
Başbakan Yardımcısı Arınç, ''Sivil ve dinamik bir iktidarı her zaman halkımız daha fazla seviyor'' dedi.***
ANKARA
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Habertürk televizyonunda canlı yayınlanan ''Basın Kulubü'' programında, 28 Şubat'ın bir süreç olduğunu, bunun önü ve arkasının bulunduğunu söyledi. Her yönüyle 28 Şubat sürecinin tartışılmasında fayda olduğunu belirten Arınç, medya, TSK'nın üst kademesi, yüksek yargı, üniversiteler ve parlamentonun bu sürece dahil aktörler olduğunu ifade etti.
''Böylesine el emeğiyle hazırlanmış bir sürecin, aradan 10-15 yıl geçtikten sonra her yönüyle irdelenmesinde ve savunulamaz hale gelmesinde demokrasi açısından fayda olduğunu'' dile getiren Arınç, ''(AK Parti 28 Şubat'ın ürünüdür) demek, büyük bir cehalet ürünüdür. Bu kadar büyük cehalet de ancak tahsille mümkündür. Çünkü bunu söyleyen bir insan siyasi hayatı bilmiyor demektir. Siyasetin nasıl geliştiğini bilmiyor demektir. Aklı toplum mühendisliğinde kalmış, her zaman bir şeyleri dizayn etmek için ortaya çıkan aklı evvellerden ders almış gibidir. Çünkü 28 Şubat, AK Parti'nin veya bir başka partinin lehine veya aleyhine netice vermiş bir olay değildir'' diye konuştu.
Milletin AK Partiyi de tek başına iktidara getirdiğine dikkati çeken Arınç, şunları kaydetti:
''Bütün bunlar sosyolojiyi bilmeyenlerin işidir, halkı tanımayanların işidir. Ta eski İttihat-Terakki mantığıdır, 'biz böyle yaparsak halk bunu yapmak zorunda kalır'... Geçti o günler artık, o yok. Türkiye'de halk her zaman tercihini pek çok kere de isabetli olarak sandıkta ortaya koyabiliyor. Beğenirsiniz, beğenmezseniz, ama sivil ve dinamik bir iktidarı her zaman halkımız daha fazla seviyor. Geçmişe baktığımız zaman bütün bu tecrübeler bunu gösteriyor. Bu, halk popülizmi yapmak değildir.''
Adıyaman'daki olaylar münferit
Adıyaman'da bazı evlerin işaretlendiği iddiasının hatırlatılması üzerine Arınç, ''Geçmişten kalan endişeyle bazıları şikayetçi olmuştur, sanıyorum bazı milletvekilleri de bunu gündeme getirdi. Onlara teşekkür etmemiz lazım, çünkü ola ki birileri bir tezgahın, bir olayın hazırlığı içinde de olabilir, gülüp geçemeyiz. Dolayısıyla üzerinde ciddiyetle durmanın, gerekli tedbirleri almanın ve toplumdaki bu kuşkuları, endişeleri gidermenin zamanıdır, yapılıyordur, yapılacağına da eminim'' diye konuştu.
Harp ilan edecek durumda değiliz
Kuzey Afrika'da başlayan rüzgarların Ortadoğu'ya sıçradığında gerçekten eski Hafız Esad döneminden kalan zihniyetin böylesine hortlayacağını ve şehirleri kuşatarak, bomba yağdıracağını hiç tahmin etmediklerini ifade eden Arınç, şunları kaydetti:
''Beşşar Esad, bize daha güleryüzlü, daha batı yanlısı ve daha özgürlükçü bir insan karakteri çizmişti. Biz, Türkiye olarak, Hükümet olarak çok önemli işler yaptık. Bu, bizim için sorumluluktur. Bir yıldan beri Türkiye, ne yapması gerekiyorsa yapıyor ama harp ilan edecek durumda değiliz. Askeri bir müdahale seçeneğimiz yok. Dolayısıyla bu rejimin, Arap Birliği ve Birleşmiş Milletler kararlarına göre zulümden ve şiddet uygulamaktan vazgeçmesi ve demokrasiye geçiş için her alanda baskı yapıyoruz, baskımız da devam ediyor.''
