Başbakan Yardımcısı Arınç, son 4 aydır yapılan anketlerde AK Parti'nin oy oranı şimdiden yüzde 54 olduğunu söyledi.***
KIRŞEHİR
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, AK Parti Kırşehir İl Kongresi'nde yaptığı konuşmada, AK Parti'nin 10 yılda başarıdan başarıya koştuğunu belirterek, 3 genel seçimde de oyunu artırarak tek başına iktidar olduğunu vurguladı.
Türkiye'nin yakın siyasi tarihinde 3 dönemdir oyunu ve milletvekili sayısını artırarak tek başına iktidar olan tek partinin AK Parti olduğunu ifade eden Arınç, ''Bundan dolayı hepimizin iftihar etmesi lazım. 2002'deki ilk seçimimiz. Genel Başkanımıza, Başbakanımıza milletvekilliği imkanı vermemişler. Hep beraber girmişiz, çok şükür 367 milletvekilimizle tek başımıza iktidar olmuşuz. 2007'de yüzde 35 olan oyumuzu yüzde 47'ye çıkarmışız, yine tek başımıza iktidarız. 2011'de yapılan seçimde bu kez yüzde 50 oy almışız, yeniden tek başına iktidara gelmişiz. 2002'de 11 milyon küsur, 2007'de 16,5 milyon oy aldık. 2011'de 21 milyon 500 bin oy aldık. Kurban olduğum Allah, verdikçe vermiş. Her seçimde oyunu 5 milyon artıran bir partiyiz. Son 4 aydır yapılan anketlerde de bu partinin oy oranı şimdiden yüzde 54'ü bulmuş'' diye konuştu.
''2014'ün mart ayında belediye başkanlığı seçimlerinde başarılı olacağız''
Son yerel seçimlerde bazı partilerin, AK Parti'li belediye başkanlarının seçimi kazanmaması için birlikte hareket ettiğini anlatan Arınç, şunları kaydetti:
''Sırf AK Parti kazanmasın diye geçmişte birbirlerine hasım olan partilerin birbirlerini destekleyerek belediye başkanını seçmelerini Türkiye yaşadı. Bundan sonra yaşar mı, bilmiyorum ama 4'ü de birleşse, 2 ile çarpsanız, 3 ile karekökünü alsanız, önümüzdeki seçimde Allah'ın izniyle bütün belediyeleri tekrar alacağız. Çünkü tüm kenara bütün siyasi partileri koyabilirsiniz, bir tarafa AK Parti'nin gücünü koyabilirsiniz. Eminim ki millet yüzde 50'den sonra yüzde 54'ü veriyorsa, yüzde 60'ı da verecek demektir. Bütün bu birleşmeler hiçbir anlam ifade etmeyecektir. Yeterki biz doğru olalım, yeter ki biz iş yapalım, yeter ki cesaretimizi kaybetmeyelim. Millet bizi kucaklasın, göreceksiniz arkamızda müthiş bir rüzgarla 2014'ün Mart ayında belediye başkanlığı seçimlerinde başarılı olacağız.''
''Laikliği Türkiye'de gerçek anlamıyla yeniden yaşamaya başlıyoruz''
Zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılmasını öngören teklifin Genel Kurul görüşmeleri sırasında yaptıkları eklemeyle Kur'an-ı Kerim'in seçmeli ders olmasına değinen Arınç, şunları kaydetti:
''Bugün eğitimle ilgili bir kanun çıkarırken çok zorluyorlar bizi. Hakaretler havada uçuşuyor, iş kavgaya dönüşüyor bazen, ağızlarından köpükler sıçrıyor. Televizyonlara bir bakın. O insanların yüzü kıpkırmızı. Sesinin bütün gücüyle bağırıyorlar. Ağız dolusu hakaret ediyorlar. En çok bağıranlar en çok haksız olanlardır. En çok ağzından köpük saçanlar, en çok yalan söyleyenlerdir. En çok yüzü kızararak karşısındakinin boğazını sıkanlar, en çok yanlış yapanlardır. Kim olduklarına siz karar verin. Biz bir kanun getiriyoruz, beğenirsiniz, beğenmezsiniz. Yapacağınız tek şey İçtüzüğün verdiği imkanlara göre karşı çıkmaktır. Kur'an-ı Kerim dersi ile Hazreti Peygamber'in hayatının seçmeli ders olarak okutulması... Seçmeli ders, belki onun gibi daha 10 tane ders konacak. Şu anda bile seçmeli dersler var. Bir insanın iradesine bıraktığınız işten dolayı, o insana seçme hakkı vermenizden dolayı kim eksiklik duyabilir. Cumhuriyet Halk Partili bazı milletvekilleri çok sorumsuz bir biçimde, 'Cumhuriyet iflas etmiştir. Türkiye'ye hilafet gelmiştir. Artık bundan sonra Türkiye'de yaşanmaz, öldük, bittik, mahvolduk' dediler. Bu, milletin kararıdır. Buna Milliyetçi Hareket Partisi de destek vermiştir. Adalet ve Kalkınma Parti'li milletvekillerimiz de destek vermiştir. Yaptığımız iş milletin bizden isteğidir. Millet çocuklarının isterlerse, arzu ederlerse Peygamberimizin hayatını öğrenmesini, Kur'an-ı Kerim'i en azından yüzünden okuyacak hale gelmesini ve İslam tarihi ile birlikte okumasını arzu ediyordu. Demokrasi, böyle bir şeydir. Demokrasiyi hazmedebilirsiniz. Laiklik ile din ve vicdan özgürlüğünü, Türkiye'de gerçek anlamıyla yeniden anlamaya ve yaşamaya başlıyoruz.''