkemenin kararı
Evren ve Şahinkaya'nın avukatı Bülent Hayri Acar da bugün savunma yapmak için mahkemeye geldiklerini ancak CMK 250 ve TMK'nın 10. maddesiyle görevli mahkemelerin kaldırılmasını öngören kanunun gece saatlerinde TBMM'de kabul edildiğini kaydetti.
Acar, bu nedenle savunma yapmak istemediklerini, ilgili mahkemede daha sonra savunma yapacaklarını ifade etti.
Verilen aranın ardından Mahkeme Başkanı Süleyman İnce kararı açıkladı.
Bazı kişilerin yaptığı müdahillik ve soruşturmanın genişletilmesi taleplerini reddeden mahkeme, 6352 sayılı yasanın geçici 2. maddesince görevine devam eden ağır ceza mahkemelerinin kaldırılmasını içeren kanun teklifinin, TBMM'de kabul edilmesine rağmen Cumhurbaşkanlığı'nca veto edilme ihtimalinin bulunması dikkate alındığında, sanık avukatlarına savunmalarını hazırlamaları için tekrar süre verilmesine hükmetti.
Sanıkların sesli ve görüntülü sistemle ifade vermek istemeleri durumunda, bunun 5 gün içerisinde mahkemeye bildirilmesine karar veren mahkeme, duruşmayı 12 Mart, saat 14.00'a erteledi.
Muhabir: Mehmet Tosun, Zafer Fatih Beyaz
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.


