İSTANBUL
Sabah gazetesi yazarı Mahmut Övür, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, son günlerdeki gelişmelerle ilgili olarak gazeteci ve yazarlarla Dolmabahçe'deki Ofis'te yaptığı toplantının ardından, basın mensuplarının sorularını cevapladı.
Toplantıya katılan gazetecilerin kafalarındaki bütün soruları dile getirdiğini belirten Övür, 'Başbakan da bunlara kendi ölçüleri içinde cevap verdi. Benim gördüğüm şey şu: Başbakan kararlı. Ne ile kararlı? 17 Aralıkta Türkiye'ye kurulan tuzakla ilgili kararlıdır. Erdoğan, bunu hem reformlarla hem de yasal süreçte çabalarla atlatmaya çalışacağını, Türkiye'nin bunu başarabileceğini söyledi" diye konuştu.
"Bir operasyon beklentisi var mı?" sorusu üzerine Övür, "Hayır hayır öyle bir şey yok. Net bir cevap, operasyon olacak veya olmayacak gibi bir cevap vermedi. Söylediği şey şuydu; yasal prosedür içerisinde, yasaların elverdiği ölçüde, hatta diğer davaların yargılanmasıyla ilgili de bunu söyledi, her şey yasal prosedür içerisinde devam edecek" ifadelerini kullandı.
Övür, "Diğer davalarla ilgili yeni bir gelişme olacak mı?" sorusuna "Onunla ilgili söylediği şey; bu konuda bir çalışma devam ediyor. 'Haklı buluyorum bu talebi' diyor. Ama on konuda da yasal prosedür neyi gerektiriyorsa yasalar neye elveriyorsa o çerçevede bir çalışma yapılacağını, yasalarda böyle bir hakkın zaten olduğunu söyledi. O doğrultuda da bir çalışma yapıldığını açıkladı" karşılığını verdi.
Yazar Ali Bulaç
Zaman gazetesi yazarı Ali Bulaç ise Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 17 Aralık süreciyle ilgili bilgilendirici bir toplantı yaptığını ifade ederek, Erdoğan'ın sürecin nasıl başladığını, nasıl geliştiğini, neyi amaçladığını anlattığını ve sorulara cevap verdiğini dile getirdi.
Erdoğan'ın, tır olayından önümüzdeki seçim dönemine kadar olabilecek muhtemel olaylardan söz ettiğini dile getiren Bulaç, "Kendilerinin aldığı tedbirleri anlattı. Güzel bir toplantı oldu, bilgilendirici oldu. Sorulara cevap verdi, yararlandım" dedi.
Bulaç, "Cemaat konusu gündeme geldi mi" sorusunu, "Evet cemaat konusu gündeme geldi. Yani o konuda da Başbakan fikirlerini, görüşlerini ifade etti. Tır olayı da tabi gündeme geldi. Bunların birbirleriyle bağlantılı olduğunu düşünüyor Sayın Başbakan. Tır olayının, 17 Aralık operasyonuyla bağlantılı olduğunu düşünüyor" diye yanıtladı.
Bu sırada bir gazetecinin, "Nasıl bir bağlantı varmış?" sorusu üzerine Bulaç, "Hükümete, kendisine karşı bir sürecin parçası olarak yorumluyor" dedi.
Ali Bulaç, "Siz neler sordunuz?" sorusuna şu yanıtı verdi:
"Ben hükümete karşı yargıda ve emniyette yapılanma varsa hükümetin tedbir almasının hakkı olduğunu fakat camiaya veya cemaate karşı bir operasyon düzenlenecekse bunun onbinlerce insanı içine alabileceğini, 28 Şubat'ın tekrarı olabileceğini, öğretmenden esnafına kadar birçok insanı mağdur edebileceğini söyledim. Sayın Başbakan 'Bu konuda biz çok dikkatliyiz, öyle bir şeye asla izin vermeyiz, mahal vermeyiz' dedi ama devletin içerisinde bir yapılanma varsa onları hukuk dahilinde kalmak suretiyle tasfiye etme konusunda da kararlı olduğunu söyledi."
