İSTANBUL
Anadolu Ajansı (AA) Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Kemal Öztürk, iftarın ardından yaptığı konuşmada, Ankara'daki iftarda gördüğü manzaranın bir benzerini burada gördüğünü belirterek ''Tebessüm eden yüzler, birbirine gülümseyen ifadeler, bir kurum için son derece önemli ve kıymetlidir. Mutlu bir çalışan ekip görüyorum. Bundan da son derece gurur duyuyorum'' dedi.
Öztürk, üç imparatorluğa ev sahipliği yapan İstanbul'un mağrurluğu ve ağırlığını hissettiklerini vurgulayarak, iftar yapılan masalarda bazen İngilizce, bazen Arapça ve Türkçe konuşmalar duyulduğunu, bunun da uluslararası bir ajansın sesleri olduğunu dile getirdi.
Bu durumdan duyduğu mutluluğu ifade eden Öztürk, ''Soframızda Ürdün'den, Mısır'dan, Lübnan'dan veya Türkiye'nin değişik coğrafyalarından AA'nın çalışanları var. Bu bir bereket sofrasıdır. Bizim hayal ettiğimiz bir sofradır. Tıpkı yüzyıllar öncesinde olduğu gibi bugün de ekmeğimizi, suyumuzu ve tuzumuzu bu coğrafyanın değişik ülkelerinde yaşamış, ama aynı inancı paylaştığımız kardeşlerimizle birlikte tüketmenin ve paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. AA'nın olmasını istediğimiz geleceği böyle bir şey'' diye konuştu.
AA'nın hedeflerine işaret eden Öztürk, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Renkli, her çeşit insana, her ülkeye ve ırka açık ve aynı hedefe kitlenmiş bir AA hayal ediyorduk. Bu hayalimizin adım adım gerçekleşmesini görmekten büyük bir mutluluk duyuyorum. Eğer Allah ömür verir de bu ajansta 7 yılımızı geçirirsek, bundan sonra dünyanın en büyük 5 ajansından biri olmayı Allah bize nasip ederse işte o zaman göreceğimiz tablo, bu sofrada Arapça ve İngilizce'nin dışında Rusça, Fransızca, Çince, Almanca ve Farsça sesleri de duyacaksınız. Yani tam 11 dilde konuşan, 11 dilde sevgisi ve kardeşliğini paylaşan bir AA göreceksiniz. Gelecek için umutlanınız.''
Mazlumun yanında vicdanın sesi olmak zorundayız
Öztürk, ''AA, büyük bir ülkenin, büyük bir milletin ve büyük coğrafyanın ürünüdür. Türkiye'ye ait değildir sadece'' diyerek, şöyle devam etti:
''Yani topraklarında Arapça ve Farsça'nın, Acemce'nin, Kürtçe'nin konuşulduğu bu coğrafyanın bir ürünüdür. Gelecekte de bu coğrafyanın dillerini konuşacaktır. Son birkaç gündür Burma'da, Arakanlı Müslümanların yaşadığı sıkıntıları Türkiye tüm dünyaya duyurdu. Gururla ve hüzünle ifade etmek isterim ki, Burma'daki insanlık dramını dünyaya duyuran tek ajans AA oldu.''
Burada çalışan şoföründen yayın editörüne kadar herkesin gururla bahsetmesi gereken bir konu olduğunu anlatan Öztürk, şunları söyledi:
''Eğer Saraybosna'da bugün Burma'daki Müslüman kardeşlerimizin insanlık dramı Boşnakça okunabiliyorsa veya Kahire'de Arapça bu dram dinlenebiliyorsa veya Moskova'da Rusça veya dünyanın herhangi bir yerinde İngilizce bu dramdan bahsediliyorsa, bilin ki sizin payınız var. Attığınız bir tweet'in, ettiğiniz bir duanın, yazdığınız bir haberin, bir harfin ve bir kelimenin, çektiğiniz bir fotoğrafın ve görüntünün bu insanlık dramının dünyada duyulmasında katkısı vardır. Bu bir insanlık vazifesidir. Sadece habercilik yapmak değildir. Bu yüzden vazifenizin çok büyük, yükünüzün çok ağır olduğunu bilmenizi isterim. Bu topraklar bize tarihi bir misyon yüklemiştir. Hiç kimse yapmasa da, hiç kimse istemese de bu misyon bu coğrafyada yaşayan milletlerin misyonudur. Mazlumun yanında vicdanın sesi olmak zorundayız. Hiç kimseden beklemeden bu vazifeyi her bir fert olarak yapmak zorundayız. Kameraman vizöründen bakarken bu vicdanla, sesle ve vizyonla bakmalıdır. Foto muhabiri fotoğraflarını çekerken, muhabir haberini yazarken bu vizyonla bakmalıdır.''
