LAHEY
Erdoğan ile Hollanda Başbakanı Mark Rutte, Başbakanlık Resmi Konutu'nda baş başa ve heyetler arası görüşmenin ardından düzenledikleri ortak basın toplantısında, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Diyarbakır'daki nevruz kutlamalarında okunan mesajı nasıl değerlendirdiği ve bundan sonraki süreçten beklentilerinin neler olduğu şeklindeki soruya Başbakan Erdoğan, ''Çağrıyı, daveti olumlu bir gelişme olarak görüyorum. Ancak aslolan tabii bu çağrının ötesinde uygulamadır. Uygulamada ne olacağı çok önemlidir'' yanıtını verdi.
Erdoğan, mesajdaki ifadelerin ne nedenli karşılık bulacağını en kısa zamanda görmeyi arzu ettiklerini vurgulayarak şöyle devam etti:
''Zaten uygulamaya geçtiği andan itibaren de Türkiye'de hava değişecektir. Bölgede hava değişecektir. Buradaki ifadelerde yatan birçok mesaj biliyorsunuz, aylardır, yıllardır söylediğimiz sözler. Silahlar bırakılmalıdır ve eyleme karışmış, karışmamış bunları tabii bizler şu anda bilemeyiz ama Habur'da bazı örneklerini yaşadık, ülkemizi terk etmeleridir. Ülkemizi terk etmeleri halinde de zaten bir sulhu sükun söz konusudur. O zaman bizim güvenlik güçlerimizin de zaten operasyon yapma gibi bir lüksü kesinlikle yoktur diye defaatle söyledik. Bu operasyonlarda zaten kendiliğinden biter. Ta ki bu tür eylemler olmasın.''
Türk bayrakları olmalıydı
Başbakan Erdoğan, Diyarbakır'daki nevruz kutlamalarıyla ilgili olarak da şunları söyledi:
''Gönül şunu çok arzu ederdi; böyle bir çözüm süreci mitinginde orada Türk bayraklarının olması gerekirdi. Türk bayrağının orada olmayışı aslında hala bu süreci olumsuz etkileme gayreti içinde olanların bana göre provokatif yaklaşımıdır'' dedi.
Koruyucu aile uygulaması
Başbakan Erdoğan, Hollanda'da koruyucu ailelere verilen Türk çocuklarına ilişkin soru üzerine, ''Hollanda'da malum bizim birçok STK'larımız var. Bu STK'lar koruyucu aile olayının içerisine bizzat girmeleri gerekir'' dedi. Erdoğan şunları kaydetti:
''Koruyucu aile sisteminde o ailelerin veya o çocukların kendi kültürlerine, kendi değerlerine uygun ailelere verilmesi, bir Müslümansa Müslüman aileye verilmesi en uygun olanıdır. Bunun tercih edilmesi lazım. Bu konularda STK'ların devreye girmek suretiyle bunları sahiplenmeleri de onların sorumluluğudur. Yani bunu Hollanda hükümetine de bırakmamalı, yargısına bırakmamalıdır. Kendileri bu konuda devreye girmek suretiyle burada rol üstlenirlerse o zaman zaten Yunus vakaları olmayacaktır diye düşünüyorum.''
Erdoğan, bir konunun açıklığa kavuşturulmasında fayda olduğunu dile getirerek, ''Bu benim ülkemde de yanlış anlaşılmalara neden olabilir. Yani bu cinsel tercih dediğimiz konu önem arz ediyor. Çünkü bir çocuğu teslim ettiğimiz aile genel ahlak kuralları açısından, halkının çoğu Müslüman olan veya İslam kültürü içerisindeki bir yaklaşım olarak söylüyorum; eşcinsel bir aileye bir çocuğun teslim edilmesi bir defa o toplumun kendi genel ahlak kurallarına terstir. Kendi inanç değerlerine terstir'' diye konuştu.
