
Lefkoşa'daki Mevlevi Müzesi turistlerin uğrak yeri.***
LEFKOŞA - Züleyha Karaman
''Gene gel, gene gel, her ne isen gene gel; kafirsen, ateşe tapıyorsan da gel... Bu bizim kapımız, umutsuzluk kapısı değil; yüz kere tövbeni bozsan da gene gel'' sözleriyle hoşgörü sembolü Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin geliştirip Türk-İslam dünyasına yaydığı Mevlevilik felsefesi, Kıbrıs Türklerinin kültürel ve dini hayatında önemli yer aldı.
Osmanlı'nın 1571'de Kıbrıs'ı fethetmesinden hemen sonra kurulan Lefkoşa'daki Mevlevi Tekkesi'nde, müzeye dönüştürüldüğü 2002 yılından bu yana Mevleviliğin ve Türklerin adadaki en eski izleri sergileniyor.
Kıbrıs'ın Osmanlı döneniminin en önemli eski eserlerinden biri olan, Lefkoşa'da Girne Caddesi üzerindeki Mevlevi Müzesi, turistlerin de önemli ziyaret mekanlarından biri olarak göze çarpıyor.
Müzenin avlusunda, ada genelinden toplanan, her biri Osmanlı taş işçiliğinin güzel örneğini oluşturan mezar taşları ve kitabeleri sergileniyor.