
Bekir Bozdağ, bu ülkenin çimento kuruluşlarının en önde gelenlerinden birinin Diyanet İşleri Başkanlığı olduğunu vurguladı.***
SAKARYA
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, ''Yurtdışı Hizmetleri Konferansı-Küresel Gelişmeler Yeni Perspektifler'' toplantısında yaptığı konuşmada, gelinen noktada artık Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yurtdışındaki hizmetlerinin bütün vatandaşları kuşatıcı ve hepsi için eşitlikçi bir bakış açısını hayata geçiren noktaya geldiğini söyledi.
''Biz Türkiye olarak bugüne kadar hiçbir yapıyı, hiçbir etnik yapıyı asimile eden bir anlayışı asla hayata geçirmedik. Bütün renklerin, bütün dinlerin, bütün dillerin özgürce yaşadığı, kendisini emniyet içerisinde hissettiği bir ülke olsun Türkiye diye uğraştık'' diyen Bozdağ, ''Diyanet İşleri Başkanlığı'nı ortadan kaldıracak anlayışlar çerçevesinde tartışma yaparsak hatanın en büyüğünü yapmış oluruz. Çünkü bu ülkenin çimento
kuruluşlarının en önde gelenlerinden bir tanesi Diyanet İşleri Başkanlığı'dır'' şeklinde konuştu.
Bozdağ, esasında laikliğin din ve vicdan özgürlüğünün ana sigortası olduğunu kaydetti.
Yurtdışı din hizmetleri
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Avrupa'daki hizmetlerin 11 Eylül'ün ardından başlayan İslamofobi dalgası ile karşı karşıya olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
''İslamın ve Müslümanların varlığının Avrupa'da sadece bir güvenlik ve entegrasyon konusu haline getirilmiş olması, Batı dünyasının göçmenlerin entegrasyonundan İslamın entegrasyonuna doğru yanlış bir adım atmaya başlamaları, başka bir tabirle yeni İslam mühendisliklerinin başlamış olması, Batı dünyasındaki idarecilerin 'çok kültürlülük iflas etti' açıklamaları bizim ne denli yeni bir süreçle karşı karşıya olduğumuzu açıkça ortaya koyan önemli gelişmelerdir.''
Balkan ve Kafkaslarda güvenlik sorunlarının da devam ettiğine dikkati çeken Görmez, son 6-8 ay içinde Kafkasya'da 60'ı aşkın din adamının faili meçhul cinayetlere kurban gittiğini dile getirdi.
Din eğitimi tartışmaları
Din eğitimi tartışmalarına da değinen Görmez, şunları kaydetti:
''Türkiye'de din eğitimini tartışmak, Rusya'nın içindeki 20 milyon insanın din eğitimini de tartışmak demektir. Türkiye'de din eğitimini tartışmak bütün Türk cumhuriyetlerindeki kimlik sorunlarını da tartışmaya açmak demektir. Türkiye'de Diyanetin varlığını veya yokluğunu tartışmak, Balkanlardaki bütün kimlik sorunlarını, dünyadaki bütün Müslüman azınlıkların aynı zamanda ihtiyaçlarını gözardı ederek tartışmaya açmak demektir.''