Emaneti ''emin ellere, sağlam ellere'' teslim etmek durumunda olduklarına dikkati çeken Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: ''6 aylık bir çocuk böyle bir tercih yapamayacağına göre 'bu konuda tercih eden makam yargıdır' diye bakarsak bu ciddi bir yanlışa sevk edebilir. Bu konuda da yine devletler arasında bir çok anlaşmalar yapıldığı gibi bakanlıklar arasında da bu tür anlaşmalar yapılabilir. Bizde bugüne kadar yoktu ama ben son hükümetimde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığını kurdum. Bunu kurmamın sebebi de aile kurumu çok kutsal bir kurumdur. Bakanlıklarımız kendi aralarında görüşmek suretiyle, STK'larla işbirliği yapmak suretiyle bir adım atılırsa ne bu Hollanda'da sıkıntı meydana getiriR ne de Türkiye'de sıkıntı getirir.''
Erdoğan, Yunus A'nın öz ailesine iadesi konusunda Rutte'den söz alıp almadığına dair soruyu ''O tabii şu anda yargının tasarrufu altında. Temenni ediyoruz ki daha önce iki çocuğunu aileye nasıl verdiyse burada da bununla ilgili prosedür var. Örneğin dil gibi. Bu prosedür noktasında aile önce iki çocuk, biliyorsunuz 3 çocuktu bunlar, ikisi verildi. Böylece üçüncü çocuğun verilmesi gündeme gelebilir. Büyükelçim bu konuyu zaten yakından takip ediyor. Bizler aynı şekilde takip ediyoruz. Temenni ederiz ki kısa zamanda o da bir neticeye ulaşır'' sözleriyle yanıtladı.
Hollandalı bir gazetecinin Hollanda hükümetinin Türkiye'nin AB'ye üyeliğine sıcak bakmadığını belirterek, ''şu anda AB üyesi olmadığınız için sevinçli misiniz'' diye sorması üzerine Erdoğan, şunları kaydetti:
''Türkiye Cumhuriyeti'nin AB üyeliğine Hollanda'nın şu andaki yönetimi, hükümeti olumlu bakıyor. Bana bu ana kadar söylenen hep bu olmuştur. Doğrusu bu soru beni biraz şaşırttı. Hollanda da şu ana kadar bizim AB sürecimize hep olumlu yaklaşmıştır. Herhalde siz olumsuz bakıyorsunuz. Bir şeyi daha arkadaşımın bilmesini isterim. Biz müzakerelere Hollanda'nın dönem başkanlığında başladık.''
Hollanda Başbakanı Mark Rutte
Hollanda Başbakanı Mark Rutte de Hollanda'nın Türkiye'deki en büyük ikinci yatırımcı olduğunu ifade ederken, Türkiye'nin dünyanın en hızlı gelişen ekonomilerden birisi olduğunu belirtti.
Rutte, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin daha da geliştirilmesi için Başbakan Erdoğan ile gerekli çalışmaları yaptıklarını söyledi.
Başbakan Erdoğan ile son günlerde medyada yer alan koruyucu ailelerin yanlarına yerleştirilen Türk çocukların durumunu da konuştuklarını dile getiren Rutte, çocukların en iyi bakımı hak ettiklerini söyledi.
Her zaman çocuğun refahını göz önünde tuttuklarını ifade eden Rutte, ''Çocukların en iyi bakımı hak ettikleri kuşkusuz. Bu işin çıkış noktası da şu: Çocuk için en iyi çözüm nedir? Ebeveynlerin de çıkarı düşünülmeli fakat çocuğun çıkarı esas alınmalı. Koruyucu ailelere verilen çocuklar hakkındaki kararlar itinayla alınıyor. Çocuğun refahı gözününde bulundurularak incelemeler yapılıyor'' dedi.
Ailelerinden alınan çocuklar konusunun Hollanda'nın sorumluluğunda olduğunu, bunun bakanlıklar düzeyinde görüşülmesine karşı olduğunu kaydeden Rutte, Müslüman koruyucu ailelerin sayısının çoğalmasını arzuladıklarını ifade etti.
''Hollanda Gençlik Koruma Bürosu, çocukların kültürel özelliklerine göre koruyucu aileler bulmaya çalışıyor'' diyen Rutte, şöyle konuştu:
''Bakanlık düzeyinde bunun konuşulmasına karşıyım çünkü Hollanda'nın meselesi bu. Fakat birbirimize yaptıklarımızı çok iyi açıklamak gerektiğini düşünüyorum. Hollanda'da koruyucu aile düzenin nasıl çalıştığını anlatmaya çalıştım. Çocukların dini kökenlerinin de göz önünde bulundurmak istiyoruz fakat bazı dini gruplarda yeterince koruyucu aile olmadığından dolayı çocukların bu ailelere verilmesini sağlayamıyoruz. Eğer başka kökene sahip koruyucu aileler mesela Müslüman koruyucu aileler olursa bu sorun kendiliğinden çözülür.''