Öztürk, herkesin Türkiye'den bir beklentisi olduğunu ifade ederek ''Hiçbir şey olmasa bile insanlığın sesi olmamızı beklerler. Nerede bir mazlumiyet ve mağduriyet varsa, o sesi bizim dillendirmemizi isterler. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, işte bunu yapıyor. Nerede bir mağdur varsa onun sözcülüğünü yapıyor. Bize düşen görev de bu topraklarda her zaman sözü olan insanların sesi olmaktır. Bu sözü dünyaya biz duyuracağız. Hiç kimseden hiçbir yerden beklemeden. İnsanlık adına söylenmiş tüm sözleri dünyaya biz duyuracağız, yani siz duyuracaksınız, yani bu sofrada oturan her fert'' şeklinde konuştu.
Arapça servisinin önemine de değinen Öztürk, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Biz, tıpkı yüzyıllar öncesinde olduğu gibi bir arada yaşamayı en iyi bilen milletleriz dememiz gerekiyor. AA'nın Arapça servisi bunu ispatlayacak. Kimseyle kavga etmeden ve çekişmeden bizim bir arada yaşayabildiğimizi Arapça servisimiz ispat edecektir. Çok şükür bugün çalışan sayısı 100'e dayanan bir Arapça servisimiz var. Fas'tan Beyrut'a kadar, Gazze'ye kadar tüm Orta Doğu ülkelerinde örgütlenmiş bir Arapça servisimiz var. Bu Arapça servisimizin her gün haberleri bir gazetenin manşetini, bir televizyonun bültenini süslüyor. Bu coğrafya bizden sorulur, bizden sorulmalıdır. Eğer yanı başımızda Suriye'de bir olay varsa, oranın en doğru haberini biz yapmalıyız, en iyi fotoğrafını ve görüntüsünü biz çekmeliyiz. Bu topraklar bizim çünkü. İçinde kim kavga ederse etsin, bu topraklar ve halklar bizim halklarımız ve kardeşlerimiz. Yıllarca bizim kardeşlerimiz olarak hep beraber yaşadık. Şimdi aramıza ufak tefek anlaşmazlıklar sokanlar yakında gidecekler ve yeniden halklarımız kardeş olarak bir araya gelecekler. Avrupa'nın gazeteleri, haber ajansları sizin çektiğiniz fotoğraflarla çıkmalıdır. Bizim görüntülerimizi televizyonlar haber yapmalıdır ve sizin haberlerinizle doğruyu dünyaya yaymalıdır. Çünkü Türkiye, insanlığın ve vicdanın sesidir. Manipülasyon yapmaz, nerede bir insanlık dramı varsa onu olduğu gibi yansıtır, örtmez üstünü.''
Öztürk, Myanmar'da mülteci kampının fotoğrafları ve haberlerinin yabancı ajans ve gazetelerde yer almadığını söyleyerek, ''Yine Türk gazeteleri orada, yine AA orada. Şimdi yine Suriye'deyiz, Halep'teki çatışmaların fotoğraflarını çekiyoruz. Libya'daki seçimleri yazıyoruz. Yani bu coğrafyanın neresinde hareketlilik varsa, neresinde haber değeri taşıyan bir şey varsa biz oradayız'' dedi.
Herkesin kazanılmış hakları benim teminatım altındadır
Kurum çalışanlarının, büyük bir misyonun parçası olduklarını unutmamaları gerektiğini vurgulayan Öztürk, şöyle devam etti:
''Küçük tartışmalara kendinizi kaptırmayın, küçük dedikodular kafanızı karıştırmasın. Siz çok büyük misyonun parçasısınız. Çok büyük bir hedefimiz var ve az bir süremiz var. Buraya doğru kitlendik ve buraya doğru gidiyoruz. AA'da çalışanların haklarını korumayı birinci derece kendisine görev edinmiş bir genel müdürüm. Herkesin kazanılmış hakları benim teminatım altındadır. Kim bu konuda kafanızı karıştırmak istiyorsa, kulak asmayacaksınız. Çünkü yapmamız gereken çok büyük bir iş var. İnsanlık nerede sıkıntı çekiyorsa orada olmak zorundasınız. Bu sizin tarihsel bir görevinizdir. Bundan kaçamazsınız. Erteleseniz bile kaçamazsınız. O yüzden küçük şeylerle uğraşmadan büyük hedeflere kitlenmeniz gerekiyor. Hepimizin üzerine düşen bir görev var. Bunu en iyi şekilde yapmak zorundayız. İslam coğrafyasının birçok yerinde maalesef gözyaşı, hüzün ve acı var. Allah bizlere o ülkelerdeki sevinci ve mutluluğu da haber yapmayı nasip etsin. İnşallah bugün sıkıntı ve acı çeken o topraklarda gülümseyen milletin ve halkın haberlerini yaparız''
İftar yemeğine, AA Genel Müdür Yardımcısı Ebubekir Şahin, AA İstanbul Bölge Müdürü Mustafa Ekici, AA Arapça Haberler Koordinatörü Turan Kışlakçı, Arapça ve Finans Haberleri servisleri ile bölge müdürlüğü çalışanları katıldı.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.


