
Davutoğlu, "Suriye'deki başkonsolosluklarımıza, büyükelçiliğimize yapılan saldırı gerekli diplomatik tepkilerle cevabını görmüştür" dedi.***
TBMM
Davutoğlu, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Dışişleri Bakanlığının 2012 yılı bütçesi hakkında bilgi verdi.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, "Suriye'deki başkonsolosluklarımıza, büyükelçiliğimize yapılan saldırı gerekli diplomatik tepkilerle cevabını görmüştür ama biz bu saldırılara karşı en kararlı tutumu alacağız ve Suriye halkının haklı mücadelesinin yanında yer almaya devam edeceğiz" diye konuştu.
Davutoğlu, "Türkiye'nin bu konuda politikası net ve açıktır. Halkın haklı taleplerinin yanında yer alacağız ve Suriye yönetiminin bu baskısı karşısında da gerekli bölgesel ve uluslararası platformları harekete geçireceğiz" dedi.
Her politikamız "Ankara" damgalıdır
Değerler ile ulusal çıkarlar arasında bir denge, ahenk oluşturmanın en önemli prensip olduğunu belirten Davutoğlu, şöyle konuştu:
''Tarihi değerler, tarihi bağlar... Şam'daki bir Suriyeli, Bosna'daki bir Boşnak, Bakü'deki bir Azeri, Kırım'daki Tatar, o gece rahat uyuyamıyorsa biz burada rahat uyuyamayız. Bir başka yerde evrensel değerler çiğneniyorsa 'bizim şu çıkarımız var' diye bu evrensel değerlerin çiğnenmesine göz yumamayız. Bunları sahiplendiğimiz zaman Türkiye Cumhuriyeti küresel bir güç olur.
Hangi ülke ne düşünürse düşünsün iddialı söylüyorum, Türkiye'nin geliştirdiği her politika 'Ankara' damgalıdır, 'Ankara' imzalıdır. Her ülke ile müzakere edersiniz ama nihai kertede ülkenin ali çıkarlarıyla oluşan Ankara merkezli bir dış politika yürütüyoruz.''
Tatmin edici bir açıklama yapacağım
Davutoğlu, Suriye Dışişleri Bakanı Velid El Muallim'in, ülkedeki diplomatik misyonlara düzenlenen saldırılar için özür dilemesine ilişkin, ''Medya kanalıyla yapılan açıklama bize de ulaştı. Daha sonra tatmin edici bir açıklama yapacağım'' dedi.
Dış Politika kitapçığından
Dışişleri Bakanlığı'nın 2012 yılına ilişkin dış politika kitapçığında ise şu görüşlere yer verildi:
"Suriye yönetimine karşı güven duyma imkanımız kalmamıştır. Dini, mezhepsel veya etnik temelli bir iç savaş çıkması olasılığının ne pahasına olursa olsun engellenmesi önem taşımaktadır."