Başbakan Rutte, 4 aylıkken koruyucu ailenin yanına yerleştirilen 9 yaşındaki Türk çocuğu Y.A'nın ailesine iade edilip edilmeyeceği yönündeki soruyu cevaplandırırken de ''Hakim bütün değerlendirmeleri yaparak, dosyayı inceleyerek çocuğun şimdiki koruyucu ailede kalmasını daha uygun buldu. Durum bu'' ifadelerini kullandı.
Çözüm süreci
Konuşmasında Türkiye'deki çözüm sürecine de değinen Rutte, ''Öcalan'ın konuşmasını dinledik. Atılan ilk adım pozitif bir adımdı. Başbakana da iltifatlarda bulundum, bu adımları mümkün kıldığı için'' diye konuştu.
Hollanda Başbakanı Rutte, ''Öcalan'ın bugünkü çağrısını nasıl değerlendiriyorsunuz, bundan sonra ne beklemek gerekiyor?'' sorusunu ise ''Bunu pozitif bir adım olarak görüyorum. Bu adımla Öcalan'ın Türkiye'yle konuşmalarının devam etmesini ve Türk hükümetinin öncülüğünü çok pozitif karşılıyorum. Umut verici bir gelişme ve bu sürecin devamı için önemli'' diye yanıtladı.
Konvoya şişe attılar
Bu arada, Erdoğan'ın Hollanda Başbakanlığı'ndan Hollanda Senato Binası'na giderken konvoyuna bir kişi tarafından şişe atıldı.
Konvoya fırlatılan şişenin koruma araçlarına isabet ettiği öğrenildi. Hollanda polisi şişeyi atan kişiyi gözaltına alırken Hollanda Başbakanı Mark Rutte de Başbakan Erdoğan'ı telefonla arayarak olay nedeniyle üzüntülerini bildirdiği belirtildi.
15 milyar dolar hedefi
Erdoğan, Türk ve Hollandalı firma temsilcilerinin yer aldığı Üst Yönetici (CEO) Forumu'ndaki konuşmasında da Türkiye ve Hollanda arasında ticaret hacminin 7 milyar dolar olduğunu, bunu yeterli bulmadıklarını vurguladı.
Erdoğan, Hollanda Başbakanı Mark Rutte ile görüşmesinde, 2015 sonu itibarıyla bu rakama yönelik 15 milyar dolar hedefi koyduklarını bildirdi.
Türkiye ekonomisinin son on yılda önemli yapısal gelişmeler kaydettiğini vurgulayan Erdoğan, finans ve mali alanlardaki reformlarla ekonominin sağlam bir zeminde ilerlemesini, şoklara karşı daha dirençli bir yapıya kavuşmasını sağladıklarına işaret etti.
Vize sorunu
Hollandalı iş adamlarına Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği konusunda verdikleri destek için de teşekkür eden Erdoğan, AB içinde Türk iş adamları için uygulanan vizenin kaldırılması konusunda öncülük etmelerini beklediğini bildirdi.
''Zira Schengen denilen olayın adaletle bağdaşır hiçbir yanı yok'' diyen Erdoğan, şöyle konuştu:
''Avrupa ile yakından uzaktan hiçbir ilgisi olmayan, Avrupa Birliği müktesebatı içerisinde zerre kadar yeri olmayan Latin Amerika ülkelerine vize olayında herhangi bir engel yok. Ama Avrupa Birliği'yle müzakere sürecini şu anda devam ettiren Türkiye'ye karşı böyle bir vize uygulaması yapılmasının adaletle veyahut da Avrupa Birliği'nin ahlak kuralları olarak ortaya koymuş olduğu ahde vefa ilkesiyle de yakından uzaktan alakası yoktur. Bunun bir defa ortadan kaldırılması gerekir.''
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