Gençliğimizde Kısakürek'in etkisi var
Konuşmasının ardından soruları yanıtlayan Arınç, ''Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, konuşmalarında Necip Fazıl Kısakürek'ten neden bu kadar çok alıntı yaptığının'' sorulması üzerine, yetişmelerinde pek çok şairin etkisinin bulunduğunu, ama daha çok geleneksel olarak Mehmet Akif Ersoy, Necip Fazıl Kısakürek, Mehmet Akif İnan ve Erdem Beyazıt'ın bulunduğunu ifade etti.
''Necip Fazıl'ın şu fikirleri zararlıdır'' kanaatinde olmadığını dile getiren Arınç, "Dindar gençlik istiyoruz' sözünü de izah ediyor. Beğenirsiniz veya beğenmezsiniz. Daha sonra 'Gençliğe hitabe' diye nesir olan bazılarının şiir olarak algıladığı bir sözünü de kullandı. Oradaki 'kinini' ifadesinin bir 'kindar gençlik mi yetiştirmek istiyorsunuz' şeklinde karikatürlere bile yansıdığını görüyorum. Bence hepsinin ayrı bir değeri var. Ama bunun muhafazakar, demokrat düşüncemizin içerisinde yer aldığına da inanıyorum. 'Dindar gençlik' yerine 'inançlı gençlik' denseydi aynı anlamı ifade eder miydi? Belki ederdi ama onun kullanılması da mahzurlu değil. O bütünlük içerisinde 'şunu da unutmayın' demiş olmasının bugüne ait bir tehlike olduğunu söylemeyin" diye konuştu.
"Kürtçe medeni bir dil değildir" demedim
Bülent Arınç, şöyle konuştu:
''(Medeni bir dil değildir) demedim ama söylediğim şu. Bunun bir medeniyet dili olup olmadığını sormak istiyorum. Yani bu dil kitabı olur, tiyatrosu olur, manzumu olur, şiiri olur ve şu kadar yıldan beri konuşulur. Burası Kuzey Irak'ın Süleymaniye'si değil. Orada bu dilde eğitim veren bir okul da olabilir. Ama gösterdiğiniz sadece Süleymaniye'deki bir okul. Dünyanın başka yerlerinde böyle bir eğitim var mı yok. 'Kürtçe bu haliyle ilkokuldan üniversitenin son sınıfına kadar eğitim verebilecek zenginlikte mi? İmkanlarıyla hazır mı? Bunu soruyorum' dedim. Kendim bir hüküm koymadım ortaya. 'Bir medeniyet dili değildir' demedim. Çünkü onu deseydim saygısızlık yapmış olurdum. Şimdi bu sorumu doğru anlayanlar bana cevap verdiler. Beni eleştirdiler. 'Kürtçe, medeniyet dilidir' dediler. İşte ben sorumun cevabını aldım ve bu yüzden mesela Orhan Miroğlu'na, Muhsin Kızılkaya'ya telefon açtım, teşekkür ettim."
Geçmiş bitti, günümüzü değerlendirelim
2014 yılında Cumhurbaşkanlığı, 2015 yılında genel seçimlerin yapılacağını hatırlatarak, bu konuda bir tahmini olup olmadığının sorulması üzerine, ''Bu konular görüşülecek konular değil, bir defa kader var, kader çizgisinde o gün kim olur, kime nasip olur bilemeyiz. Abdullah Gül Cumhurbaşkanımızı biz 27 Nisan 2007 günü de seçebilirdik, ama nasip değilmiş, 4 ay sonra nasip oldu. Yani sosyal hayatta veya siyaset sosyolojisinde bu işler gelişmelere bağlıdır. O günü beklemek lazım. O gün de kim var kim kaldı, kim gitti bunu görmemiz lazım. Bir defa geçmiş bitti, geleceği bilmiyoruz, günümüzü değerlendirelim" diye konuştu.
AİHM'deki davalar
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) Türkiye'de giden çok sayıda dava olduğunun hatırlatılması üzerine de Arınç, "Şimdi bir kanun getiriyoruz yargının hızlandırılmasıyla ilgili, ama onun içerisinde de yargıyı uzun süreli bir süreç haline getiren bazı ayıklamaları da yapmamız gerekir. İkisini de çözecek bir çalışmamız var" dedi.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