"Ergenekon ve Balyoz davalarında yeniden yargılanma konusunda Başbakan Erdoğan'ın fikri nedir?" sorusunu Bulaç, "İade-i muhakeme olabileceğini söyledi. Bu konuda Adalet Bakanlığında bir çalışmadan söz etti. Adalet Bakanı da bu konuda teknik bilgiler verdi" diye cevapladı.
Doğu Ergil
Yazar Doğu Ergil, toplumun kafasındaki karışıklığı gidermek için düzenlenen bilgilendirme toplantısının amacına ulaştığını dile getirdi.
Ergil, şöyle devam etti: "Başbakan'ın bir açılış konuşması oldu, ondan sonra kendisinin ve bakanlarının yanıtladığı bir dizi sorularla devam etti. Pek çok konuya açıklık getirildi ama bu tabi hükümetin bakışıdır, toplumda bunun karşılığının ne olacağını kendisi de çok iyi ifade etti. '30 Mart seçimleri olacaktır.' Kendisinin şahıs ve hükümet olarak sapasağlam durduğunu ve Türkiye'nin uluslararası düzeyde de fazla bir fire vermediğini söyledi, bunu seçimlerde göreceğiz."
"İkna oldunuz mu? 17 Aralık operasyonu aslında Recep Tayyip Erdoğan hükümetine yapılmış bir operasyon mudur? Başbakanın yolsuzluklar konusundaki açıklamaları sizi tatmin etti mi?" sorusu üzerine Ergil, şöyle konuştu:
"Yolsuzluk konusu ağırlıklı olarak işlenmedi çünkü Başbakan yolsuzluğun bir araç olarak kullanıldığını ve yolsuzluk üzerinden hükümetinin karalanma ve dolayısıyla Türkiye'nin istikrarsızlaştırılmaya çalışıldığına inanıyor. Bu toplumdaki kutuplaşmış kanının yani bir tarafta yolsuzluk vardır ve en önce onun üzerine gidilmelidir. Bir tarafta 'Bu istismar edilerek gerçekten hükümet karalanabilir' görüşü, öteki tarafta 'Bu tamamen bir komplodur, hatta bir milli ihanettir, o yüzden de bunun üzerinde durulmamalı, bunu yapanlar ve niye yaptıkları teşhir edilmelidir' görüşü var. Bu görüşler birbirine yaklaştırılırsa herhalde mesele daha açıklığa kavuşturulacaktır, toplum da ikna olacaktır."
İsmail Kapan
Yazar İsmail Kapan ise toplantının, kamuoyunda son günlerde özellikle 17 Aralık operasyonundan sonra oluşturulan algıya karşı hükümetin duruşunu, medyadaki yayınları genel olarak değerlendirmek için düzenlendiğini anlattı.
Erdoğan'ın bir sunuş konuşması yaptığını dile getiren Kapan, "17 Aralık'ın komplo olduğunu söylediler. Buna karşı hükümetin ve devletin zamanında gerekli refleksi göstererek cevap verdiğini, düne göre bugün daha güçlü durumda olduğunu ve bundan sonra olabilecek şeylere de genellikle hazırlıklı olduklarını söyledi. Sorular soruldu, bir kısmı Sayın Başbakan bir kısmı da bakanlar, ilgililer tarafından cevaplandırıldı" ifadelerini kullandı.
Kapan, 4 saat süren toplantıda hemen her şeyin ele alındığını ifade ederek, "Yolsuzluklar da konuşuldu, Türkiye'nin itibarına yönelik içeride ve dışarıda odakların karışmış olduğu, kurulmak istenen tezgahlarla ilgili geniş değerlendirmeler de yapıldı, bu çerçevede bir toplantı oldu" diye konuştu.
Bir gazetecinin "Siz ne sordunuz kendilerine?" sorusuna Kapan, şu karşılığı verdi:
"Başbakan'ı gayet rahat gördüm. Sonuç olarak şöyle söyledi; 'Bunun esas göstergesi 30 Mart seçimleri olacak, bu konuda bizim hiçbir endişemiz yok.' Bunun devamı olarak 'Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili çok önemli bağlantılar kurulmak isteniyor' dedi. Sayın Başbakan aynen 'Başbakanlık makamı ile Cumhurbaşkanlığı makamı arasında bir fitne çıkarılmak isteniyor, bu konuda biz rahatız, hiçbir endişemiz yok, zamanı geldiğinde gerekli adımlar atılacaktır' ifadelerini kullandı."
