ANKARA
28 Şubat dönemine ilişkin, 103 sanığın "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini cebren devirmeye, düşürmeye iştirak" suçundan yargılandığı davanın 26. duruşması yapıldı.
Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu ve tutuksuz sanıklar, müştekiler ve tarafların avukatları katıldı. Dönemin Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı bu duruşmada da hazır bulunmadı.
Duruşmadan önce, sanıklardan dönemin Genelkurmay Plan Harekat Daire Başkanı emekli Korgeneral Köksal Karabay'ın çapraz sorgusuna devam edildi.
Karabay, müdahilliklerine karar verinceye kadar müştekiler ve avukatlarının sorularına yanıt vermeyeceğini söyledi.
Karabay'ın avukatı Çağrı Ayhan Şenel, müştekiler arasında 1995'te, hatta 1988'de YAŞ kararıyla ihraç edilenlerin bulunduğuna dikkati çekerek, "İddianamede, müvekkilim Köksal Karabay'ın o tarihlerde YAŞ kararıyla ihraç edilen kişilerle ilgili ne gibi dahli olabilir, açıklanmamış" dedi. İddianamenin ek klasörlerinde MİT Müsteşarlığının irticaya ilişkin MGK'ya yaptığı takdimle ilgili bir belge bulunduğuna işaret eden Şenel, bu takdimin MİT'ten istenmesini talep etti.
"İftiradan ibarettir"
Şenel'in ardından sanıklardan dönemin Genelkurmay Basın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı emekli Albay Hüsnü Dağ savunmasına başladı.
"Bugün belki de hayatımın en zor görevlerinden birini yapıyorum. Gerek yargı, gerekse basında hakkımızda oluşturulan önyargıların, karalamaların, yanlış kanaatlerin, yalanların, iftiraların ve suçlamaların her birinin ne kadar haksız, hukuksuz ve mesnetsiz olduğunu göstermeye çalıyacağım" diyen Dağ, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 gibi antidemokratik dönemlerin acılarını herkes gibi yaşadığını ifade etti ve özgürlükçü demokratik sisteme yürekten bağlı olduğunu söyledi.
Dağ, daha önceki celselerde Çevik Bir, Çetin Doğan ve Orgeneral Erol Özkasnak'ın da arasında bulunduğu bazı sanıkların, kendisinin BÇG'de görevlendirilmediği ve faaliyetlerine katılmadığını teyit ettiklerini anlatarak, "BÇG'de çalıştığım iddiası bir iftiradan ibarettir" dedi.
Genelkurmay Başkanlığının, başvuruları üzerine bir belge verdiğini bildiren Dağ, belgede kendisinin 1996-1998 arasında Genelkurmay Karargahı'nda BÇG veya başka bir çalışma grubunda yer aldığına, BÇG'nin toplantılarının yapıldığı mahal veya İç Güvenlik Harekat Daire Başkanlığında bulunduğuna ilişkin kayda rastlanmadığının belirtildiğini ifade etti. Dağ, bunun, BÇG ile ilgisi olmadığını kuşkuya yer bırakmayacak şekilde kanıtladığını savundu.
Gözyaşlarını tutamadı
Hüsnü Dağ, "Vatan ve millet uğrunda her zaman seve seve can vermeye hazırım ama canımı acıtan, vicdanları kanatan, hukukun araç olarak kullanılmasıdır" diye konuştu.
Tutuklanmasının ardından, ailesinin maruz kaldığı sıkıntılara değinen Dağ'ın, gözyaşlarını tutamadığı görüldü.
Adalete ve Türk milletine güvenlerinin devam ettiğini vurgulayan Dağ, beraatını talep etti.
Hukuka aykırı hiçbir emir almadığını savunan Dağ, "Hukuken geçersiz sahte iki belge, tutukluluğumun devamına gerekçe olarak gösterilmektedir. Tutuklama gerekçeleri soyut ve hukuki gerekçelerden yoksundur. Delil yok ki karartılsın" dedi.
Duruşmaya, Perşembe günü saat 10.00'da devam edilecek.