Hüseyin Yayman
Vatan gazetesi yazarlarından Hüseyin Yayman da toplantıda Başbakan Erdoğan'ın yanı sıra bakanların da gündemdeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunduklarını ifade ederek, "Genel değerlendirme yapmam gerekirse, Başbakan ve kurmay heyeti bu olanlar konusunda çok net ve kararlı bir tutum içinde. Hem bundan sonra yapılacaklar konusunda, hem olayı tanımlama, çözümleme ve analiz etme konusunda bence çok net bir kanaat içinde olduklarını gördüm. Bunu zaman içinde göreceğiz" dedi.
"Fethullah Gülen'den Başbakan Erdoğan'a uzlaşmayı içeren mektup gönderildiği" iddiasının konuşulup konuşulmadığının sorulması üzerine Yayman, "Bu soru soruldu. 'Bir uzlaşma olacak mı? AK Parti'nin tabanıyla cemaatin tabanı arasında benzeşme var. Anadolu'daki evlerde erkekler Fethullah Gülen'i, kadınlar Tayyip Erdoğan'ı destekliyorlar' şeklinde bir soru soruldu. Başbakan'ın cevabı çok net oldu. 'Biz hukuk içinde kalacağız. Anadolu'daki insanlarla herhangi bir şeyimiz olamaz. Ev baskınları ya da başka şekillerde hukukun dışına çıkan hiçbir şey olmayacak ancak yargıdaki, bürokrasideki paralel yapıyla ilgili bunlar belliyse bunun üzerine sonuna kadar gidilecek. Bu konuda taviz verilmeyecek' denildi" şeklinde konuştu.
Yolsuzluk iddialarının da gündeme geldiğini aktaran Yayman, "(Başbakan Erdoğan) Eğer ki yolsuzluk meselesi benim oğluma, Bilal Erdoğan'a da geliyorsa, biz bunun arkasında durmayız, gerekeni yaparız' dedi. Ancak burada, Türkiye'ye karşı bir operasyon var. Bu operasyon konusunda biz tabii ki gerekeni yapacağız. Türkiye'nin kendi kararını vermesinden, Türkiye'nin bölge gücü olmasından, Türkiye'ye karşı genel bir operasyon yapıldığından bahsedildi" dedi.
Fikret Bila
Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fikret Bila da "Fethullah Gülen tarafından Başbakan Erdoğan'a mektup yazıldığı" iddialarının toplantıda konuşulup konuşulmadığına ilişkin soruyu şöyle cevapladı:
"Sayın Başbakan, bir uzlaşma arayışı içeren, teklif içeren bir mektup aldığını söyledi. Ancak, mektubun kimin tarafından gönderildiğini söylemedi. Islak imzalı bir mektup olduğunu söyledi. Bir meslektaşımız, 'Fethullah Gülen Hoca'dan mı geldi acaba?' dedi. Ona bir cevap vermedi ama öyle bir algı oluştu. Fethullah Gülen Hoca'dan gönderilmiş bir mektup ve en azından o hareketin en üst düzeyinden gönderilmiş bir mektup olduğu anlaşıldı. O mektupta bazı öneriler, teklifler olduğunu, onu değerlendirdiklerini, 'evet, tamam bir uzlaşma, barış ortamı olsun ama' dedikten sonra da tabi 'Bu yargıdaki gelişmeler ne olacak?' diye sordu. 'Operasyonlar yapılıyor, evler basılıyor bunlar ne olacak?', 'Şantajlar yapılıyor bunlar ne olacak?', 'Şantajın altında mı çalışacağız' gibi soruları gündeme getirerek, o mektubun henüz değerlendirme aşamasında olduğu, en azından Sayın Başbakan'ın da bazı garantiler beklediği anlaşılmış oldu sözlerinden."
Bila, mektubun tarihinin ise Başbakan tarafından yakın bir tarih olarak beyan edildiğini aktardı.
"Cemaat içindeki çeteye karşı bir operasyon yapılıp yapılmayacağı yönünde Başbakan Erdoğan'dan bir işaret aldınız mı?" şeklindeki soruyu ise Bila, "Bu konuda açık bir ifadesi oldu. Zaten 'paralel yapı' diye tabir ediyor Sayın Başbakan. Bu yapının ortadan kaldırılacağını, demokratik bir devlette böyle bir yapının kabul edilmeyeceğini ifade etti. Bunun ortadan kaldırılacağını da beyan ederek, bu tür bir çalışmanın yürütüldüğünü açıklamış oldu" dedi.
Nihal Bengisu Karaca
Habertürk gazetesi yazarı Nihal Bengisu Karaca ise toplantıda Başbakan Erdoğan'ın her soruya detaylı bir cevap verdiğini ifade etti. Yaşanan sürecin 30 Mart yerel seçimlerini, çözüm sürecini ve cumhurbaşkanlığı seçimini etkilemeye dönük bir girişim olduğunun vurgulandığını kaydeden Karaca, şöyle devam etti:
"(Başbakan Erdoğan'ın) Son olarak tır meselesi üzerinden sık sık yapılan Türkiye'yi El Kaide ile ilintili gösterme ve ana muhalefet partisinin buna prim vermesi üzerine sert bir çıkışı söz konusu oldu. 'Türkiye ile El Kaide'yi yan yana, aynı cümle içinde zikretmek yapılabilecek en büyük ihanettir' ifadesini kullandı. 'Eğer yeterince takip edilseydi faaliyetlerimizi ana muhalefet partisi veya başka kişiler doğru dürüst izleyebilselerdi, Türkiye'nin Suriye'deki çabalarını, bizim bu radikal örgütlerle yürüttüğümüz mücadelenin farkında olurlardı. Biz onlarla mücadele halindeyiz, birlikte değiliz. Bunun tam tersini ifade etmek büyük bir ihanettir' ifadesini kullandı. İçerideki algı genellikle, evet bir operasyon olduğu belli. Yerel seçimlerde 14 ay süren hiyerarşinin aşılarak yargı içindeki doğal rutin hiyerarşiye uyulmayarak böyle bir operasyonun şüpheli, şaibeli olduğu konusunda hepimiz mutabıkız. Bakan oğullarının da işin içine karıştığı bu olaylarla ilgili algı yönetiminin zayıf olduğu şeklinde sorular geldi. O da konu yargıya gittiği için gerekli kişiler, gerekli bakanlar ister istemez daha sınırlı bir açıklama yapabileceklerinden dolayı Hükümet'in bu tipten algı yönetimine enerjisini harcayamayacağını, şantajlarla yürüyen bir demokrasi olamayacağını, sürekli operasyonlarla, sürekli siyasal iktidarı işleyemez hale getirme hedefi artık sabitleşmiş bir yapıyla mücadele ederken, Türkiye'nin enerjisinin boşa harcandığını ve ülkenin kaybettiğini ifade eden açıklamalar yaptı."
Yasin Aktay
AK Parti MKYK üyesi yazar Yasin Aktay da toplantıda Başbakan Erdoğan'a gündeme ilişkin akla gelen her türlü sorunun iletildiğini ifade etti. Aktay, 17 Aralık operasyonunun bir darbe teşebbüsü olarak değerlendirildiğini kaydederek, "17 Aralık operasyonunun bir darbe teşebbüsü olduğu konusunda hiçbir kuşku yok. Olayın uluslararası boyutları var. Türkiye'ye vurulmak istenen bir darbe var. Türkiye'nin mayıs ayında geçtiği atak, 17 Aralık operasyonun hedeflediği iş adamları kitlesine bakıldığında bu kesimlerin de Türkiye'nin yeni yükseliş trendine açıkça darbe vurma eğiliminde olduğu da açık şekilde görülüyor" ifadelerini kullandı.
Can Paker
Can Paker de toplantıda, "Bu olay darbe girişimiyse hedefi benim kanaatime göre açılım politikasıdır" dediğini ve buna ilişkin soru yönelttiğini ifade etti. Sorusunu yanıtlayan Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın, "Hükümet bu konuda çok kararlıdır. Açılım sürecinde sadece Hükümet değil her iki taraf da çok kararlıdır" ifadelerini kullandığını anlatan Paker, Atalay'ın, yaşananların çözüm sürecinde herhangi bir yavaşlamaya sebep olmadığını belirttiğini söyledi.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
